onedio
UEFA'dan Trabzonspor Kararı
UEFA Avrupa Ligi'nde oynanan Napoli-Trabzonspor maçıyla ilgili UEFA sürpriz bir karar aldı.UEFA Avrupa Ligi'nde oynanan Napoli-Trabzonspor maçıyla ilgili UEFA sürpriz bir karar aldı.26 Şubat'ta San Paolo Stadı'nda oynanan karşılaşmada hem ev sahibi ekip hem de bordo-mavili taraftarlar kendilerine ayrılan bölümde meşaleler yakmış, ardından bir bölümü bu meşaleleri Trabzon tribüne atarak ufak çaplı yangınların çıkmasına neden olmuştu.Trabzonsporlu taraftarlar ise koltukları sökerek fırlatmıştı.Konuyla ilgili açtığı soruşturmayı tamamlayan UEFA Türk ekibine ceza vermedi. Disiplin yönetmeliğinin 16. maddesini işleten UEFA, ev sahibi kulübü cezalandırdı ve İtalyan kulübüne 60 bin euro para cezası kesti.Maraton
22. İstanbul Caz Festivali Programı Açıklandı
27 Haziran–15 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek 22. İstanbul Caz Festivali Festivali programı açıklandı. İstanbul bu yıl da cazın önde gelen isimlerini ve güncel müziğin yıldızlarını ağırlayacak.İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, on sekiz yıldır Garanti Bankası’nın sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Caz Festivali, 15’i aşkın farklı mekânda 250’den fazla yerli ve yabancı sanatçıyla caz severlere yine özel bir program sunacak.Bu sene Joan Baez, Jools Holland, Marcus Miller, Melody Gardot ve Tigran Hamasyan gibi folk, blues ve cazın farklı seslerini ağırlayacak olan 22. İstanbul Caz Festivali,  Fenerbahçe Parkı’ndaki ‘Parklarda Caz‘ ve Kadıköy’deki ‘Gece Gezmesi‘ etkinlikleriyle Anadolu yakasına da taşınacak.
Ünal Aysal: "İbra Endişem Yok"
Galatasaray'ın eski başkanı Ünal Aysal, Cumartesi günü yapılacak mali genel kurulla ilgili olarak ayrı ibra kaygısının olmadığını söyledi.GENEL KURUL İSTERSE ÇİFT OYLAMA OLABİLİR Radyospor'da Özgür Sancar'ın sorularını yanıtlayan Aysal, ibra oylamasıyla ilgili kararın genel kurula ait olduğunu, kendisinin de doğal olarak genel kurulun iradesi doğrultusunda hareket edeceğini belirterek, 'Sorun yok. Genel kurul isterse çift oylama yapılabilir. Endişem yok' dedi. CAMİA TALEP EDİYOR, ADAY OLMAM İÇİN BASKI VAR Aysal, camianın kendisine yeniden başkan olması için aday ol baskısı yaptığını belirterek, 'Baskı var. Camia talep ediyor. Ama ben düşünmüyorum' ifadelerini kullandı. ŞAMPİYONLUĞUN EN GÜÇLÜ ADAYI GALATASARAY Ünal Aysal, Hamza hoca ve takımı başarılı bulduğunu belirterek, 'Takımın kazanma iç güdüsü yüksek. Bence Galatasaray şampiyonluğun en güçlü adayı' dedi. Radyospor
Burak Yılmaz: "Hollanda'yı Yenersek Gruptan Çıkarız"
A Milli Futbol Takımımızın gol ayaklarından Burak Yılmaz, Hollanda ile oynanacak EURO 2016 Eleme maçı öncesinde Almanya'daki kampta açıklamalarda bulundu.Sakatlığını atlattığını belirten Burak, 'Kendimi iyi hissediyorum, inşallah takımla çıkacağım. Hollanda da, biz de kötü başladık. Bu maçı kazanmak istiyoruz, kolay olmadığını biliyoruz. İzliyoruz, onların da iyi durumda olmadığını biliyoruz. Ben bizim de çok yetenekli oyuncularımızın olduğunu düşünüyorum. Eski hocamız, bizi tanıyor, biz de onu tanıyoruz. İlk defa Hollanda'nın, Türkiye'ye karşı kazanmak zorunda olduğu bir maç. Geçmiş maçlarda hep Hollanda'nın rahat olduğu maçlardı. Biz bunu avantaja çevirip, inşallah Allah izin verirse, galip gelmek için elimizden geleni yapacağız' dedi.'SNEIJDER İLE BİRAZ ÖNCE KONUŞTUM'Hollanda'nın en önemli isminin Sneijder olduğunu kaydeden golcü, 'Sneijder ile ben de biraz önce konuştum, onlar da kazanmak istiyor. Onlar da bizden çekiniyor. Bunu ukalalık olarak söylemiyorum. Eski hocamız ne kadar yetenekli olduğumuzu biliyor. Sneijder her zaman onların en önemli kozuydu. Biz sahanın içinde ne gerekiyorsa onu yapacağız' diye konuştu.'ARDA'YI KAYBETTİĞİMİZ İÇİN ÜZÜNTÜLÜYÜZ'Arda'nın eksikliğinin üzücü olduğunu vurgulayan Galatasaraylı isim, 'Arda önemli bir oyuncu. Her maçta görev almış, bizi ileriye taşıyan bir oyuncu. Çok büyük bir oyuncu, onu kaybettiğimiz için elbette ki üzüntülüyüz. Herkes çok iyi durumda, ligde de iyi bir yarış var. Onun verdiği bir konsantrasyon da var. Böyle maçlar ayrı bir duygu, şeref. Buraya ekstra motive olup, ona göre performans göstereceğimizi düşünüyorum.' ifadelerini kullandı.'HOLLANDA MAÇINI KAZANIRSAK EURO 2016'YA GİDERİZ'Hollanda maçını kazanmaları durumunda EURO 2016'ya gideceklerini söyleyen Burak Yılmaz, 'Hollanda maçını kazanırsak gruptan çıkacağımızı düşünüyorum. Bize pozitif bir enerji vereceğini, özgüvenimizin tavan yapacağını düşünüyorum. Ülkemizin formasıyla büyük turnuvalarda bulunmak bile büyük şeref. Burada onu yaşamış arkadaşlarımız var. Benim kariyerimde bu büyük bir eksiklik. Hollanda maçını kazanıp bunu yaşayacağımı düşünüyorum.' diyerek sözlerini noktaladı.Sporx
Yıldırım-Hacıosmanoğlu Arasındaki Davada Karar Verildi
Mahkeme, eylemleri 'karşılıklı hakaret' kapsamında değerlendirdiğini belirterek, Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında ceza vermekten vazgeçtiğini açıkladı. Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verildi.'Hakaret sözlerinin ağırlıklarının yarıştırılamayacağı, her iki müşteki sanığın da birbirinin saygınlığını kamuoyu önünde rencide ettiği, bu aşamadan sonra cezalandırılmalarının hukuksal bir yarar sağlamayacağı kanaatine varılmıştır'Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu arasındaki hakaret davasında, mahkeme ilginç bir karara imza attı. Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi, eylemleri 'karşılıklı hakaret' kapsamında değerlendirdiğini belirterek, Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında ceza vermekten vazgeçtiğini açıkladı. Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verildi.'HAK ARAMA MÜCADELESİ ÇERÇEVESİNDE...'Duruşmaya müşteki sanıklar Aziz Yıldırım ve İbrahim Hacıosmanoğlu katılmazken, tarafları avukatları temsil etti. Duruşmada son savunmalarını yapan Yıldırım'ın avukatı Abdurrahim Erol, 'Müvekkilim sürekli Hacıosmanoğlu'nun hakaretlerine maruz kalmıştır. Cezalandırılmasını istiyoruz, müvekkilimin ise beraatını talep ediyorum' dedi.Hacıosmanoğlu'nun avukatı Köksal Kızıltaş ise 'Müvekkilim kulübünün hak arama mücadelesi çerçevesinde eleştiri mahiyetinde söylemlerde bulunmuştur' diye konuştu.'TÜRKİYE'NİN SİYASET KADAR GÜNDEMİNİ İŞGAL EDEN...'Duruşma sonunda kararını açıklayan Mahkeme Hakimi Nuh Hüseyin Köse, Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu'nun 2013 yılında TRT Spor televizyon kanalında yayınlanan Basın Tribünü, Kulüpler Birliği toplantısı ve basına verdiği demeçlerde Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'a hakaret ettiği gerekçesiyle dava açıldığını belirtti.Yıldırım'ın da aynı yıl içerisinde Hacıosmanoğlu'na yönelik Fenerbahçe Spor Kulübü internet sitesinde hakaret ettiği iddiasıyla dava açıldığını kaydetti.Her iki müşteki sanığın eylemlerinin ayrı ayrı değerlendirildiğinde, hakaret kabul edilen sözlerin dışındaki sözlerin 'provokatif' ve 'ağır eleştiri' niteliğinde sayılması gerektiğini vurgulayan Hakim Köse, kararında, 'Türkiye'nin siyaset kadar gündemini işgal eden iki büyük spor kulübünün başkanları olup, birbirlerini sportif faaliyetleri nedeniyle ağır şekilde eleştirmelerinin sınırlandırılmasının gerekmediği, bu durumun her ne kadar spor kamuoyunda iyi birer örnek olmasa da, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır' dedi.'KIZDIRMAK AMACI TAŞIDIĞININ KABULÜ ZORUNLUDUR'Hacıosmanoğlu'nun Yıldırım'a karşı sarf ettiği sözlerin şeref, onur ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte olduğunu belirten Hakim, kararında, 'Suça konu sözlerin sportif tartışma sırasında konu ilgisi olmadığı halde söylenmesinin de diğer tarafı kızdırmak amacı taşıdığının kabulü zorunludur. Hakaret suçunu işlediği kanaatine varılmıştır' cümlelerine yer verdi.Yıldırım'ın ise Hacıosmanoğlu'na sarf ettiği sözlerin eleştiri sınırlarını aşıp 'küçümseme' boyutuna vardığını ifade eden Hakim, Aziz Yıldırım'ın da hakaret suçunu işlediğini kaydetti.'YILDIRIM VE HACIOSMANOĞLU HAKKINDA CEZA VERİLMESİNE YER YOK'İlk hakaret sözünü Hacıosmanoğlu'nun söylediğini dile getiren Mahkeme Hakimi, 'Aziz Yıldırım da aynı sertlikle Hacıosmanoğlu'nu yanıtlamıştır. Bu durumda, hakaret sözlerinin ağırlıklarının yarıştırılamayacağı, her iki müşteki sanığın da birbirinin saygınlığını kamuoyu önünde rencide ettiği, bu aşamadan sonra cezalandırılmalarının hukuksal bir yarar sağlamayacağı kanaatine varılmıştır' dedi.Mahkeme, eylemleri 'karşılıklı hakaret' kapsamında değerlendirdiğini belirterek, Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında ceza vermekten vazgeçtiğini açıkladı. Yıldırım ve Hacıosmanoğlu hakkında 'ceza verilmesine yer olmadığına' dair karar verildi.DAVALAR BİRLEŞTİRİLDİİbrahim Hacıosmanoğlu hakkında, 2013 yılı Haziran ve Temmuz aylarında TRT Spor kanalında yayınlanan 'Basın Tribünü' adlı programda ve Kulüpler Birliği Vakfı toplantısında Aziz Yıldırım'a hakaret ettiği gerekçesiyle 7 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Hacıosmanoğlu'nun bu sözleri üzerine, Yıldırım'ın Fenerbahçe Spor Kulübü sitesinde 2013 yılı Haziran ve Temmuz ayında 'Zorunlu Açıklama' ile hakaret ettiği belirtilerek, 7'şer aydan 4 yıl 8'er aya kadar hapis cezası istemiyle 2 ayrı dava açıldı.Savcılık ise suçların 'karşılıklı' işlendiğini belirterek, tüm davaların 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesini talep etti. Mahkeme de talebi kabul ederek, Yıldırım ve Hacıosmanoğlu'nu tek bir dosyada 'müşteki-sanık' olarak yargıladı.DHA
Reklam
Show TV'den "Milli Maç" Açıklaması
Show TV Hollanda-Türkiye Milli maç yayınına ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:2014 yılında yapılan protokol ile, 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası ve 2018 Dünya Kupası kapsamında Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın oynayacağı eleme maçlarının Show TV’de yayınlanması konusunda ilgililer arasında mutabakata varılmıştır.Bilindiği üzere, Ocak 2015 tarihinde Show TV’nin yönetimi değişmiştir. Show TV yeni yönetimi, milli maç yayınları konusundaki mutabakatı ekonomik ve ticari açıdan yeniden değerlendirmiş ve söz konusu maç yayınlarının mevcut koşullar çerçevesinde kanalımız tarafından yapılmasının mümkün olmadığı kanaatine vararak, bu hususu distribütör şirkete bildirmiştir.Bildirim tarihinden itibaren söz konusu milli maçların başka bir televizyon kanalında yayınlanması ile ilgili olarak ise Show TV açısından ya da Show TV’den kaynaklanan herhangi bir engel bulunmamaktadır.Kamuoyuna saygıyla duyurulur.Show TV DHA
Fenerbahçe'den Beşiktaş'a "Haddinizi Bilin"
Fenerbahçe Kulübü, dün akşam BJK TV'de yayınlanan, derbi maçın ardından Emre Belözoğlu'nun Saracoğlu koridolarında Slaven Bilic'e yönelik sözleri üzerine bugün FB TV'den görüntülü bir açıklama yaptı.FBTV'de yayınlanan görüntülerde, 'Bilic veBeşiktaş'ın yaptıkları, 'Yavuz hırsız ev sahibini bastırır' atasözünü hatırlatıyor' denildi.FB TV'de yer alan görüntülerde Slaven Bilic'in iki derbideki hareketleri aktarıldı. Bilic'in ilk olarak sezonun ilk derbisinde Alper Potuk'a fiziki müdahelede bulunduğu ve aynı maçta Caner'e sürekli bir şeyler söylediği ifade edildi.Kadıköy'de oynanan maçta da Emenike'nin formasını çıkararak saha kenarına geldiği sırada Bilic'in bilerek onun önünde durmaya çalıştığı ifade edilirken, BJK TV'de yayınlanan tünel görüntüleri de sansürsüz olarak verildi. Emre'nin Bilic'e kendisine Hırvatça söylediği 'Jebem Ti Majku' cümlesini tekrarladığı görüntüler yayınlandı.SİZ BİLİRSİNİZİşte o açıklama;Öncelikle belirtelim ki burada yer alan açıklamaları sınırlayan yegane şey, ait olduğunuz camiaya duyduğumuz saygıdan ibarettir.Kaybetme alışkanlığından doğan “Yenilgi yönlendirmelerinizi” dikkatle takip ediyor ve anlayışla karşılıyoruz.Derbi kazanamamanın,“Köy Takımı” olarak nitelenen takımdan 5 gol yiyerek Avrupa’dan elenmenin,Ya da size ait tek bir tuğlası dahi olmayan stadı söz verdiğiniz tarihte kombine satışı yaptığınız taraftarlarınıza teslim edememenin utancını ve hezeyanını görüyor, ve size hak veriyoruz.Ancak yaşadığınız her ne olursa olsun konu Fenerbahçe ve Fenerbahçe’nin değerleri olduğu zaman “Diline hakim ol” uyarımızı ciddiye almamanızı kabul edemiyoruz...Fenerbahçe kaptanına “Ahlaksızlık” ithamında bulunabilecek kadar ahlak konusunda özgüvene sahip olmanız takdire şayan olsa da, konu ahlak olduğu zaman, konuşacak en doğru kişinin kendiniz olacağını düşünmek konusundaki ısrarınızdan vazgeçmenizi bekliyoruz.Biliyoruz ki siz;Kendinizi,CamianızıYa da Fenerbahçe’yi bilemeyebilirsiniz.Ama bilmeniz gereken haddiniz ve diliniz...Yine de,Siz bilirsiniz...Sampiy10
Reklam
Volkan Demirel Tarihe Geçti
Şampiyonlar Ligi'nde unutulmaz 5 penaltı kurtarışını derleyen UEFA, Volkan Demirel'i de listeye aldı.Fenerbahçe'nin kalecisi Volkan Demirel'in, 2007-2008 Şampiyonlar Ligi ikinci tur rövanşında Sevilla'daki maçta yaptığı kurtarış, UEFA'nın en iyi 5 penaltı kurtarışı listesine girdi.UEFA'nın resmi internet sitesi www.uefa.com; 'Penaltı Kahramanları' başlığıyla ve penaltı kurtarışlarıyla takımlarını kazandıran 5 harika kaleci ibaresiyle bir video yayınladı. İçerikte, son 15 yıl içinde Şampiyonlar Ligi'nde penaltı atışları sonucunda takımlarına kupa kazandıran veya tur atlatan kaleciler mercek altına alındı.Sampiy10
Emenike İstanbul'a Döndü
Nijeryalı futbolcu basın mensuplarının sorularını yanıtlamadıLige verilen milli takım arasında 2 gün izinli olan Fenerbahçeli futbolculardan Emmanuel Emenike, yurt dışına çıkmış ve tatilini Londra'da geçirmişti.Nijeryalı futbolcu bugün İstanbul'a döndü. Saat 18.00'de takımının Samandıra'daki tesislerinde antrenmana katılacak olan Emenike, Atatürk Havaalanı'nda basın mensuplarının sorularını yanıtsız bıraktı. Emenike kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenleri ise kırmadı.DHA
Milli Yayın Krizine TFF El Koydu
A Milli Takım'ın Hollanda ile Amsterdam'da oynayacağı maçın yayıncı kuruluş Show TV'de yayınlanamayacağı haberi Türkiye'nin gündemine oturdu. Show TV'nin yönetimine el koyan TMSF, 11 Mart'ta aldığı kararla Hollanda - Türkiye maçını yayınlamama kararı aldı. TMSF'nin bu kararı 3 gün içerisinde değişmez ve yeni bir ihale yapılmaz ise Hollanda - Türkiye maçı sadece radyodan yayınlanacak. Yaşanan büyük krizin ardından devreye giren Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri acil eylem planı hazırladı. İşte o acil eylem planı:* TMSF ile görüşmeye başlayan Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri, 28 Mart'ta oynanacak olan Hollanda - Türkiye maçının yayınlanmasını, geri kalan maçlar için ise yeniden bir ihale açılmasını talep etti. TFF'nin talebini değerlendirmeye alan TMSF yetkilileri kararını en kısa süre içerisinde TFF tarafına iletecek.* TMSF'nin 'bir maçlık yayın teklifini' kabul etmemesi ihtimaline karşılık altrenatif planlar hazırlayan TFF yetkilileri, 4 gün içerisinde ihale düzenlemeyeceği için Devletin yayın organı TRT ile de dirsek temasına başladı. TMSF ile TRT yetkililerini bir araya getirmeyi planlayan TFF, 1 maçlık yayın ve arkasından da yeni bir ihale için alternatif planlarını hazırlamaya başladı.* TMSF yetkilileri, 11 Mart'ta aldığı kararı Show TV çalışanlarına iletse de Hollanda - Türkiye maçının yayını sağlayacak ekipler Amsterdam'a gitti. Yayın ekibinin yanı sıra Show TV'nin çalışanları da Amsterdam'a giderek TMSF ile TFF arasındaki görüşmelerden çıkacak sonuçları beklemeye başladı.Sporx
Reklam
Hollanda-Türkiye Maçını Alman Hakem Felix Brych Yönetecek
Hollanda - Türkiye maçının hakemi Almanya Futbol Federasyonu'ndan Felix Brych olduA Milli Futbol Takımı'nın 2016 Avrupa Şampiyonası Elemeleri D Grubu'nda deplasmanda Hollanda ile yapacağı maçı Alman hakem Felix Brych yönetecek.UEFA'dan yapılan açıklamaya göre, Amsterdam Arena'da 28 Mart Cumartesi günü TSİ 21.45'te başlayacak Hollanda-Türkiye maçında Felix Brych düdük çalacak.Karşılaşmada Brcyh'in yardımcılıklarını Almanya Futbol Federasyonu'ndan Mark Borsch ve Stefan Lupp yapacak. Alman Mike Pickel'in dördüncü hakem olarak görev alacağı maçın ilave yardımcı hakemleri ise Bastian Dankert ve Marco Fritz olacak.Haber Türk
Eşber Yağmurdereli: 'İlk Muhalif Tavrım Beşiktaşlı Olmaktı'
NEDEN EŞBER YAĞMURDERELİ?“Eski zamanlar tabii… Polis işkence ediyor, ben küfür ediyorum. Polis elektrik veriyor, ben ağzıma geleni sayıyorum polise. Acıdan kıvranıyorum. Bi ara aklıma o gün oynanan Beşiktaş-Zonguldakspor maçı geliyor. ‘Maç kaç kaç bitti’ diye soruyorum iniltiyle. ‘1-1’ diyo polis. Sonra işkenceyi bırakıp ‘Sen Beşiktaşlı mısın’ diyor, ‘heralde’ diyorum. Beni tezgahtan indiriyor. Çay söylüyor. Karşılıklı çay içip, coşkuyla hakeme, futbolculara, takım yönetimine bir güzel saydırıyoruz. Sonra polis beni tekrar tezgaha alıyor. Polis işkence ediyor, ben küfür ediyorum. Polis elektrik veriyor, ben ağzıma geleni sayıyorum.”EŞBER YAĞMURDERELİ KİMDİR?Yazar, senarist, şair, öykü yazarı, aktivist Yağmurdereli 1945 yılında Erzurum – Tortum’da dünyaya geldi. 1955 yılında görme yetisini yitirdi. 1963’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Arkadaşlarıyla “ Yeni Eylem ” adında bir dergi çıkardı. 1986 yılında bir yarışmada “Pek Firaklı Bir Dağ Masalı” adlı öyküsüyle ilk ödülünü kazandı.13 Mart 1978’de Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi / Acilciler grubunun kurucusu ve lideri olduğu iddiasıyla tutuklandı. 1 Ağustos 1991’de “şartlı tahliye” yasasıyla ceza evinden çıktı. “Barış için 1 Milyon imza kampanyası”nın sözcülüğünü yaptı.8 Eylül 1991’de İnsan Hakları Derneği (İHD) mitingindeki konuşması nedeniyle 10 ay hapis cezasına mahkum oldu. Daha önce, “şartlı tahliye” edildiği için 10 aylık hapis cezası daha önceki cezasının geri kalanıyla birleştirildi ve 1997 yılında 22,5 yıl hapis için tekrar ceza evine konuldu. Kamuoyunda oluşan büyük tepki sonucunda, 9 Kasım 1997’de, ceza infazı 1 yıl süreyle ertelenerek serbest bırakıldı. Karar, 16 Aralık’ta geri çekilince, 1 Haziran 1998’de yeniden tutuklandı ve 18 Ocak 2001’de serbest bırakıldı.HAYATIMIN İLK MUHALİF CÜMLESİNİ KURDUM “BEN BEŞİKTAŞLI OLDUM” DEDİMNasıl Beşiktaş taraftarı oldunuz?Ben Erzurum’da maçlara giderdim herhalde sanıyorum 8-9 yaşlarındaydım, bir Brezilya takımı gelmişti Fluminense takımı gelmişti, Beşiktaş’la maçı vardı ve benim dayı dediğim Nail abi beni aldı maça götürdü. O zamanlar Mithatpaşa’ydı, o zaman şimdiki İnönü Stadyumu’nun adı. Orada takımı izledim. Nail abi de anlatıyor “Baba Recep bu, Nazmi bu, Ercan bu” diye.Neyse Beşiktaş 2-1 yendi, çıktık vapurla gidiyoruz. Birden bire ben dedim, “Nail abi biliyor musun ben Beşiktaşlıyım” dedim. “Olamazsın”, dedi, “sen Fenerbahçelisin”. “Hayır” dedim, “ben Beşiktaşlıyım” O akşam yemeklerinde Fenerbahçe’nin konuşulduğu akşamlarda ben de bilip bilmeden Beşiktaş’ı dillendiriyordum, o şu anlama geliyordu: Oradan bir muhalif kimlik kazanıyorsunuz ve muhalif kimlik üzerinden bir söz hakkı kazanıyorsunuz ve sofrada yeriniz oluyor. Dolayı ile de muhalefet hem hoş bir iştir, hem de riskli bir iştir. Çoğunluk karşısında çoğunluğun genel geçer yargılarına ters bir şeyler savunuyorsunuz ama aynı zamanda farklılığınızı ortaya koymuş oluyorsunuz, deyim yerindeyse sürüden ayrıldığınız ortaya koyuyorsunuz. Bana dediklerinde “sen Fenerbahçelisin başka bir şey olamazsın”, ben de hayatımın ilk muhalif cümlesini kurdum. “Ben” dedim, “herkes gibi olmak istemiyorum, ben Beşiktaşlı oldum” dedim. Tabi zamanla bu muhalif kimliğin çok önemli bir katkısı oldu. Ben tam futbolu bilmiyorum ya, özelliklerini, şu bu, ben de bildiğim kadarıyla cevap vermeye çalışıyordum annem kızıyordu “çocuğu ağlatacaksınız” diye kızıyordu.Ondan sonra anladım ki muhalif olduğum zaman sırf muhalif olmak yetmiyor. Muhalif kimliğin hakkını verecek şekilde bir birikime sahip olmanız lazım. O akşam yemeklerinden öğrendiğim şey budur: Muhalif olmanın hakkını verecek kadar bir bilgiye, bir birikime sahip olmanız ve onun ötesinde de bir cesarete ve yüreğe sahip olmanız gerekiyor. Sadece bilgi de yetmez çünkü cesaretle yürekle desteklenmeyen bilgi malumattır, sırf cesarete dayan bir muhaliflik de Don Kişotluktur, yani küçük düşersiniz. Dolayısıyla bu Beşiktaşlı kimlik ile diğer kimliğim birlikte yürüdü ve bugün de Beşiktaşlı olmaya devam ediyorum.“BİR ARAP ŞEYHİ, BİR RUS OLİGARKI BEŞİKTAŞ’I ALIRSA BEŞİKTAŞLI OLURMUYUM BİLMİYORUM”Sizin Beşiktaşlı olduğunuz dönemdeki futbol ile şimdiki futbol aynı mı peki?Tabi benim çocukluğumda mahalli kümeler vardı, amatör gruplar vardı, sadece İstanbul’da büyük kulüpler vardı. Tabi ben Erzurum’da doğup büyüdüğüm için Erzurum’da 12 Mart, Palandöken gibi takımlar vardı. Bunlar bir ligden ziyade kendi aralarında maçlar yaparlardı. Ayrıca ben ilkokuldayken kalede dururdum okul takımında, okul takımı dediğim öyle çayırda çimende oynardık futbol…Öyle futbolla bir ilgim var ama esas Beşiktaş’a gelince durum çok farklılaşıyor. Erzurum’da doğdum büyüdüm ama benim annem İstanbulluydu, İstanbul’da Çamlıca’da evimiz vardı. Yazları dört ay Çamlıca’da evimizde geçerdi ve teyzem vardı, onun çocukları vardı, dört tane benden büyük ki dayı derdim ben onlara, en küçüğü benden 10 yaş kadar daha büyüktü ve bütün Kadıköy’de olduğu gibi onlar da Fenerbahçeliydi. Dolayısı ile de özellikle yaz akşamları, akşam yemeğinde bir miktar hayat pahalılığı konuşulurdu, daha çok futbol konuşulurdu ve Fenerbahçe tam bir fenomendi evde.Akşam yemeklerinde eski İstanbul evlerinde sosyal etkinliktir, herkes gündüz işe gider, sabah herkes işe gitme saatine göre ayrı kahvaltı yapar, akşamları da eve gelinir ve futbol konuşulurdu. Ama o günkü Beşiktaş bu günkü Beşiktaş mı? Elbette öyle bir şey yok. Artık bir futbol endüstrisi var bu endüstrinin içinde insanlar alınıp satılıyorlar. Ucuza alıp pahalıya satmaya çalışıyorlar ya da pahalıya alıp ucuza satıyorlar. Kulüp oradan zarar ediyor ama kulübün egemenleri de menajer dahil, bu işe bulaşanlar dahil, o farktan sebepleniyorlar.Bu kapitalizmin kurallarından biri. Bir de Türkiye’de futbolu yönetenler futbol takımlarının marka değerinden onları destekleyen milyonlarca insanın gücünden yararlanmak için ve özellikle bu gücü diyelim müteahhitse müteahhitliğinde, siyasetse siyasetinde ceplerine koyuyorlar milyonları. Geliyorlar kulüplerin başkanları oluyorlar ve ortaya herkesin bildiği gibi bir futbol oligarşisi çıkıyor ve oligarşik durum futbolun özelliğine de yansıyor.Diyelim ki mesela benim Beşiktaş için endişem şudur. İngiltere’de Fransa’da bakıyorsunuz petrol oligarkları Rusyadaki Sovyetler sonrası Sovyetlerin varlığı sırasında bir bürokrat olarak yönettiği değerleri Sovyetler ortadan kalktığı gün hanelerine geçirip birden bire dünyanın en zengin oligarkları haline gelmiş milyar dolarların sahibi olan adamalar parayı bastırıp bir futbol takımını alıp bunu hem kendi prestiji için kullanması hem de bir ticari değer olarak kullanması. Hep şöyle düşünüyorum bir Arap şeyhi bir Rus oligarkı Beşiktaş’ı alırsa ben Beşiktaşlı olur muyum bilmiyorum yani (gülüyor).Taraftar bunun neresinde?Taraftar desteklediği takımla kendi arasında bir ilişki kurup, bu ilişki üzerinden ürettiği sloganlarla muhalif bir kimliğe dönüştüğü andan itibaren, egemenlerin şiddetiyle karşılaşıyor. Bunun örneklerini çok gördük. Tribünlerdeki muhalif unsurların, tribün önderleri veya kulübün yöneticileri tarafından polise ihbar edilmesi gibi.. Futbolla yatıp kalkan bir toplumun ve özellikle de dediğim gibi toplumun en alt sınıflarını oluşturan insanların zaman zaman bir araya geldiklerinde tribünde kendilerine ilişkin sloganları haykıracakları zaman karşılaşacakları bir devlet şiddeti vardır. Türkiye’de bu böyledir. Bunu engellemek için de futbolda şiddeti bertaraf edeceğiz falan diyerek Passolig gibi şeyler icat edilir. Bu tamamen yurttaşın bireyin devlet tarafından kayıt altına alınması meselesidir yani burada şiddetin önlenmesinden ziyade fişleme durumu vardır.“ONLAR İÇİN PARA BAŞKA YERDE DÖNÜYOR TARAFTAR GÖZDEN ÇIKARILABİLİR”Tribünün boş kalmasını istemiyorlar da makbul taraftar istiyorlar sanki.Taraftar olarak baktığımız zaman bir para ödeyip oraya giriyor. Aslında o para kulüp için çok önemli değil. O parayı kolaylıkla gözden çıkarabilir. Onlar için para başka yerlerde dönüyor geliyor. Dolayısıyla stadyumdaki taraftarı gözden çıkarabilir hatta hiç taraftar olmasa, futbol sanal ortamlarda oynanabilecek hale gelse diyelimki kulüplerin gelirleri sade televizyon, reklam bir havuzda karşılansa bundan hem egemenler hoşnut olur, hem de kulüp yönetimleri pek de zarara uğramaz.Dolayısıyla futbolu insansızlaştırmak, sadece bir seyir unsuru haline getirmek, onun bir toplumsal arka planı olduğunu yok saymak ki o toplumsal arka plan tribün üzerinden kurulur ve zaten onun dışında bir anlamı yoktur. Dolayısıyla tribünü her zaman silebilirler. Bakın zaten tribünde ki seyirci sayısı giderek düşüyor. Kapitalizmin bugünkü kriz çözüş yöntemi üretimde yan yana bulunan insanları dağıtmak. Dolayısı ile muhalefet odaklarını ortadan kaldırmak. İnsan tanımı bir müşteri tanımı, o da bir birey. İnsanı birey haline düşürüp etkisiz hale getirmek sistemin genel anlayışı muhalefeti bu şekilde dağıtmak olduğu için altmış yetmiş kişinin stadda bir slogan söylemeleri siyaset felsefesi açısından onları rahatsız ediyor. Tribün taraftarlığı bu nedenle istenen birşey değil.Ben de Beşiktaş Çarşı’nın mensubu olarak stad varken, şimdi stad tamirde ya, Beşiktaş’ta Şairler Parkı var. Orada toplanıyoruz beş altı saat önce. Yaşgünü olanın yaşgünü kutlanıyor orada, siyasi muhabbetler dahil her muhabbet oluyor. Ondan sonra birlikte stada gidiliyor. O grup içinde stada gitseniz şunu görürsünüz bir taraftan maç izleniyor ama tribünde bir sohbet ortamı doğuyor. Tamamen bir toplumsal ilişki var orada. Bu futbol dolayımı ile oluyor ama insanların toplu hareket etme, eğlenme ihtiyacını karşılıyor. Tribünde doksan dakika oturuluyorsa onun öncesinde sırasında muhabbet oluyor. Doksan dakika bittikten sonra semte gidiyorlar, kafelerde oturuyorlar ve maçın galibiyet mağlubiyet ötesinde maçın kendine özgü havası yaşanıyor.Bir kamusal alan orası tabi. İnsanların toplu muhalefet yapmasını engelleyecek ortamları ve imkanları ortadan kaldırmak ve buna bağlı olarak futbolu sistem içine tamamen alarak iktisadi anlamda onu küresel pazarın unsuru konumunda tutmak yani futbolu insansızlaştırmak. Robotlar üretseler Messi gibi Ronaldo gibi oynasalar onlar ve robotlar arası maçlar aynı heyecanı yaratsa futbolcu denen insan unsurunu da çıkartabilirler. 22 kişi yerine 22 robot koyabilirler.“FUTBOL HAYATININ BİTMESİNİ İSTEMİYORSA SOLCU OLDUĞUNU AÇIKLAMAZ”Peki zaten giderek robotlaşmıyorlar mı? Canları acımasına rağmen sahada koşturulmaları, o psikolojik baskı, o ağrı kesiciler…Etin kemiğin içindeler ama robotlaşmış gibiler. Diğer yandan basına açıklama yapmayacaksın, konuşmayacaksın gibi yasaklar…Kamusal ifade özgürlükleri yok neredeyse.Kendinizi futbolcu olarak düşündüğünüzde dizkapağınızın arkasındaki doku yırtılmasının televizyonda dizi gibi konuşulması insanı rahatsız edebilir. Konuşma yasağı falan kağıt üzerinde yazılmış şeyler değil, kapitalizm şöyle emreder: ne işle uğraşıyorsan o işle uğraş, başka şeylere kafa takma! Burada da öyle. Çok örnek vardır. 1970’lerde Metin Kurt futbolculara sendika kurun dediler, futbol hayatını bitirdiler. Çünkü şöyle diyordu biz Roma İmparatorluğu zamanındaki gladyatörler gibiyiz, insanlar bizim yaptığımız mücadele üzerinden kendilerini tatmin ediyorlar diyordu. Bugün böyle bir çıkış da yapılamaz, futbolcu pazarı köle pazarı gibi değeri artıyor, eksiliyor. Aklı başında bir futbolcu futbol hayatının bitmesini istemiyorsa mesela bugün solcu olduğunu açıklamaz.BİLİC BEŞİKTAŞ’I AVRUPA ŞAMPİYONU DA YAPSA O SÖZ KARA KAPLI DEFTERE YAZILMIŞTIRBilic söyledi ama?Bilic buradaki şeye tabi değil, Avrupa’da söylenir bu. Bilic başarısız olsa hemen gönderirlerdi o sözün üstüne. Şimdi bile hala göndermeye çalışıyorlar. Bilic Beşiktaş’ı Avrupa Şampiyonu da yapsa o söz kara kaplı deftere yazılmıştır. Türkiye gibi ülkede teknik direktörün sosyalizmden bahsetmesi ne demek. Lucescu bir iki bir şey söyledi, onun çalışma odasında Che’nin fotoğrafı var diye adamı göndermek için ellerinden geleni yaptılar. Bunun çalışma ruhsatı iptal edilmeli diye adamı en başarılı olduğu zamanda gönderdiler. Bir Hakan Şükür örneği var, o da siyasete girmedi onu aldılar oraya koydular. Futbolculuk eğitimi, kültürü insanlarda siyaset karşıtı bir düşünce dünyası yaratıyor.Çarşı Gezi’de çok sevildi, bunu nasıl yaptı?Beşiktaş Çarşı’yı kamuoyuna çıkartan sloganlarındaki toplumsal karşılıktır. Van depremi sonrası soyunmaları, atkılarını stada atmaları gibi…Futbolun mizahını ortaya çıkması daha doğrusu futbol üzerinden mizahı ortaya çıkartması toplumda karşılık görüyor. Mizah rahatsız ediyor toplumda karşılığı olan herşey bir muhalif karşı çıkış unsuru olarak görüldüğü için egemenlerce tepki görüyor. Davalarında cüppe giydim ama yargılamaya katılmadım. Savunmaları gerçekten mizah. Sanık, “Bizim hükümet yıkacak kadar gücümüz olsa Beşiktaş’ı şampiyon yapardık” dedi. Bu bitiriyor zaten olayı.ÇARŞI SOLCU BİR GRUP DEĞİL, FARKLI SİYASİ GÖRÜŞTEN İNSANLAR VAR ARASINDASiz Beşiktaş maçlarını şimdi nerede izliyorsunuz?Benim yıllardır gittiğim Tophane’de nargileci var. Deplasman maçlarını orada izliyoruz. Öbür zamanlarda Beşiktaş stadyumunda maç yapıldığı günlerde maçtan dörtbeş saat önce Beşiktaş’ta toplanıp oradan yürüye yürüye stada gidiyorduk. Birlikte bizim bir grubumuz var. Beşiktaşlı olmayan arkadaşlarım da gelir muhabbete dahil olur. Galatasaraylı Fenerli arkadaşlarım maçtan önce Şairler Parkı’na gelirler. Sloganları Park’ta tespit ediyoruz. Kollektif bir olay o. Mesela Beşiktaş Liverpool’a 8-0 yenilmişti . O zaman “Çarşı 9’a Karşı” demiştik (gülüyor) Bira içilirken yazdığımız slogan “Türkiye’de iki büyük var, biri Beşiktaş diğeri Büyük Rakı”. Şimdi bu sloganlar var ama oraya giden herkesi içki içiyor sanılmasın. İçimizde inanç sahipleri var. Toplumsal bir yan yana geliş var Beşiktaş Çarşı’da. Çarşı solcu bir grup değil, farklı siyasi görüşten insanlar var.GÜNDÜZ KOĞUŞTA TELEFON ÇIKARTMIYORUZ SAKLIYORUZ. ARADIM TRT’Yİ “MAÇ NE OLDU” DEDİM, “SORMA ABİ YA” DEDİ. BEŞİKTAŞ YENİLMİŞ MAÇ BİTMİŞ O ANDAHapishanedeyken nasıl takip ediyordunuz?Radyo varsa radyodan takip ediyorduk. Radyoda maç izliyoruz. Spiker maç anlatıyor. Beşiktaş mağlup birkaç dakika var maçın bitmesine ama abim, havalardan başladı, Afrika’daki safariye geçti, oradan Veliefendi çayırında at yarışlarının yapıldığı yerdeki piknikleri anlattı geçmişteki, yani maçtan koptuk. Ben de (gülüyor) gündüz koğuşta telefonu çıkartmıyoruz, saklıyoruz. Aradım TRT’yi “maç ne oldu” dedim, “sorma abi ya“dedi. Beşiktaş yenilmiş, maç bitmiş o anda. Telefonla öğrendik maç sonucunu.En beğendiğiniz radyo spikeri kimdir?Halit Ağabeydir, Halit Kıvanç. İki cümlesinden biri mizahtır. Onun için sanki öyle iyi anlatanlar vardır ki sanki sahnede stand up izliyormuşsunuz gibi. Sahada gördükleri onu tahrik eder. Mizaha doğru yönlendirir. O zaman çok daha keyif alırsınız gol yeseniz de keyif alırsınız. Takımınız gol yediğinde öyle bir cümle kurar ki olayın acısı azalır.PENALTI ATARKEN ADAM SIRTINI DÖNÜYOR GÖRMEMEK İÇİN KAÇIRIRLAR DİYE KALEYE FALAN BAKMIYORLARStadyumdaki maçlar?Stadyumda engelliler için bir yer ayrılmış durumda. Görme engelli veya yürüme engelli kişi bir arada oluyor. Senin yanındaki farklı rakip takımdan ise bu bir tepkiye yol açabiliyor. Stadyuma gittiğim zaman ben radyomla gidiyorum maça. Radyodan izliyorum tribünden maçı. Televizyondan deplasman maçlarını izlerken spiker ayrıntılı anlatmıyor, radyomla izliyorum. Radyo 15-20 saniye önce söylüyor. Televizyonda görüntü geç geliyor. Bir akın başlamış mesela, ben “go”l diyorum. Arkadaşlar benden 15-20 saniye sonra seyrediyor. Akın oluyor, tam gollük pozisyon..Top kornere gidiyor, ben “out” diyorum. “Yahu bir sabret” diyorlar. O yüzden pek benimle maç seyretmeyi sevmiyorlar. Televizyon geç veriyor radyodan. Ben de filmin sonunu söylememek için artık çaktırmıyorum, saygı duyuyorum televizyondan izleyenlere. Penaltı atarken adam sırtını dönüyor görmemek için kaçırırlar diye kaleye falan bakmıyorlar (gülüyor)Nasıl bir futbol seyircisiniz, sakin mi coşkulu mu?Benim tepkilerim falan öyle fevri değildir. Gol olunca “gol” diyorum, “attılar” diyorum, “tüh” diyorum, “gol yedik” diyorum. Zaman zaman biraz tepki küfre kaçabiliyor (gülüyor) Futbol taraftarlığı fanatizme kadar götürülmesi gereken bir şey değil tabi deseler ki bu adam fenerli onunla konuşmaz gibi. Başka bir takım taraftarına dost olmak istemez. Bu peşin yargıdır. Bu futbolun haddini aşan durumlar. Ben de, biz de, benim çevrem de böyle değil.O GOL, DESELERDİ Kİ MAÇ BU ŞEKİLDE BİTECEK ONA KARŞILIK HAYATIMDAN BİRKAÇ YIL ALSALAR VERİRİDİM YANİ O BİRKAÇ SAAT GEÇSİN DİYEUnutamadığınız bir galibiyet, gol var mı?İlk Milli Lig kuruldu. Yatılı okulda okuyorum. Okulda bir radyo var. Daha doğrusu bir salon var, eğlence salonu gibi. Orada bir hoparlör var, müdürün odasından radyoyu veriyorlar. Bir de okuduğum okulda tek Beşiktaşlı bendim. Beşiktaş’ın da en kötü yıllarıydı. Fener’in 7-0 yendiği falan olmuştu. Çok rahatsız ediyorlardı yatakhanede. Herkes bana yükleniyordu. Ondan sonraki sene Beşiktaş şampiyon oldu. Şenol Birol vardı, “Şenol Birol, Gol” diye slogan vardı. Fenerbahçe maçı var. Maçın 16. dakikasında Arif gol attı. Okul sessizliğe büründü. Birlikte oyun salonunda izliyoruz. Fenerbahçe akın falan yapıyor. Dayanamadım, en alt katta kalorifer dairesine indim. Arada saate bakıyorum ama biliyorum Fener bir gol atsa okul yıkılacak, o dört katlı bina yıkılacak. Saate baktım, maçın bitmesi lazım, kimsede çıt yok. Maç bir sıfır bitmiş. 59 ya da 60 yılı. Ondan sonra o sene Beşiktaş şampiyon oldu. Var ya okulun tek kralı bendim. Kimseyi konuşturmuyorum. O gol deseler ki maç bu şekilde bitecek deseler ona karşılık hayatımdan birkaç yıl alsalar verirdim yani o birkaç saat geçsin diye.Kaynak: Arat Saadetyan/vivaspor
"Hacıosmanoğlu Bir An Önce Bırakıp Gitsin"
Trabzonspor'un eski başkanı Sadri Şener, Bordo-Mavili kulüple ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.Yönetimi çok ağır sözlerle eleştiren Trabzonspor eski başkanı Sadri Şener, UEFA'dan gelebilecek ceza hakkında da konuştu. İşte o sözler...'İbrahim Hacıosmanoğlu'nun Yargıtay kararından sonra bırakması lazım. Çünkü kayyum gelir. Kayyum gelirse de polis nezaretinde dışarı çıkarılır. Kayyum gelecek 45 günde seçim yapılacak. Ben olsaydım Hacıosmanoğlu yerinde çoktan seçim kararı alırdım. Çünkü seçim kararı almazsan devlet seni alır koyar kenara. Bir an önce bırakıp gitsinler de geri kalanlar da bu işi toparlamaya çalışsın. Toparlayabilirlerse tabiki. Ama hayal edemeyecekleri bir makam gördükleri için bir gün daha durmak istiyorlar. Benim gördüğüm kadarıyla bunlar ahiretten izinli gelmiş tipler hepsi! Constant konusunda biri kandırmıştır bunları. Bu transferden paraları kazanan kazanmıştır. O bonservise bu transfer olur mu? UEFA Mali Fair Play kuralına takılırız. Ceza ihtimali olabilir. Erkan Zengin'i havaya sokarsan verim alamazsın. Bence artık transfere ihtiyaç yok. Akla ihtiyaç var. Transferleri Ersun Yanal yapmadı. Hala takımı istediği tarza sokmaya çalışıyor. Yani takımla uğraşıyor. Ersun hocayla bende çalıştım. Burada sorun hoca değil, yönetim sorunu var.'Eurosport
Reklam
NBA'de Enes Kanter Fırtınası
NBA'deki temsilcimiz Enes Kanter, yeni takımı Oklahoma City Thunders'da fırtına gibi esmeye devam ediyor.Genç pivot Thunders'ın kendi sahasında, Los Angeles Lakers'i 127-117 mağlup ettiği maçta daha ilk çeyrekte 15 sayı, 10 ribaund ile double-double yaparak NBA'de bu sezon bunu ilk başaran sporcu oldu.Lakers maçını 25 sayı, 16 ribaund ile tamamlayan Kanter, başarılı oyunuyla takımın koçu Scott Brooks ve takım arkadaşlarından büyük övgü aldı.Zaman
"Beşiktaş'a Acıyorum, Fenerbahçe 3 Temmuz'a Baksın"
Kasımpaşa Kulübü Başkan Vekili Hasan Hilmi Öksüz, Fenerbahçe Kulübü Genel Sekreteri Mahmut Uslu'nun Kasımpaşa-Galatasaray maçıyla ilgili yaptığı açıklamalara sert tepki gösterdi. Beşiktaş'a da sert ifadelerle seslendi.Hasan Hilmi Öksüz, Mahmut Uslu'nun FB TV'ye verdiği röportajda 'Geçen haftaki maçta yine bir takım şeyler var. Şaibeli şeyler var. Biz bütün rakiplerimize saygı duyuyoruz. Diğerleri gibi şunu yaptılar, bunu yaptılar demiyoruz. Biz şunu diyoruz; konuşmalar var, devre arasında geç çıkmalar var' sözlerini, AA muhabirine değerlendirdi.Lacivert-beyazlı kulübün başkan vekili, Uslu'yu sözlerinden dolayı eleştirerek, şu ifadeleri kullandı:'Ahlak dışı bir kullanım tarzı. Bunları normal insanlar yapamaz. Sen önce 3 Temmuz'da yaşananlara bakacaksın, ondan sonra konuşacaksın. Bunlar arsız, yüzsüz olduğu için konuşuyor. Türkiye'de futbolun gelişmesini istiyorsak, büyük kulüplerin bu yöneticilerini önce terbiye etmemiz gerekiyor. Millet olarak terbiye etmemiz gerekiyor. Bu kadar olmaz. Sen beni utanmadan suçlayacaksın... Seni yarın mahkemeye versem ne diyeceksin orada? Hangi bilgiyle ve ispatlasavunacaksın?'Büyük kulüplerin yöneticilerinin bu tarz açıklamalarının Türk futbolunu geriye götürdüğünü savunan Öksüz, '3 Temmuz'da yaşananları bütün dünya biliyor. Ben onlara ne diyeyim ki? Önce edebin, terbiyenin, ahlakın ne olduğunu öğrenmeleri gerekiyor. Bunları öğrenmedikleri takdirde her zaman aynı şeyleri yapacaklardır. Bir insanın nasıl hitap edeceğini ve nasıl iddia da bulunacağını, bunların öğrenmeleri gerekir. Bunları öğrenmedikleri için zaten Türk futbolu yerlerde sürünüyor' şeklinde konuştu.'Bunlar ne yapmak istiyor?'Özellikle maçtan sonra Veysel Sarı hakkında sosyal medyada ve kamuoyunda yapılan yorumlarla ilgili kulüp olarak resmi internet sitelerinden açıklama yaptıklarını ve oyuncularını savunduklarını hatırlatan Öksüz, sözlerine şöyle devam etti:'Bunlar ne yapmak istiyorlar? Bir de 'Biz her kulübe saygı gösteririz' diyorlar. Koskoca takımların başkanları ve yönetim kurulundaki insanların bu tarz beyan vermeleri Türk futboluna ne kazandırıyor? Siz koskoca Fenerbahçe Kulübü olarak bir derbi maçında tribününüzde devasa yazılarla 'Fenerbahçe Cumhuriyeti' yazacaksınız, diğer taraftan çok daha ağır bir ifade kullanacaksınız. Bu ifadeyle kime, ne mesaj veriyorsunuz?''Beşiktaş'a acıyorum'Fenerbahçe-Beşiktaş derbisinin hakemi Fırat Aydınus'un geçen sezon Kadıköy'de kendilerinin oynadığı maçı da yönettiğini hatırlatan Öksüz, sözlerini şöyle tamamladı:'Beşiktaş'a biraz acıyorum. Beşiktaş, geçen sene Fırat Aydınus'un yönettiği Fenerbahçe-Kasımpaşa maçından daha azını yaşadı. Beşiktaşlılar, geçen sene Kasımpaşa-Beşiktaş maçında Donk'un hareketinden dolayı kıyamet kopararak, maçı hiçbir nedene dayanmaksızın iptal ettirdiler. Bütün bunlara baktığımızda ben bu büyük kulüplere acıyorum. Bunlar zavallı insanlar. Bunlar Türkiye'de futbolu yöneten değil körükleyen insanlar. Türkiye'de eğer hakemler yanlış yapıyorsa herkesin bunun arkasında durması lazım. Geçen sene Emre Belözoğlu ve Volkan Demirel'le bizim maçlarda yaşadıklarımız ile derbide saha içinde ve kenarında yaşananlar ortada. Niye kimse bir şey diyemiyor? Bunları çok merak ediyorum.'AA
Reklam
Halis Özkahya, Azerbaycan-Malta Maçını Yönetecek
FIFA kokartlı hakemlerimizden Halis Özkahya, Azerbaycan ile Malta arasında 28 Mart Cumartesi günü oynanacak 2016 Avrupa Şampiyonası Elemeleri H Grubu karşılaşmasını yönetecek.UEFA'nın hakem heyetinden yapılan açıklamada Azerbaycan'ın başkenti Bakü'deki Tofig Bahramov Republican Stadyumu'nda TSİ 19.00'da başlayacak karşılaşmada düdük çalacak Halis Özkahya'nın yardımcılıklarını Cem Satman ve Ekrem Kan yapacak. Kemal Yılmaz'ın dördüncü hakem olarak görev alacağı karşılaşmanın ilave yardımcı hakemleri ise Mete Kalkavan ve Tolga Özkalfa olacak.Cihan
Çarşı Grubu, Emre Belözoğlu'na Tepki Gösteren Mesaj Yayınladı
Beşiktaş taraftar grubu Çarşı, Emre Belözoğlu'na tepki gösteren bir mesaj yayınladı.Süper Lig Süleyman Seba Sezonu'nun 25. haftasında oynanan Fenerbahçe - Beşiktaş derbisinde misafir takım olan Beşiktaş'ın teknik direktörü Slaven Bilic ile saha içinde tartışan ve daha sonra bunu devre arasında koridorlara taşıyan Emre Belözoğlu'nun görüntüleri yayınlandı. Başkan Fikret Orman'ın da yayınlanacak diye dile getirdiği görüntüleri BJKTV dün akşam ekranlara taşımıştı.https://twitter.com/forzabesiktas/status/580492681903738880Yayınlanan görüntülerde ortaya çıkan Emre Belözoğlu'nun tehdit içerikli sözleri üzerine, Beşiktaş'ın ünlü taraftar grubu Çarşı da resmi internet sitesinden tepki içeren mesaj yayınlandı. Emre Belözoğlu'na yönelik tepki amaçlı mesajda şu ifadelere yer verildi:'Saldırganlığın, toprağa bağlı faşizmin hortladığı, dışarıdan gelenin düşman gösterildiği an, burası İstanbul değil, burası vicdandır. Bilic'e saldırı, her şeyden önce misafirperverliğimize, insanlığımıza zarardır, Emre'nin neresinden dönülürse ülke sporunun her branşında vasfı 'sporcu' olan her insana kârdır.'Cihan
Milli Maç Hiçbir TV'de Yok!
A Milli Futbol Takımımız, 2016 Avrupa Şampiyonası elemelerinde cumartesi günü Amsterdam'da Hollanda ile kritik bir maç oynayacak. Elemelere kötü başlayan her iki takım için de büyük önem taşıyan bu zorlu karşılaşma öncesi şok bir gerçek ortaya çıktı.Şu an itibariyle bu maçı Türkiye'de hiçbir TV kanalı naklen yayınlayamayacak. Bırakın naklen yayını, özet görüntüsünü hatta internetten canlı yayını dahi mümkün değil. Bu şok gerçeği ortaya çıkaran Milliyet Gazetesi yazarı Attila Gökçe'nin 'Düğmeye kim basacak?' başlıklı yazısının bazı bölümleri şöyle:Futbolumuz, bugüne kadar eşine rastlanmamış bir krizle karşı karşıya. Hollanda- Türkiye milli maçını televizyondan izleyip izleyemeyeceğimiz henüz belli değil.TMSF’nin 11 Mart’ta aldığı “Show TV’nin maçı yayınlamaması” kararı, son anda değişmezse, bilin ki 50 yıl geriye gidip Hollanda- Türkiye maçını radyodan dinleyip gazetelerden okuyacağız. Tıpkı 60’lı yıllarda olduğu gibi. O yıllarda sınırlı da olsa maçın iki - üç dakikalık özetini sinemalarda “Dünya Haberleri” gösterimi ile izleyebiliyorduk. Ama TMSF’nin kararı hukuk açısından o kadar bağlayıcı ki, bugünkü yayın hakları nedeniyle hiçbir kanalda özeti bile yayınlanamaz. Dijital çağımızda maç görüntülerine ulaşmak teknolojik olarak sonsuz kolaylıklarla mümkün olsa da -internet dahil- canlı yayını elde edemezsiniz.TMSF, SHOW TV'NİN YÖNETİMİNİ ÜSTLENMİŞ DURUMDAFutbolda 2016 Avrupa Şampiyonası ile 2018 Dünya Kupası eleme maçlarının yayın hakkı 2014 Mart’ında UEFA tarafından ihaleye çıkarıldı. Bu ihalenin Türkiye haklarını Sadettin Saran’ın şirketi kazandı. Saran, daha sonra alt lisans anlaşmasıyla bu hakkını AKS TV’ye verdi. Bilindiği gibi TMSF, AKS TV’nin yayın kanalı olan Show TV’nin yönetimini üstlenmiş durumda. Bugüne kadar kanal yönetiminin personeline dokunmadılar. Ne var ki konu Show TV’den yayınlanacak maçlara geldiğinde üst yönetim 11 Mart’ta Hollanda maçını “yayınlamama” kararı aldı.SARAN HOLDİNG İLE AKS TV ARASINDA HİÇBİR RESMİ GÖRÜŞME YAPILMADIÖğrendiğime göre, Saran Holding ile TMSF ya da AKS TV arasında karar sonrası hiçbir resmi görüşme yapılmamış. Temsilciler ya da teknik ekipler arasında bir diyalog olabilir. Ama o düğmeye kim basacak? TMSF ile Saran arasındaki sözleşme şu ana kadar feshedilmiş değil. Dolayısıyla bu maçın Show TV dışında bir kanaldan yayınlanması hem hukuk açısından, hem de teknik koşullar bakımından adeta imkansız!Lig Radyo
"Reklamında Oynayacağım Markanın Halka Ulaşması Çok Önemli"
Türk futbolunun son dönemlerde yetiştirdiği ve yurtdışına ihraç ettiği en büyük yeteneklerden Arda Turan, Hürriyet Gazetesi'ne konuştu.Türk futbol endüstiri nasıl yönetiliyor? Sizce futboldaki sorunlar neler?Türk futbolunda yatırımların karşılığı yok. Bir şirketi yönetmek için başına uzman ekipler atarsınız. Ancak futbolda böyle değil. Yönetenler futbolu bilmiyor. Toplumun baskısı ile günlük hamleler yapıyorlar. Bütçeyi doğru planlayamıyorlar. Günün sonunda kaybediyorlar. Büyük kulüpler bir oyuncuya yılda 5 milyon lira verirken, kimse altyapısına 5 milyon lira harcamıyor. 5 milyonu altyapıya harcasanız 5 yıl sonra 10 tane 20 milyon Euro’luk oyuncu çıkabilir. 200 milyon Euro’ları bulan sermaye oluşturabilirsiniz. Yöneticiler Türk futbolunun daha iyi yönlendirmeli. Kulüpte inşaatçı bir adam gelip transfere karışmamalı. Tabi ki fikrini söylemeli ama profesyonel yönetime ihtiyaç var.Türk sporun ve futbolunu geliştirmek için projeleriniz var mı?Türkiye’de futbolcu sendikası istenilen düzeyde değil. Futbolu bıraktıktan sonra ‘Futbolcular Birliği ve Sporcular Birliği’ kurmak istiyorum. Sporda yıldız adaylarını korumak ve güçlendirmek adına onların arkasında durabilecek iki önemli birlik kurmayı hayal ediyorum.Futboldan kazandığınız parayı nereye yatırıyorsunuz? Ticari hayatta hayalleriniz var mı?İnsanlar hep işime karıştılar. Futbolu her insanın sevdiğini ama her insanın bilmediği düşünüyorum. İnsanlar bilmedikleri halde işime karıştılar. Ben bilmediğim bir işte olmak istemedim. Ticaret benim bilmediğim bir iş olduğu için yatırımımı hep gayrimenkul üzerine yaparım. Bazen girişimciye ve yeteneğe güvendiğim için de ticari yatırımlar yaptım. Mesala Hakan Baş bana geldi Lidyana.com ile ilgili görüşlerini anlattı. ‘Ben interneti açıp kapatmayı bilirim. Ancak anlattıkların doğru. Benim tek kriterim başarı. Eğer beni başarısız kılarsan seninle sıkıntımız var’ dedim. Sonra ekipler inceledi ve e-ticarete girdim. Şu an çok iyi gidiyor. Cirosu çok yüksek. 100 binin üzerinde üye var. Burada çalışan herkese benim kriterime uydukları için teşekkür ederim.Şu anki kazancınız nedir? Türkiye’de mi yoksa İspanya’da mı daha çok kazandınız?Türkiye’de futbolcular çok iyi kazanıyor. İspanya’da futbolcular net para üzerinden anlaşılır. Ancak burada kulüplerin üzerinde yüzde 45’lere varan vergi yükü var. Atletico Madrid’te çok iyi para kazanıyorum. İspanya’daki maddi kazancımı şu anda Türkiye’de bir kulübün karşılaması çok zor. İlk senelerde bu rakam azdı ama şuan iyi bir seviyeye geldi. Son iki yıldır finansal açıdan rahatladım.Gayrimenkule yatırım yaptığınızı söylüyorsunuz. Sadece Türkiye’de mi yoksa yurtdışında da konut alıyor musunuz?Londra’da ev almayı düşünüyorum. Çok büyük değil 180 metrekare gibi bir daire bakıyorum. Hayatımız boyunca orada bir evimiz olsun istiyorum. Günün birinde çocuğumuz okumaya gider. Bir ayağımız Londra’da olsun. İspanya’da da ev almayı düşünüyorum. Kendi oturduğumuz evin fiyatı yüksek. Belki orayı almak zor olabilir.Simit yemeği sevdiğiniz söylüyorsunuz. Reklamlarında oynadığınız Simit Sarayı’na yatırım planınız var mı?Apo Ağabey (Simit Sarayı İcra Kurulu Başkanı Abdullah Kavukçu) ile çok iyi bir ilişkimiz var. Önümüzdeki günlerde bir kaç ortaklığımız olacak. Yurtdışında Simit Sarayı şubeleri açacağız.Gündemi yakından takip ediyorsunuz. Son dönemlerde dolar TL karşısında değer kazanıyor. Cumhurbaşkanı ve Merkez Bankası arasında faiz tartışmaları biraz olsun yumuşadı. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?Türk ekonomisi çok iyi. Dolarda biraz dalgalanma var. Faizlerin düşmesi gerektiğini düşünüyorum. Yatırımcının ve girişimcinin işleri iyi gidiyor. İyi gitsin ki esnafta iş yapmaya devam edebilsin. Zaman zaman Türkiye’nin önde gelen işadamları ile buluşuyorum. Ali Ağabey (Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı) ve Ferit Ağabey (Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk) bunların başında geliyor. Onlarla zaman zaman abi kardeş gibi konuşuyoruz. Onlar da bana sahip çıkıyorlar ve destek oluyorlar.Türk futbolu son yıllarda sponsorlarını kaybediyor. Bu konuda ne yapılması gerekiyor?Türkiye’de sponsorluk mantalitesinin değişmesi gerekiyor. Sponsor şirket sponsorluk yaptığı zaman kendi adamını kulübe koyup hamle yapmak istiyor. Sponsor olup futbol ve basketbolu bilmeyen adamın kulübe koyup transfere karışıyor. Bu adeta parayla patronluk taslamaktır. Sponsorluk yapıyorsa verdiği paranın bir kısmının altyapıya gideceğini bilmesi lazım. Bunu kontratına yazsın. Doğru konumlandırılmış sponsorluk çok önemli.İstanbul’un Bayrampaşa ilçesinde büyüdünüz. Bu semte yatırım yapmayı düşünüyor musunuz?Bayrampaşa’da otel hayalim var. Ancak Bayrampaşa’da arsalar çok değerlendi. Bazı yerler boşaltıldı. Birçok değreli proje yapılıyor. Bayrampaşa Cezaevi de yıkıldı. Kocaman bir arsa var.Oteli Bayrampaşa Cezaevi’nin olduğu arsaya mı yapmayı planlıyorsunuz?Orası bomboş duruyor ancak benim böyle bir planım yok. Ben asla devletin hiçbir kısmından kendime avantaj sağlayacak bir şey istemem. İnsanların önüne geçip kul hakkı yemek istemem. Tabiki yardımcı olunabilir ama ben böyle şeylere çok karşıyım. Allah bana hem maddi hem manevi anlamda çok özel şeyler vermiş. Bunun fazlasını istemek aç gözlülük olur.Birçok markanın tanıtım yüzü oldun. Bu markaları seçerken nelere dikkat ediyorsun?Reklamında oynayacağım markanın halka ulaşması çok önemli. Daha önce DeFacto’nun yüzü oldum. Baktım fiyatları çok uygun herkes alabilir kabul ettim. Daha sonra Simit Sarayı ile anlaştım. O da Türkiye’ye özel bir ürün satıyor ve yurtdışında büyüyor. Son olarak Türkiye Finans ile anlaştım. 282 şubesi bulunuyor. Büyüme hayalleri var. Türkiye Finans hes profesyonel hem de hızla gelişen bir marka. Bana da İstanbul Caddebostan şubesinden hesap açtılar.Peki markalar neden seni seçiyor? Çok fazla talep var mı?Gençlere kötü örnek olacak bişey yapmayaya çalışıyorum. Samimi ve sıcak buluyorlar. Çünkü ben de halktan biriyim. İnsanlar samimiyet arıyor. Kendi inanmadığım bir şeyi halkın almasını da istemem.Spor artık dünya ekonomilerine yön veriyor. İspanya’da dünya çapında sporcular ve kulüpler var. Türkiye’de spor ile kalkınabilir mi?İspanya’da spor ve turizm ikisi birlikte gidiyor. Teniste Rafael Nadal, Formula 1’de Fernando Alonso gibi dünya yıldızları yarattılar. Barcelona ve Real Madrid gibi dünyada milyonlarca kişinin izlediği takımları var. Ülke spor ve turizmi doğru şekilde harmanlayarak ayakta duruyor. Türkiye’de çok büyük bir genç nüfus var. 7 farklı bölge var. Her spora yatkın fiziksel özelliğe sahip genç var. Ama nerdeyiz diye bakarsak, Fenerbahçe-Galatasaray derbisi bile dünyada önemli maçlar listesine giremiyor.İspanya’da ekonomi nasıl? Tüketici hareketlerini gözlemliyor musunuz? Türkiye’deki siyasi gündemi değerlendirir misiniz?İlk gittiğim zaman ekonomide sıkıntılı bir durum vardı. Bu sokağa yansıyordu. Hem olaylar oluyordu hem de insanlar tüketimi azaltmıştı. İspanya, ekonomik krizi iktidar ve muhalefetin ortak atılımlarıyla atlattı. Benim ülkemde anlayamadığım şeylerden biri de bu. İktidar partisi hiç mi doğru bir şey yapmıyorda, muhalefet onları desteklemiyor. Ya da muhalefet partisi hiç mi doğru bir şey sunmuyorda iktidar desteği alamıyor. Yani sen iktidarsın, ben muhalefetim 10 küsür yıldır birbirimizin onaylayabileceği, birbirimizin gerçekten içine sineceği bir şey söyleyemiyormuyuz.Çözüm süreciyle ilgili ne düşünüyorsunuz?İnsanların ölmediği, ülkemin huzurlu ve barış içinde yaşamasını istiyorum. Benim ülkemin toprakları da insanı da çok güzel. Bu ülke yıllarca savaşmış. Bu ülkenin toprakları savaşmak için değil yaşamak için var. Bir annenin ve babanının evladı için üzülmesini istemem.Atletico Madrid’e transfer olduğundan beri İspanya’ya giden turist sayısı arttı diyorlar. Buna katılıyor musun?Arda Turan turizmi. Ülkemin her kesiminden halkından, siyasetçisinden, sanatçısından birçok misafir ağırlıyorum. Sağcısı, solcusu herkes evimin etrafında birleşti. Bu beni çok mutlu ediyor.Futbol hayatınızı sonlandırdıktan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz?Bunun için bir kaç plan var. Teknik direktörlük olabilir, başkanlık olabilir. Ama başkanlık kısmında maddi imkanlarımı en üst seviyeye çekmem lazım. Bu maddi gücü sağlamak gerekiyor. Hayallerim için de sahada var yöneticilikte var. Bunların ikisi de olabilecek konumda 35-45’’e kadar saha olur. 45’ten sonra başkanlık olur. hepsi olur.Hürriyet
Reklam