Mircea Lucescu: 'Fenerbahçe’de Çok Büyük Futbolcu Olabilirdim'
Lucescu, Türkiye’de geçirdiği yılları anlatırken, 13 yıldır bir sırrı da aydınlığa kavuşturdu. 2001’de Galatasaray’ın Real Madrid’i konuk ettiği Şampiyonlar Ligi çeyrek final maçının devre arasında Hagi’nin, teknik direktör Lucescu’ya bağırdığı ve oyun taktiğini değiştirdiği, Galatasaray’ın da bu taktikle ilk yarısını 2-0 yedik durumda tamamladığı maçı 3-2 kazandığı iddia edilmişti. Hatta Hagi de bu iddiaları doğrulayan açıklamalar yapmıştı. Ancak Rumen teknik adam, bu iddia ile ilgili ilk kez konuşurken bambaşka bir senaryoyu dile getirdi. Shakhtar Donetsk’te 10 yılı geride bıraktınız. Kazandığınız kupaların sayısını biliyor musunuz? Dokuz lig şampiyonluğu, beş Ukrayna Kupası, beş Süper Kupa, bir Avrupa Ligi... Toplam 19... Biraz fazla değil mi? Biraz fazla mı? Asla “fazla” diye bir şey yoktur. Sadece “çok” diyebiliriz. Bu başarılarla birlikte sizin Türkiye’deki değeriniz de arttı. Galatasaray ve Beşiktaş dönemlerinizde kalitenizden kuşku duyanlar vardı ama şimdi neredeyse herkes sizin muhteşem bir teknik direktör olduğunuzu düşünüyor... İnsanların benim kalitemden neden şüphe duyduklarını anlamıyorum. Galatasaray’la Avrupa Süper Kupası’nı kazandım, ligde şampiyon oldum. Ayrıca Galatasaray’daki ilk sezonumda şampiyonluğu çok zor bir durumda kaybettik. 32’nci haftada evimizdeki Ankaragücü maçında Okan Buruk, 30’uncu dakikada kırmızı kart gördü ve o maçı kaybettik. Biliyorsunuz... Beşiktaş’ta da aynı şekilde... Samsunspor maçında üç oyuncum kırmızı kart gördü. Seyircisiz maç cezası aldık. Bu yüzden şampiyonluğu kaçırdık. Nihayetinde belki daha iyi olabilirdi ama Türkiye’de iyi iş yaptığımı düşünüyorum. Sonra Shakhtar Donetsk’e geldiniz... Burada beni çok iyi bir başkan karşıladı. Hayatını futbola adamış. Aynı zamanda kulübün de sahibi. Türkiye’de bu, çok daha zor. Başkanlar seçimle geliyor ve ortalama iki yıl görevde kalıyor. Bir teknik direktörün uzun süreli sözleşme imzalaması mümkün olmuyor. Çünkü her gelen başkan kendi teknik direktörünü getirmek istiyor. Öyle olunca teknik direktörler sadece bir yıl takımda kalıyor. Bir yılda bir takım inşa edemezsiniz. Kısa vadede kazanmak çok zor. Ancak şansla bir şeyler kazanabilirsiniz. Ben Donetsk’te aradığım her şeyi buldum. Çalışma şartları çok iyi. Başkanın yeni stadı inşa etmesiyle birlikte Avrupa’da da iyi sonuçlar almaya başladık. Donbass Arena dünyanın en güzel stadı. Bunun gibisi yok. Türkler de gurur duymalı çünkü bu stadı inşa eden bir Türk firması (Enka). Shakhtar Donetsk, sadece yönetimsel anlamda değil, sahada da çok başarılı bir 10 yıl geçirdi. Bunun sırrı neydi? Bu 10 yıl içinde takım üç kez değişti. Sadece iki oyuncu sabit kaldı: Dario Srna ve Tomas Hübschman... Bu süreçte çok sayıda genç oyuncu getirdik, onları büyüttük ve büyük takımlara gitmelerine izin verdik. Bu kulüp için de çok iyi çünkü aynı zamanda iyi para kazandık. Henrik Mikhitaryan, Fred, Fernando ve Willian gibi oyuncuların ayrılmalarına üzüldünüz mü? Elbette üzüldüm, çok iyi oyunculardı. Onlarla iyi sonuçlar aldık, kupalar kazandık. Sonra Avrupa’nın büyük takımlarına gittiler. Onlarla çok iyi ilişkiler kurdum çünkü bu kulübe geldiklerinde henüz çok gençlerdi. Gelişmelerine yardım ettiğim için mutluyum. Bu kadar genç ve gelecek vaat eden oyuncuyu Ukrayna’ya gelmeye nasıl ikna ettiniz? Buraya geldiğimde işe bir oyuncu transfer ederek başladık. İtalya’dan o zaman genç bir futbolcu olan Matuzalem’i getirdik. Ondan sonra başarılı oldukça genç Brezilyalı oyuncular gelmek istedi. Avrupa kulüpleri Brezilyalı oyuncuları genellikle 25-26 yaşına geldiklerinde alıyor. Çünkü kalitelerinden emin olmak istiyor. Ama biz yetenekli oyuncuları daha gençken almayı tercih ettik. Tabii onlarla çok sıkı çalıştık. Haliyle ilk bir iki yıl pek bir katkı sağlayamadılar. Sabırla onları hazırladık ve yetiştirdik. Sonra adım adım yetenekleriyle kazanmamıza yardım ettiler. Bu çok güzel bir strateji ama bu stratejiyi, kulüp sahibiyle birlikte hareket ederek hayata geçirebilirsiniz. Tıpkı bizim başkanımız gibi. Çünkü o geleceği düşünebiliyor. Eğer başkanın ömrü iki yılsa protagonist davranmak istiyor, yeni oyuncular alıyor, basında hakkında iyi şeyler yazılsın istiyor. Onun için teknik direktör pek önemli değil. Hemen ilk yıl her şeyi kazanmak istiyor. Bu şekilde geleceğin takımını kurmak çok zor. Türkiye’de savunma takımları kurmakla eleştirildiniz. Ama Shakhtar’da bunun aksini kanıtladınız... Ama Türkiye’de savunma takımı kurduğum doğru değil! Hem Galatasaray’da hem de Beşiktaş’tayken diğer takımlardan daha çok gol attık. Gol averajımız da diğerlerinden daha iyiydi. Burada da durum aynı. Her sene diğer takımlardan daha çok gol atıyoruz. Taktiksel olarak daha farklı oynadığımız doğru ama bu başka mesele. 1985 yılında “Türkleri seviyorum” şeklinde bir demeciniz var. Oysa o zaman henüz Türkiye’de çalışmaya başlamamıştınız. Bu sevginin sebebi neydi? Kimbilir neden seviyordum; hatırlamıyorum (gülüyor). O dönem Dinamo Bükreş’te forma giyiyordum. Türk takımlarına karşı çok maça çıktım. Statlardaki atmosferden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Bugün de aynı şekilde düşünüyorum; böyle taraftarı hiçbir yerde görmedim. Sadece Dortmund taraftarı yarışır. İtalya’da bile böyle atmosfer yok. Belki de bunun için “Türkleri seviyorum” demişimdir. Daha sonra Türkiye’de sokağa çıktığımda hemen herkesin futbolcuları tanıdıklarını, onlara seslendiklerini, selam verdiklerini fark ettim. Bundan çok etkilendim. Türkler çok duygusal insanlar ve ben bunu seviyorum. Türkiye’de olduğum zaman kendimi çok iyi hissediyorum. 1978 yılında futbolculuğunuz sırasında Fenerbahçe ile idmana çıktınız. Ardından “Kulübüm izin verirse Fenerbahçe’ye gelirim” dediniz. Peki neden gelmediniz? Çünkü sosyalist bir yönetim vardı ve o dönem kimse bir yere gidemezdi. Çok gençtim. Evet, Türkiye’ye geldim. Yanımda Ion Nunweiller de vardı. Kulüp izin vermeyince geri döndüm. Nunweiller, Datcu, Sasu gibi oyuncular 30 yaşını geçtiği için onlara izin verdiler. 1970 Meksika Dünya Kupası’na kalma başarısı gösteren oyuncular için bir anlamda ödül gibiydi. O dönem Romen futbolu Türk futbolundan daha iyi durumdaydı. Türk takımları da Romen oyuncuların ve teknik direktörlerinin peşindeydi. O zaman futbolcuyken Fenerbahçe formasını giymek istediniz, öyle mi? Evet, Fenerbahçe’de çok büyük futbolcu olabilirdim. 19-20 yaşlarındaydım. Dinamo Bükreş’le 1. Lig’e çıkmıştık. Oradayken ilk uluslararası maçımı Fenerbahçe’ye karşı oynadım ve gol attım. Datcu Fenerbahçe forması giyiyordu. Aramız çok iyiydi. Daha sonra İtalya’da Pisa’da teknik direktörlük yaparken de Fenerbahçe başkanı beni aradı ve İstanbul’a geldim. Başkanla yemek yedik, kulübü gezdim. İş sadece imzaya kalmıştı ama ama ben İtalya’da kalmaya karar verdim. Fenerbahçe’ye gelmiş olsaydınız sizin için tarih daha farklı yazılır mıydı? Hayat bana daha sonra Galatasaray’ı çalıştırma fırsatı verdi. Sonra Beşiktaş’a gittim ama asla Fenerbahçe’ye gidemedim. Çok garip (gülüyor)... Fenerbahçe forması giyebilirdim, onların teknik direktörü olabilirdim ama ezeli rakiplerinin teknik direktörü oldum. Hayat... Türkiye’de neyi özlüyorsunuz? Türk oyuncularla çalışmak çok kolay. Çünkü sahada her şeylerini veriyorlar. Yürekleriyle oynuyorlar. Tabii taktiksel anlamda ve organizasyon anlamında bazı sıkıntılar var. Ama Türk oyuncular çok hızlı, agresif ve yetenekli. Ben bu tür oyuncularla çalışmayı seviyorum çünkü öğrenmeye çok açıklar. Galatasaray’da da Beşiktaş’ta da bunu yaşadım. Hasan Şaş, Ergün Penbe, Bülent Korkmaz, Emre Belözoğlu, Arif Erdem, Suat Kaya, Tayfur Havutçu, Sergen Yalçın... Sergen hayatımda çalıştığım en iyi oyunculardan biriydi. Tümer’i de çok seviyorum. Çünkü çok zeki bir oyuncuydu. Belki fiziksel olarak diğerleri kadar güçlü değildi ama çok zekiydi. Benim zamanımda çok iyi iş çıkardı. Problem çıkaran oyuncu yok muydu? Hayır yoktu. (Bir süre düşünüyor). Hiç yoktu. Hayatım boyunca hiçbir futbolcuyla sorunum olmadı. Futbolculara onları sevdiğiniz hissini vermelisiniz. Bu çok önemli. Onları eleştirirken ya da onlardan bir şey isterken bile anlayışlı olmanız gerek. Gheorghe Hagi, 2001’de şampiyonlar ligi’nde Real Madrid’e karşı 3-2 kazanılan maçın devre arasında size bağırdığını söyledi. Orada neler yaşandı? O bana bağıramaz, ben ona bağırırım (gülüyor). O sadece cevap vermeye çalıştı. İlk yarıda ondan sahanın her yerinde olmasını istemiştim. Galiba biraz kafası karıştı. İkinci yarı sahada kalmak istemedi. Sonra Jardel de ona uydu ve o da çıkmak istedi. İlk yarıyı 2-0 kaybetmiştik. Utanç vericiydi. Sonra ben bağırmaya başlar başlamaz Jardel ayakkabılarını hemen geri giydi. Onlara “Kazanmadan soyunma odasına dönmeyin” dedim. Tarihin en iyi ikinci yarı performanslarından biriydi. Aslında Pierluigi Collina nizami bir golümüzü yedi. Normalde o maç 4-2 biterdi. Onlarla karşılaşmak bile önemliydi. Kariyeriniz boyunca hakemlerden şikayet ettiniz... Ben genellikle takımlarımı kazanmak için kurarım! Eğer hakemler yanlış karar veriyorlarsa normal olarak eleştiriyorum. Ben hata yaptığımda da herkes beni eleştiriyor. Bu çok normal. Hakemler hata yapıyor ve o hatayla maç kaybediyorsanız sinirleniyorsunuz. Mesela Cem Papila (gülüyor)... Onu hiç unutmuyorum. O maçı kaybetmemiz için her şeyi yaptı. Beş futbolcumuzu oyundan attı ve şampiyonluğu kaybettik. Onun bir hata yaptığını söyleyemem çünkü en az 10 hata yaptı! Çünkü hata yapma niyetiyle maça çıkmıştı. Ama genel olarak hakemlerle bir sıkıntım yok. Sadece kötü niyet gördüğümde onlarla tartışırım. 2001-02 sezonunun başında Galatasaray oldukça güçsüz bir kadroya sahipti... İkinci yıl çok zordu. Çünkü 12 oyuncuyu kaybetmiştik. Hagi, Taffarel, Popescu, Okan, Emre, Ümit Davala... Takımı kiralık futbolcularla yeniden inşa etmek durumundaydım. Çoğu kalitesiz isimlerdi ama hepsi kazanmayı çok istiyordu. Çok profesyonel ve kazanmak isteyen bir takım inşa ettik. Ve başardık. Ligin ilk yarısında Sergen bize çok yardım etti. Daha sonra sakatlandı. Yine de ligin ikinci yarısı bizim için muhteşem geçti. O yıl hak ettiğim maaşı ancak Beşiktaş’ta çalışırken alabildim (gülüyor). Kulüp adına çok zor zamanlardı. Çok sayıda oyuncunun ayrılması da bu yüzdendi. Buna rağmen şampiyon olduk. Şampiyon oldunuz ama sezon sonunda görevinize son verildi. O dönem görev yapan rahmetli Özhan Canaydın yönetimine kırgın mısınız? Hayır kimseye kırgın veya kızgın değilim. Her başkan kendi adamını getirmek ister. Özhan Canaydın, başka bir teknik direktörle çalışmak istedi, el sıkışarak ayrıldık. Bunun için tazminat bile almadım çünkü hak etmediğim bir parayı almak istemedim. Bir an önce çalışmaya başlamak en iyisiydi. Beşiktaş’ta da durum aynıydı. İki yıl daha sözleşmem olmasına rağmen takımdan ayrıldım, o parayı stat inşaatı için harcamalarını rica ettim. Sizce en güçlü özelliğiniz hangisi? İletişim mi, yoksa taktiksel yaklaşımınız mı? Bunun hakkında yorum yapamam. İşin uzmanlara sormanız lazım (gülüyor). Ama dünyada en zor şey, 1 numara olmak, kazanmak... Başarılı olmak, çok fazla çalışmayı gerektiriyor. Çok iyi konsantre olmalısınız. Çok şey bilmelisiniz. Bir günde ortalama kaç saat çalışıyorsunuz... Her zaman... Aklımda her zaman futbol var. 2006 Dünya Kupası şampiyonu İtalya’da teknik direktör Marcelo Lippi’nin teknik asistanlığını yapan Adriano Bacconi, modern analizi sizin keşfettiğinizi söylemişti... Bu doğru mu? Evet doğru... 1990 yılından önce oyuncu-antrenör olduğum dönemde bunu yapmaya başladım. 15-16 yaşlarındaki bir grup çocuğu aldım, onlar adına tüm maçı analiz eden kağıtlar hazırladım. O kağıtta onların sahada ne yaptıkları analiz ediliyordu. Şimdi her şey çok kolay, bilgisayarlar var... Oyuncular kaç kilometre koştuğunu biliyor. İtalya’ya gittikten sonra Adriano Bacconi ile çalışmaya başladım. Tek tek tüm futbolcuların profillerini çıkardık, maçı sentezledik, benim felsefeme göre oyunu yorumladık ve sonra bunları bilgisayara aktardık. O günden bugüne analiz çok ilerledi ama bunu İtalya’da başlatan kişi benim. O zamana kadar antrenörler sadece maçı izliyordu. Tüm Avrupa size saygı duyuyor, pek çok makalde taktiksel yaklaşımlarınız referans gösteriliyor ama Inter’deki kısa maceranız dışında Avrupa’nın en büyük kulüplerini çalıştırma şansı bulamadınız. Neden böyle oldu? Romanya’daki devrimden sonra ülkeyi terk ettim. Sosyalist bir ülkeden geliyordum. O döneme kadar Avrupa futboluyla hiçbir iletişimimiz, ilişkimiz yoktu. Ama 36 yaşıma geldiğimde, Corvinul Hunedoara takımında oyuncu-antrenör oldum. Daha sonra Romanya Milli Takımı’nı çalıştırdığım sırada İtalya Milli Takımı’nı yendik. O dönem İtalya, Dünya Şampiyonu’ydu. Bu şekilde kendimi İtalyanlara gösterme şansı buldum. Ardından beş yıl sonra Romanya’dan ayrılınca Pisa’ya, oradan da Brescia’ya gittim. Anlatmak istediğim; ben diğer hocalar gibi çalışmaya büyük takımlarla başlamadım. Bu yüzden her seferinde iyi bir teknik direktör olduğumu ispatlamam hiç kolay değildi. Brescia’dayken Inter’e daha erken gidebilirdim ama başkan bana izin vermedi. Takımı iki kez Serie A’ya çıkarmıştım. Wembley’de Anglo-Italian Kupası’nı kazandım. Kariyerim boyunca gittiğim her yerde kupa kazandım. Romanya’ya geldiğimde hemen Rapid’le Dimano’nun önüne geçtik ve kupa kazandık. Brescia’dayken Serie A o dönem dünyanın en zor ligiydi. Hatta Serie B daha da zordu! Teknik direktörler için muhteşem bir mücadele alanıydı. Serie A daha çok paralı başkanların yeriydi. Orada en zengin kazanıyordu. Berlusconi gibi... (Gülüyor). Juventus ve Roma da o dönem çok zengindi. Bu yüzden zirveye çıkmam mümkün olmadı. Ardından Galatasaray ve Beşiktaş’a gittim, sonra da Shakhtar Donetsk’e... Buraya gelemeden önce Avrupa’nın batısından pek çok teklifi reddettim. Çünkü burayı bir teknik direktörün çalışabileceği en iyi yer olarak gördüm. Başkanın bana güvenmesi çok önemli, bu sayede çok başarılı oldum. Dynamo Kiev, Metalist gibi takımları geride bırakmak hiç kolay değil. Sizce bir Türk kulübüyle Şampiyonlar Ligi’ni kazanabilir misiniz? Hayır, imkânsız. Şu an için bu imkânsız. Avrupa’nın doğusundan bir takımla Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkmak kupayı kazanmaya eş değer. Çünkü bu farklı bir futbol, farklı bir tarih, farklı bir kültür. Onlar çok daha güçlü. Çok daha farklı bir ligde mücadele ediyorlar. Her yıl aynı altı-yedi takımı Şampiyonlar Ligi’nde son turlarda görüyorsunuz. Peki Türkiye’de uzun vadede böyle bir potansiyel yok mu? Sonuçta 70 milyonluk bir ülkeyiz... Hayır hayır. Bunun nüfusla alakası yok. Büyük takımlara bir bakın... Muhteşem bir tanınırlığa sahipler. Çok paraları var. Bir de Türkiye’ye bakın... Sadece üç takım söz konusu. Spor politikasında sıkıntı var. Şampiyonlar Ligi’ni kazanmanız için Premier Lig, La Liga, Bundesliga gibi bir liginizin olması gerekir. Her zaman onlar kazanıyor. Arada Portekiz de yarışa dahil olabiliyor çünkü onların da ligi ilginç. Aynı zamanda iyi oyuncular yetiştiriyorlar. Yetenekli Brezilyalı futbolcuları liglerine getirebiliyorlar. Onları profesyonel düzeye getiriyorlar ve böylece kazanıyorlar. Bu göründüğü kadar kolay değil. Türkiye’den sizi arayan çok sayıda başkan var mı? Evet ama çok problem değil. Gayet normal. Çünkü ben Türk futbolundan iki büyük takımla başarılı olarak ayrıldım. Çok normal. Diğer taraftan ben Türk futboluyla ilgili daima iyi izlenimlere sahip oldum. Türk futbolcuları sevdim, ben de Balkanlardanım. Balkanlarla Türkler aynı mantaliteye sahip. Bu yüzden arada bir doku benzerliği var ve tarih boyunca Balkan teknik direktörler burada başarılı oldu. Tabii Fatih Terim gibi Türk teknik direktörlerle birlikte... Ben de iyi izlenim bıraktım, takımlarım iyi top oynadı. Bu yüzden Türk takımları tarafından aranmam çok normal. Bununla gurur duyuyorum. Türkiye’de gazeteler mütemadiyen sizin önümüzdeki sezon Galatasaray’ın başına geçeceğinizi yazıyor. Gerçekten öyle mi? Galatasaray’la hâlâ çok iyi ilişkilerim var. Beşiktaş ve Fenerbahçe’yle de öyle. Mesela her yıl Fenerbahçe ile hazırlık maçı oynuyoruz. Bu sene Beşiktaş ve Galatasaray’la oynadık. Ben tüm bu takımlarla iyi ilişkiler kuruyorum. Sadece bu kadar, daha fazlası yok.Roberto Mancini’yle aranız nasıl? Çok iyi arkadaşım. Ben ona saygı duyuyorum, o bana saygı duyuyor. Onu İtalya’daki günlerimden tanıyorum. Ben teknik direktördüm, o oyuncuydu. Sadece onunla değil, Bilic’le de çok iyi iletişimim var. Peki önümüzdeki sezon ne yapacaksınız? Planınız ne? Bu benim problemim! Başkasının değil... Yarın bir maçım var o yüzden şimdi ayrılmam gerekiyor. Daha sonra ne olacağını hep birlikte göreceğiz...Fanatik
Hafızalardan Silinmesi İmkansız 30 Tarihi An
Türkiye'nin siyasi, spor, tv gibi bir çok alanında meydana gelmiş ilginç olayların hafızalara kazınmış fotoğrafları paylaşıldı. Ben de içlerinden ' Aaa, ne günlerdi' diyebileceğiniz ve tebessüm edebileceğiniz olanları topladım ve keyifli bir çalışma oldu, umarım beğenirsiniz...
Serdar Aziz Dünya Evine Girdi
Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Bursaspor'un başarılı oyuncusu Serdar Aziz dünya evine girdi.Bursa’da bir otelde gerçekleştirilen düğünde Serdar Aziz, hayatını Tuğçe Türk ile birleştirdi. Çiftin nikahını Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe kıydı. Divan Kurulu Başkanı Kadir Şankaya ve Ertuğrul Sağlam ise nikah şahidi oldu. Düğüne, Bursaspor Kulübü Başkanı Recep Bölükbaşı, yöneticiler, bazı belediye başkanları, bir dönem Bursaspor’u çalıştıran Raşit Çetiner, futbolcular, spor camiasının tanınmış isimleri ve her iki ailenin yakınları katıldı. Serdar Aziz, nikah öncesi yaptığı konuşmada, ”Evlilik benim için önemli bir adım. Benden çok şey bekleyen bir futbol camiası var. Bu evliliğin bana hayırlı olacağına inanıyorum. Geçtiğimiz sezon küçük bir sakatlık geçirmiştim. Yeni sezonda daha başarılı bir Serdar olacak” dedi. Nikah töreninin ardından evlilik cüzdanı başkan Altepe tarafından ilk olarak Kadir Şankaya’ya verildi. Şankaya da bu önemli anın şampiyon antrenör Ertuğrul Sağlam tarafından perçinlenmesini dileyerek, cüzdanı ona teslim etti. Sağlam ise son olarak evlilik cüzdanını gelin Tuğçe Türk’e verdi.AMK Spor
Harvard Üniversitesi Birincisi 'Türk Dahi'
22 yaşındaki Türk Levent Alpöge, dünyanın en önemli okullarından biri olarak kabul edilen Harvard Üniversitesi’ni 4 üzerinden 4 not ortalaması alarak ‘Valedectorian’ derecesiyle mezun oldu. Alpöge çalışmalarını Cambridge’ta devam ettirecek Dünyanın en prestijli okullarından Harvard Üniversitesi’nde 2014 yılı birincisi Türk genci Levent Alpöge (22) oldu. Alpöge, hem matematik ve fizik lisans bölümlerinden, hem de aynı anda fizik yüksek lisans derecesi elde etti. Başarılı genç, 4 üzerinden 4 not ortalaması ile “Tüm Üniversite Birincisi” (Valedectorian) olarak dün mezun oldu. Başarılarla dolu bir eğitim hayatına sahip olan Alpöge, 2010’da henüz lise son sınıfı öğrencisiyken ABD çapında adayların katılımı ile gerçekleşen Intel Bilim Yetenekleri Yarışması’nda ABD Başkanı Barack Obama ve senatörler tarafından kutlanan 40 genç finalist arasına girdi. Bunun sonucunda, “Ivy League” olarak ve akademik mükemmelliği ile tanınmış ABD’nin 8 en iyi üniversitesi tarafından kabul edildi. Sayısız ödülü var Alpöge, Harvard’ın matematik bölümünü seçti. Sayısız prestijli ödülü ve bursu bulunan Alpöge; American Mathematical Monthly, Journal of Combinatorial Theory, Journal of Number Theory, International Mathematics Research Notices dergilerine yazılar yazıyor; Harvard College Mathematics Review dergisinin de editörluğünü üstleniyor. Alpöge, çalışmalarını önümüzdeki yıl Winston Churchill bursu ile İngiltere’deki prestijli Cambridge Üniversitesi’nde sürdürecek. Daha sonraki yıl yine 8 Ivy League okullarından gelen doktora kabullerinin içinden Princeton’ı seçerek eğitimine devam edecek.Alpöge ailesi ile birlikte New York eyaletinin Long Island bölgesinde yaşıyor. Akademik başarılarının yanı sıra maratonlara katılan Alpöge koyu bir Beşiktaş hayranı. Milliyet
Vodafone Arena Canlı Yayında!
Beşiktaş'ın yeni mabedi ve Türkiye'nin ilk akıllı stadyumu olacak Vodafone Arena’nın inşaatından canlı yayın başladı.Beşiktaş Jimnastik Kulübü ile Türk spor tarihinin en büyük sponsorluk anlaşmasına imza atan Vodafone Türkiye, yapımı devam eden Vodafone Arena’nın inşaat çalışmalarını canlı olarak yayınlamaya başladı. İnşaat çalışmaları Vodafone Arena ve Vodafone Arena | İzlesene.com adreslerinden 7 gün 24 saat canlı olarak, herhangi bir üyelik kaydına gerek olmadan izlenebilecek. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: 'İstanbul’un kalbinde yükselen Vodafone Arena’nın başta Vodafone aboneleri ve Beşiktaş taraftarları olmak üzere tüm Türkiye’yi yakından ilgilendiren önemli bir proje olduğuna inanıyoruz. Bir iş ortaklığından öte bir gönül ortaklığını simgeleyen bu projeyi mümkün olduğunca geniş bir kitleyle buluşturabilmek için elimizdeki tüm olanakları seferber ediyoruz. Bu doğrultuda, inşaattan Vodafone Arena canlı yayın fikrimizi hayata geçirdik. Özellikle Beşiktaşlı taraftarların heyecanla bekledikleri Vodafone Arena’nın inşaatının dileyen herkes tarafından anlık olarak görüntülenebilmesini ve son durumun takip edilebilmesini hedefliyoruz. Vodafone’un canlı yayın uygulamasıyla, tüm Türkiye’nin, temelinde 21 bini aşkın taraftar mesajının gömülü olduğu, Türkiye’nin ilk akıllı stadyumu olacak Vodafone Arena’nın, efsanevi Beşiktaş ruhuyla yükselişine günbegün tanıklık edecek olmasından büyük heyecan duyuyoruz.' Hem spor hem yaşam alanı Vodafone Türkiye ile Beşiktaş Jimnastik Kulübü arasında 20 Ağustos 2013’te imzalanan 15 yıllık sponsorluk anlaşmasıyla Vodafone Arena adını alacak çok amaçlı kompleks, İstanbul’un futbol, müzik, kültür-sanat, moda, eğlence ve diğer spor etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Toplam sponsorluk değeri 145 milyon doları bulan Vodafone Arena, dünyada örnek gösterilen yeni stadyumlarda hayata geçirilen zengin içerikli dijital ekran çözümleri ile genişbant mobil ve Wi-Fi ağıyla donatılacak.Kompleks aynı zamanda eğlence merkezi, konser arenası, yaşam alanı ve moda merkezi olarak da kullanılacak. Beşiktaş Müzesi ve Kartal Yuvası stattaki yerlerini yenileyerek korurken, en son mobil teknolojilerin sunulacağı Vodafone Cep Merkezi de taraftar ve ziyaretçilere benzersiz bir teknoloji deneyimi yaşatacak.Şampiy10
Reklam
Messi: "Maradona'yı Kıskanıyorum"
Arjantin ve Barcelona'nın yıldız futbolcusu Lionel Messi, Diego Armando Maradona'yı kıskandığını söyledi. Ülkesi Arjantin ile 2014 FIFA Dünya Kupası hazırlıklarını sürdüren Lionel Messi , ESPN 'e turnuva ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Messi, ' Diego Maradona, Pele ve Franz Beckenbauer ... Onları her zaman kıskanmışımdır. Ne kadar sorarsam da Dünya Kupası'nı kaldırdıklarında yaşadığı hissiyatı anlatamadılar' şeklinde konuştu. Ülkesi ile kupayı kaldırmak istediğinin altını çizen süperstar, '2006'dan 2010'a kadar başıma bir sürü şey geldi. İyi ya da kötü, bunlar benim kişiliğime ve profesyonelliğime katkı sağladı' dedi.Spor365
İtalya'da Seks Programı Belli Oldu
İtalya'da futbolcuların Dünya Kupası'nda nasıl seks yapacağı belli oldu. Prandelli, düşündükleri sistemi anlattı. İtalya Milli Takımı teknik direktörü Cesare Prandelli, oyuncularına kampta seks yapabilme rahatlığı tanıdı. Prandelli, daha önce alınan bu kararın detaylarını açıklarken oyuncuların gece eş ve sevgililerinden ayrı bir bölümde yalnız uyuyacaklarının da altını çizdi. Bir çok milli takım teknik direktörü oyuncuların konsantrasyon problemi yaşamaması adına kupa öncesi hazırlıklarda eşler ile görüşme yasağı koyarken Prandelli bu yasağı 'Düzgün ve sistemli bir şekilde seks yapılabilir. Yalnız eşler ve sevgililer kampta ayrı yerde kalacak' diyerek oyuncularına moral verdi. Tecrübeli çalıştırıcı yemek konusunda da oyuncuların ayrı bir bölümde yemek yiyeceğini söylerken, uzmanların oyunculara özel menüler hazırlayacağını söyledi. Gazetesport
Reklam
Futbolun Yürümeyen Ortaklıkları
Bu ikili yan yana gelse durdurulamaz dediğimiz çok isim oldu. Ama bu partnerlikler bir şekilde yürümedi.İşte futbol tarihinin yürümeyen ortaklıkları.AMK Spor
"Ben Aleviyim, Bugüne Kadar Hiçbir Tepki Görmedim"
Fenerbahçe'nin tecrübeli futbolcusu Selçuk Şahin, futbolda son dönemde yaşanan ırkçılık, ayrımcılık olaylarını tasvip etmediğini, alevi bir futbolcu olarak bugüne kadar hiçbir tepki görmediğini söyledi.Vilarreal maçında Barcelonalı futbolcu Dani Alves'e yönelik sahaya muz atılarak gerçekleştirilen ırkçı eylemin ardından, Türkiye'de de Gençlerbirliği'nin futbolcusu Deniz Naki'nin koluna 'Dersim 62' dövmesi yaptırdığı için sosyal medya üzerinden ayrımcı söylemlere maruz kaldığını belirtmesiyle gündeme gelen ırkçılık-ayrımcılık konularının hassas konular olduğunu belirten Selçuk Şahin, futbol hayatı boyunca tribünlerden ya da başka bir yerden tepki almadığını ifade etti. Selçuk Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ırkçılık-ayrımcılık konularını kesinlikle tasvip etmediğini vurgulayarak, 'Irkçılık, ayrımcılık hassas konular, tasvip etmediğim şeyler. Ben de alevi bir futbolcuyum. Bundan her zaman da gurur duydum. Alevilik konusunda bugüne kadar hiçbir tepki görmedim. Ne tribünlerden ne başka bir yerden' diye konuştu. Gençlerbirliği'nin futbolcusu Deniz Naki'nin her konuda yanında olduğunu kaydeden Selçuk Şahin, 'Deniz Naki bu konuda ne yaşadı bilmiyorum. Aynı yerin insanıyız. Bana göre ülkenin her yanı aynı. Herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve bana göre herkes bir. Ancak Deniz Naki benim hemşehrim tabii, yaşadığı sıkıntıyı ben futbol hayatımda yaşamadım. Bilmiyorum başka oyuncular yaşadı mı' ifadelerini kullandı. SELÇUK'TAN FENERBAHÇE'Yİ GALİBİYETE TAŞIYAN GOL 'İnsanlar Tuncelili olduğumu bilsin diye 62 numaralı forma giydim' Selçuk Şahin, kendisinin Tuncelili olduğu bilinsin diye daha önce 62 numaralı formayı da giydiğini, Tuncelili olduğunu her yerde söylediğini anlattı. Zidane hayranı olduğu için 21 numaralı formayı giydiğini dile getiren Selçuk, şöyle devam etti: 'Tunceli'nin plaka numarası 62 diye bir sene 62 numaralı forma giydim. Ben 21 numaralı formayı giydiğim için insanlar 'Diyarbakırlı mı' diye düşünmeye başlamıştı. Tuncelilerden yoğun istek geldi. 'Senin Tuncelili olduğunu bilmiyorlar, Tuncelili olduğunu belirtecek bir şey yap' dediler. Ben de bir sene 62 giyeyim dedim. Zidane hayranı bir futbolcu olduğum için onun bir dönem giydiği 21 numarayı, İstanbulspor'dan beri giyiyorum. Ancak konusu bile oldu. 'Aziz Yıldırım Diyarbakırlı diye 21 giyiyor. Ona yakın olmak için' dediler ama alakası yok. Fenerbahçe'ye gelmeden önce İstanbulspor'da da 21 giyiyordum. Bir sene 62 giydim Tuncelili olduğumu insanlar bilsin öğrensin diye. Zaten her yerde de Tuncelili olduğumu söylüyorum. Bununla da gurur duyuyorum.' Selçuk Şahin, futbolda ırkçılık olaylarının bir daha yaşanmamasını dileyerek, 'O konular tasvip edilecek konular değil. Ne muz konusu ne de Deniz'in yaşadığı konu. Umarım bir daha öyle bir şey olmaz. Dediğim gibi ben futbol kariyerimde hiç yaşamadım. Yaşayacağımı da düşünmüyorum. Çünkü çok saçma geliyor insanları alevi ya da sünni, Türk ya da Kürt diye ayırmak. Hassas konular. Umarım o da orada mutlu şekilde futbol hayatını sürdürmeye devam eder. Ancak her türlü sıkıntısında ya da görüşmek, konuşmak istediğinde ben yanındayım' şeklinde konuştu. 'İnşallah bu camiada bırakırım' Selçuk Şahin, 35-36 yaşında kadar oynamak istediğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:'İnşallah bu camiada da bırakırım. Amacım burada bırakmak. Özellikle böyle bir camiada 13-14 sene stresten sonra belki bir iki sene gezip, ya dil anlamında ya sosyal anlamda kendimi geliştirecek bir şeyler yapabilirim. Ondan sonra da umarım camia içinde kalırım. Hocalık derseniz şu an çok fazla düşünmüyorum. Çünkü futboldan sonra çok stresli veya sıkıntılı işler yapacağımı düşünmüyorum. Kendi aile şirketimiz var. Ticaret yapıyoruz. O iş yürürse belki orada devam ederim. Ancak çok stresli ve sıkıntılı bir iş yapmayacağım.' Skorer
Aysal Müjdeyi Verdi!
Galatasaray taraftarının merakla beklediği transfer müjdesini Başkan Ünal Aysal verdi: 1 ya da 2 süperstarı kadromuza katacağız. Her sezon yaptığı flaş transferlerle dikkat çeken Sarı-Kırmızılılar’ın patronu, hem yerli hem de yabancı transferinde izledikleri yol haritasını FANATİK’e açıkladı, net ifadeler kullandı. Elde var 11 “Malum bir yabancı kontenjanı söz konusu. O nedenle de birçok kulüp gibi bizim de önceliğimiz yabancı kısıtlamasından dolayı kadromuzdaki futbolculara bir formül bulmak. 8 oyuncuya göre bir planlama yapacağımıza göre mevcut ve kullanamadığımız isimleri ya kiralık ya da bonservisiyle takımdan gönderdikten sonra transferde asıl iş başlayacak. Bu bahsettiğimiz etabı geçer, yer açabilirsek 1 ya da 2 süperstar sınıfından futbolcuyu kadromuza dahil edeceğiz. Çünkü hedefimiz sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da büyük başarılar olduğu için üst seviyede ve takımımızı yükseltecek oyunculara ihtiyacımız var...” ‘Evet, Gomis listede’ “Gomis bizim istediğimiz oyunculardan biriydi. Biriydi diyorum çünkü Trabzonspor da ilgilenmeye başlayınca o futbolcuyla olan ilişkimizi kestik. Bu durumu Trabzonsporlu yöneticilere de aktardık ve “Siz Gomis ile görüşmelerinizi kesene, bunu açıklayana kadar Gomis ile hiçbir şekilde iletişim kurmayacağız” dedik. Tekrar tekrar söylüyorum, bu sözümü sonuna kadar tutacağım. Fair-play konusuna büyük önem veriyoruz. Şu an için bir girişimimiz yok.” Mevlüt-Olcan mesajları “Enerjimizi yerli ve kaliteli oyuncuları almaya harcayacağız. Birçok kulüple görüşmelerimiz sürüyor. Bu noktada çok hassasız. Kulübüyle anlaşmadan oyuncu almayacağız. Hiçbir kulüple bir futbolcu için aramızı bozmak İstemiyoruz. Galatasaray her zaman fair-play düşüncesi içinde hareket edecektir, çünkü bizim için dostluk çok kıymetlidir.” Radyospor 
Reklam
Dünya Kupasını Kazanan 19 Ülke
Dünya Kupası ilk olarak 1930 yılında bağımsızlığının ilanının yüzüncü yılını kutlayan Uruguay'da oynandı. 93.000 kişinin izlediği final karşılaşmasında Arjantin'i 4-2 yenen Uruguay ilk Dünya Kupası'nın da sahibi olmuştu. Elemeler boyunca tam 204 ülkenin katıldığı bu büyük turnuvanın şampiyonlarına bir göz atalım istedik.
Reklam
2014 Dünya Kupası Maçlarının Oynanacağı 13 Stadyum
Dünya Kupası'na az bir vakit kalmışken maçların oynanacağı Sao Paulo, Rio de Janeiro, Belo Horizonte, Brasilia, Cuiaba, Curutiba, Fortaleza, Manaus, Natal, Porto Alegre, Recife ve Salvador şehirleri ummalı bir yarış içerisinde.
'Alevi Vatandaşlarımızı Sağdan  Soldan Toplayıp Soma'ya Götürdüler'
Partisinin grup toplantısında BDP'ye çağrıda bulunan Erdoğan 'Bu annelerin yavrularını gidip alın bakalım. Adreslerini gayet iyi biliyorsunuz' dedi. Partisinin haftalık grup toplantısında partililere seslenen Başbakan Erdoğan, Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan'ı kutlayarak konuşmasına başladı. PARTİ GRUBUNDAN BDP'YE SESLENDİ Konuşmasında muhalefete yönelik eleştirilerde bulunan Başbakan Erdoğan, çocukları PKK tarafından kaçırılan annelerin eylemine de değindi. Bunun için BDP'ye çağrıda bulunan Erdoğan 'AK Parti grubundan önemli bir mesaj daha veriyorum. Buradan BDP'ye yeni adıyla HDP'ye çağrı yapıyorum. Ey BDP siz nerdesiniz. Zaman zaman gidip alıp geliyorsunuz ya. Bu annelerin yavrularını da alıp gelin bakalım. Bunların da adreslerini gayet iyi biliyorsunuz. Alıp geleceksiniz. Alıp gelmediğiniz takdirde bizim de B planımız C planımız devreye girer. Bunu da çok açık söylüyorum' dedi. Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları; Fransa'dan Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü kazanan yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan'la gurur duyduk. Telefonla arayıp kendisin kutladım. Mavi Marmara gemisainde yaralı olan ve geçtiğmiz gün şehit olan kardeşimize Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum. 'İKİ MESELE DEVAMLI KAŞINDI' Okmeydanı'nda çıkan olaylarda hayatının kaybeden Kurt'un babasını aradım başsağlığı diledim. Olaylarda yaralanan polislerimizi de arayıp geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Kürt ve Alevi vatandaşlarımız üzerinden iki mesele devamlı kaşındı. Bu ülkenin asli unsur olan savaşlarda ve kuruluşumuzda yer alan Kürt kardeşlerimize bize kadar red, asimilasyon ve inkar politikaları uygulandı. 'HİÇ KONUŞTUĞUNU GÖRDÜNÜZ MÜ?' Alevi kardeşlerimizin varlıkları inkar edildi görmezden gelindi. Ağır tahrikler yapıldı. Dersim'de 100'lerce Alevi vatandaşımız katledildi binlercesi tehcire zorlandı. CHP'nin dününde bugününde Dersim'e karşı duran gördünüz mü? Şu anda ana muhalefetin genel müdürü Dersimli değil mi? Hiç konuştuğunu gördünüz mü? Konuşamaz çünkü o işin faili CHP... Sonu acı biten elim hadiseler yaşadık. Komplo teorilerinin kolaycılığına asla sığınmadık. Dışardan düşman arayarak içimizdeki meseleleri inkar yoluna asla gitmedik. Biz 100 yıllık meselelerin farkında olduk ve mevcut sorunların içerdeki nedenlerinin de farkında olduk. Dışardan yapılan tahrikleri provokasyonları gözardı da edemeyiz. 'KARANLIK ELLER İŞBİRLİĞİ YAPTI' Türkiye enerjisini kalkınma için seferber ettiği her dönemde ya teröre maruz kaldı ya da darbelere maruz kaldı. İçerde ve dışarda bir takım karanlık eller işbirliği yaptılar. Japonya 2. Dünya savaşında yenildiği halde nasıl dünyanın en büyük ekonomisi oldu. Avrupa'nın hemen her ülkesi çok ağır bedel ödediği halde nasıl bu noktaya geldi. Ki bunların en önemlisi Almanya. 2. Dünya Savaşı'nda taş üstünde taş kalmayacak hale gelmişti. Bugünse Avrupa'nın birincisi dünyanın da en önemli ekonomisi haline geldi. Kıbrıs haricinde fiili savaşımız yok. 100 yıldır barış içinde bir ülke olmamıza rağmen kalkınma yarışına biz neden bu kadar geç katıldık. Bu soruyu sormamız lazım. Çünkü enerjimizi hep başka yere harcadık. İçerde neredeyse 35 yıl oldu terörle mücadele eden bir Türkiye var. Çok daha enteresan. Bir başörtü meselesini bu ülke 40 yıl tartışmak zorunda bırakıldı. 40 yıl boyunca üniversite denildiğinde akla bilim değil eğitim değil özgürlük değil başörtüsü yasağı geldi. Yazık değil mi arkadaşlar? Bu ülke bunu hak ediyor mu? Bu yasağı koyanlar uygulayanlar savunanlar bu ülkeye yazık etmediler mi? 'CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK BAŞARILARINA İMZA ATILDI' İnsanlar anadilini öğrenirse ülke bölünür diye toplumu korkuttular. Biz engelleri kaldırdık hamdolsun bu ülke bölünmedi tam tersine daha da güçlendi. Bu yasakları savunanlar bu ülkeye yazık etmediler mi? Bizi millet olarak anlamsız tartışmalarla anlamsız yasaklarla sanal gündemlerle on yıllarca oyaladılar. Defalarca hatırlattım. Yine hatırlatıyorum. Mayıs ayındayız. Geçen 28 Mayıs'ta Türkiye nasıl bir konumdaydı? Tarihin en büyük ekonomik krizini Türkiye başarıyla geri bırakmış, en büyük ekonomiler daralırken yüzde 1-2 oranlarında büyürken, Türkiye yüzde 4-5 büyümüş. Halk oylaması yapılmış demokrasi güç kazanmış. 2011 de genel seçim yapılmış istikrar güç kazanmış. Çözüm sürecinde önemli aşamaya gelinmiş nevruz huzur içinde kutlanmış acı haberler gelmiyor. O günlerde batıdakilerin koşarak doğuya gidip kucaklaştıklarını görüyorduk. İşadamları yeni yatırımlara hazırlanıyordu. Önümüzde engel yoktu. İşte 2013'ün mayıs ayında cumhuriyet tarihimizin en büyük başarılarına imza atıldı. Borsa rekor kırıyor, MB rezervi 135 milyar dolara ulaşıp rekor kırıyor. 14 Mayıs'ta IMF'ye borç sıfırlanıyor. Nükleer enerji için imzalar atılıyor. 3. havalimanı için ihale yapılıyor. Böyle bir dönemde 77 milyon hep birlikte 2023 hedeflerine yürüyoruz. Ama sonra bir şey oluyor. İstanbul'da Gezi Parkı'nda başlayan eylemler. Neymiş? Ağaçlar sökülüyormuş. 12 tane ağaç bir yere nakledilecek. Bu istismar edilerek dalga dalga ülke geneline yaydılar. Düğmeye bir yerden basılıyor ülkede legal illegal örgütler işbirliği yaparak huzuru bozacak bir noktaya ulaştırıyor. O kadar hazırlıklı bir saldırı ki aynı anda huzur istikrar demokrasi ve ekonomi hedef alınıyor. Borsa geriliyor faiz yükseliyor. Yurt dışında Türkiye aleyhine kampanyalar başlıyor. Tüketmeyin ekonomi dursun çağrısı yapılıyor. Her gün sokaklarda şiddet ve vandallık. Dünyaya sanki Türkiye'nin genelinde bir terör esiyor gibi servis ediliyor. 'TEK GEREKÇELERİ 12 TANE AĞAÇ' Yandaş medyaları her türlü yalanı yazarak sosyal medyada ve yazılı görsel medyada insanları sokağa dökmek için elinden geleni yapıyor. Malum işverenler sorumsuzca açıklama yapıyor. Türkiye hem içerden hem dışardan saldırıya maruz kalıyor. O malum işverenler ve işveren örgütleri vesaire, diğer işçi örgütleri, memur örgütleri, el birliğiyle sanki bütün olayların adeta sorumlusu olarak da bizi göstermeye gayret ediyor. Ortada bişey yok. Tek gerekçeleri 12 tane ağaç. Buradan başka yere taşıyorlar. Ama hamdolsun dik durduk, sağlam durduk, eğilmedik bükülmedik ve bu saldırıları bertaraf ettik. Gezi'de sonuç alamayınca 17-25 Aralık'ta saldırdılar. Milli iradeyi hedef aldılar. 30 Mart'ta Milli irade tecelli etti ve darbe heveslilerine en güzel cevabı sandıkta verdik.   'ALMAN YÖNETİMİ TEDBİRLERİ İYİ ALMIŞTI' Şimdi yeni bir meseleyle tahrik için çaba içerisindeler. Alevi vatandaşlar üzerinden kendi hesaplarını görmek isteyenler bu konuyu elverişli bir vasıta olarak görenler yeniden harekete geçtiler. Bir süredir bunun provaları zaten yapılıyor. Bildiğiniz gibi bu haftasonu Almanya'daydık. Almanya'da aynı gün bizi oradaki toplantımızın yapıldığı o muhteşem salonun yakınından bir nehir geçiyor nehrin karşı tarafında da oradaki Alisiz Alevilere orada miting yapma izni veriyorlar. Dert? Bizim yaptığımız veya yapacağımız o toplantıyı adeta acaba nasıl sabote ederiz bunun gayreti içinde. Bütün bunlara rağmen Alman yönetimi orada tedbirlerini iyi almıştı. Gerçi aynı anda bizim toplantımızın olduğu bölgeye yakın 5 ana merkezde o gün bize karşı gruplar toplantı yaptılar. 'EN SON OKMEYDANI'NDA DENEDİLER' Alınan güvenlik önlemleri başarılı olduğu için hiçbiri arzusuna kavuşamadı. Biz de orada gerçekten Almanya'daki kardeşlerimizle muhteşem bir buluşmayı gerçekleştirdik. Türkiye'de Alevi vatandaşlarımızın kapılarına işaretler kondu. Reyhanlı'da bunu denediler, Hatay'da bunu denediler. Malatya'da denediler. 1 Mayıs olaylarında denediler. CHP milletvekilleri bizzat bu işte yer aldı. En son Okmeydanı'nda denediler. Merhumun kızkardeşini duydunuz. Ne diyor? 'Eğer siz bu eylemleri yapmasaydınız kardeşim ölmeyecekti' dedi. Vaka bu... Uğur'un GBT'sinde en ufak olumsuz bir şey yok. Sadece Cemevi'ne gidiyor. Orada maalesef böyle bir olayla karşı karşıya kalıyor. 'YUNAN YÖNETİMİ BUNLARA BİR DARBE İNDİRDİ' Biz bu bayat senaryoların dışarda yazıldığını söylediğimizde birileri bizimle istihza ediyor. Okmeydanı'ndaki eli kanlı terör örgütünün dışardan desteklenmediğini söyleyecek olan var mı? Yerli bir örgüt olduğuna inanan var mı? Nerelerden beslendiğini hepimiz biliyoruz. Biliyorsunuz DHKP-C terör örgütünün kampları Yunanistan'daydı. O kamplarda eğitim alarak Türkiye'ye girenleri gördük. En son Yunan yönetimi bunlara bir darbe indirdi. Acaba sıfırladılar mı bilmiyoruz. Kimlerin bunlara kamp verdiğini lojistik sağladığını gayet iyi biliyoruz. Başta Tunceli milletvekili olmak üzere CHP milletvekilleri o örgütün üyesi gibi çalışıyor. Türkiye milletvekili gibi değil zalim Suriye diktatörünün temsilcisi gibi davranan vekillere kimse bir şey demiyor. Hatay'da bazı CHP'lilerin vekil yakınlarının saldırıya karıştıklarını belgeleriyle ortaya koyduk. CHP Alevi vatandaşlarımızın duygularını istismar etmekten, tahrik etmekten, onlar üzerinden çatışma senaryolarını beslemekten başka bir şey yapmamıştır. Faili oldukları Dersim olaylarıyla aradan 80 yıl geçmesine rağmen yüzleşemediler. 'SORUNLAR TEK TEK ORTADAN KALKIYOR' Alevi vatandaşlarımız için duygu istismarı haricinde hiçbir şey ortaya koyamadılar. CHP sadece tahrik eder duyguları istismar eder. Biz ise 12 yılda defalarca adım attık, reform yaptık. Daha fazlasını da yapacağız. Normalleştikçe ülkemiz on yıllardır devam eden sorunlar tek tek ortadan kalkıyor. Hızır paşalar asırlar öncesinde kaldı. Başka yerlerden medet arama dönemleri de asırlar öncesinde kaldı. Kimin ne derdi varsa o bizim meselemiz. Aradan eli kanlı örgütler çekildiğinde istismarcılar çekildiğinde inanın her mesele çözülecektir. Birileri yarayı derinleştirirken biz yaralara şifa olmanın samimi mücadelesi içindeyiz. Alevi vatandaşlarımızın da bunlardan rahatsız olduğunu biliyorum. Alevi vatandaşlarımız lütfen aradaki istismarcılara prim vermesinler. 'BU DEFA SOMA'YI KARIŞTIRACAKLAR' Polisle çatışarak hiçbir meselenin çözülemeyeceğini yaranın dahi şifa bulamayacağını bilmeleri lazım. Halktan silah isteyen bir zihniyet Türkiye'nin milletin özellikle de Alevi vatandaşların iyiliğini düşünüyor olabilirler mi? Soma'da Alevi vatandaşlarımızı sağdan soldan toparlayıp Soma'ya götürüyorlar. Niye? Bu defa Somayı karıştıracaklar. Çıkmış Barolar birliğinde konuşuyor. Başbakan cam çerçevenin derdindeymiş. Sadece onu konuşmuyoruz. Ölen yaralananları da konuşuyoruz. Bilesin ki o cam çerçeveler bir bütünün parçasıdır. Fakat belki de dünyada yalanı bu adam kadar mahir kullanan bir ikinci kişiyi bulamazsınız. Ya bunun eğitimini bir yerde özel olarak aldı veya genlerinde var. Böyle birisi. AŞIK VEYSEL'İN DİZELERİYLE SESLENDİ Bizim derdimiz var. Biz 77 milyonun huzuru için çalışıyoruz. Ama bu ve benzeri kişilerin böyle bir derdi yok. Onlar terör üzerinden anarşi üzerinden kırıp dökme üzerinden rant elde etmeye çalışır. İstismarcıları elimizin tersiyle ittiğimizde yüz yüze görüştüğümüzde inanın aramızda hiçbir fark olmadığını tekrar göreceksiniz. Merhum Aşık Veysel de onu söylüyor. 'Yezit nedir, ne kızılbaş. Değil miyiz hep bir kardaş. Bizi yakar bizim ataş. Söndürmektir tek çaresi.' Bunu birlikte söndüreceğiz. Bu aziz millet hiçbir zaman Alevi -Sünni çatışmalarına prim vermedi. Tahriklere rağmen bu millet oyuna gelmedi. Sadece oyuna gelmemek yetmez. Biz yeni Burakcan'ların terörize edilen terörün içine sokulan yeni Berkinlerin, Okmeydanı'nda ölen Umutların Ayhanların ölmesine tahammül gösteremeyiz. Hacı Bektaş, 'Bir olmak iri olmak diri olmak' 77 milyon kardeş olmak için hepimiz hassasiyet göstereceğiz. Bu topraklar Hz: Peygamber Hz Ali Hz. Hasan Hüseyin sevgisiyle yoğrulmuştur. Bu topraklarda fitne filizlenemez. Allah'ın izniyle inşallah hiçbir zaman da filizlenmeyecektir. 'BURADAN BDP'YE ÇAĞRI YAPIYORUM' AK Parti grubundan önemli bir mesaj daha veriyorum. Buradan BDP'ye yeni adıyla HDP'ye çağrı yapıyorum. Diyarbakır belediyesi önünde dağa kaçırılan çocukları için eylem yapan anneleri babaları yürekten selamlıyorum. 'BU ANNELERİN YAVRULARINI ALIP GELİN BAKALIM' Çocukları dağa kaçırılan anne babaların bu feryadını Türkiye ve dünya medyası görsün. Neredesin dünya medyası. Galatasaray lisesinin önünde gelip oturanları yazardınız görüntülerdiniz. Peki yavruları dağa kaçırılan bu anneleri niye görmüyorsunuz. Türkiye medyası bir kısmı.. Duyarsız kalanlar... Niye görmüyorsunuz. Ey BDP siz nerdesiniz. Zaman zaman gidip alıp geliyorsunuz ya. Bu annelerin yavrularını da alıp gelin bakalım. 'B PLANIMIZ, C PLANIMIZ DEVREYE GİRER' Bunların da adreslerini gayet iyi biliyorsunuz. Alıp geleceksiniz. Alıp gelmediğiniz takdirde bizim de B planımız C planımız devreye girer. Bunu da çok açık söylüyorum. 'ORADA 2 ŞEYİ BİR ARADA YAPTIK' 2004'te UETD adı altında bir sivil toplum örgütü kuruldu. Dönemin şansölyesi sayın Schroder'le hizmet binasını birlikte açmıştık. Kuruluşunun 10. yılında bir etkinlik düzenlendi. Cumartesi Köln'de bu törene katıldık. Köln Arena'da yaklaşık 20 bin vatandaşımızla bir araya geldik. Salonun dışında kalanları bu rakama dahil etmiyorum. Dışardan bunların izlenmesi olayı farklı bir hale getirecekti. Fakat dev ekran kurulmamasına rağmen içerideki heyecan coşku oluşan ambians çok çok farklıydı. Orada iki şeyi bir arada yaptık. Soma'daki kaza sebebiyle etkinlik anma merasimi şeklinde yapıldı. Okunan hatmi şerifler aşrı şerifler kasideler ilahiler, orada yine aynı şekilde hocalarımızın gerçekten çift hocamızın birlikte okuduğu ezan o arenadaki havayı farklı bir heyecana farklı bir hem orada bir sükunet suhulet ama ardından da büyük bir coşkuyu getirdi. Burada diyanet işleri başkan yardımcımız Kamil hocamız dua yaptı. Ardından Başbakan yardımcımız UETD'nin başkanı konuştu. Ardından şahsım tüm katılanlara bir hitabım oldu. 'BEDELİ NE OLURSA OLSUN GİDERİZ' Alman medyasında bazı Alman siyasetçiler nezdinde ziyaretimiz tedirginlik oluşturdu. Alman medyası provoke etmek amacıyla aleni şekilde ırkçı ifadelere başvurdu. Türkiye'deki bazı medya kuruluşlarıyla işbirliği içinde ortak dil kullanarak yapılan saldırıları umursamadık. Bazıları bize oraya gitmeyin dedi. Orada 3 milyon Türk var mı var. Dedik ki biz oraya gideriz. Bunu kimse engelleyemez. Bedeli ne olursa olsun gideriz. 'KULLANDIĞI İFADELER ÇOK ÇİRKİN' Ziyaret öncesinde sayın Merkel'le görüştük. Bölgesel meseleleri de değerlendirdik. Soma kazası nedeniyle taziyelerini iletti. Almanya'da gayet güzel şekilde görüşmelerimizi yaptık ve Köln Arena'da ağırbaşlı kardeşlerimizle buluştuk. Alman medyası ırkçı ayrımcı nefret dolu başlıklarla saldırırken, ziyaretimizin hemen ertesinde yapılan AP seçimi de Avrupa'da yükselen tehdidin güçlü bir sinyalini verdi. Biz artan ırkçılığa vurgu yapıyorduk. Neo nazi cinayetlerine vurgu yapıyorduk. Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları kaygılarımızın ne kadar haklı olduğunu ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha teyit etti. Burada tabi bir şeyi söylemek isterim. Sözde bir Türk. Oradaki bir partinin eş başkanı. Kullandığı ifadeler de çok çirkin. Sen nasıl demokratsın, nasıl hürriyetten bahsedersin. Seni Türkiye Başbakan'ının oraya gelmesi nasıl rahatsız eder. Kusura bakma senin Merkel'e ne kadar saygı duyacağını biz biliriz. Ama biz saygıyı yerinde ifade etmesini de biliriz. Ama önce sen kökenin itiberiyle mensubu olduğun ülkenin başbakanına bu şekilde konuşamazsın. Nerede milletvekili olursan ol önce haddini bileceksin. Sadece eşbaşkanlığını yaptığın bir başka bayan vardı. O da zaman zaman bir çok şeyler konuşurdu. Ama sen yaptığın açıklamalarla Türkiye'nin Başbakanının oraya gitmesinin doğru olmayacağını söylüyorsun. Buna senin gücün yetmez önce haddini bil. 'ŞAKASI YOK BU İŞİN' Bu zat diyor ki Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyası burada yapılamaz diyor. Ne diyorsun sen ya. Bir buçuk milyon insan orada oy kullanacak. Yasal çerçevesi neyse o çerçevede yapacak olan kampanyasını yapar. Sen buna engel koyamazsın. Böyle bir yetkin yok. Türkiye'de Almanya için oy kullanacaklar için gelirsin sen de toplantı yaparsın. Mesele farklı. Ama alışacaklar. Şakası yok bu işin. 'BÖYLE BİR GAYRETİN İÇİNE GİRİYORLAR' En son Soma'da uluslararası bir medya kuruluşunun muhabiri olan Türk gazetecinin, iki kadını figüran olarak kullandığını yalan haber yaparak bütün dünyaya servis ettiğini gördük yaşadık. Aslında bu kadınlar başı açık. İkisinin de başalrını örtüyor. Üstü şişhane altı kaval. Sırıtıyor. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. Nedir bu hal? Bununla güya bizim insanımızı farklı gösterecek. Böyle bir gayretin içine giriyorlar. Ama devran değişti. O bu tür bir dezenformasyon suretiyle aleyhte kampanya yapacağını zannederken suç üstü yakalandı. Gezi sırasında 17 Aralık darbe girişiminde bu ve benzer muhabirlerin mesleki onurlarını nasıl çiğnediklerini gördük. Türkiye'nin imajı yalan haberlerle yıpranacak kadar zayıf bir imaj değildir artık. O devir gerilerde kaldı. 'KİMSENİN AZARLAMASINA EYVALLAH DEMEYİZ' Hem bu kürsüde hem de Köln'de söyledim. Türkiye artık eski Türkiye değil. Türkiye 100 yıl önceki gibi Mondros ile Sevr Lozan ile masanın kenarına iliştirilmiş bir ülke asla değildir. Masanın altından zaman zaman zevkle zaman aman ikazla ayakların birbirine tokuşturulduğu dönem değil. Onlar geçti. Köprünün altından çok sular aktı. Bu ülkede sorunları kaşıyarak etnik köken din mezhep yaşam tarzı farklılıklarını tahrik ederek kimsenin operasyon yapmasına müsamaha göstermeyiz. Kimsenin bu devleti azarlamasına eyvallah demeyiz. '15 GÜNDE 14 ÜLKE DOLAŞTIM' Bazıları AB noktasında ne oldu diyor? Bunu diyen köşe yazarlarına sesleniyorum. Biz iktidara geldiğimizde bir fasıl açılmış mıydı? Türkiye müzakerelere oturacak bir ülke dahi değildi. Biz geldik fellik fellik şu kişi o zaman Başbakan dahi değildi. O zaman genel başkandım. 14 ülke dolaştım 15 günde... Buna ABD de dahil: Sayın Bush'la oturduk bunu konuştuk. Ben bir genel başkan olarak konuştum. Başkan Bush'la görüştüm. O zaman 15 üye ülke vardı. 13 tanesini dolaştım. Hepsini ziyaret ederek süratle müzakerelere oturmak için adımları attık. 'BUNA RAĞMEN BİZ SABIRLIYIZ' Hamdolsun Başbakanlık dönemimde de müzakerelerin başlatılması kararını çıkarttık. 14 fasıl var. Hepsi açılmadı. Çünkü Fransa farklı bir tavır koyuyor, Almanya farklı bir tavır koyuyor. 15 üye iken ortada olan müktesebat farklıydı, 25 üye oldu uygulamalar değişti. Bakıyorsunuz AB'ye alınan üyeler uygun oldukları gerekçesiyle değil bir çoğu siyasi kararla alındı. Bu gerçeği de bilelim. Fakat buna rağmen biz sabırlıyız. Dersimize de iyi çalışıyoruz. Bizim bütün kurumsal yapımız AB müktesebatına uygun olarak oluşturuluyor. Bugün Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı çok net bir şekilde ortadadır. Yükselen ırkçılık İslamofobi'nin hatta anti semitizmin panzehiri Türkiye'dir. 'ÇÜNKÜ BİZE GELECEK FAYDA ORADADIR' Merkez Bankası bağımsızdır o ayrı konu. Ama MB uygulamaları hakkında yorumda bulunmak da bizim hakkımızdır. Türkiye'de faizden doalyı geri dişimizde hesabını kimse bankaya sormaz. Bize sorar. Biz atmosferi balans etmekle görevliyiz. Onun için de bizim düşüncemiz çok açık net. Bu faiz oranı yüksektir. Bu faiz düşmeli ki Türkiye'de reel yatırım artsın. Bir defa biz sıcak parayla bir ülkenin kalkındığına inanan iktidar değiliz. Kimse bizi bununla aldatmasın. Biz reel yatırım için gelene hoş bakar ve atacakları adımlara da her türlü desteği veririz. Çünkü bize gelecek fayda oradadır. Eğer siz yüksek faizle kredi verirseniz benim ülkemdeki özellikle iç sermaye yerli sermaye yatırım yaparken yapamaz. Yatırımı neyle yapacak. Eğer finansın maliyeti ucuzsa onun yatırım şansı vardır. Yüksekse yatırımı yapmak çok zordur. Daha yatırımı bitiremeden çöker. 27 Mayıs'ın 54 yıla yayılan izlerini tek tek sildik. Silmeye de devam ediyoruz. Darbe ve vesayet özleminde olanlar yine var. Ancak Allah'a hamdolsun ki yaptığımız reformlar sayesinde dik duruşumuz sayesinde milli irade hiç olmadığı kadar güç kazanmıştır. 'HESAP SORACAĞIZ' İnşallah bu darbecilerin hesabını soracağız. Paralel yapıdan da hesap soracağız. Eğer bunun hesabını sormaktan kaçınacak olan bir tane arkadaşım çıkarsa bunun hesabını veremezsiniz. Ne halka ne hakka veremezsiniz. 10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanının seçilmesi demokrasinin güç kazanmasına vesile olur. Merhum Menderes ve arkadaşlarını rahmetle anıyor mekanlarının cennet olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. 'İLLEGAL ÖRGÜTLERİN OYUNUNA GELMEYİN' Yarın Ağrı'da vatandaşlarımızla kucaklaşacağız. Seçimlerin tekrarlanacağı il ilçe ve beldelerde 30 Mart'ın daha güçlü bir tekrarını yaşayacağız. Bu arada özellikle yargıyla ilgili Meclis'e gelecek yasamız çok önemli. Şehit yakınlarımızı ve işçi kardeşlerimizle ilgili yasal düzenlemeler yapılıyor. Soma'daki maden işçilerine kömür ocaklarında çalışan kardeşlerime sesleniyorum. Bu CHP'nin bölücü terör örgütü yandaşlarının legal veya illegal örgütlerin oyununa gelmeyin. 'ORADAKİ 301 ŞEHİT BİZİM CANIMIZDIR' Sizi bunlar yalnız bırakır. Bizler bakın yeni düzenlemelerle bir adım atıyoruz. Bunlar nerede kimi acaba sahiplendi? Bunlar sadece tahrik eder. Sizin üzerinizden paye kaparlar. Bu oyuna gelmeyin. Oradaki 301 şehit. Bizim canımızdır. Biz bütün onların ailelerini güvence altına alacak hazırlıklarımızı yaptık yapıyoruz. AFAD'da açtığımız hesap bunun bir adımıdır. Diğer bir çok gelecek vaatler var takipçisiyiz. Bütün bu vaatlerin hepsi birinci derecede şehitlerimize, yaralı kardeşlerimize diğerlerinin bir kısmını da orada çalışan kardeşlerimize vermek suretiyle tüm evlatlarının inşallah geleceğini teminat altına alacak adımı atacağız. haberler.com
Reklam
Justin Timberlake Soma'yı Unutmadı
Türkiye’de ilk kez sahne alan dünyaca ünlü şarkıcı Justin Timblerlake , İTÜ Stadyumu’ndaki konserinde Somalı maden işçilerini andı. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de bir konser veren Manovar grubunun konserini Soma’da hayatını kaybedenlere adamasının ardından, Justin Timberlake de konserinde Soma’yı anmadan geçmedi. Ünlü şarkıcı konserinde “Bu şarkımızı Soma’da hayatını kaybedenler için söylüyoruz, herkes onlar için bir ışık yaksın” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine telefon ışıkları ve çakmaklarla aydınlanan İTÜ Stadyumu’nda Timberlake büyük bir alkış aldı. Ünlü sanatçı daha önce de Twitter hesabından Somalı işçilerin acısını paylaşmış “Soma’da yaşanan maden kazasından ötürü çok üzüldüm. Kalbim hayatını kaybedenler ve onların aileleriyle birlikte” mesajını yazmıştı. diken.com.tr
"Galatasaray'a Gelmeyi Çok İstiyordum"
Akhisar'ın Yunan golcüsü Theofanis Gekas çarpıcı açıklamalarda bulundu.Theofanis Gekas Türkiye'ye ilk ayak bastığında yıl 2012'ydi. İki sene içerisinde araya bir de İspanyol Levante'yi sıkıştırarak dört takımda oynadı. Samsunspor ile başlayan Türkiye kariyeri Akhisar Belediyespor ile devam etti. Bu kulüplerde sadece yarımşar sezon oynadı ama kısa süre içerisinde attığı gollerle taraftarın lâkaplar takmasına, marşlar bestelemesine zemin hazırladı. Yunan golcü, Türkiye'de ilk kez bir sezonu Konyaspor formasıyla tamamladı. Performansıyla Yeşil Beyazlı takımı ayakta tutan Theofanis Gekas, Yunanistan ile birlikte Brezilya'ya, Dünya Kupası'na gidiyor. Gekas, 34 yaşında ve gol atmaya devam ediyor. Dünya Kupası'nda Yunanistan forması giyeceksin. Turnuvanın kolay gruplarından birinde olduğunuz görüşüne katılıyor musun? Dünya Kupası'nda kadroda olmayı bekliyordum. Sezon başında bazı maçlara, sakatlığım ve henüz bir takımım olmaması nedeniyle çağırılmamıştım. Dünya Kupası'nda hiçbir grubun kolay olduğunu düşünmüyorum. Diğer gruplara bakarak kolay ya da zor grup diye yorumlar yapılabilir. Grubun zorluğu oynanan maçlara göre değişebilir. Böyle büyük turnuvalarda takımların deneyimli olup olmadığı da çok önemlidir. Yunanistan gruptan çıkabilir mi? Deneyimli ve iyi oyunculardan oluşan bir takımız. Bu deneyimimizi sahaya yansıtırsak gruptan çıkabiliriz. Ben de takımım için ne yapmam gerekiyorsa, elimden gelen herşeyi yapacağım. Dünya Kupası'nda şampiyonluk adayın hangi takım? Bunu tahmin etmek çok zor. Grup aşamasından sonra bunu söylemek daha kolay olabilir. Küçüklüğümden beri Ronaldo hayranıyım. O benim için bir fenomen. Bu nedenle Yunanistan'ın dışında kalbimdeki takım taraftarı olduğum Brezilya. Dünya Kupası'nda gol kralı kim olur? Çok iyi futbolcular var kimin olacağını söylemek çok zor. Sürpriz bir isim de gol kralı olabilir. Umarım ben olurum, kendimde o gücü görebiliyorum. Dünya Kupası'nda gol atacağıma inanıyorum ama gol krallığında hangi sırada olacağımı bilmiyorum. Ama önemli olan benim gol kralı olmamdan öte Yunanistan'ın başarısıdır. Eğer takım iyi gidiyorsa ve ben de gol atıyorsam bu benim adıma en güzel şeydir. Dünya Kupası'na hangi oyuncu damga vurur? Çok fazla yıldız isim var. Afrika'dan Drogba ve Eto'o öne çıkıyor. Güney Amerika ve Avrupa'dan da favori oyuncular bunu başarabilir. Yunanistan'ın 2004'te katı defans anlayışıyla Avrupa şampiyonu olması, futbol üzerinde neleri değiştirdi? Yunanistan'daki futbol üzerinde fazla bir etkisi olmadı. Ancak Yunan Milli Takımı üzerinde büyük bir etkisi oldu. Milli takımın sağlam bir karakteri olmaya başladı. Aynı şekilde Yunan futbolcuların Avrupa pazarı açıldı, bu liglere transfer olmaya başladılar. Yunan Milli Takımı, Dünya Kupası'nda da bu katı defans sistemiyle mi mücadele edecek? Her takımın kendine has bir oynama şekli vardır. Bizimki de bu. Fakat takımlar, rakip takımın gücüne ve oyun stiline göre farklı taktiklerle sahaya çıkabilirler. Yunanistan'ın mevcut futbol anlayışıyla futbolun seyir zevkini azalttığını düşünüyor musun? O zaman İtalya için ne demeliyiz! Onların da en büyük özelliği rakibe gol şansı vermemek. İlk başta savunmayı ardından hücumu düşünüyoruz. Defans ağırlıklı oynuyor olabiliriz. Buna uygun da başarılı futbolcularımız var. Her takım için en önemli şey önce gol yememektir. Golcü bir futbolcu olarak bu oyun tarzından memnun musun? Eğer takım gol yemiyorsa bu tarz benim için sorun teşkil etmiyor. Kontra ataklara uygun bir isim olduğum için çoğu zaman bu taktik bana daha çok uyuyor. Konya'da ailenle birlikte mi yaşıyorsun? Konya'daki yaşantın nasıl? Ailem Yunanistan'da Kerkyra'da yaşıyor. Birkaç günlüğüne buraya geldiler ve Konya'yı sevdiler. Ancak burada yaşamaları mümkün değil. Çünkü çocuklarıma uygun bir okul yok. Konya'nın en önemli simgesi Mevlana. Mevlana ile ilgili bilgin var mı? Evet, ailemle birlikte Mevlana Müzesi'ni ziyaret ettim. Gitmeden önce eşimle internet üzerinden araştırma yaptık. Dinlerin birbirinden çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Mevlana Müzesi çok hoşuma gitti. Mevlana'nın fikirleri ve sözleri beni çok etkiledi. Özellikle Mevlana Müzesi'nde çalan ney müziği tüylerimi diken diken yaptı. Büyük bir huzur verdi. Hayran kaldım. Her gün yanından geçiyorum ve çok büyük bir ilgi olduğunu görüyorum. Mevlana'nın hayatı da dahil olmak üzere İngilizce pek çok kitap aldım. Kuran-ı Kerim de aldım, Kuran okumak istiyorum. Kuran-ı Kerim'e olan ilgin nereden kaynaklandı? Müslümanların kutsal kitabı. Sizi daha iyi tanımak için Kuran-ı Kerim'i okumak istedim. Bütün dinlerin aynı olduğunu düşünüyorum, sizin pencerenizden nasıl gözüküyor onu öğrenmek istedim. Türkiye ve Yunanistan'ın siyasi ilişkileri geçmişten beri çok sağlıklı olmadı. Samsunspor'dan ilk teklif aldığında neler düşündün? Dürüst olmak gerekirse Türkiye'ye gelmeden önce bazı kuşkularım vardı. Buraya geldiğimde bu endişelerimin gereksiz olduğunu, söylenenlerin tam tersi ve yalan olduğunu gördüm. Türkiye'ye çabuk adapte oldum. Logosunda Atatürk'ün olduğu Samsunspor'a transferinin Yunanistan'da bazı kesimler tarafından sert tepkiler aldığını duymuştuk. Bu gerçek miydi? Samsunspor’un armasının her iki taraf için de farklı bir anlamı var. Fakat bunların geçmişte kaldığına inanıyorum. Şimdi farklı bir hava var. İki halkın arasında artık bu tarz meseleler konuşulmuyor. Politik sorunlar belirli amaçlar için yaratılmış sanal sorunlardır. Bütün bunların hepsi bir oyun. Nereye gidersem Türkiye’de beni güzel karşılıyorlar. Yunanistan'a gittiğinde Türkiye ile ilgili en fazla neyi merak edip sana soruyorlar? İlk yıllarımda Yunanlı olmamın Türkiye'de sorun teşkil edip etmediğini ve nasıl davrandıklarını soruyorlardı. Artık herkes alıştı, soru sormuyorlar. Bu anlayışın değiştiğine inanıyorum. Kıbrıs'ta Türk ve Rum kesimleri arasındaki sorunun aşılacağını düşünüyor musun? Sorunlar yavaş yavaş çözülecektir ama tüm bunlar az önce söylediğim gibi siyasi bir oyun. Rum ve Türk futbol federasyonlarının Kıbrıs'ta birleşme çabaları da buna katkı yapacaktır. Oradaki futbolcuların geleceği açısından da bu son gelişmeler önemli. Yunanistan'daki ekonomik kriz ile ilgili ne düşünüyorsun? Seni nasıl etkiledi? Buna biz neden olduk, bu sıkıntıdan da biz kurtulacağız. Yunanistan'daki şartlar zorlaştı. Yavaş yavaş bir şeyler yapılmaya başlandı. Yalnızca sabır gerekiyor. Türkiye'deki futbolculara ödenen paraların çok yüksek olduğunu düşünüyor musun? Avrupa'ya göre çoğu zaman evet. Bir futbolcu bunu hakediyorsa bunun verilmesi gerekiyor. Adam sürekli gol atarsa iyi paralar verilmeli. Hasan Kabze, Hleb ve Djalma ile birlikte iyi bir hücum hattı oluşturdunuz. Bu kadro devam ederse Konyaspor gelecek sezon üst sıraları zorlayabilir mi? Eğer kadro korunursa, gelecek sezon Avrupa Ligi mücadelesi içinde oluruz. Frankfurt'ta Skibbe ile aranızda sorun olduğu söylendi. Bu nedenle az şans bulduğun söyleniyordu. Aslında göründüğü gibi değildi. Skibbe ile aramızda sıkıntı yoktu. Hatta daha sonra hangi takıma gittiyse beni istedi ama olmadı. 25 maçta oynadım, yalnızca dört maçta dizimdeki sakatlığım nedeniyle oynamadım. Türkiye'ye gelmeden öne tavsiye aldığın Türk futbolcular oldu mu? Evet oldu, hepsi 'gözün kapalı git' dediler. 2007 senesinde Galatasaray'dan teklif almıştım ancak Bayer Leverkusen teklifi kabul etmediği için gelemedim. Galatasaray'a transfer olmak ister miydin? Galatasaray'a gelmeyi çok istiyordum. Hemen ardından büyük bir kırılma oldu. Kısa bir süre sonra kavga edip Bayer Leverkusen'den ayrıldım. Türkiye'ye geldikten sonra Beşiktaş'tan teklif aldın mı? Açık açık teklif almadım ama görüşmeler oldu. Menajerler aracılığıyla görüştük. Bu sezon kimseyle görüşmedim. Türkiye'deki yabancı sınırlaması doğru bir karar mı? Kimi zaman iyi, kimi zaman kötü olabilir. Adama ihtiyacın varsa ve kullanamayacaksanız ne işe yarar. Bu konuda herşey TFF'nin elinde. Bana göre iyi bir karar. Türk futbolcular daha çok ön plana çıkacaktır. Belki de bunun sebebi Yunanistan'daki Yunan futbolculara gerekli desteği vermememizden kaynaklanıyor olabilir. Beşiktaş Kulübü de senin gibi düşünüyor... Ama Türk oyuncular ön plana çıkmazsa, Türk Milli Takımı nasıl büyüyecek? Türkiye'de Tziolis de var. Daha fazla Yunan oyuncu görebilir miyiz? Kimileri Türk Ligi'nin bu kadar iyi olduğunu düşünmüyor. Yunan futbolcuların buraya gelmesini tavsiye ediyorum. Lâkin önemli olan onları istemesi. Farklı bir tarzı olan golcüsün. Örnek aldığın bir isim var mıydı? Van Basten. İkimiz de gol atıyoruz. Küçük yaşlarda güreş ile ilgilendin. Profesyonel olarak bu sporu yaptın mı? 17 yaşına kadar profesyonel olarak güreş yaptım. Ödüllerim vardı. 17 yaşında karar vermem gerekiyordu, futbolu tercih ettim. Güreşte devam etseydin yine başarılı bir sporcu olabilir miydin? Olacağıma inanıyorum. Güreşi de çok seviyordum. Belki de olimpiyat madalyası kazanabilirdim. Türkiye'de alışmakta en fazla zorlandığın şey ne oldu? Zorlandığım tek şey dil oldu. Başka bir şey olmadı. Yemeklerimiz ve müziklerimiz neredeyse aynı. Kültürümüz biraz farklı olsa da birbirine çok benziyor. 'Yunan Tanrısı' lakabın nereden geliyor? Bilmiyorum, Türkiye'de böyle diyorlar. Almanya'da gol kralı olduğum için 'killer' (katil) diyorlardı. Akhisar taraftarı senin için beste yaptı ve çok beğenildi. Dinlediğinde neler hissediyorsun? İlk duyduğumda çok duygulandım. Bu benim için bir onur. Her futbolcu için beste yapılmıyor. Benim için yazılan şarkı bana olan sevginin göstergesidir. Benim sahada daha iyi olmam için teşvik edici bir şeydir. Hayatım boyunca unutamayacağım şeylerden biri oldu. Eurosport
ESPN'den Dünya Kupası'na Özel Efsane 32 Afiş
Dünya Kupası yaklaşırken, Kupa'nın yayın haklarını elinde bulunduran ESPN her ülkenin ikon futbolcusunu resmederek çok güzel bir poster çalışması yapmış... Çizimler Brezilya'lı sanatçı Cristiano Siqueira'ya ait. Benim favorilerim; Japonya, Hollanda ve Uruguay Sizinkiler?
Reklam