onedio
Beşiktaşlı Futbolculardan 'Aziz Yıldırım' Sözü
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın açıklamaları Beşiktaşlı futbolcuların motivasyonunu ikiye katladı.Süper Lig’de liderlik koltuğunu Galatasaray’dan geri almak için Fenerbahçe ile bugün çok kritik bir derbi oynayacak Beşiktaşlı futbolcuları hırs bastı. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın önceki gün yaptığı açıklamalardan etkilenen siyah-beyazlı futbolcular kendi aralarında galibiyet yemini etti.Beşiktaş’ın ortaya koyduğu mücadeleye yeterince saygı gösterilmediğini dile getiren siyah-beyazlı futbolcuların, “Biz sadece yakaladığımız havayla yolumuza devam etmiyoruz. Herkesin kabul ettiği gibi biz iyi bir takımız. Tüm Türkiye futbolumuzdan övgüyle bahsediyor” ifadelerini kullandıkları kaydedildi.'Favori taraf biziz’Siyah-beyazlılar, Teknik Direktör Slaven Bilic’e de üç puan sözü verdi. Zirveyi yeniden ele geçirmek için derbide büyük bir mücadele ortaya koyacaklarını dile getiren futbolcuların, “Şampiyonluğun en güçlü adayı biziz. Rakiplerimizin puan kaybetmemizi beklemeleri gayet normal. Biz iyi futbol oynadığımız için bu tür açıklamalar yapılıyor. Derbide bütün Türkiye bizim nasıl bir takım olduğumuzu görecek. İnşallah stat tamamen dolar. Şimdiye kadar hiç kötü oynamadık. Puan kaybettiğimiz maçlarda bile rakiplerden iyiydik” diye konuştukları bildirildi.Siyah-beyazlı futbolcuların gösterdiği bu kenetlenme Slaven Bilic’i de mutlu etti. Oyuncularına teşekkür eden Hırvat hocanın, “Siz Türkiye’nin en iyi takımısınız. Stadımız yok. Seyirci avantajımız yok. Bu ülkeyi Avrupa’da çok iyi temsil ediyorsunuz. Derbide de iyi oynayan siz olacaksınız” diyerek, siyah-beyazlı oyunculara moral aşıladığı aktarıldı.Skorer
Fenerbahçe İkinci Yarıda Açıldı
Türkiye Basketbol Ligi'nin 4. haftasında Fenerbahçe Ülker, evinde Tofaş ile karşı karşıya geldi.Türkiye Basketbol Ligi'nin 4. haftasında Fenerbahçe Ülker Sports Arena’da Tofaş ile karşılaşan Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımı, rakibini ikinci yarıda gösterdiği başarılı oyun ile 80-70 yendi ve ligdeki üçüncü galibiyetini aldı.Sporx
Şike 'Kamu Spotu' Oldu
Gençlik ve Spor Bakanlığı, son yıllarda Türkiye’nin gündeminden düşmeyen şike konusunda kamu spotu hazırladı. Gençlik ve Spor Bakanlığı, şike konusunda kamu spotu hazırladı. Hazırlanan kamu spotunda eski milli basketbolcular İbrahim Kutluay, Ömer Onan ile eski milli futbolcu Metin Tekin rol aldı. Spotta en dikkat çeken isim ise Spor Toto Süper Lig’in en genç golcüsü unvanına sahip Bursasporlu Enes Ünal oldu. Bir başka dikkat çeken unsur ise şike davasında yargılaması devam eden Fenerbahçe Kulübü’nde basketbolu bırakan İbrahim Kutluay ile Ömer Onan dikkat çekti. Onan halen Fenerbahçe’de menajer olarak görev yapıyor.Karanlığın fon olarak kullanıldığı spotta ilk olarak İbrahim Kutluay, antrenman yaparken topu karanlıkta bulunan bir kişiye atıyor. Karanlıktan gelen toptaki, şikeyi temsil eden kirli el izini gören Kutluay, topu elinden hemen bırakıyor. Spotun devamında Fenerbahçeli Ömer Onan, soyunma odasında maça hazırlanırken, omzuna dokunan bir el yine aynı siyah izi bırakıyor. Onan’ın bu durum karşısında şaşkınlığını gizleyememesi dikkatlerden kaçmıyor.Spotun en dikkat çeken kısmında sahneye Bursasporlu genç oyuncu Enes Ünal çıkıyor. Ünal, kendisine sunulan içi para dolu zarfı geri çeviriyor. Ardından Ünal’ı aydınlığa açılan bir kapıda eski milli futbolcu Metin Tekin karşılıyor. Spotun son kısmında Tekin, 'Şikeye sakın göz yumma, temiz spora sahip çık' sloganıyla karşımıza çıkıyor.İHA
'Aziz Yıldırım'ın Türk Futbolundan Eli Çektirilmeli'
Cavcav; 'Aziz Yıldırım'ın Türk futbolundan eli çektirilmeli ve Fenerbahçe'den üyeliği düşmeli' dedi.Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav, 90+6′da gelen golle yendikleri Başakşehir maçının ardından yaptığı açıklamada Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ı hedef alan açıklamalar yaptı.Cavcav; “Aziz Yıldırım’ın Türk futbolundan eli çektirilmeli ve Fenerbahçe’den üyeliği düşmeli” dedi.Amk Spor
Tahkim Kurulu Yıldırım'ın Cezasını Onadı, Töre'ye İse İndirim Uyguladı
TFF Tahkim Kurulu 60 gün hak mahrumiyeti ve 26.000.-TL para cezası verilen Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın duruşma talebini reddetti ve PFDK'nın verdiği cezayı onadı.Gökhan Töre'nin 3 maçlık cezasının 1 maçı da 1 yıl süreyle ertelendi.Tahkim Kurulu'nun aldığı kararlar şöyle;Zara Belediye Spor Kulübü futbolcusu Fatih Yaman'ın AFDK'nın 23.10.2014 tarihli ve E.2014-2015/224, K.2014-2015/296 sayılı kararına itirazı incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Tüm dosya üzerinde yapılan müzakere neticesinde; Zara Belediye Spor Kulübü futbolcusu Fatih Yaman'ın, rakip takım antrenörüne yönelik saldırı ve hakaret eylemleri ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken, futbolcunun eylemlerinin bir bütün olarak değerlendirilip ceza tayinine gidilmesi Kurulumuzun yerleşik içtihatları doğrultusunda uygun görülmemiş ise de, aleyhe bozma yasağı ve cezanın re'sen aleyhe bozulamaması nedeniyle AFDK'ca, rakip takım antrenörüne saldırısı nedeniyle FDT'nin 44/1-a. maddesi uyarınca 5 resmi müsabakadan men cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile (K.2014/242);Fenerbahçe A.Ş. Başkanı Aziz Yıldırım'ın PFDK'nın 30.10.2014 tarihli ve 2014-2015/290 E., 2014-2015/335 K. sayılı kararına itirazı incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Tüm dosya kapsamında yapılan müzakere neticesinde;Eylemin mahiyeti ve Kurulumuzun emsal kararları çerçevesinde yerinde görülmeyen duruşma talebinin reddine oybirliği ile;Fenerbahçe A.Ş. Başkanı Aziz Yıldırım'a müsabaka hakemine yönelik tehdidi nedeniyle FDT'nin 41/1-b.maddesi uyarınca 60 gün hak mahrumiyeti ve 26.000.-TL para cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile (K.2014/243);Beşiktaş A.Ş.'nin, idarecisi Ahmet Mete Vardar ve futbolcusu Gökhan Töre ile ilgili PFDK'nın 30.10.2014 tarih ve E.2014-2015/297, K.2014-2015/343 sayılı kararına itirazı incelendi. İtirazın süresinde olduğu, gerekli harcın yatırıldığı görüldü. Tüm dosya kapsamında yapılan müzakere neticesinde;(1) Eylemlerin mahiyeti ve Kurulumuzun emsal kararları çerçevesinde yerinde görülmeyen duruşma talebinin, her iki fail yönünden de reddine oybirliği ile;(2) PFDK'ca Beşiktaş A.Ş.'nin, idarecisi Ahmet Mete Vardar'a müsabaka hakemine yönelik hakareti nedeniyle FDT'nın 41/1-b maddesi 60 gün hak mahrumiyeti cezası ve 26.000.-TL para cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, yapılan itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile;(3) Beşiktaş A.Ş.'nin, futbolcusu Gökhan Töre'ye;Müsabaka hakemine yönelik hakareti nedeniyle FDT'nın 41/1-a. ve 35/4. maddeleri uyarınca 3 resmi müsabakadan men cezası ve 13.000.-TL para cezası verilmesinde sübut, hukuki nitelik ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, yapılan itirazın reddine, cezanın onanmasına oybirliği ile;Kurulumuzun yaptırımın ertelenmesine ilişkin kararlarında ve FDT'nin 102. maddesinde belirtilen şartları taşıdığı anlaşıldığından 'yaptırımın ertelenmesi' talebinin kabulüne, PFDK'ca verilen 3 resmi müsabakadan men cezasından henüz infaz edilmeyen yalnız 1 resmi müsabakadan men cezasının 1 yıl süreyle ertelenmesine, ertelenmeyen 2 resmi müsabakadan men cezasının ise derhal infazına oybirliği ile (K.2014/244);Skorer
Reklam
Hakan Şükür: 'İstifa Ettiğim Gün Bakanlık Teklif Ettiler'
Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun yapıldığı 17 Aralık'tan bir gün önce AKP'den istifa eden İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, istifa ettiği gün AKP'den kendisine bakanlık teklif edildiğini söyledi.A Milli Futbol Takımı ve Galatasaray 'ın eski golcüsü, İstanbul Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür, Adalet ve Kalkınma Partisi 'nden istifa ettiği gün bakanlık teklifi aldığını, Fethullah Gülen'in ise istifa kararını öğrendiğinde 'istifa etmemesini tavsiye ettiğini' söyledi.Dershane tartışmalarının olduğu günlerde fikir ayrılığına düştüğü AKP'den 16 Aralık'ta istifa etti. Yani yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun yapıldığı 17 Aralık'tan bir gün önce. Üstelik Spor Bakanlığı gibi bir makamı elinin tersiyle iterek… 'Tuzluk', 'hain' damgaları yedi en tepedeki isimden.Suskunluğunu bozan İstanbul Bağımsız Milletvekili Hakan Şükür, haftalık haber dergisi Aksiyon'a konuştu. Bu süreçte bilinmeyen gerçekleri, hakkında merak edilen her şeyi Aksiyon'a anlattı.Hakan Şükür'ün, Aksiyon Dergisi'nin 3 Kasım Pazartesi günü çıkacak son sayısında yer alan açıklamalarından bazıları şöyle:'BAKAN YAPTIK ADAMI, İSTİFA ETMESİN' DEDİLERSiyasete girdiğinize pişman oldunuz mu?Olmadım. Başlangıç itibariyle istifa sebeplerimde, niye siyasete girdim dedim, çıkmak istedim, farklı sebepten dolayı. Ama bugüne baktığımda bana çok şey öğretti siyaset. Yani bu, istifadan sonraki süreç…Size istifa etmeden önce bakanlık teklif edildiği söyleniyor?Açık net söylüyorum, partinin ileri gelenlerinden, başbakana yakın biri vasıtasıyla, -ismini gerektiği zaman söyleyeceğim-, istifa etmeden 3 hafta önce 'yakında bakansın, buna göre hazırlıklarını yap' dendi. Hatta ve hatta istifa ettiğim, telefonlarımı kapattığım gün bütün o yetkili kişiler yakınlarımı arayarak döndürmeye çalıştılar ve bunu söylediler bana. 'Bakan yaptık adamı, istifa etmesin' dediler. Ben sadece bir olaya bakarak istifa etmedim. Ama 'Hocaefendi istedi diye istifa etti' dediler. Hiç alakası yok. Daha önce istifa etmeyi düşündüğümü partili birçok milletvekili arkadaşıma dillendirmiştim. Hepsi biliyor bunu.Şu an bağımsızsınız. 2015'teki seçimlerde aday olacak mısınız?Şu anda hiçbir şey düşünmüyorum. Çünkü çok belirsiz bir ortamı ve çok bölünmüş toplumsal yapıda siyaset çok da anlamlı gelmiyor bana. Ancak 3 yıllık deneyimim bana siyasi anlamda da yapılabilecek şeyler olduğunu söylüyor. Açıkçası zaman gösterecek diyebilirim.İdris Bal bir parti kuruyor, var mısınız içinde?Hayır. Ancak İdris beyi çok seviyorum. Kendisinden de çok şey öğrendim. Her türlü desteği veririm.Beraber olur musunuz?Bugün için böyle bir planım yok. Ama 2015 bize neler getirecek bilmiyoruz.”Siz bu dershane tartışmalarının çıktığı dönemde istifa ettiniz.O, bardağı taşıran damlaydı. Ben partinin içine girdikten, yaşadığım birçok konudan sonra istifa etmeyi çok düşünmüştüm.Dershane tartışmaları öncesi mi?Evet.Ama sizin için 'talimatla geldi, talimatla gitti' dedi Mehmet Ali Şahin...Ucuz siyaset yapıyorlar. Bir yere bağlayıp bir yere vurmak, sizin üzerinizden koca bir hareketi zor duruma düşürmek istiyorlar. Futbolun sıkıntıları ve çözümleri için gittiğim yerden milletvekili adayı olarak çıktım. Doğruyu, olayın nasıl cereyan ettiğini kendileri gibi bana bu teklifi yapan da biliyor. Ben biliyorum, Allah biliyor...İstifa etmeden önce Fethullah Gülen'le hiç görüşüp, onun telkini ile ayrıldığınız söylendi…Tamamen uydurma. Hatta tam tersi, dershane tartışmalarından önce birçok kez istifa etmek istedim. Ama beni burada kalmaya zorlayan kişi Hocaefendi'ydi. “Onlar bizim kardeşimiz, siz çıkarsanız, şimdi yanlış anlaşılır. Türkiye'de çok güzel şeyler oldu. Yani sizin girişiniz nasıl bir olaysa, çıkışınız, sebebi ne olursa olsun, farklı dedikoduları beraberinde getirir, bu da o partiye zarar verir.” gibilerinden telkinlerde bulundu. Hani ben girerken sormuş olsaydım, belki de bana 'girme' diyecekti, bilmiyorum. Girerken de sorma imkânım olmamıştı.İdris Naim Şahin bir oligarşik yapıdan bahsetti. Siz bu yapıyı hissettiniz mi?Belli bir his vardı ama ben onu konumlandırıp, anlamlandıramamıştım. Herhalde bunu yapabilmek için yakın ve birebir yaşamak gerekiyor. Eskiden kolaylıkla ulaşıp bir şeyler paylaşabildiğimiz başbakanın etrafına adeta görünmez bir duvar örülmüş durumda. Ulaşabilmek için büyük kalkanları geçmek zorundasınız. Ulaşılmaz bir hale geldi başbakan. Uyarmak, söylemek, fikirlerinizi anlatmak çok güç artık. Sanırım İdris Bey'in kast ettiği yapı bu. Aslında bugün ki pek çok meselenin kökeninde de aynı sıkıntı var gibi. Bir yerleri ele geçirme düşünceleri, Fenerbahçe mesela, ses kayıtlarında çıktı. Böyle onlarca, yüzlerce başlık var.Milletvekilliğinin hiç mi önemi yok?Görünürde var gibi. Açıkçası bana uymayan ve yaşadığımda hayal kırıklığına uğradığım bir fonksiyon söz konusu. Bir konudaki fikrinizi önceden öğreniyorlar, test etmek için size birilerini gönderiyorlar, eğer düşündükleriniz işlerine hiç gelmiyorsa o konuda kamuoyu önünde hiç fikrinizi sormuyorlar. Ama onlar gibi düşünürseniz, isminizi kullanarak 'Hakan da böyle düşünüyor' diyorlar. Beni rahatsız eden bu yapı. Kaldı ki meclise gidip 15 saat oturan adam hiç olmadım.Kullanılmaya çalışıldığınız anlar hiç olmadı mı?Oldu. Şike sürecinde cezaların düşürülmesi meselesi. Evet, cezalar fazlaydı. Ama olaylar patlayınca düşürülmeye çalışılmasını onaylamamıştım. O yasa görüşülürken atlayıp İstanbul'a geldim. Partiden çok önemli bir yetkili de arkamdan geldi. “Bu yasa ile ilgili Meclis'te sen konuş” dedi. “Ben hukukçu değilim” dedim. “Ben yasanın geçmemesini düşünüyorum, siz bana bunun tersini yap diyorsunuz. Yapamam” dedim. “Böyle mi söyleyelim beyefendiye?” dedi. “Söyleyin” dedim.'BENİ SADECE ŞENOL GÜNEŞ ARADI'Herkes kendine yakışanı yapıyor. Tabelaların sökülmesi beni hiç etkilemedi. Aksine 'Duvarda resmin olacağına âlemde ismin olsun' diyerek onların basitliğine verdim. Bence ibretlik olan tam da aynı süreçte Avrupa'nın en prestijli ödüllerinden biri olan Golden Foot'a (Her yıl bir aktif bir de futbolu bırakmış iki efsane oyuncuya verilen altın ayak ödülü) layık görülmemdi. Sahip olduğum maddi manevi zenginlikleri, imkanları bir üstünlük ve tahakküm aracı olarak kullanmadım bugüne kadar. Ben hiçbir şey olmamayı göze almış bir insanım. Tabela, isim, unvan benim nezdimde çok fazla değer ifade eden şeyler değil.Lig TV'deki yorumculuğunuz da bu süreçte sonlandırıldı. Bu olay karşısında Şansal Büyüka'nın duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?Kimse, biz böyle durduk, herkesten böyle durmasını bekliyoruz dememeli. Diyemez. Olmaz. Yapamazsınız yani. O insanları ben kesinlikle sorgulamıyorum. Hepsini çok seviyorum. Dostum onlar. Siyasete girmeden önce de tanıyordum onları. Lig TV bana yorumculuk teklif ettiğinde henüz TMSF'nin elinde değildi. Dolayısıyla bir özel kanaldan gelmişti teklif. Ancak sıkıntılı sürecin başlangıcı ile beraber kanala el konulunca maksat zarar verelim düşüncesiyle yapılan bir atraksiyondu diye düşünüyorum. Şuna üzüldüm ama hak da veriyorum, kolay değil, telefonları dinleniyor, takip ediliyor, 'bak onunla konuşursan seni de örgüte sokarlar' diye söyleniyor onlara. O arkadaşlarım nasıl yapacak ki, nasıl konuşacak ki? Onları da anlamak lazım. Ama şuna üzüldüm; Altın Ayak ödülünü, futbolculuk kariyerim, Milli Takım, G.Saray'da yaptıklarım, bir de saha içi duruşumla -evet o gün Fransa'daki ödül töreninde bu önemle ifade edildi- aldım. Sadece o arkadaşlarımdan bir vesileyle tebrik telefonu beklerdim. Sadece Şenol Güneş aradı. Şenol hocanın açık açık çıkıp söylemesi beni çok mutlu etti. Ona teşekkür ederim. Ancak sadece Şenol Güneş'in araması yetmez. Ancak futbol anlamlı suskunluğu, susmayanların ise adeta aforoz edilmesi ülkenin yaşadığı cinnet halinin tezahürüdür.Cihan
Bilic: 'Beşiktaş'tan Teklif Aldığımda 'Hayır, Olamaz' Dedim'
Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic , “Bana ilk kez, 2008’de milli takımı çalıştırdığım dönemde teklif yapmışlardı ama o sıralar ayrılmaya hazır değildim, çünkü eleme maçları başlamak üzereydi. Beşiktaş’tan teklif aldığımda da kendi kendime ‘Hayır, Beşiktaş olamaz!’ dedim, reddedemeyeceğimi biliyordum. Çok özel ve tutkulu bir kulüp olduğunun farkındaydım” dedi.Beşiktaş'ın teknik direktörü Slaven Bilic, Four Four Two dergisinden Recep Özerin 'e konuştu. Türk futbolu, Beşiktaş’ın geleceği ve özel hayatını anlatan Bilic şunları söyledi:Hajduk Split altyapısında oynadınız, orada profesyonel oldunuz, futbolu orada bıraktınız ve teknik direktörlüğe de orada başladınız. Sizin için bir hayli anlam ifade ediyor olmalı...Beşiktaş’a çok benzeyen bir kulüp. Çok özel bir camia ve bir futbol kulübünden çok daha fazla anlamlar içeriyor. O dönem Yugoslavya Ligi çok zorluydu, şampiyonluk mücadelesi veren birbirinden güçlü dört takım vardı. Kızılyıldız, Partizan, Dinamo Zagreb ve Hajduk Split. Hajduk sadece bir futbol kulübü değil, orada yaşayan insanlar için çok daha farklı anlam ifade ediyor. Adeta bir yaşam tarzı, bir kimlik ve bu açıdan Beşiktaş’a benzetiyorum.Futbol oynarken aklınızda teknik adamlık yapmak var mıydı?Kesinlikle yoktu. Futbolcuyken teknik adam ya da antrenör olmayı bir an bile aklımdan geçirmedim. Her şey bir anda olup bitiverdi. Hajduk Split o dönem ciddi ekonomik sorunlar yaşıyordu. Büyük bir kulüptük, ligde şampiyon olmuştuk, Şampiyonlar Ligi’ne gitme şansı yakalamıştık ve kadroda birçok yetenekli oyuncu vardı. Şimdi kim olduğunu hatırlamıyorum ama bir gün biri bana gelip, Hajduk forması giymiş dört eski oyuncu olarak (Aljosa Asanovic, Alen Boksic, Igor Stimac ve ben) kulübe para yardımı yapmamızı istedi, biz de aramızda para topladık. O dönem üç arkadaşım hâlâ futbol oynuyordu, ben emekli olmuştum. Para yardımı sonrası adeta yönetim kurulu üyesi haline gelmiştik. Birkaç ay sonra saha içi sonuçları kötü gidince teknik direktörü değiştirme kararı aldık. Boşta olan birkaç teknik adamla görüştük ama hiç kimse gelmek istemiyordu. Sonra bana “Beş maçlığına takımın başına geçer misin?” diye sordular, ben de geçtim. Ligin sonuna kadar çok iyi bir performans sergiledik, sezon sonunda kalmamı istediler, ben de bu süreçten ciddi ölçüde keyif almıştım ve kaldım.Beşiktaş’tan teklif aldığınızda ilk tepkiniz ne oldu?Yalan söylemeyeceğim, Beşiktaş şu an dünyanın en büyük kulübü değil ama futbolla yakından ilgilenen herkes tarafından tanındığı da bir gerçek. Futbol benim hayatımın da önemli bir parçası ve futbolculuğumdan bu yana Beşiktaş’ı tanıyorum. Aslında bana ilk kez, 2008’de milli takımı çalıştırdığım dönemde teklif yapmışlardı ama o sıralar ayrılmaya hazır değildim çünkü eleme maçları başlamak üzereydi. Bu teklifi aldığımda Lokomotif’ten yeni ayrılmıştım ve aileme bir süre dinlenmek istediğimi söyledim. Tabii ne zaman ne olacağını hiçbir zaman kesin olarak bilemiyoruz. Beşiktaş’tan teklif aldığımda da kendi kendime “Hayır, Beşiktaş olamaz!” dedim çünkü reddedemeyeceğimi biliyordum. Çok özel ve tutkulu bir kulüp olduğunun farkındaydım. Zaten Türk futbolunu yakından takip ettiğimden ülkenin en köklü kulüplerinden biri olduğunun bilincindeydim. Euro 2012 play-off maçı için İstanbul’a geldiğimiz üç günlük süreç de bu kararımı olumlu etkiledi. O kısa sürede şehre adeta hayran kalmıştım.Türkiye’ye gelen yabancı teknik adam ve futbolcular, genelde burada oynanan futbolun taktiksel anlamda zayıf, fiziksel anlamda üst düzey olduğunu söylüyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?Süper Lig’in çok da fiziksel olduğunu düşünmüyorum. Tabii bu hangi ligle karşılaştırdığınıza da bağlı ama mesela 20 yıl öncekine göre daha fiziksel olduğu bir gerçek. Yine de Türk futbolcular fiziksel olarak çok güçlü değilken ligin öyle olması çok mantıklı değil. Yani burada mesela Zlatan Ibrahimovic fiziğinde bir oyuncu yok! Her geçen gün taktiksel anlamda geliştiğini söyleyebilirim ama en nihayetinde Türk futbolcular da İskandinav oyuncular kadar disiplinli değil. Maçların 70’inci dakikasından sonra oyundan kopuyorlar.Bu açıdan kendi takımınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?Son dönemde ciddi gelişme kaydettiğimizi görüyorum. Elbette kusursuz değiliz ama her geçen gün seviye atlıyoruz. Sezon başında oynadığımız Feyenoord, Arsenal ve Tottenham maçlarına bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Süper Lig’in alt sıralarında yer alan takımlar savunmada çok iyi organize oluyor ve topun arkasına çok iyi geçiyorlar. Onları açmak hiç kolay değil. Taktiksel anlamda üst düzey olmasalar da belli bir seviyenin üstündeler.Hayal ettiğiniz Beşiktaş’ın şu ana kadar yüzde kaçını sahaya yansıttığınızı düşünüyorsunuz? Memnun olduğunuz ve geliştirmeniz gereken yönler neler?Net bir sayı söyleyemem ama hem bireysel, hem de takım anlamında çok geliştik. Kadromuz geçen sezona oranla çok daha iyi durumda. Yine de daha geliştirmemiz gereken birçok yönümüz ve bunu yapacak potansiyelimiz var. Özellikle de hücum oyuncularının teknik olarak seviye atlaması gerek. Sadece santrforlarımızdan bahsetmiyorum tabii. Son dönemde maç içinde girdiğimiz pozisyonlarda son vuruşlarda belli sorunlar yaşıyoruz. Bunu daha iyi yapmalıyız çünkü hücuma dönük bir oyun oynuyoruz. Savunma performansımızdan da mutluyum; hem az gol yiyoruz, hem de rakibe çok az pozisyon veriyoruz.Geçen sezon 3-3 biten Fenerbahçe maçının ardından ikinci yarıda rakibin sizi fiziksel olarak alt ettiğini söylemiştiniz. 2 Kasım’da oynanacak derbi öncesi şu anki durumunuz nasıl?Bu aslında daha çok düşünce yapısıyla alakalı bir durum ve bunu da oynadığınız stat belirliyor. Bizim bir stadımız yok! Evinizde oynarken, tribünlerde sizi destekleyen binlerce taraftarı gördüğünüzde, kendi topraklarınızda olmanın verdiği güvenle mücadele edersiniz. Bunun yanı sıra, geçen sezon Fenerbahçe ve Galatasaray’la aramızda şöyle bir fark vardı: Onlarda şampiyonlara özgü bir düşünce yapısı var. Mesela Fenerbahçe’de Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Caner Erkin, Mehmet Topal, Emre Belözoğlu gibi oyuncular birçok lig şampiyonluğu yaşadı. Dirk Kuyt, Bruno Alves, Raul Meireles de kariyeri boyunca bir sürü kupa kaldırdı. Galatasaray’da da Fernando Muslera, Didier Drogba, Selçuk İnan, Burak Yılmaz gibi isimler vardı. Futbolda saha içinde gelişim gösterebilirsiniz ama en önemli gelişme bir şeyler kazandığınızda meydana gelir. Bu yüzden Feyenoord’u elediğinizde, Arsenal ve Tottenham’a karşı öyle bir futbol oynadığınızda, hatta Soma için düzenlenen turnuvada Chelsea’yi yendiğinizde seviye atlarsınız. Mesela geçen sezonki maçta devreye 3-2 önde girdiğimiz için memnunduk, rehavete kapıldık ve ikinci yarıya kendi kendimize “Şu 45 dakika bir an önce geçse keşke!” diyerek çıktık. Ya da mesela Galatasaray maçında oyuncularım taç atışı ya da korner kazandığımıza bile seviniyordu! İşte bunu değiştirmeye çalışıyoruz ve bu sezon ciddi gelişim gösterdiğimizi düşünüyorum.O halde Demba Ba ve Ernesto Sosa’nın da bu tür derbilerde size bu anlamda katkı yapmasını bekliyorsunuz…Sadece derbilerde değil! İşler zora girdiğinde sahneye çıkıp “Ben buradayım! Bu işi yapmaya hazırım!” diyecek oyunculara ihtiyacınız var. Mesela Oğuzhan Özyakup da çok yetenekli bir oyuncu ve artık “lider oyuncu” seviyesine yükselmeli. Aynı şekilde Olcay Şahan, Gökhan Töre ve Mustafa Pektemek de çok gelişti. Tabii Kerim Frei ve Cenk Tosun’dan beklentilerimiz de büyük!Atatürk Olimpiyat Stadı’nın olumsuz koşullarından sürekli bahsediyorsunuz. Ankara’da oynadığınız Sivasspor maçındaki atmosferi nasıl buldunuz?Harikaydı. İyi bir futbol karşılaşması için birçok şey gerekli; iki takım da pozitif oynamalı, zemin güzel olmalı, tribünler iyi olmalı… Sivasspor maçında tüm bunlar bir araya gelmişti. Hem zemin şahaneydi, hem de taraftarımızı bize inanılmaz bir destek verdi. Rakibimiz de futbol oynamaya çalışınca ortaya böyle güzel bir maç çıktı.Vodafone Arena’da oynamak için sabırsızlanıyor musunuz?Kesinlikle! İnönü’deki atmosferi hiç yaşamadım ama insanlardan sürekli bir şeyler duydum, videodan maçları izlerken bazı şeyler gördüm… Herkes harika bir ortam olduğunu söylüyor. Geçen sezonun başında Olimpiyat Stadı’nda da birkaç maç çok ateşli bir atmosfer yaratmıştık ama Sivasspor maçındaki ortam, Vodafone Arena’da oynamaya başladığımızda nasıl bir şeyle karşılaşacağıma dair ipuçları verdi.Passolig uygulaması hakkında neler düşünüyorsunuz?En ince detayına kadar bilmiyorum ama şu ana kadar tam olarak işe yaramadığını görüyorum çünkü tribünlerdeki insan sayısı ciddi anlamda azaldı. Maçları bu kadar az kişinin izlemesi ne kulüpler, ne de Türk futbolu için iyi. Taraftarların karşılaşmaları güvenli bir şekilde izlemesi gerektiğine katılıyorum ama federasyon daha iyi bir çözüm bulmalı. Bu yöntemin şu ana kadar işe yaradığını söyleyemem.Peki tribündeki seyirci sayısının artması konusunda kulüpler ve teknik adamlar ne yapmalı?Göze hoş gelen futbol oynayan takımlar yaratılmalı, seyirciyi tribüne çekecek oyuncular alınmalı, daha iyi statlar yapılmalı, taraftarların maçı izlerken rahat etmesi sağlanmalı… Avrupa’nın büyük liglerine baktığınızda, olayın sadece futboldan ibaret olmadığını görüyorsunuz. Özellikle yeni yapılan statlar çok amaçlı kullanılıyor. Eskiden tribüne gidip yerinize oturur ve takımınızı desteklerdiniz ama artık işler çok değişti. Yeni statlar taraftarın yapısını da değiştirdi. Artık çok daha fazla ailenin maçlara geldiğini görüyoruz çünkü bunu birlikte bir şeyler yapmak için fırsat olarak görüyorlar. Yemek yiyor, kahve içiyor, alışveriş yapıyorlar… Tüm bunların yanı sıra, yeni yapılan statlar kesinlikle Olimpiyat Stadı ya da Osmanlı Stadyumu gibi olmamalı, maça gelecek taraftara ulaşım konusunda uygun olanaklar sağlamalı. Mesela Arsenal, Emirates Stadı’nı inşa ederken bir de metro hattı yaptırdı. Türkiye’de eksik olan şeyler işte bunlar.Bu sezon Avrupa Ligi’nde beklentileriniz neler? Sizce Beşiktaş ne kadar ilerleyebilir?Biz bu kadar uzağı düşünen bir takım değiliz, maç maç ilerlemeye çalışıyoruz. Zorlu bir gruptayız, rakiplerimizi gördük ve önümüzde daha birçok maç var. Ayrıca kupa sisteminde tur atlasanız bile kiminle eşleşeceğinizi ya da takımınızın o anki form durumunu bilemezsiniz. Elbette gidebildiğimiz yere kadar gitmek istiyoruz çünkü hedefimiz bu kupayı kazanmak. Kazanacağımızı söylemiyorum ama burada mücadele etme sebebimiz de bu.Yardımcınız Edin Terzic, Dortmund’un yolundan gittiğinizi söyledi. Takımınızın böyle bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyor musunuz?Dortmund yolu… Kendimize onları örnek almadık ya da oyuncularıma Dortmund maçlarının videolarını izlettiğimiz söyleyemem. Dortmund yerine mesela Atletico Madrid de diyebilirsiniz. Biz sadece enerjik oynamaya çalışıyoruz ve bunu başaracak takım kimyasına sahibiz. Dortmund şu an bizden çok farklı bir seviyede çünkü her sene birkaç iyi oyuncu transfer ediyorlar. Yıldızlarını kaybetseler de yerlerini doldurabiliyorlar. Onlar da bizim gibi agresif oynuyor ve sürekli pres yapıyor. Top bizdeyken de gelişim gösterdiğimizi düşünüyorum. Mesela Luka Modric, Londra’da oynadığımız Arsenal maçından sonra beni arayıp oynadığımız futbola çok şaşırdığını söyledi. “Çok rahat pas yapıyorsunuz, tiki-taka oynuyorsunuz” dedi. Biz burada yeni bir şeyler icat etmiyoruz, sadece modern futbola ayak uydurmaya çalışıyoruz.Türk futbolseverlerle aranız nasıl? Mesela sokakta sizi görünce ne tür tepkiler veriyorlar?Yürürken, kahve içerken ya da bir yerde yemek yerken sürekli insanlarla karşılaşıyorum. Şu ana kadar tek bir tatsızlık bile yaşamadım. Hepsi bana karşı çok iyi ve sıcak davranıyor.Peki kadınların size olan ilgisini nasıl buluyorsunuz?Dürüst olmam gerekirse böyle bir ilgi olduğunu düşünmüyorum. Tabii bunu istediğimi de zannetmeyin! Dışarda fotoğraf çektirdiğim kişilerin çoğu erkek. Aralarında çok az kadın oluyor.Futbol dışında neler yapıyorsunuz?Günlerimin çoğunu tesislerde geçiriyorum. Deplasman yolculukları da epey zamanımı alıyor. Kalan zamanımı genelde kız arkadaşıma ayırıyorum. Fırsat buldukça köpeklerimizi gezdirmeye çıkarıyoruz, yemeğe gidiyoruz, arada film izliyoruz… Yani sıradan ama iyi bir hayatım var.İstanbul’un hangi semtlerini sevdiniz?Yaşadığım yer Kandilli’yi seviyorum. Bağdat Caddesi de çok güzel bir yer. Eminönü de inanılmaz bir etkiye sahip. Ataşehir biraz farklı ama orası da çok güzel. Bebek tarafı da çok etkileyici.Türk müziğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Televizyonda müzik kanallarına denk gelmişsinizdir…Bazen rastlıyorum ama hepsi MTV’de yayınlanan klipleri taklit ediyor gibi geliyor! Havuz etrafında bir sürü dans eden kız… Zaten genel olarak bana hitap eden bir tarz değil. Sadece Duman’ı beğeniyorum. Evimde iki albümleri var, çok iyi müzik yapıyorlar. Geçen sene bir konserlerine gidecektik ama başka bir iş çıktı. Yaptıkları müzik benim sevdiğim türe daha yakın.Bize Slaven Bilic’le ilgili hiç kimsenin bilmediği bir şey söyleyebilir misiniz?Günümüzde insanlardan bir şey gizlemek imkânsız hale geldi. Herkes her şeyi biliyor! Mesela çok az insan basketbol oynadığımı bilir. Tabii açıkça anlaşılacağı üzere çok da iyi değilmişim! O dönem Avrupa’nın en iyi takımlarından biri olan Jugoplastika’da oynadım. Kadroda Dino Radja, Toni Kukoc, Velimir Perasovic gibi yıldızlar vardı ve üç yıl üst üste (1989, 1990 ve 1991) Avrupa şampiyonu olduk. Kukoc’la aynı apartmanda doğduk, aramızda 10 gün var ama hangimizin büyük olduğunu tam hatırlamıyorum. Hatta birlikte futbol da oynadık.T24
Reklam
Bruma Artık Yolcu
Kasımpaşa karşılaşmasında Sneijder dışında bir başka sürpriz de Bruma oldu.Kasımpaşa karşılaşmasında Sneijder dışında bir başka sürpriz de Bruma oldu.Portekizli yıldız, Fenerbahçe ve Dortmund maçlarında olduğu gibi dün de 18 kişilik maç kadrosuna alınmadı.Bir türlü forma şansı bulamayan Bruma’nın devre arasında ayrılacağı öğrenildi.Skorer
Yarsuvat'tan Ersun Yanal Açıklaması
Galatasaray'ın yeni başkanı Duygun Yarsuvat; Cesare Prandelli, Ersun Yanal, transfer düşünceleri ve hedefler ile ilgili konuştu.Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat, TRT Spor'a özel açıklamalarda bulundu. Yarsuvat, Prandelli ile devam edeceklerini üstüne basa basa vurgularken, Ersun Yanal ile gelecekte çalışabileceklerini kaydetti. Öte yandan Galatasaray'ın yeni başkanı, ocak ayında transfer yapmayı düşünmediklerini söyledi.İŞTE YARSUVAT'IN SÖZLERİ...PRANDELLI'Yİ GÖREVDEN ALACAK MI?'Dışarıdan, kulübün içinde olmadan ahkam kesiyorlar. Yaşayıp görmek lazım. Hoca tarafını dinliyorlar mı? Kişiler, bunları nereden çıkartıyor, benim böyle bir niyetim yok. Teknik heyetin de böyle bir niyeti yok. Abdürrahim ile, Ali ile de görüşüyorum. Onların da böyle bir niyeti yok. Bu sözler motivasyonu bozuyor. Lütfen kendi köşelerinde kalsınlar, böyle şeyler söylemesinler. Bunlar takımın motivasyonunu bozuyor.''YERLİ HOCA DA GELSE...''Yerli hocalar içinde Galatasaray'da çok çalışmak isteyen olabilir. Nasıl Galatasaray'da herkes başkan olmak istiyorsa, hocalar arasında da böyle bir rekabet vardır. Yerli hocanın da Galatasaray'ı tanıması lazım. Galatasaray, kendine has düşünceleri olan bir camiadır. Yerli hocanın bile adaptasyon süreci olur.''YANAL 6 AY, 1 SENE SONRA GELEBİLİR''Ersun Yanal olsa olsa yakıştırma olur. Ersun Yanal ile ileride, 1 sene ya da 6 ay sonra kulübün başında antrenör ya da teknik adam olarak yer alabilir. Ama şu an için Ersun Yanal'ın adı aramızda geçmedi.'SABRİ SARIOĞLU KONUSU...'Prandelli ile görüştüm ve Sabri'yi ben çıkartmadım dedi. Belki Prandelli ile ilgisi yok ama, Mancini ile arasında bir olay olmuş olabilir. Onun yapmış olduğu bir tasarruftur. Yeni hoca ile bir çekişme olmadı. Yeni hocanın bu olaya bir dahli olmadığını söyledi. Herhalde çok memnundur Sabri. Çalışıyor.'DEMİRÖREN İLE İLİŞKİLER...'Federasyon başkanı ile herhangi bir zıtlaşmaya girmenin normal olmadığını düşünüyorum. Başkan çok güzel bir yatırım yapmış orada. Bu yatırım beni çok etkiledi. O da Türk futboluna faydalı olmaya çalışıyor. Çok memnunum ziyaretten. İnsanlar konuşa konuşa anlaşır.''YILDIRIM İLE BİRLİKTE MAÇ İZLERİM''Aziz Yıldırım ile tabii ki birlikte maç izlerim. Beraber, belli kurallar dahilinde herkesle beraber olurum. İlk milli maç, Brezilya ile hazırlık maçı. Saraçoğlu Stadı'nda yapılacak, o maçta federasyon başkanının davetlisi olarak bulunacağım. Ben niye Fenerbahçe'nin maçlarına gitmeyeyim, o niye bizim maçlarımıza gelmesin. Beşiktaş için de aynı. Bu futbol hepimizin, çok güzel bir oyun. Baktıkça bundan zevk alıyoruz, bu zevki düşmanlığa çevirmenin anlamı yok.'SOYUNMA ODASINA NEDEN İNMEYECEK?'Bir maç stresi vardır, maçtan önce. Soyunma odasında hepsi gergindir, ne olacak diye. Medyada devamlı yazılar çıkıyor, Çık aslan öldür onu falan. Öyle bir gergin ortamda yöneticinin ne işi var orada? Daha streslerini arttırmak için mi? Esasında iyi teknik direktörler buna müsaade etmezler. Mesela Fatih Terim etmezdi. Çok başarılı bir teknik adamdır, o müsaade etmezdi.'FUTBOLCULARIN PARASI NE ZAMAN ÖDENECEK?'Allah bize, bir futbolculara. Var tabii kaynaklarımız var. Kasım ayında senetlerin vadesi doluyor. Bunun hazırlığı için dolaşıyoruz. Her gün toplantı halindeyiz, her gün sokaklarda dolaşıyoruz bunu temin etmek için.'SELÇUK KAPTANLIKTAN ALINACAK MI?'Kaptanlıkla ilgili iddialar var, bana kimse bir şey söylemedi bununla ilgili. Ancak Florya'daki yemekte Selçuk kaptan olarak benim yanımdaydı. Formaların kaybolması Ünal Aysal'ın sorumluluğunda olan bir şeydir. Ünal Aysal'ın gerekli girişimlerde bulunmuş olduğunu tahmin ediyorum. Bu soruşturma devam edecektir tabii. Bir tır dolusu formanın kaybolmuş olması büyük olay.''Ali Dürüst, kulüp içinde sportif A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesidir ve futboldan sorumludur. Futbolu her zaman ön plana çıkartan bizim kamuoyumuz, Ali Dürüst'ün Abdürrahim ile birlikte futbol takımını yönetmesi nedeniyle, tevatür çıkıyor. Transfer düşüncemiz yok şu anda. Ama onlardan bir teklif gelirse düşünürüz. Benim kafamda bir transfer programı yok. Benim kafamdaki düşünce şu. Ocan ayında yapılan transfer yanlış transferdir. Bütün kulüpler oyuncularını elinde çıkarmaya çalışır.'ALBAYRAK VE DROGBA...'Abdürrahim Albayrak'ın enerjisini bildiğimiz için bizimle çalışır mısınız dedik. Benim düşüncem o ki, Florya başsız kalmıştı, antrenör yalnız bırakılmıştı. Kulüp başkanı da oraya yanlış bir şekilde müdahil olmuştu. Önce bir dayanışmayı canlandırmak istiyoruz ki, bunda da başarılı olduk diye düşünüyorum. Futbol takımı benim oyuncağım değil, Drogba da oyuncak değil. Oradaki 31 kişi de, kimsenin oyuncağı değil.''Asla devam etmeyeceğim. Çünkü bir kere söz verdim ve beni seçenler bu sözün üzerine seçtiler. Beni seçenler, mayıs ayına kadar beni seçti ve bu sözümden dönmem, bu sözüm kesin. Adnan Öztürk çok sevilen, Galatasaray'ın içinde yetişmiş bir kardeşimizdir. Gerek kulübe, gerek vakfa, gerek eğitim kurumlarımıza çok faydalı olmuştur. Onlar gibi başkaları da var, daha çıkacaklardır.'HT Spor
"Fikret Orman'ın Gücü Varsa İnsin..."
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Beşiktaş Başkanı Fikret Orman'ın 'Ben hakemlerin yanına inmem' söyleminin ardından Orman'a cevap verdi.Fikret Orman'ın, 'Bu yönetim tarzımız bazen eleştiri alıyor. Ama kimse bizden hakemlere hakaret etmemizi, soyunma odasını basmamızı beklemesin. Bu bizim tarzımız değil' diyen Fikret Orman, 2.5 yıllık başkanlığında daha hakemlerle konuşmadığını söylemesi üzerine Aziz Yıldırım konuştu.İşte Aziz Yıldırım'ın açıklamaları;Beşiktaş Stadı'nı yaptığı stat kendi paralarınla yaptıklarını söylüyorlar ama sounlar çözülmez. Herkes bugünü konuşuyor. Fikret başkan konuştu yoksa konuşmayacaktım. Stadın yapılması önemli olan kimin yaptığı önemli değil. Beşikjtaş'ın stadı, Fenerbahçe'nin stadı, Galatasaray'ın stadı hepsi devletindir. Bu olaylara böyle bakmamız gerekiyor. Biz salon yaptık ama milli maçlar içinde kullanılıyor. Biz bunula gurur duyuyoruz ama bu ülkenin varlığıdır. Beşiktaş Kulübü'yle ilgili konuşmadım ama bugün konuşacağım.Süleyman Seba gibi bir isimle başkanlık ypama şerefine nail oldum. Benim ilk başkanlık dönemimdi kulüp lişikilerimiz dostluğumuz çok iyiydi. Şimdi Özhan Bey'lede çok iyi dostluğumuz vardı. İkisine de Allah'tan rahmet diliyorum. Süleyman Seba şerefli ikincilikler diyerek, onun duruşu ve dostluğuyla aynı çizgiye sokmaya çalışıyoruz. Beşiktaş'ın durumunu da biliyorum ben o zamanlar neler yaşadığını... Kendi yaptıkları ifade edemiyorlar ama ona atıf yapıyorlar, Beşiktaş hakemlerle ilgili konuşuyor. 3 haftadır kiminle oynuyorsak başkanı çıkıp konuşuyor. Galatasaray, Gençlerbirliği bugün de Fikret bey hakemi izleyeceğiz diyor ve baskı altına alıyorlar hakemleri... Ben hakem odası basmadım koridorda söyledim devre arasında koridorda görünce söylüyorum. Hakem odası basmadım ama gerekirse basarım onu da bilsinler. Fenerbahçe'nin hakları yeniyorsa Yıldırım Demirören Bey hakem odasına gitmedi mi? Rakip takımın soyunma odasına gittiler. Çabuk unutuyorlar bize sallıyorlar. Kiğılı ile konuşmuş hapisten çıktıktan sonra geldiler. Oynayabilirsiniz dedim Galatasaray'la anlaşın aynısını imzalayın vereceğim dedi. Bu sene Fikret Bey ve ikinci başkan geldi görüşmek istediler. Yine stadı açtılar ben de 'Kusura bakmayın veremeyiz' dedim. U21'i oynatmaya çalışıyorum ama zemin bozuluyor. Yanlış lanse ediyolar bu yanlış. Demba Ba'yı mutlaka git al dedim. Bir oyuncu daha vardı onu almadık fiyatı bu dedim git al istiyorsam dedim ama bize saldırıyorlar anlayamıyorum. Hakeme söylerim yarın, öbürgün hep söylerim. Maçtan önce hakemi baskı altına almam.Beşiktaş'ın Sivas maçı elle atıyor golü, 5. hafta Balıkesir maçı 1-0 öndeler stoperi gole giden adamı düşürüyor kırmızı kart görmesi lazım görmüyor. Eskişehirspor maçı normal gol atıyor Eskişehir, Beşiktaş ofsayttan gol atıyor sayılıyor maç berabere bitiyor. Bursa'da Beşiktaş hem lheine hem alehine gayet doğal... Mete Kalkavan Beşiktaş'tan önce ibizm maçı idare ettik, Konya maçını yönetti bizim çok zor kazandık yani.. Kendi lehine ve alehine Hakemler formsuz yani ama maçtan önce Galatasaray başkanı, Beşiktaş başkanı etkilemeye çalışıyor. Nasıl oalcak bu iş yani. Ben hiç değilse maçı idare ediyor ben onu tenkik ediyorum. Geçen senelere öbür seneye geçersek Federasyon bana ceza veriyor neden ceza veriyor ya... İdare edemiyorsunuz bir daha gelemezsiniz. Fenerbahçe Spor Kulübü ben kaybettiğim zaman TFF'den para alıyorum bunları takıma dağıtıyorum. 160 gün versen ne fark eder. Ayıp yani, Tahkim'den sözlü savunma istedim gidip savunmamı yapacağım. Çok ayıp bizim sağır ve nal olmamızı istiyorlar. Buna 17 sene her şeyi ben biliyorum ayıp yani, kötü bir şey demedik. Kadlec;'in ayağına basıyor tepki göstermiyor. Hakem tamam başkan dedi bir şey olmadı. 60 gün ceza vermek için büyütülür mü ya?'Beşiktaş arkamıza saklandı'Beşiktaş arkamıza saklanmış durumda, Fenerbahçe gidiyor en önden diye düşünüyorlar . Biz 2011'de şikeyle uğraşıyoruz. Yazışmalar, konuşmalar bu kanun bilinçli hazırlanmış ve düşünce bile suç unsuru böyle bir kanun olmaz. Bizi mahkum etmeye çalışyorlardı. Özel mahkemelerde yargılandık Beşiktaş bir gün çıkıp söyledi mi? Hep bizim yanımızda Fenerbahçe'nin yanında seni kupadan yargılanıyorsun sen bunu gidip iade ettiniz, siz şimdi şike yapıp yapmadığınızı bir çıkıp konuşun, bunları dile getirmiyorlar. Aziz Yıldırım dışında kimse yargılanmamış gibi davranıyorlar. Ayıp yani ayıp çıkıp söylesinler biz şike yapmadık desinler. Biz hangi yanı Fikret Bey'e hiç yakıştıramadım. Gücün varsa in soyunma odasına inebiliyorsa insin. Maçlardan önce konuşmaya hakkı var mı? Bir dahaki maçta 1 hafta önceden başlayalım böyle spor olmaz ayıp. Süleyman Seba'dan ders alıp ondan iyi ders alsınlar. Sporun ve liderliğin ne olduğunu anlarlar. Benim söyleyeceklerim bu kadar.Aziz Yıldırım'ın ardından Mahmut Uslu da konuştu.İşte Mahmut Uslu'nun açıklamaları;Ben özellikle, Beşiktaş'ın Çarşı Grubu biz onlar ıseviyoruz, onlarda bizi seviyordur. Başkan her şeyi söylediği için benim söyleyecek bir şeyim yok. Fikret'in başkan olarak bunları konuşması çok yanlış. Canımız yanınca konuşuyoruz ama Galatasaray maçında lehimize kırmızı kart penaltı verilmedi ama maçtan sonra bile çıkıp konuşmadık ama yine sustuk. Soyunma odasını bastı diyorlar bunlar olmuyor, biz aynı gemideyiz. Biz bu sene devreyi lider bitireceğiz ve biz yine şampiyon olacağız çünkü biz takımımıza güveniyoruz.Skorer
Reklam
Diamantidis'ten Kırılması Güç Rekor
Diamantidis, Fenerbahçe Ülker maçındaki asistiyle Euroleague’de bin barajını geçen ilk oyuncu oldu.Kariyerinin sonuna yaklaşan Panathinaikos’un yıldızı Diamantidis, Fenerbahçe Ülker maçındaki asistiyle Euroleague’de bin barajını geçen ilk oyuncu oldu. Diamantidis dün gece toplamda 10 asist yaparak sayısını bin 9′a yükseltti.Euroleague’de en çok asist yapan oyuncular şunlar:1. Dimitris Diamantidis (Panathinaikos) 10092. Theo Papaloukas (Olympiacos, CSKA Moskova Maccabi Tel Aviv) 9773. Pablo Prigioni (Saski Baskonia, Real Madrid) 7984. Sarunas Jasikevicius (Barcelona, Maccabi Tel Aviv, Panathinaikos, Lietuvos Rytas, Fenerbahce Ülker, Zalgiris) 7555. Vassilis Spanoulis (Panathinaikos, Olympiacos) 701Eurosport
Demba Ba'dan Sow'a Derbi Mesajı
Beşiktaş'ın Senagalli golcüsü Demba Ba, NTV Spor'a açıklamalarda bulundu. Senegalli golcü, Fenerbahçe'de forma giyen arkadaşı Sow ile şampiyonluk için iddiaya girdiklerini fakat derbi için özel bir meydan okumanın olmadığını söylediTürkiye'deki üç ayını değerlendiren ve yaşantısının beklentilerini karşılayıp karşılamadığı sorusunu yanıtlayarak sözlerine başlayan Demba Ba, 'Buradaki hayatım gayet iyi gidiyor. Buraya geldiğimde hava da çok güzeldi. Burada olağanüstü bir yaşam var. İstanbul olağanüstü bir yer. Buradaki yaşantım gayet güzel' dedi.Türkiye'ye gelişinden dolayı tatmin olmuş durumda olduğunu kaydeden Senegalli golcü, 'Gittiğiniz, oynadığınız her yerde, yaşadığınız her şehirde mutlaka olumlu ve olumsuz taraflar vardır; ama en önmlisi genel olarak kendinizi iyi hissetmektir. Buradaki olumlu şeyler, olumsuz şeylere kıyasladığınızda çok baskın çıkıyor ve buradaki günlerim gayet iyi geçiyor' diye konuştu.'TÜRKİYE LİGİ İNGİLTERE'Yİ HATIRLATIYOR'Daha önce oynadığı Alman, Fransız ve İngiliz futboluyla Türkiye'yi de kıyaslayan Demba Ba, 'Burası, fiziksel mücadele olarak bana İngiltere Ligi'ni hatırlatıyor. Çünkü maçlardaki fiziksel mücadeleler gerçekten çok üst düzey gerçekleşiyor. Bununla birlikte oyuncuların sahip olduğu teknik kapasite gerçekten olağanüstü ve çok üst düzeyde' ifadelerini kullandı.Çekindiği savunma oyuncuları konusunda değerlendirme yapmması için erken olduğunu dile getiren Demba Ba, derbide Moussa Sow'la karşı karşıya gelecek olmasıyla ilgili olarak da, 'Onunla her gün konuşuyoruz. O benim en yakın arkadaşım, her gün mutlaka bir muhabbetimizi sohbetimiz oluyor. Ama maçla ilgili yaptığımız konuşmalar doğrusunu söylemek gerekirse o kadar da baskın değil' dedi.'KAZANAN BÜYÜK ÖDÜLÜ ALACAK'Geçen sezon Kadıköy'e gelip Moussa Sow'u izlediğinin ve şimdi rakip olacaklarının hatırlatılması üzerine de Moussa Sow, 'Bundan çok memnunum. Bunlar işin güzel tarafı; çünkü küçük meydan okumalar da oluyor. İkimiz de kaybetmeyi kesinlikle sevmiyoruz. Birbirimize olumlu anlamda meydan okuyoruz, bu şekilde maça hazırlanıyoruz. Derbiyle ilgili belirlediğimiz bir meydan okuma yok. Ama uzun dönemde belirlediğimiz bir meydan okuma var. Sezon sonuyla ilgili özellikle gol sayısında kim önde bitirecek diye bir meydan okumamız var. Bunu kazanan çok büyük bir hediyenin sahibi olacak' diyerek aralarındaki iddiayı gün ışığına çıkardı.'ŞAMPİYONLUK SADECE BANA BAĞLI DEĞİL'Bilic'in 'Demba Ba 20 gol atarsa şampiyon oluruz' sözlerini de değerlendiren golcü oyuncu şu yorumu yaptı, '20 gol atmak benim açımdan çok iyi bir performans olur. Şunu da unutmamak lazım, diğer hücum oyuncuları ve orta saha oyuncularından yüksek katkı alırsak zaten şampiyonluk yolunda önümüz çok açılır. Sadece bana bağlı değil ama 20 gol atmak işin şeklini epeyce değiştirecektir.'Mourinho başta olmak üzere önemli teknik adamlarla Slaven Bilic'i kıyaslaması isteyen Demba ba, 'Slaven Bilic'in karakteristik özellikleri bana tamamıyla uyuyor. Çünkü çok açık ve iletişime çok açık bir teknik direktör. Onunla rahatlıkla konuşup tartışabiliyoruzsunuz. Futbola çok büyük tutkusu var. Futbol konusunda çok büyük donanımı var. Futbolcuların, daima en iyisine sahip olması için elinden geleni yapıyor. Her zaman kazanmak istiyor. Her maça kazanmak için çıkıyor. Bu da benim özelliklerime tamamen uyuyor' diye konuştu.Takım arkadaşlarıyla arasının çok iyi olduğunun hatırlatılması üzerine Demba Ba, 'İslami olarak dinimden kaynaklanan çok iyi bir eğitimim, çok iyi bir hayat görüşüm var. Bu tip ilişkileri fazlasıyla etkiliyor' ifadelerini kullandı.Aynı zamanda Fransızca, Almanca ve İngilizce konuştuğunun hatırlatılması ve bunun da etkileşimde önemli bir etken olduğunun dile getirilmesi üzerine Senegalli futbolcu, 'Her dil gibi bu dili de Türkçe'yi de dinleyerek öğrenmeye çalışıyorum. Her gün yeni kelimeler yeni yapıları öğrenmeye çalışıyorum. Ama Türkçe şimdiye kadar öğrendiğim dillerden daha farklı bir yapıya sahip' değerlendirmesini yaptı.'DERBİ LİGİN KADERİNİ ETKİLEMEYECEK'8. hafta olmasına rağmen derbinin ligin gidişini etkileyip etkimeyeceği sorusuna Demba Ba şöyle yanıtladı, 'Bence çok belirleyici olmayacak. Derbinin çok belirleyici olacağı görüşüne katılmıyorum. Çünkü ligin 8. maçını oynayacağız ve bu maçı oynadıktan sonra hala oynayacağımız bir çok maç, hala alabileeceğimiz bir çok puan olacak. Bunun çok büyük psikolojik etkisi olacağını da düşünmüyorum. Sonuç ne olursa olsun biz iyi bir ivme ve pozisyon yakaladık. Bundan da memnunuz ve bunu devam ettireceğiz. Ancak şunun da bilincindeyiz. Bu maç; kulüp , taraftarlar ve Beşiktaş ailesi için çok önemli bir maç ve bunu maçın hakkını vermeye çalışacağız.''TÜNELİN SONUNDAKİ IŞIĞI GÖREBİLİYORUZ'Beşiktaş'ın şu anda lider olması ve kendisinin tecrübeli bir isim olması dolayısıyla şampiyonluk için hissiyatın nedir sorusuna ise Demba Ba, 'Şunu söyleyebilirim; çok uzun ve zorlu engellerle dolu bir yol. Ama bu engellerle dolu yollarda biz bütün zorlukları göğüslemeye hazırız; çünkü tünelin sonunda bugünden baktığımızda o ışığı görebiliyoruz' yanıtını verdi.Sow'a mesajının sorulması üzerine ise Demba Ba, 'Hem sahada hem kale önünde onları susturmak için elimizden geleni yapacağız' ifadelerini kullandı.'SULTANAHMET'TE NAMAZ KILDIM''İstanbul'la ilgili kendisini en çok nerede rahat ediyor. En çok nerelerde bulunmayı seviyor?' sorulması üzerine ise Demba ba, 'Dün ilk kez Sultanahmet'e gittim. Eşimle çocuklarımla birlikte orada namaz kıldım, çok etkilendim. Boğaz kenarındaki restoranları çok seviyorum. Orada da çok güzel yerler var. Bu iki yer beni gerçekten etkiledi. Deniz kenarındaki restorandan çıktığınız da paparazilere yakalanmıyorsunuz' yanıtını vererek sözlerini bitirdi.Fotomaç
Reklam
Stoch'tan Fenerbahçe Açıklaması
Kiralık olarak Al Ain’in yolunu tutan Miroslav Stoch’un en büyük problemi Fenerbahçe ile olan sözleşmesiFenerbahçe’de bir türlü kendisini kanıtlayamayan ve bu sezon başında da Al Ain’e kiralanan Miroslav Stoch, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Sport 360’a konuştu.'Az daha öldürüyordu'İspanya ile oynanan Euro 2016 Eleme Grubu maçında galibiyeti getiren golü atan Stoch, “O gol sonrası adeta bir patlama yaşadım. Çok mutluydum, kenara doğru koşmaya çalıştım ve biri beni durdurmaya çalışırken az daha öldürüyordu. Golü kutladık, çok güzeldi. Profesyonel kariyerimde ilk defa kafayla bir gol attım. Benim için çok büyük andı. Böylesini yapmamıştım. Galibiyetler almaya devam etmeli ve Euro 2016 vizesini almalıyız” ifadelerini kullandı. Slovakya 3 maç sonunda topladığı 9 puanla C Grubu’nda ilk sırada yer alıyor. .'En büyük problem Fenerbahçe ile sözleşmem'Stoch, Al Ain’e kiralanmadan önce de PAOK’ta kiralık olarak forma giymişti. Ona bir sonraki transfer döneminde kalıcı olarak bir transfer düşünüp düşünmediği soruldu. Kendisiyle çok sayıda takımın ilgilendiği belirten 25 yaşındaki oyuncu, “Şu anda Fenerbahçe ile bir sözleşmem var ve bu da benim için büyük bir problem. Al Ain benimle oldukça ilgilenmişti. Ben bir seneliğine buradayım. Sezon bittikten sonra neler olacak göreceğiz. Bu takıma yardımcı olmak istiyorum. Nerede oynarsam oynayayım her zaman sahaya en iyimi koyar ve kazanmak isterim. Profesyonel kariyerimde ilk defa geçen sezon hiçbir kupa kazanamadım” diye konuştu.'Drogba gibi oyuncularla...'Stoch en unutulmaz anıları 2006-2010 yılları arası formasını giydiği Chelsea’de yaşamış: “Hayatımda verdiğim en önemli karar 16 yaşımda Slovakya’dan ayrılıp İngiltere’ye gitmek oldu. Chelsea harika bir akademiye sahip, orada çok fazla şey öğrendim. Her gün gelişiyordum ve üçüncü senemde de A takıma çıktım. Drogba, Lampard ve Terry gibi büyük oyuncularla oynama fırsatı yakaladım. Benim için çok faydalı bir okuldu. Eğer Chelsea için ülkemi terk etmeseydim her şey aynı olur muydu bilemiyorum. Ülkemde en büyük problem de bu. Çok fazla yetenek var ama doğru zamanda ayrılmadıkları için çoğu oyuncunun kariyeri sona eriyor.”'Türkiye'de yaşadığım için..'Stoch, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki hayata kısa zamanda adapte olmuş. Yıldız futbolcu bunda Türkiye gibi bir ülkede yaşamasının etkisi olduğunu söylüyor: “Üç sene Türkiye top oynadım. Orada da insanların çoğu Müslüman, benzer bir kültüre sahipler. Buraya geldiğimde benim için farklı bir şey yoktu. Hayatı, mantaliteyi ve kültürü biliyordum. Çok çabuk adapte oldum.”Milliyet
Reklam
Aziz Yıldırım ve Gökhan Töre'nin Cezası Açıklandı
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, kırmızı kart gören Beşiktaşlı Gökhan Töre’ye üç maç ceza verdi. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ise 60 gün hak mahrumiyeti cezası aldı.Türkiye Futbol Federasyonu’nun internet sitesinde yer alan PFDK kararlarına göre, Gökhan Töre Erciyes maçında karşılaşma hakemine yönelik hakareti nedeniyle üç maç cezanın haricinde 13 bin lira da para cezasına çarptırıldı.Aynı karşılaşmada Beşiktaş idarecisi Ahmet Mete Vardar'ın müsabaka hakemine yönelik hakareti nedeniyle takdiren 60 gün hak mahrumiyeti ve 26 bin lira para cezası verilmesine karar verildi.Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'a ise Gençlerbirliği maçında müsabaka hakemine yönelik tehdidi nedeniyle 60 gün hak mahrumiyeti ve 26 bin lira para cezası verildi.Başakşehir’e 4-0 yenilen Galatasaray’da maç sonu basın toplantısına teknik ekipten kimsenin çıkmaması nedeniyle Sarı Kırmızılılar 20 bin lira ceza ödeyecek.Al Jazeera
"Beşiktaş Bu Ülkenin En Büyük Kulübüdür"
Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe ile yapılacak derbi maçın öncesinde uyarılarda bulundu.Orman, BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde düzenlendiği basın toplantısında Fenerbahçe ile oynanacak derbi maçın yanı sıra stat konusunda da açıklamalar yaptı.Beşiktaş'ın Türk sporunun en eski camiası olduğunu belirten Fikret Orman, 'Beşiktaş, futbolun kamuoyundaki algısı konusunda destek verme anlamında büyük çaba sarf etmektedir. Bizler içinde bulunduğumuz sezona adını veren Süleyman Seba ağabeyimizle ve önceki başkanlar olmak üzere belli terbiye ile büyüdük. Kulübümüzü aynı terbiyeyle yönetmeye çalışıyoruz' dedi.Türkiye Futbol Federasyonu ve diğer kulüplerle fair play kuralları içinde ilişki kurmaya çalıştıklarını kaydeden Orman, 'Fenerbahçelisi, Galatasaraylısı olmak üzere Beşiktaş'ın Türk futboluna verdiği pozitif desteği herkes gayet iyi algılamakta. Beşiktaş sezona iyi başlamıştır. Bir kolej havası olması Beşiktaş'ta en çok istenen seviye şeklinde izlenimler yaratmaktadır. Hiçbiri kendiliğinden oluşmuş değil. Transfer ettiğimiz ya da kalmasına karar verdiğimiz oyuncu konusunda bizim ahlak çizgimize ve Beşiktaş çizgisine uygun olmasını planlayarak karar veriyoruz. Yerlisi, yabancısı hepsi pırlanta gibi çocuklardır' diye konuştu.Beşiktaş'taki yönetim tarzlarından dolayı eleştiriye maruz kaldıklarını anlatan Fikret Orman, şunları söyledi:'Kimse bizden hakemlere hakaret etmemizi, soyunma odalarını basmamızı beklemesin. Bunlar bizim üslubumuz değil. 2,5 yıllık dönemde ben hiçbir hakemle konuşmadım. Kayseri'deki maçtan sonra hakem heyetiyle aynı uçakta döndük. Biriyle bile konuşmadım. Kimseye de baskı kurmuyoruz. Ancak bu dediklerimiz, mağdur olmamız anlamına gelmez. Bu sezon 'Süleyman Seba Sezonu' olduğundan bu yana Beşiktaş'ı şampiyon yapacaklar gibi hava estirilmeye çalışılıyor. Federasyon ve MHK başkanı Beşiktaşlı. En çok hata yapılan kulüp de biz oluyoruz. Futbola pozitif desteği vermeye devam ederken kayırma beklemiyoruz. Beklentimiz eşit muameledir. 19 yaş altı maçında haksız penaltı verildiğinde hocamız gole çevirmesin diye oyuncusuna müdahale etmiştir. Biz bununla övünen camiayız.'Ne hakem konusunda ne de başka konuda taleplerinin olmadığını anlatan Orman, 'Çok organize olarak hem oyuncularımızın üzerine hem kulübün üzerine bir hareket yaratılmaya çalışılıyor. Özellikle futbolu yönetenler; federasyon, disiplin ve tahkim kurullarının buna dur demesi gerektiğini düşünüyorum. Son maçta Gökhan Töre'nin atılmasıyla ilgili pozisyonu izledim. Dördüncü hakem Gökhan'ı tahrik ediyor. Gökhan pırlanta gibi çocuktur. Derbi maçları öncesi kırmızı kartların sayısına baktırdım. Beşiktaş 7, Galatasaray 3 ve Fenerbahçe 1 defa görmüş. Son 10 sezonda Beşiktaş ile Fenerbahçe arasındaki derbilerde kırmızı kart sayısı ise Beşiktaş'a 12, Fenerbahçe'ye de 5 kırmızı kart verilmiş' diye konuştu.'Sadece Beşiktaş maçını altı hakem yönetmiyor'Hakem eleştirilerini sürdüren Fikret Orman, 'Sadece Beşiktaş maçını altı hakem yönetmiyor. Nedense dördüncü, çizgi hakemleri oyunun ve yorumların içinde. Negatif şeyler, dördüncü veya yan hakemlerden çıkmaya başladı. Bütün branşlarımızla Türkiye'yi temsil ediyoruz. Yatırım yapıyoruz. Kimsenin hakkını yemeden yapıyoruz. Beşiktaş pozitif manada buna destek verirken cezalandırılacak kulüp değil. Herkes aklını başına alsın. Beşiktaş nezakettir, zarafettir. Herkes Beşiktaşlıların kör olmadığını bilsin' ifadelerini kullandı.Hafta sonu Fenerbahçe ile yapacakları derbi maçında görev alacak Bülent Yıldırım'a değinen siyah-beyazlı kulübün başkanı, şunları söyledi:'Hayırlı olsun. Daha önce bizim maçlarımızda görev yaptı. Özellikle Galatasaray ile 3-3 berabere kaldığımız maçı hiç unutmuyorum. Verilen penaltıyı unutmuyorum. Gözlerimiz üzerinde olacak' dedi.Kamuoyu yaratılıp Beşiktaş'ın Süleyman Seba Sezonu'nda şampiyon yapılacağı yönündeki düşünceye tepki gösteren Orman, 'Kimseden zarardan başka iyilik görmedik. Beklentimiz de yok. Beşiktaş, Fenerbahçe'yi yenebilir. Fenerbahçe de yenebilir. Bu bir derbi mücadelesidir. Bırakın kimin yenip yenmeyeceğine oyuncular ve sahadaki oyun karar versin' diye konuştu.Camialar arasında polemiğin kimseye faydası olmadığını vurgulayan Fikret Orman, futbolu güzelleştiremedikleri sürece seyirci sayısının düşeceğini dile getirdi.Stat konusundaki sıkıntılarBu sezon stat konusunda yaşadıkları sorunlara değinen Fikret Orman, bu konudaki planlamanın kendilerine ait olduğunu ifade etti.Stat konusunda iyi planlama yapamadıklarını anlatan Orman, şöyle devam etti:'Beşiktaş'ın planlaması Beşiktaş'ın işidir. Kimseden planlama konusunda ne destek ne akıl istedik. Beşiktaş'ın stadı 23 metre kuzeye kaymıştır. 8 metre de aşağı inmiştir. Tribün tribün yapılmaya imkan yoktur. Nasıl tribün tribün yapılacakmış, mühendislik olarak bunu anlatsınlar. İstanbul'da stat bulamadık yönündeki söz, sitem şeklindedir. Hiçbir camiayı hedef olarak söylemedik. Stat bitecek, Beşiktaşlılar evine dönecek. Son süreci şampiyon olarak bitireceğiz. Bizim bir beklentimiz yok. Bekleyen namerttir'Maçları nerede oynayacakları yönündeki soruyu yanıtlayan Orman, şunları söyledi:'Önümüzde Fenerbahçe ve Partizan maçları var. Olimpiyat Stadı'nın sadece çim sorunu yok. Futbol ambiyansı sorunu var. 40-50 bin taraftar olduğunda bu atmosferi tutturuyoruz. Ama sayı 7 bin olduğunda olmuyor. Ankara'da 3-2 kazandığımız maçta seyircinin inanılmaz payı vardır. Şu anda karar vermek istemiyoruz. Şu iki maçımızı oynayalım. Sonra Başakşehir Stadı'nda oynayacağız. Ardından milli takım arası var. Ona göre konuşacağız. Beşiktaş'a İstanbul'da taraftarların ilgisini az gördüğümüz takdirde bütün maçlarımızı Ankara'da oynayabiliriz. Anadolu'da inanılmaz ilgi ve alaka görüyoruz.'Taraftarlardan destek istediOrman, Fenerbahçe derbisi için taraftarlardan destek istedi.İstanbul dışında yapılan maçlarda takımın büyük ilgiyle karşılandığına dikkati çeken Orman, 'Taraftarlar iyi günde, kötü günde, yağmurda, çamurda olan bir şeydir. Ankara'ya, Belgrad'a İstanbul'dan taraftar geliyor. İstanbul'da trafik varmış. Herkesi pazar günü bekliyoruz' diye konuştu.Gökhan Töre'ye destekSiyah-beyazlı kulübün başkanı, son lig maçında kırmızı kart gören Gökhan Töre'ye destek verdi.Kendisinin soyunma odasına inen bir başkan olmadığını belirten Orman, yaşanacak disiplinsizliklerde önlemleri alacak yöneticilerin olduğunu söyledi.Gökhan Töre konusunun kamuoyunda çok tartışıldığını anlatan Fikret Orman, 'Herkesin işi gücü bitti Gökhan aşağı, Gökhan yukarı. Pırlanta gibi çocuktur. Kendisini yöneticileri, hocaları ve arkadaşları çok sever. Türk futbolunun kazanması gereken önemli bir yıldız. Bu çizgiden çıktığı anda karşısında Ahmet Nur Çebi'yi, Mete Vardar'ı, Ahmet Ürkmezgil'i bulur' ifadelerini kullandı.Yıldırım Demirören'in sözleriOrman, bir gazetecinin 'Yıldırım Demirören, Beşiktaş başkanı olduğu sırada 'iki büyük yaratılmak isteniyor', kendisi başkan olduğunda ise 'benim yönetimimde herkes eşittir' dedi. Siz ne diyeceksiniz?' sorusuna şu yanıtı verdi:'Böyle şeyi kabul edemem. İki büyük, üç büyük değil bizim açımızdan tek büyük vardır. Rakiplerimiz dönem dönem kayrılmıştır. Sadece hakem olarak görmeyin. Devlet kurumundan yardım almadan geliyoruz. Gençlik ve Spor Müdürlüğü, 20 milyon lira para verdiğini açıklıyor. Spor Toto'daki Beşiktaş takımlarının isimleri yazılmış. Bu sadece bize verilmiyor. Bütün kulüplere veriliyor. Federasyonla bir işimiz yok. Bizim esas işimiz MHK, disiplin ve tahkim kurullarıyla. Onlar da kendi içinde özerk kurumlar. Yoksa Demirören'in bu işlere müdahil olduğunu düşünmüyorum. Öyle izlenim aldığım da yok. Beşiktaş'ı kimse üçüncü büyük yapamaz çünkü Türkiye'nin en büyük kulübüdür. Bu sezona ismini veren başkanın kulübüdür. Cenaze töreninde herkesi toplayan camiadır. Üstümüzdeki ölü toprağı atılmıştır. Gelirlerimiz rakiplerin üstüne çıkacak. Stat bittiğinde bir iki sene sonra kombinede sıra yazacağız.'Orman, derbi maçına yönelik 'Kazanan futbol olsun, fair play olsun. İnşallah biz kazanırız' diyerek sözlerini tamamladı.Muhabir: Ercan Doğan | AA
Kartal ve Bruno Alves Sarmaş Dolaş
Sarı-lacivertliler, Spor Toto Süper Lig'in 8. haftasında Beşiktaş ile yapacağı maçın hazırlıklarına tam gaz devam ediyor.Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'in 8. haftasında 2 Kasım Pazar günü deplasmanda Beşiktaş ile yapacağı derbi maçın hazırlıklarını sürdürdü.Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri'nde teknik direktör İsmail Kartal yönetiminde gerçekleştirilen antrenman, koşu ve ısınma hareketleriyle başladı. 5'e 2 top kapma çalışmasıyla devam eden antrenman, 2 grup halinde yapılan dar alanda çift kale maçla tamamlandı.Antrenmana sakatlıkları süren Egemen Korkmaz ve Hakan Çinemre ile dünkü çalışmada sakatlanan ve sol kasığında kısmi kanama bulunan Serdar Kesimal katılmadı. Grip olan Mert Günok, bel ağrısı bulunan Emenike ile özel kondisyon çalışması yapan Emre Belözoğlu da çalışmada yer almadı.Fenerbahçe, Beşiktaş maçı hazırlıklarına yarın yapacağı antrenmanla devam edecek.BRUNO ALVES ANTRENMANDAGalatasaray maçında gördüğü kırmızı kartın ardından teknik heyet tarafından silindiği iddia edilen Bruno Alves bugünkü antrenmana çıktı. Alves'in İsmail Kartal ile sarıldığı anlar dikkatlerden kaçmadı.İnternet Haber
Fenerbahçe Nedir?
ya hayrandır sana, ya düşman.ya hiç yokmuşsun gibi unutulursunya bir dakika bile çıkmazsın akıldan...Madalyonun hep iki yuzu vardır derler. Eğer madalyon için söylenmiş olmasaydı; bu atasözü Fenerbahçe 'ye yakışırdı. Yakışırdı, çünkü hep ikiliklerin, çeliskilerin, çatışmaların takımıdır Fenerbahçe. Seveni ölduresiye sever (ölümüne degil; hangi takimda ''kill for you'' senin icin öldürürüm- diye bir grup var ki!) , nefret edeni kin kusar; en cok Fener'i yenmek zevk verir, en acı Fener ''yener''; beş atar dört yer. İyi ya da kötü, hakkında en fazla tezahürat üretilen takımdır Fenerbahce. Zaten ''Fenerlilik'' de bu zıtlıklardan türer. iyi fenerbahçe-kötü fenerbahçe, güçlü Fenerbahçe - Zayıf Fenerbahçe, en büyük fener - i..e fener, yıldızlar takımı - acıların takımı, efsane -kestane...Fenerbahçeli olunmaz, doğulur denir, doğrudur. Ancak doğuştan gelen özelliklerle Fenerli olunur. Sonradan sempati göstermek çok zordur. Çünkü bir kez dışarıda kaldıysanız, çemberin içine girmek güçleşir. Çemberin içi dışarıya, dışı da içeriye sevecen bakmaz. ' 'Dış görünüşüyle'' yargılanmak en çok Fener'in kaderidir. Kendi ülkesinde, dışarıdan bu kadar itici görünen bir Real Madrid , bir de Bayern Munchen vardır. Oysa ''içeriden'' bakanlar, yani sevdalilar icin her şey toz pembedir. Fener' den öteye hayat yoktur. Hatta başka bir takımı insan neden tutar, bu bile merak konusudur. Zaten içgüdüsel, gözü kapalı sevmek karasevdalılarla Fenerbahçelilere yakışır.Fener'i sevmenin de sevmemenin de binbir zorluğu vardır. Çünkü Fenerbahçe eğlendirir: ondan daha renkli bir takım yoktur, şaşası, cümbüşü eksik olmaz, taraftarı sevinirken dozunu kaçıracak, zevkten bayılacak kadar abartır. Gole doymaz, 103 gol bile ancak tatmin eder, 4-0 biten ilk yarı Fenerli için en ideal maçtır. Ama Fenerbahçe ağlatır da: büyükler içinde en ''ağır'' yenilgileri o alır, en komik durumlara o düşer, en kötü yönetim ondan çıkar, tribünde en çok cefayı Fener seyircisi çeker; Pendik faciası ya da Aydin acısı yüreklerde hâlâ yaradır.Ama Fener seyircisi affedicidir; en aciz durumlarda bile, GS galibiyeti her şeyi unutturur, ortalık toz pembe/duman olur. Bir maça bu kadar anlam yükleyen başka hiçbir taraftar yoktur ( Belki de bir de GS taraftarı ). Bir önceki sezon Fener'e en ağır mağlubiyeti tattıran ayakların, bir sonraki sezon fener forması giymesi adettendir ( Hatirlayınız: İlker, Oğuz, Aykut vs. ). Ne de olsa affetmek erdemdir. Evet, ama kindarlık da yabana atılacak bir şey değildir... Şampiyonluğa mal olacak hata yapanı sokakta görse selam vermez (Garibim Erol'un GS maçında yaptırdığı penalti neler açtı başına hatırlayın), ligin ilk yarısında deplasmandaki maçta, kendisine sert giren rakibini Fenerli oyuncu unutur, taraftar unutmaz; acısını çıkarmak için bir sezon bekleyen bile vardır. Mazisini aklında tutan takımdır Fener. Ama unutkandır da. En çok da bu huyundan vazgecmez. En başarısız sezon bile bir sonraki sezon icin kriter olmaz. Her sene, her şeye yeniden başlanır. En azından böyle olması istenir. ' 'Bu maçı unuttuk, önümüzdeki maçlara bakıyoruz' ' en çok Fenerlinin ağzına yakışır. Sinyor Can Bartu'yu da unutur, Şeytan Rıdvan'ı da. Gelen ağamdır ama gidene paşam denmez kolay kolay. 'Mmazi kalbimde yaradir'' ama unutursam geçer. Ali Şen'in, takımı kümede zor tuttuğu dönemleri bile unutur, '' Ali Şen başkan Fener şampiyon ''dur.Yine de vefalıdır. Bordeaux zaferinin yaratıcılar Hüseyin, Selçuk , Şenol 'u kimse unutmaz, Aykut hep '' Kocaman ''dir, Lefter 'i anmayana hain gozuyle bakılır. Vefanın üvey kardeşi nankörlükse, nankörlük de Fener'e yakışır. On sene takımın tüm yükünü taşıyan Oğuz , Sakaryalı grubunun başıdır. Bir onceki maç beş gol atan adamın en fazla iki pozisyon kaçırma lüksü vardır; üçüncüde yuhalanır. Geçen senenin şampiyon kadrosu üç maç kötü sonuç alsın dağıtılır vs.Türkiye birinci futbol ligi tarihinin ( dikkat lig tarihinin! ) en başarılı takımıdır Fenerbahçe ( biliyorum birileri için tartışmalı bu; iki puana göre, üç puana göre ayrı tablolar çıkıyor ama Fenerlilere göre bu böyledir ). GS ile beraber en çok şampiyon olan iki takımdan biridir, en çok galibiyet alan takımdır, ezeli rakiplerini en çok yenen takımdır, en çok gol atarak şampiyon olmuştur. Bir Fenerli için her şey, hatta tek önemli şey olan şampiyonluk için, rakipleri bazen yıllarca beklese de, Fenerbahçeli'nin gönlü beş seneden fazlayı kaldırmaz. Sari lacivert zeminden baktığınızda hikâye böyle gözükür ama (dedik ya) madalyonun bir de öteki yüzü vardır. Son yirmi yılın en başarısız büyüğüdür Fener, birinci lig tarihinin en ağır yenilgilerini bu dönemde almıştır, şampiyon olmadığı neredeyse büyün senelerde taraftarını kahretmiştir, önce Karakartal sonra Cimbombom'lu altın yıllara gıptayla bakmıştır, sistemli başarıya hasret kalmıştır... Zaten Fenerbahçe ve sistem aynı cümlede ancak olumsuzluk ekiyle kullanılır. Birinci ligin 42-43 senelik tarihinde iki kez arka arkaya şampiyonluğa sadece iki kez ulaşmıştır. Fenerbahçe şampiyonluk sonrasında rehavetin dozunu kaçırır. Tek tabanca, nokta atışı varken makineli tüfeğe ne gerek vardır. Nadasa kalmış takımın ertesi seneki görüntüsü nasıl bu kadar içler acısıdır, anlaşılamaz; şaşkınlık en çok Fenerbahçe'ye yakışır.Sarı lacivert renkler en çok Fenerbahçe'ye gider. Evet Fener zitliklari sever, ama siyah beyazı yutar. Fenerbahçe'nin laciverti asilligi, sarı'sı rakiplerin gıpta ve kıskançlığını simgeler derler (en azından armadaki renklere verilen anlam bu). Ama sarı'yla lacivert'i karıştırırsanız yeşil çıkar ve yeşil Fenerbahçe için sadece ve sadece başarıyı simgeler (Bakiniz yine arma). Başaıi dindir imandır, tevazu anlamsızdır, galibiyet tek yoldur, tersini söyleyenler (ne aci ki) hep azınlıkta kalır. ''Tamam şampiyon olmayalım ama en iyi topu biz oynayalım'' lafı bir Fenerli'nin verebilecegi tavizin sınırıdır. Şan, şohret, para, pul varken tevazudan bahsetmek ayıptır.Gündüz gibidir Fenerbahçe... Sevenlerin içini açar, iş yoğunlugu tadında sevgi ister, bazen gözünüzü kamaştırır... Fenerbahçeli takımını hep gündüz gözüyle görür. Sürekli sever, her güzelliği ona atfeder. Her şeyi iyiye yorar, ama bir yere kadar. Yüreğine gece karanlığı çökerse bir anda değişir, dönüşür. Öfkesi taşar, her şey burasına gelmiştir, yakar yıkar. Kendi kalecisini döver, kulübü basar, yönetimden hesap sorar, kısacası zıvanadan çıkar. Fenerli'nin zıvanası yarı açıktır zaten. Çıkmaya biraz da bahane arar. Soğukkanlılığın anlamı yoktur, hatta değil sıcak olan, kaynamayan kandan şüphe edilir. Fenerbahçeli şüphelenmeye bayiılır. Hakemler, rakip, federasyon hepsi onun arkasından bir dolap çevirir. Ama oyuna gelmez. Esas oğlan sonunda mutlaka, herkese ve her şeye rağmen kazanacaktir. Kazanamamışsa bir oyuna gelmiştir; bunun hesabı gelecek sezonda sorulur.Düşünüyorum da, içki olsa viski olurdu Fenerbahçe: sek içilen, çabuk çarpan, havalı, iki tekten fazlası zararlı. Ani kurtarmak uğruna gelecege bakmayan, havalı transferi mantıklıya tercih eden, bünyesinin kaldıramayacağı şişkinliklerden yüzüstü kalan... Rakı olacak değil ya. Raki sebat ister, usûl ister, meze ister. Oysa sebatkârlik ya da düzen pek uğramaz Papazın Çayırı'na. Her sene antrenör değiştirmesi bir yana tarihi boyunca başkanını bile zırt pırt değiştirir durur. Arka arkaya, Faruk Ilgaz (8) ve stadin isim babasi Şükrü Saracoglu (16) dışında, beş sene kulüp başkanı olarak kalabilen hiç kimsenin olmaması sadece bir rastlantı olmasa gerek.Yemek olsa türlü olurdu Fenerbahçe; hatta '' binbir türlü ''. Nijeryalı'dan Deniz'ler çıkarır, yedi duvelden adam oynatır, türlü türlü yönetici barındırır ( gerçi cebi derin olma konusunda tek türü tercih eder ), çeşit çeşit taraftarı vardır; hiçbiri öbürüne benzemez... kadrosunda Türkiye sınırları içinde yetişen ancak birkaç oyuncu vardır, Kanarya'nın raconu budur. United Colors of Benetton olmak ayrı bir hazdır. Yönetici olmak da buna benzer. İşini gücünü bırakıp Fener yönetimine giren de vardır, bütün malvarlığını lacivert sarı forma altından su yürüterek kazanan da; bunu bir imaj kaygısına çeviren de vardır; bunu bir şeref olarak gören de. Ama en çok taraftarı renklidir Fener'in. Zaten kulüp kimsenin malı değildir, herkes gelir geçer ama taraftar kalır. Yönetim, takım sahtekâr kaynarken onlara da en büyük olmak yakışır. Kadıkoy'de çıkış bulmak gerçekten zordur. ( Son zamanlarda değişiyor ama ) Fenerli yavrusunu severken boğmaya kalkar. Her mağlubiyette en cok gözyaşı Kadıköy'e dokulur. demokles in bir kilici varsa, o hep fener seyircisinin elinde (bazen de basinin ustunde) sallanir. Biçer, döver, uğruna ölür, öldürür... ama ayakta kalan hep taraftar olur.Ders olsa matematik, üniversite olsa İstanbul Üniversitesi, meslek olsa tüccar olurdu Fenerbahçe... Sıradan rakamlardan en zor denklemler üreten ama iki kere ikinin her zaman dört etmediği, hesaba kitaba sığmayan bir matematik; derlenip toparlanamayacak kadar büyük, bir o kadar köklü, eski ve yeniyi bir arada barındıran bir üniversite ve malını iyi satan, göz boyamasını bilen, para harcamasını seven bir tüccar. En küçük sorunları bile günlerce tartışan, oyuncu yapısından uyumlu bir formül cıkartmayı kimsenin başaramadığı, bilinmeyen bir dolu şeyin havada uçuştuğu bir matematik... tarihine sahip çıkan, ama bir efsane anlatıcısı olmanın dışında ondan hiçbir ders çıkarmayan, hatta sürekli sınıfta kalan, bir senesi bir senesine uymayan, elindeki değerleri bir bir yitirirken kibrinden ve azametinden hiçbir şey kaybetmeyen bir üniversite ve ne kadar okumuş da olsa, kafası hinliklere çalışan, pazarlık erbabı, ahbap-çavuş ilişkilerini gelire tahvil eden bir tüccar...Kendisi dışında bir takım olsa Real Madrid , ülke olsa Brezilya , spiker olsa Ümit Aktan , hakem olsa taraflı olurdu Fenerbahçe . Real Madrid, ama biraz eksik bir Real Madrid olurdu. Bu kadar zenginlik içinde yuzerken dahi altyapıya Fenerbahçe'ye göre daha çok onem veren, Avrupa başarıları ile dünyanın en büyük üç takımından biri olan ve dört bir yanda taraftarı bulunan Real Madrid'le Fener'in ilişkisi biraz abi-kardeş ilişkisi gibi ama kim benzerlikleri yadsiyabilir ki? Devletle içli dışıl olmak, lig tarihinde başarıya doymamak, en çok gole tapmak, su gibi para harcamak... olamasa da hep Brezilya olmak istedi Fener. Onun gibi fiyakalı, onun gibi gözü doymak bilmeyen, onun gibi çalımcı, onun gibi karanlık, onun gibi sarı (kıskandıran), onun gibi lacivert (asil). Takım yıldızı değil yıldız takımı olmak yani... ama Ümit Aktan 'lık kaderde var. Maç kadar, maçın dışına da bakan, yeri gelince uyduran, espri olsun diye azıtan, renkli ama huylandırıcı, bilen ama bilmişlik de yapan bir Fenerbahçe. Sahanın dışındaki olaylara bağımlılığı artık kabak tadı veren, hava olsun diye konuşan yöneticileri yüzünden komik durumlara düşen, her zaman en iyi olduğunu savunan bir Fener. ve tabii ki taraflı. Fener'den hakem olmaz; bu bahsi geçelim, karşı tarafa düdük çalan her hakem i..edir. Aksini iddia eden de öyle. Fenerli gelemez öyle şeye.Akraba olsa dayı, organ olsa ağız, deniz olsa akdeniz, dağ olsa Ağrı olurdu Fenerbahçe... Hani ailenin haytası bir dayı vardır. İki de bir yeni projelerle zengin olacağından bahseder. Ayranı yoktur içmeye ama en şık kıyafetlerle gider kenefe. Vaatlerin, hayallerin insanıdır. en çok yeğenlerini sever, hiç evlenmez falan. Haytalıkta kim Fener'in eline su dökebilir ki? Hep yaramaz çocugu oynar Fener, hakkını vermezlerse bağırır çağırır, her sene şampiyonluk düşleri görür. ''Bu sene değil ama gelecek sene başarıyı hedefliyoruz'' diyen bir teknik adama ya da başkana rastlanmamıştır. En büyük yıldızların transfer söylentileri dolaşır ve milyonlarca yeğeni ( çocugu yok ya ) onun ağzından damlayan ballara bakakalır. Ama ne yazık ki dayı haytadır. Yalanlar çabuk çıkar, mum sönmek icin yatsıyı beklemez. Yine de vaat edilecek bir dolu yeni şey vardır. Ağız torba değildir ki büzesin. Fenerbahçe de büzülmez zaten. Sürekli konuşur. '' Bugüne kadar hakemler hakkında hic konuşmadım ama'' diye başlayan tiradlar en cok Fenerli yöneticilerin ağzından dökülür. Ağız dalaşında maharet yöneticiliğin birinci sınıf vasıflarındandır. Yoksa Çavuşoğlu Ömer'e nasıl tahammül edilir ki? Olsun, yine de birilerinin ağzının payını vermek bazen bir gol kadar haz verir. Doğum gününde Fatih Terim'e ''İyi ki doğdun'' diye bağıranlar hangi Fenerlinin yağlarini eritmemiştir ki? Akdenizli pek yağ tutmaz zaten. Anlık öfkenin ve sevincin sel gibi aktığı bir memlekette en çok Akdenizli Fener tribününde yer alır. Ama bu Akdeniz Tsunami üreten cinstendir. İki de bir her şey su altında kalır. Sil baştan takım kurulur. Zirveden fiilen uzaklaşilsa da, yürekler hep zirve yapar. Ağrılı sızılı bir sevgiye de Ağrı Dağı yakışır. Çok adam yutmustur Ağrı. Benim diyen dağcıları geri vermemiştir. Fener'in en bildik yanıdır öğütücülüğü. Her şeyi öğütür Fener. İyileri kötuleri, güzeli çirkini, sapla samanı. Geriye kalana bir lokma tat almak, yani arada bir şampiyon olmak düşer.Düzen olsa Demokrasi, politikacı olsa Demirel, ideoloji olsa kapitalizm olurdu Fenerbahçe... Evet Fenerbahçe'den demokrasi olur. Bu kadar şeffaf bir yönetim demokrasilerde bile zor olur. Bütün kamuoyu önünde en mahrem sorunlarını tartışmak her yiğidin harcı değildir. Her kafadan bir ses ancak bu kadar çok çıkar. Sürekli koalisyonlarla yönetilir, sürekli erken seçime gidilir, sürekli tepedeki değişir. Biraz yunan demokrasisini andırır, çünkü en büyük kesim taraftarlara oy hakkı yoktur. Zaten bu demokrasi de biraz popülist bir demokrasidir. O yüzden en çok Demirel olmak yakışır. Hep eleştirilmiştir ama en çok iktidara da o gelmiştir. Oyunun kurallarını iyi bilir, lafını sakınmaz, işle degil zekasıyla ayakta kalır. Üstelik hiç değişmemiştir. Fener de değişmeyi sevmez. Hep aynı şekilde yönetmek en temel adaptır. Fenerbahçe taraftarı başkanlık koltuğunda hep Demirel'in türevlerini görmüştür. Ali Şen'e başbakan diye boşa bağırılmamıştır. Fener'e hep böyleleri yakıştırılmışsa bunun nedeni kapitalist düzenin sağlam çark tutmamasısıdır. Sadece güçlülerin ayakta kalacağı bir yarışta Fenerli de güce tapar. Başarı için her yol mübahtır. Ama Türk usülü bir kapitalizmdir bu. Rasyonalite nedir tanımaz. Batmamak için işçi çıkartır ama hava atmaktan geri kalmaz, gerekirse düzen değiştirir ama hep randıman peşinde koşar.Futbolcu olsa kaleci, sistem olsa 2-3-5 olur, antrenor olsa kovulurdu Fenerbahçe... Kaleci'nin yalnızlığı ve sınırda duran hali dillere destandır. Hiçbir zaman Fevzi gibi bir kaleci olmayacaktır Fener ama Rüştü'den yukarısını bir kez tatmıştır; o da deli çıkmıştır (Schumacher). Rüştü'nün yedigi ve kaleciliğine yakışmayan ne kadar gol varsa Fenerbahçe de kulüp olarak bu golleri yer. Şampiyonlar Ligi'ne kalır, sıfır çeker; kupada final oynar kaybeder ( tabii ki penaltilarla ), son haftadan önce şampiyon olmasına pek az rastlanır, kaleci gibi son çizginin takımıdır. Kalecilere en çok 2-3-5 denen, şimdilerde kimsenin uygulamadığı mazide kalmış bir sistemde iş düşer. Fenerbahçe de herkes gol atmak ister. Takım kötü giderken hep forvet arayışına gidilir. Takımı takım yapan unsurlar defans ve orta saha hep ikinci plandadır. Mümkün olsa hâlâ dört beş forvetle oynamak ister Fenerbahçe ama hiçbir antrenör bu riski almaz. Zaten Fenerbahçe'den antrenör olmaz. Olsa da hemen kovulur...Artist olsa Erol Taş , çizgi roman olsa çelik bilek, haber olsa asparagas olurdu Fenerbahçe... Fenerbahçe'ye kötü adam olmak yakışır. Kötüsü boldur. En sevilen eski futbolcusu bile yazar olunca kötü olur. Fenerbahçe'nin başarıları, herkese kötü gelir. Fenerbahçeli galip gelince Erol Taş gibi güler. Gülüşüne laf edene de epey ters çıkar. Bileğine güvenir, herkesle baş edeceğine, sülalesi gelse yerle bir edeceğine inanir. Zaten düşman da kırmızı (sarı) urbalıdır. Evet, attığı her adım, söylediği her söz haber olur ama yalan haber olur. Bir takımdan bu kadar haber çıkabileceğine bir tek İtalyanlar inanır. Fenerbahçe basının göz bebeğidir, ekmek kapısıdır. Fenerbahçe'de yaprak kımıldamasa neden kımıldamadığı haber olur, hatta bundan iki Siyaset Meydanı bir Bizim Stadyum çıkar. Fenerbahçe Kulübü kapansa basındaki işsizler ordusu ortalığı Arjantin'e çevirir, ama Fener Brezilya'yı sever ve onları yüzüstü bırakmaz. Nasıl ki, asparagas, sırf yalan ve uydurma olduğundan hiçbir anlamı yoktur, Fener basını da Fener'e hiçbir katkida bulunmaz. Zaten hepsi yav..k basındır. Fenerbahçe düşmanıdır.Şair olsa Can Yücel, şarkıcı olsa Müslüm baba, grup olsa dağılırdı Fenerbahçe... Ağzı bozuktur Fenerli'nin. En temiz görünen bile, ''Avrupa fatihiymis Galatasaray...' ' tezahuratını zevkle bitirir. Ama lafı gediğine koymayı da bilir. Can baba gibi savruk bir yanı da vardır. Bir türlü toparlanamayacakmis gibi durur ama arada şiir gibi futbolu da esirgemez. Güzel oynamayı her şeye tercih eder. Bol çalımlı, şık bir gol en güzel sarkıdır Fenerliye. Ama Fener'in kulağı güzel tangolardan, sambalardan ziyade Müslüm Baba'ya aşinadır. ''Acıların Takımı'' na acısız şarkı yakışmaz. Arada bir gülen yüzlere içten bir nağme okumak konusunda da Müslüm Baba'nın üzerine yoktur. ''Yaşa Fenerbahçe'' takımın marşıysa ''Nereden sevdim o zalimi'' şarkısı da gizli söylenen nutkudur. Yine de sever Fenerli. Umutsuz yaşanmıyor der. Mutluluğun resmini arar durur.Öyle ya da böyle; peki nedir Fenerbahçe? Futbolda dolu dolu bir hayat vardir diyenlere sormak lazım bu soruyu. Bir takımdan öte bir şey olduğu kesin. Bir yaşam/varoluş biçimi mi? Böyle söylemek de biraz abartılı olur ( Bu raddede seven yok da degil hani! ). Dünyanın en garip takımı mı? Bu da çok belirsiz. Yoksa her ikisi birden mi? Bir Fenerbahçe taraftarı olarak, benim yüreğim ortada bir yerde çarpıyor. Oysa, bıktırmak pahasına tekrarlayalım: Madalyonun iki yüzü vardır: Yazı mı, tura mi?
Reklam