Dünyada Sigara Paketlerine Açılan Savaş Ne Durumda?
İngiltere hükümeti ülkede tüm sigara markalarının tek tip pakette satılması planlarını erkene alacağını açıkladı.Yasa tasarısının İngiltere Parlamentosu'ndan geçmesi halinde, ülkede faaliyet gösteren tütün şirketleri, ürünlerini kendi markalarını gösteren paketlerde satamayacaklar.Hükümet böylece sigarayı özellikle çocuklar için daha az ilgi çekici hale getirmeyi hedefliyor.İngiltere'de sigara paketlerinin üzerinde sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin uyarılar uzun süredir var.Televizyonda epeydir ve yazılı basında da daha yakınlarda sigara reklamları yasaklandı; sigara tiryakilerini bu alışkanlıktan vazgeçirme amaçlı parasız programlar, yaygın şekilde duyurulmakta.Sigara karşıtı kampanya yürütenler ise daha fazla önlem alınmasını istiyorlardı.İngiltere bu yönde bir karar alırsa, Avustralya'nın izinden gidecek.Avustralya'da tütün şirketlerinin sert muhalefetine rağmen, 2012'de çıkarılan yasayla sigara paketleri tek tip olarak satılmaya başlamıştı.
Gizli Depresyona Sahip İnsanların 11 Özelliği
Bu yazıyı okuyacakları ikiye ayırabiliriz; bu maddelerde sevdikleri insanlardan izler görecek olanlar ve kendi yansımalarıyla karşılaşacak olanlar.Depresyon genelde görülmez, fark edilmez veya teşhis edilmez. Gizli depresyondan muzdarip insanlar, kendi iç dünyalarıyla başa çıkabilen ve yaşadığı zorlukları pek belli etmeyen insanlardır. Bunun en yakınları bile farkında olmayabilir ve teşhis hiçbir zaman konulmayabilir. Problem şu ki, biz kişinin çektiği zorlukların kocaman bir yara gibi ortada olduğunu düşünürüz, oysaki bunlar çoğu zaman çok dikkatli bakmadıkça kendini belli etmez.
Omurilik Travması Nedir?
Omurilik zedelenmelerinin büyük bir bölümü trafik veya sanayi kazaları, düşmeler, silahla yaralanmalar ve dalma ya da kızak kayarken meydana gelen spor kazalarından kaynaklanır.Romatoid artirit gibi böyle durumları kolaylaştırıcı rahatsızlıkları olan kişilerde bazen ufak bir zedelenme ciddi travmalara yol açabilirOmurilik Travması Acil Durum Belirtileri– Bir Kaza sonrasında vücudun herhangi bir yerinde güçsüzlük, koordinasyon bozukluğu veya felç oluşması,– Uyuşma hissi veya hissizlik– Mesane veya kalın barsak kontrolünün yitimi– Solunum ve Kollarla ellerin hareket ettirilememesi– Omurilikte kanama süresiz his kaybolmasına ve kas zaafiyetine neden olabilir– Dış kanama kol ve bacakların hissizleşmesine neden olabilirOmurilik Travması Ne Kadar Ciddidir?Omurilikte oluşan bir zedelenmenin ilk sonucu vücudun bazı bölgelerinde hareket edemez hale gelmesidir. Boyun zedelenmesi solunumu etkilemişse ölümcül olabilir. Zedelenme ile tedavi arasında geçen süre hayati açıdan çok kritiktir.
Neden Miyop Oluruz?
Miyopluk ya da uzağı net görememe sorunu en yaygın göz bozukluklarından biridir.Böyle bir göz bozukluğu teşhisi konmuş ise açıklamaların çoğu, sorunu genlere ve fazla okumaya bağlama yönünde oluyor. Ancak son araştırmalar bu varsayımların yanlış olduğunu gösteriyor.Farklı çevresel faktörler de göz bozukluğuna neden olabilir. Bazı basit önlemler alarak çocuklarımızı bu sorundan kurtarmak mümkün olabilir.Miyopluk oldukça yaygın; Avrupa ve ABD’de nüfusun yüzde 30-40’ı gözlük kullanıyor. Bazı Asya ülkelerinde ise yüzde 90’ı buluyor bu oran. Miyopluk kalıtsal ise, yani genler neden oluyorsa nasıl olur da böylesine bir dezavantajlı özellik binlerce yıl öncesinden bugüne kadar gelebilir?Kanada’daki Eskimoların durumuyla ilgili gelişmeler, bu sorunun üstünü aslında 50 yıl önce çizmiş olmalıydı. Eski kuşak Eskimolarda neredeyse hiç miyopluk görülmezken bugünkü çocuklarda yüzde 10-25 arası gözlük kullanımı söz konusu. Uzmanlar miyopluğun genetik olması halinde böyle durumun asla mümkün olamayacağını belirtiyor. Zaman içinde Eskimoların eski yaşam tarzından vazgeçip daha Batılı bir tarza yönelmelerinin bu göz bozukluklarına neden olması daha muhtemel. Bazı uzmanlar genlerin kısmen belirleyici olabileceğini, ancak asıl nedenin çevresel faktörlerden kaynaklandığını, miyopluğun bir sanayi hastalığı olduğunu söylüyor.Okumakla miyopluk arasındaki bağlantı ise önce güçlü bir olasılık olarak düşünülse de, konu üzerinde araştırmalar yoğunlaştıkça böyle bir bağlantının olmadığı görülmüştür.Bugünlerde üzerinde durulan bir başka olasılık ise içeride geçirilen zaman ile miyopluk arasındaki ilişki. Avrupa, Avustralya ve Asya’da yapılan birçok araştırmada, açık havada daha çok zaman geçirenlerin miyop olma ihtimalinin kapalı ortamda zaman geçirenlerden çok daha düşük olduğu görüldü. Bunun nedeni kesin olarak bilinmese de güneş ışığının gözleri beslemesine dayandırılıyor.Avustralya’da öğrenciler üzerinde yapılan bir deneyde de fiziksel olarak aktif olmanın etkisi ölçülmüş, ancak arada bağlantı kurulamamıştı. Fakat dışarıda gün ışığında geçirilen zamanın belirleyici olduğu sonucuna varıldı. Gün ışığına ne kadar çok maruz kalınıyorsa göz bozukluğu riski de o kadar azalıyordu.Güneşin vücutta D vitamini üretimini tetiklediği ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve beyin fonksiyonlarında bu vitaminin etkili olduğu biliniyor. D vitamini göz sağlığında da etkili olabilir.Başka bir açıklama ise güneşin doğrudan gözde dopamin salgılanmasını sağladığı yönünde. Miyopluk göz yuvarının aşırı büyümesi nedeniyle lensin görüntüyü retina üzerine odaklamada sorun yaşamasına neden oluyor. Dopaminin ise bu büyümeyi sınırlayarak gözü sağlıklı kıldığına inanılıyor.Başka bir açıklama ise doğal ışıkla yapay ışığın içerdiği renkler ve görüntüyü retina üzerinde farklı yerlerde odaklaştırması sorununu gündeme getiriyor. Bu uyuşmazlık gözdeki kontrol mekanizmasında karışıklığa yol açıyor olabilir. Yani göze en uygun noktada odaklanma sağlanmadığını ve bu durumu gidermesi için büyümesi gerektiği mesajını iletiyor olabilir. Avustralya’da bir üniversitede yapılan araştırmada daha çok kırmızı içeren yapay ışıkta yetiştirilen tavuklarda, mavi ve yeşil rengin daha yoğun olduğu ortamlara kıyasla miyopluk riskinin çok daha yüksek olduğu görüldü.Bazı uzmanlar ise sorunu görme alanımızdaki eşya kalabalığına bağlıyor. Kapalı mekânlarda gözün farklı uzaklıktaki eşyalara odaklanmada uyum sorunu yaşayabileceği, dışarıda ise görüş mesafesinin daha geniş olması sayesinde bu sorunun ortadan kalktığı ve gözün gelişiminin daha sağlıklı olduğu dile getiriliyor.Bu tartışmalar sadece akademik önem taşımıyor, tedaviye yönelik ipuçları da içeriyor. Örneğin miyop çocuklarda sorunun ilerlemesini engellemek, hatta hasarı geri çevirmek üzere mavi ışık yayan lambaların kullanılması tartışılıyor. Miyop tavuklarda kırmızı ışığın yol açtığı hasarın günde birkaç saat mavi ışıkta kalma yoluyla giderildiği görüldü.Miyopluk tedavilerinden biri de atropine adlı göz damlası üzerinde yoğunlaşıyor. Bu damlanın, miyopluğa neden olan göz yuvarının büyümesi sorununu yavaşlattığı biliniyor. Fakat damlanın bazı yan etkilerinin görülmesi üzerine bu denemelere ara verildi. Ancak daha önce kullanılan miktarın yüzde biri bile kullanıldığında damlanın etkili olduğu görülünce bu yan etkilerin de minimuma ineceği düşünülerek damla üzerinde çalışmalar yeniden başlatıldı.Bugün için yapılacak en iyi şey ise gözlük ya da lens kullanmaya devam etmek ve çocukları dışarıda daha fazla zaman geçirmeye teşvik etmekten ibaret görünüyor.BBC
Bakanlık Kanser Hastalarına Ömür Biçti...
Sağlık Bakanlığı kanser hastalarının ve yakınlarının morallerini alt üst edecek bir uygulamaya imza attı. Bakanlık, kanserli hastalara ömür biçerek bunu web sitesinden yayımladı. Sitede yer alan kanser hastalarının sağ kalım süresi başlıklı tabloda akciğer pankreas ve mide gibi 13 kanser türünden birine yakalanmış hastaların yaşayacağı ömür aylarla ifade edildi. Taraf'tan Sümeyra Tansel'in haberine göre skandal tabloya onkologlar ve hasta hakları dernekleri tepki gösterdi. Taraf’a açıklama yapan Hasta Hakları Aktivistleri Derneği tablo için “Hastanın moralini bozduğu ve tedavi sürecini kötü yönde etkilediğinden ötürü hak ihlali”dir dedi. Onkolog Doç Dr. Murat Baş ise “Biz bu tür tıbbi verileri hastalara vermeyiz. Bu tür veriler stres kat sayısını artırarak hastanın sağlığını, tedaviye devam edebilme gücünü ve kararlılığını olumsuz etkiler” diye konuştu.ÖMÜRLERİ AYLARLA İFADE EDİLDİTürkiye Halk Sağlığı Kurumu’na bağlı Kanser Daire Başkanlığı’nın sitesinde Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin imzalı “Türkiye’de Kanser Kontrolü 2014” başlıklı bir dosya yayımlandı. Söz konusu dosyada kanser hastalarının en önemli direnç kaynağı olan morallerini alt üst edecek verilerin yer aldığı bir tablo paylaşıldı. “Bazı Kanser Türlerinin Ortalama Sağkalım Sürelerinin Dağılımı” başlıklı tabloda 13 kanser türüne göre hastalara ay olarak ömür biçildi. Buna göre akciğer, pankreas ve beyin gibi kanser türlerinden birine yakalanmış hastaların yaşayabileceği ömür tabloda aylarla ifade edildi. Bakanlığın paylaştığı skandal tabloya tepki yağdı.“TEDAVİYİ OLUMSUZ ETKİLER”Hasta Hakları Aktivistleri Derneği söz konusu verilerin bütün hastaların ulaşabileceği şekilde internetten yayımlanmasının yanlış olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sağlık Bakanlığına bağlı kanser.gov.tr sitesindeki “sağkalım dağılımı” tablosunda belirtilen süreler net ve kesin veri olarak yer alıyor. Bu verilerin bu şekilde yayımlanması hasta hakları açısından hastanın motivasyonunu bozduğu ve tedavi sürecini kötü yönde etkilediği için hak ihlali teşkil eder. Hasta yakınları içinse aynı zamanda hayatı çekilmez hale getirir. Bahsi geçen yazıda adeta kesinlik arzeden söylem ve sunum kullanılıyor bunu doğru bulmuyoruz.” Türk Tabipler Birliği Genel Sekreteri Beyazıt İlhan da hastaya yaşam süresiyle ilgili net bir bilgi verilemeyeceğini belirterek “ Bunlar ortalama rakamlar. Bunları sitede yayımlarsanız hastanın tedaviye yönelik motivasyonunu bozarsınız”dedi. Onkolog Doç. Dr. Murat Baş ise söz konusu tablonun hastanın morali açısından endişe verici olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Gerek hekim, gerekse Sağlık Bakanlığı olsun hastaya yaşam süresiyle ilgili bilgi vermemesi gerekir. Yazgı üretmek gibi bir şey olur, tehlikelidir. Çünkü bu tür veriler ortalama istatistiki verilerdir. Yani orada belirtilen üç yıllık beş yıllık yaşam süresi ortalamadır. Bu kimisi için 2 yıldır kimisi için 10 yıldır. 10 yıl yaşayan birine ‘ 2 yıl yaşayacaksın’ diyemezsiniz. Kanser tedavisinde moral bozucu faktörlerin hastanın yaşamına etkisi çok önemlidir. Stres çok önemlidir.Hastanın ümidini kaybetmesi diğer zorlu tedavileri bırakmasına neden olur. O yüzden burada önemli olan yaşam süresinin ne kadar uzun olduğu değildir. Önemli olan hastaya kaliteli sağlıklı yaşabilmesinin yollarını göstermektir.”
Meme Büyütmenin İdeal Yolu Bulundu mu?
Meme büyütme ameliyatları hem ülkemizde hem de dünyada her yaştan kadının en çok araştırdığı estetik konularının başında geliyor. Bu ameliyatlarla pek çok kadın hep hayalini kurduğu göğüslere kavuştu. Ancak bu kadınların hepsinin mutlu olduğunu ve meme büyütme ameliyatlarının her hastada istenilen sonucu verdiğini söylemek mümkün değil. Ağızdan alınan haplar veya yapay enjeksiyon maddeleri ile meme büyütmeye çalışmak gibi yanlış yöntemlerin uygulanmasının da kansere varan pek çok hastalığa davetiye çıkardığını söyleyen Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Naci Çelik meme büyütmede en doğal, en güzel ve en sağlıklı sonuçları alabileceğiniz yöntemleri anlatıyor.Daha büyük memeler için sağlığınızı riske atmayınGünümüzde meme büyütme ve bazen de hem büyütüp hem dikleştirme ameliyatları, burun estetiği ameliyatları ile birlikte en sık uygulanan estetik ameliyatlardandır. Meme büyütmenin pek çok yöntemi vardır ancak bunların bir kısmı aslında sağlığa zararlı ve hiçbir şekilde uygulanmaması gereken yöntemlerdir. Örneğin ağızdan alınan haplarla memeler büyümez. Eğer meme bu haplarla büyüyorsa da dokuda oluşan ödem sebebiyle büyüyordur ve ilaç bırakılınca meme tekrar küçülür, hatta eskisinden bile küçük olup sarkabilir. Hormon da içerebilen bu haplar kanser riski oluşturabilir. Yine aynı şekilde dışarıdan yapay enjeksiyon maddeleriyle memeyi büyütmeye çalışmak da meme gibi son derece hassas olan bir organa yapılmaması gereken bir işlemdir. Bu yöntemle öğle arası meme büyütme yaptıran özellikle Ukrayna, Rusya ve BAE’nde yaşayan pek çok kadında problemler, apse oluşumları görülmüş, meme dokusunun çıkartılması gibi ameliyatlar yapılmak zorunda kalınmıştır. Uzak Doğu’da bu konuyla ilgili bilimsel çalışmalar yapılmış ve dışarıdan enjekte edilen bu maddelerin kanser riskini arttırdığı kanıtlanmıştır.En doğal yöntem memeye yağ enjeksiyonudur ancak tek başına yeterli olmayabilirMemeye yağ enjeksiyonu vücudun kendi yağ dokusunun memeye enjekte edilmesi ile yapılır. Bu yöntem ilk uygulanmaya başlandığında pek çok plastik cerrah bu yönteme sıcak bakmamış ve kanser riskinin bu kadar yüksek olduğu bir organa yağ enjeksiyonuna tereddütlü yaklaşmıştır. Ancak yapılan çalışmalarla yağ enjeksiyonlarında böyle bir riskin olmadığı ve en ideal meme büyütme yöntemlerinden biri olduğu görülmüştür. Çünkü yağ enjeksiyonu yöntemi göğüslerin doğallığını bozmaz. Özellikle zayıf hastalarda deri yapısının da ince olması sebebiyle protez (silikon) konulması yönteminin memelerin doğallığını bozması, protezin hissedilir olması ve protez üzerinde dalgalanmalar görülmesi nedenleriyle tercih edilemediği göz önünde bulundurulduğunda yağ enjeksiyonunun doğallığının önemi daha iyi anlaşılabilir. Ancak yağ enjeksiyonu da çoğu kez hastanın memesini yeterince büyütmez ve ideal büyüklüğe ulaşmak için birkaç kez yağ enjeksiyonu yapmak gerekir.Yağ enjeksiyonu ve protez birlikte uygulanarak zayıf kadınlara da doğallık sağlanabilirYağ enjeksiyonu ile protezin birlikte uygulanması da mümkündür. Op. Dr. Naci Çelik hangi hastalara yalnızca yağ enjeksiyonu, hangilerine yalnızca protez, hangilerine ise iki yöntemin birden uygulanması gerektiğini şöyle açıklıyor: ‘Eğer bir hastada yeterince yağ varsa ve memesine protez koydurmak istemiyorsa sadece yağ enjeksiyonu, belki birkaç operasyon gerekecektir ama uygulanabilir. Eğer hastanın hatları yuvarlak, derisi yeterince kalınsa ve çok büyük bir protez istemiyorsa sadece protez koyulması tercihi de yapılabilir. Ancak asıl problem olan hasta grubu zayıf hastalardır ve bu hastalarda tercih edilmesi gereken uygulama memeye normale göre daha küçük bir protez koymak ve özellikle meme arasındaki boşluğu, göğsün üst kısmını ve yanlarda protezin ele geldiği yerleri hastadan alınan yağlarla kamufle etmek olmalıdır. Bu yöntem büyük protez kullanılmasında yaşanabilecek problemleri azalttığı gibi son derece sağlıklı ve doğal göğüslere kavuşulmasını sağlar.’
Kan Şekerini Ölçen Geçici Dövme Üretildi
Bilindiği üzere diyabet hastaları için kandaki şeker miktarının gün içerisinde bir kaç kez ölçülmesi hayati önem taşıyor ve bu seviyelere göre insülin iğnesine ihtiyaçları olup olmadıkları takip ediliyor. Ancak bir çok insan iğneleri hoş olmayan bir şey olarak gördüklerinden dolayı kan ölçümlerini yaptırmadıkları için kendi sağlıklarını büyük bir riske sokmaktadırlar. Bandodkar'ın ürettiği bu yeni sensör acısız, ince bir geçici dövme kağıdına basılmış ince elektrotlar barındırıyor. Böylece hasta kullanımdan sonra isterse çıkarıp atabiliyor.20 ile 40 yaşlarında 7 kişiden oluşan denekler üzerinde denenen bu sensör ile sandviç gazoz içerek kan şekerlerindeki değişimler gözlendi. Denemelerden sonra ölçümler analiz edilebilmesi için deneklerden alınarak incelendi. Bandodkar'ın dediğine göre ileride bu sensörlerin bluetooth yayın yapabilmeleri sağlanarak test ölçümlerinin direkt olarak hastanın telefonuna gönderilmesi hatta bu sonuçların doktorlar ile paylaşılmasına olanak sağlanabilecek.MilliyetTeknoloji.com
Çocuklarda Kekemelik
Bir tür konuşma bozukluğu olan kekemelik konuşma esnasında ya da konuşmaya başladıktan sonra oluşan ses ve hece yenilemeleri, tekrarlama, uzatma, konuşma akıcılığında duraklama şeklinde çeşitli bozuklukları kapsamaktadır. Konuşmadaki ritim bozukluğu olarak da adlandırılan bu hastalığın nedenleri psikolojik, fizyolojik ya da kalıtımsal nedenlerden kaynaklanabiliyor.Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Uzm. Dr. Mehmet Yavuz, konuyla ilgili görüşlerini paylaşıyor.Araştırmalar göstermiştir ki çocukluk döneminde kekelemenin geçici olarak ortaya çıkma nedeni çocuklardaki düşünme hızının konuşma hızından daha fazla olmasıdır. Kekeleyen çocuklar genelde düşünülenin tersine zekidir. Çocuklar hızlı düşündüğü için düşünme hızı önde konuşma hızı arkada kalır. Aile tarafından çocuğun konuşmasının düzeltilmesi için baskı yapılmaz ise kekemelik kendiliğinden de geçebilir Kekemeliğe sebep olan faktörler korku ve strestir. Ebeveynlerin beklentilerini yerine getiremeyen, baskı ve kontrol ruhuyla büyütülen bir çocukta da kekemelik ortaya çıkabilirÇocukların dil gelişimini tamamlaması bir süreçtir. Ebeveynler için çocuklarının ilk sarf ettikleri sözler heyecan ve mutluluk kaynağıdır. Ancak konuşma sırasındaki yenilemeler ve bir sözcüğün aranması anne- babanın kulağına kekeleme gibi gelebilir. Bunun nedeni çocukların 2-7 yaş arasında, en sık da 3-5 yaş arasında normal akıcı olmayan konuşma döneminde olmalarıdır. Yaratılış olarak kadınların beyinlerinde konuşmayla ilgili olan kısım erkeklere göre daha etkin çalışır. Bu nedenle erkek çocuklarında normal akıcı olmayan konuşma dönemi kız çocuklara oranla 4-5 kat daha fazla görülür.Bu yaşlardaki çocuklar dil gelişimini hala tamamlıyor olduğundan konuşma esnasında oluşan aksamalardan ötürü ‘’çocuğum kekeme ‘’diye anne babaların paniğe kapılmaması gerekir. Ancak konuşma sırasında çocuğun sözcüğü tekrar etmesi kulağa sanki kekeleme gibi gelir. Anne babalar çocukların gelişimi konusunda kuruntuya kapılarak, olayı büyütürler ve kendi kendilerine tanı koyup çocuklarının kekeme olduğuna karar verirler.Oysa yapılması gereken serinkanlı olmak ve her çocuğun bu gelişim döneminden geçmek durumunda olduğunu bilmektir.Kekemeliğin aşılmasında en önemli etken sevgi dilidir. Öncelikle çocuk anne babasının ona sevdiğini hissetmelidir.Anne baba çocuğun ruhsal ve duygusal gelişim için sağlıklı bir ortam yaratmalıdır. Ebeveynler aralarındaki sorunları çocuğa yansıtılmadan çözülmelidir. Çünkü gergin ortamların kekemeliği arttırmaktadır.Çocuk konuşma esnasında teklediğinde ya da bir sözcüğü aradığında asla sinirlenmeyin ve sabırlı bir şekilde konuşmasının bitmesini bekleyin.Çocuk konuşurken göz kontağı kurun.Konuşma sırasında teklediğinde cümleleri asla onun yerine tamamlamayın.Başkalarının yanında çocuğun kusuru hakkında asla konuşmayın.Daha akıcı konuşan akranlarıyla çocuğu asla kıyaslamayın. Böyle bir kıyaslama çocuğun iyileşme sürecini yavaşlatır.Özellikle alay etme ve konuşmaya zorlamanın olumsuz etkisi fazladır. Arkadaş çevresinde eksik konuştuğu için başka çocuklar tarafından alaya alınması engellenmeli bunun için gerekirse öğretmenin desteği alınmalıdır. Öğretmen bu durumdaki bir çocuğa nasıl davranılması gerektiğini, bunun geçici bir dönem olduğu ve dalga geçilecek bir durum olmadığı hususunda öğrencilerini yönlendirmesi faydalı olacaktır.Saglikdanisma.net
66 Günde Kötü Alışkanlıklardan Kurtulmak İsteyenlere Bilimsel Öneriler
Kabul edelim ki, tüm insanlar gibi bizim de bazı alışkanlıklarımız var. Zihnimiz ve bedenimiz, bizi biz yapan bazı uyarıcılara ve hareketlere bağımlı. Bu bakımdan, alışkanlıklarımız bizi içlerine hapseden koruma duvarları gibi.Tırnak yemek gibi artık istemsizce gerçekleşen alışkanlıklar gibi, sigara içmek de giderek duyarsızlaşarak yaptığımız alışkanlıklarından biri.The Powert of Habit (Alışkanlığın Gücü) kitabının yazarı Charles Duhigg'e göre,doğuştan alışkanlık diye bir şey yoktur, onları biz oluştururuz. İyi, kötü yada önemsiz olarak nitelendirdiğimiz alışkanlıklar, 'alışkanlık döngüsü' diye adlandırılan psikolojik bir yapıyla başlar.Bu döngü, üç ana bölümü kapsayan bir süreçtir. İlk adım, bu davranışı beyninize ileterek, müsaade eden tetikleyici süreçtir. İkinci adım davranışın kendisi, üçüncü adım ise ödüllendirme yani beynin bir davranışı yaptığında ters bir durumla karşılaşmamasıdır.Alışkanlıklarımıza bir kez bağlandığımızda, bu bağı koparmak oldukça güçtür. Çünkü çoğu sefer onları yaptığımızı unuturuz. Tekrarlama döngüsü yüzünden, artık alışkanlık dediğimiz davranışlar, istemsizce yapılan aksiyonlara dönüşür. Mesela ben, bu galeriyi hazırlarken, istemsiz bir şekilde elimi ağzımı götürüp, ara ara tırnaklarımı yedim. Görünen o ki, bu alışkanlığın kölesi olmaya başlamışım. Ama tüm alışkanlıklar bu kadarla kalmıyor, bazı alışkanlıklar, hayatımızı kontrol edip şekillendirmeye yetecek kadar güce sahip olabiliyor.Kullandığımız, tükettiğimiz bazı maddeler -sigara,alkol vb.- bağımlılık yapan özelliklere sahip olup, alışkanlığı kırmayı imkansız hale getirseler de, bu kötü alışkanlıkları, iyi olanlarla değiştirebilmemiz bazı yöntemler mevcut. Bu bahsedilen süreç ise, sadece 66 gün alıyor.Hayatınızdan bir alışkanlığı çıkardığınızda, aynı şekilde yerine yeni bir tane eklersiniz ve bunu istemsiz olarak yaparsınız. Önemli olan, kötü alışkanlıkları çıkartıp, yerlerine iyi olanları koyabilmemiz. Örneğin, yatmadan önce birkaç bölüm dizi izliyorsanız, onun yerine okuyabildiğiniz kadar kitap okuyabilirsiniz. Yemeğin yanında kola gibi gazlı içecekler tüketiyorsanız, onun yerine su tüketmeye başlayabilirsiniz.Aşağıda size bu yolda yardımcı olabilecek 4 aşamalı bilimsel önerileri göreceksiniz. Uygulayıp, uygulamaması size kalmış.
Dünyadan ve Türkiye'den 24 Mülteci İsyanı
İktidarlar kendilerine tehdit olduğunu düşündüğü insan ve grupları yıldırmaya çalışır. Bu gruplardan birisi de mültecilerdir ve mültecileri toplama kamplarına tıkar, bu kamplarda belirsiz sürelerle tutar, fiziksel ve psikolojik işkenceler yapar, aşırı kalabalık ve pislik içinde yaşatır, göçmenlerin hastalık kapmasına kayıtsız kalır. Mülteci, uyruğu ve sınıfına göre muamele görür. Aşağı ırk, kültür ve sınıflardan insanlar yasadışıdır ve ceza verilmelidir. Şehrin merkezinden-steril vatandaşlardan uzak tutulmalı, kamplar için fazla masraf da yapılmamalıdır. Mülteciler yılarak ülkelerine kendi istekleriyle geri dönmelidir. Potansiyel mültecilerin gözü korkutulmalıdır. Geri dönmüyorlarsa en azından yasaları benimsemeli, ülkedeki hakim kültürle-sistemle çatışan alışkanlıklarını törpülemelidirler. Toplama kampı süreci ' hızlandırılmış eğitim' olarak görülebilir. İktidarlar çocukları öğretmenler ve kitaplarla, mültecileri de işkence ve hapisle eğitmeye çalışır. Ama ne bütün çocuklar ne de bütün mülteciler onlara dayatılan şartları kabul eder.
Beyin Sağlığınızı Anlamak İçin 20 Saniyelik Test
Beyin sağlığı dengeyi mi sağlar? Japonya’da gerçekleştirilen araştırmaya göre tek bacaklarının üstünde 20 saniye ya da daha fazla duramayan insanlar felç ve demans gibi hastalıklara, durabilenlere oranla daha yatkın...Bu testle sıkıntı yaşayan insanlar, bu pozu tutturanlara göre bilişsel fonksiyonlarında da düşük puanlar alıyorlar.Bir açıklama: Yaşlı insanlar ve beden kütle indeksi daha yüksek kişiler araştırmacılara göre denge testinde daha kötü sonuçlar almakta. Literatür bize ilerleyen yaş ve obezitenin felç ve demans için risk faktörleri oluşturmakta.Fakat ötesi de olabilir. Geçmişte yapılan araştırmalar, beyinde bulunan küçük kan damarlarının hastalık taşıması, beyinin hareket mekanizmaları (denge gibi) için çok önemli olan ‘beyaz madde”yi etkileyebilir. Bunun suçlusu da çoğu zaman yüksek kan basıncıdır.Yine de dengeyi etkileyen birçok faktör vardır, yani bu test meselelere dair her şeyi belli etmez. UCLA’de nöroloji profesörü olan ve Men’s Health’e danışmanlık da yapan Dr. David Liebeskind şöyle açıklıyor: “Bu basit nörolojik disfonksiyonları tespit edebilir, fakat felç gibi diğer problemler için pek açıklayıcı değildir.”Dr. Liebeskind yılda 2 kez kan basıncının kontrol edilmesi gerektiğini söylüyor çünkü beyin ve sağlık konusunda önemli bağlantılar var. Eğer yüksek tansiyonunuz var ise, kan basıncına daha da dikkat etmeli, doktorunuzla beraber kontrollü olmalısınız.University of Connecticut’da nöroloji profesörü olan Dr. Leslie Wolfson’a göre büyük denge problemleri yaşıyorsanız (özellikle de düşme gibi) mutlaka doktora görünmelisiniz.Menshealth
Makat Çatlağına Botoks Çözümü
Kış aylarında kabızlık, zor ve sert dışkılama nedenleriyle çok sık karşılaşılan ‘Makat Çatlağı’, bilimsel adıyla ‘Anal Fissür’ makatta şiddetli ağrı ve kanamalara neden oluyor, fiziksel ve ruhsal açıdan hastaların yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürüyor. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sezai Leventoğlu, çoğu zaman basurla karıştırılan, halk tarafından utanılacak bir hastalık olarak nitelendirilip kişisel çabalarla iyileştirmeye çalışılan makat çatlağının oluşum nedenlerini, tedavi yöntemlerini ve bölgedeki kaslara müdahale etmeden uygulanan ve de %70-80 oranında başarı sağlanabilen Makat Çatlağında Botoks uygulamasını anlatıyor ve önerilerde bulunuyor.Makat çatlağı, tıbbi adıyla anal fissür makattaki küçük yırtıklar demek. Makat aşırı gerilmeye ve zorlanmaya bağlı olarak esneyip gevşemeyince bölgedeki doku yırtılıyor, kanıyor ve bir kısır döngü halinde ağrı kasılmaya, kasılma daralmaya, dışkının dar alandan zor geçmesi de yırtığa yol açıyor. Makat çatlağı başlangıç döneminde görülen taze parlak renkli kanama nedeni ile sıklıkla hekimler ve de hastalar tarafından hemoroid yani basur ile karıştırılarak yanlış adlandırılıyor. Hastalar ağrıları nedeniyle tuvalete çıkmayı erteliyorlar, daha az yemek yemeye dolayısıyla kilo vermeye başlıyorlar, sosyal yaşantıları zedeleniyor hatta işlerini bile kaybedebiliyorlar, sürekli ızdırap yaşıyorlar. Cam kırığı dışkılar tarzda ağrı, yanma tanımlıyorlar. Utanmaları sebebiyle konuşmak veya doktora gitmek istemeyen hastaların bilmeleri gereken şey anal ağrının er geç tedavi edilmesi gerektiği ve tanı ne kadar erken konulursa tedavinin o kadar başarılı olacağı.Makat çatlağının altında yatan temel nedenler kabızlık ya da sert ve zor dışkılama. Bu nedenlere gebelik, şehir değişikliği, ortam değişikliği (askerlik, evlenme), bağışıklık sisteminin zayıflaması da eklenebiliyor. Hastalar makat çatlağını cam kırığı tarzında dışkılama hissi, dışkı üzerinde ince şerit halinde kan, makatta yanma-acı hissi, özellikle dışkılama sonrası makatta zonklama olarak tanımlıyorlar.Makat çatlağı erken dönemde ise (akut anal fissür) dışkılama sonrası ağrı şikayeti ve kanama oluyor ancak bu şikayetler uzun süreli olmuyor, 2-4 hafta içinde beslenme ve tuvalet alışkanlıklarını disiplinize etmekle kolayca kaybolabiliyor. Şikayetlerin 4 haftadan uzun sürmesi, dışkılama sonrası temizlenmede ele şişlik, meme gelmesi, ağrılı dışkılama, yanma hissinin varlığı ise makat çatlağının kronikleştiğini gösteriyor.Makat çatlağından korunmak için ise;Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek,Mutlaka kahvaltı yapmak,Sabah uyandıktan sonraki ilk iki saat, mümkünse kahvaltıdan yarım saat sonra günde bir kez tam boşaltma tarzında dışkılama yapmak,Dışkılama sonrası makat bölgesine sıcak duş uygulamak gerekiyor.Tedavide Temel Amaç Kas Dokusuna Zarar VermemekAnal fissür, halk arasındaki ismiyle makat çatlağında tedavi stratejileri ameliyat dışı ve ameliyat yöntemleri olarak iki gurupta irdeleniyor. Tedavide anal kaslara geri dönüşümsüz zarar vermeden kas spazmını-kasılmasını ortadan kaldırmak hedefleniyor. Bu amaçla nitratlı kremler makat bölgesine uygulanabiliyor, kremlerin başarı olasılığı %50-60 arasında bulunuyor, iyi yanıt alınırsa tedavi 6-8 haftada tamamlanıyor. Bu kremlerin en büyük handikapı baş ağrısı olarak biliniyor.Botoks ile Öğle Arasında Bile Makat Çatlağından KurtulabilirsinizNitratlı kremlerden fayda görülmemesi durumunda ikinci seçenek Botolinium toksini yani BOTOKS enjeksiyonu. Uygulamanın uygulayıcıya ve ilacın dozuna göre başarı şansı %70-80. Etkinliği altı ay süren bu ilaç ofis koşullarında, anestezi gerektirmeksizin, minik iki adet iğne ile çok kısa sürede uygulanıyor, hastanın işe ya da okula gitmesini engellemiyor. Hastanın ağrı şikayetleri Botoks uygulaması sonrası 2-3 gün içinde geriliyor ve 10 gün içinde ise tamamen kayboluyor. Yöntemin güzel tarafı ise kas koruyucu olması, kalıcı gaz-gaita kaçırma sorunlarına neden olmaması.Son Çare AmeliyatNitratlı kremler ya da Botoks gibi ameliyat dışı seçeneklerden fayda görülmemesi ya da bunlara uygun görülmeyen vakalarda Sfinkterotomi denilen kas kesilmesi durumu kaçınılmaz oluyor. Amaç sağlıklı bireylerde olduğu gibi makat çapının 3 santimetreye getirilmesinin hedeflenmesi. Makat çatlağı olan bireylerde bu çap yarı yarıya azalmakta, gerilemekte, daralmakta. Burada önemli olan kasın ne kadar kesileceği. Kadınlarda ve erkeklerde kasın uzunluğu farklı. Kasın gereğinden az kesilmesi durumunda ameliyat hiçbir işe yaramazken, gereğinden fazla kas kesilmesi durumunda da gaz kaçırma-tutamama, gaita tutamama sorunları ortaya çıkabiliyor. Dr. Leventoğlu, özellikle ameliyatın gerekmesi durumunda kendilerinin dünya literatürüne katkı olarak sağladıkları rafine teknikle yani spazm kontrollü ve de basınç kontrollü olarak kasın kesilmesinin sorunu tamamen ortadan kaldırabildiğini ifade ediyor.
1800'lü Yılarda Doğan ve Hayatta Kalan Son 5 Kişi
Gençlik Pınarı belki bir efsane ve ölümsüzlük belki de tanrılar için ama bu 5 hanımefendi uzun ömürlü olmanın tanımını değiştirdiler. 3 Amerikalı, 1 Japon, 1 İtalyan kadından oluşan bu topluluk 1800'lü yıllardan bu yana yaşayan insanları barındırıyor. Pek çok yıl hatta yüz yıl yaşayan, pek çok tarihi olaya şahitlik eden, dünyanın teknolojik gelişmelerle nasıl değiştiğini gören bu insanlar, kendilerine özgü ve eşi benzeri olmayan bir bakış açısına sahipler.
Dünyadaki Besin Değeri En Yüksek 11 Yiyecek
Gün içerisinde yiyebileceğiniz besinler kısıtlıdır. Alabileceğiniz besin değerlerini maksimuma çıkarmak için, kalori bütçenizi akıllıca harcamanız gerekir. Bunu yapmanın en iyi yolu, besin değeri yüksek yiyecekleri yemek. Sizin için besin değeri yüksek 11 yiyeceği listeledik.
"Biber Gazı Bitkisel Kökenli"
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu biber gazınının bitkisel kökenli olduğunu öne sürdü biber gazı nedeniyle yaşanan ölümleri unuttu.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, biber gazının bitkisel kökenli olarak elde edilen kimyasal bir madde olduğunu, toplumsal olaylara müdahalede biber gazı ve müdahale araçlarını kullanacak personele gerekli eğitimlerin uzman eğiticiler tarafından verildiğini bildirdi.Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu biber gazının biksel olduğunu savunurken biber gazı kullanımıyla yaşanan ölümler ise aksini söylüyor.Polisin yakın tarihte en yoğun olarak Gezi direnişinde kullandığı biber gazı nedeniyle Mersin Mehmet İstif polisin ağzına sıktığı biber gazı nedeniyle dil kökü kanserine yakalandı ve hayatını kaybetti.Yalova’da 27 Mayıs 2012’de bir kavgaya müdahale ederken biber gazı kullanarak 31 yaşındaki Çayan Birben’in ölümüne neden olduğu ileri sürülen 4 polis hakkında dava açılmıştı.Kadıköy’de 22 Aralık 2013'te katıldığı İstanbul Kent Mitingi’ne yapılan biber gazı müdahalesinden etkilenerek hastaneye kaldırılan ve 159 gün yoğun bakımda kalan Elif Çermik (64) ağır kalp yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi.CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun soru önergesini yanıtlayan Sağlık Bakanı, Emniyet teşkilatı envanterinde göz yaşartıcı gaz olarak sadece OC (oleoresin capsicum) bulunduğunu belirterek, “Biber gazı OC cinsinden biber tohumlarının yağlı ekstresidir. Biber gazı bitkisel kökenli olarak elde edilen kimyasal bir maddedir. OC, Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı kanserojen kimyasal maddeler listelerinde yer almamaktadır” dedi.BİBER GAZI EĞİTİMLERİSağlık Bakanı toplumsal olaylara müdahalede biber gazı ve diğer müdahale araçlarını kullanacak personele gerekli eğitimlerin uzman eğiticiler tarafından verildiğini, eğitimlerin periyodik olarak tekrarlandığını söyledi.Sağlık Bakanı, İstanbul Üniversitesi Farmakoloji ve Klinik Farmakoloji AD’nin biber gazıyla ilgili raporunda konuya ilişkin “Biber gazları ve tozları deri üzerine ve mukozaya uygulandığında kızarıklık ve yanma hissi uyandırırlar. Ayrıca gözde geçici körlüğe ve irritasyona sebep olabilirler ancak bu etkilerin hiçbiri kalıcı değildir. Bu bulgular su ile yıkandığında daha da çabuk silinmektedir” denildiğini belirtti.“SU İLE YIKANMASI GEREKTİĞİ BELİRTİLMEKTE”Sağlık Bakanı, “Oleoresin capsicum”un inorganik bir çözücü olan suda çözünmediğini, ancak alkol, eter ve kloroform gibi organik çözücülerle çözündüğüne işaret ederek, “Oleoresin capsicum ile ilgili malzeme güvenlik bilgi formlarının acil ve ilk yardım tedbirleri kısmının gözle ilgili kısmında su ile yıkanması gerektiği belirtilmektedir” dedi.“GÖĞÜS AĞRISINA NEDEN OLABİLECEĞİ İFADE EDİLMEKTE”Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin biber gazıyla ilgili 5 Aralık 2006 tarihli kararında kargaşa hallerinde göstericilerin kontrol altına alınması ve dağıtılması için kullanılan biber gazının Kimyasal Silahlar Sözleşmesi ekinde belirtilen yasaklı kimyasal maddeler listesinde olmadığı ancak biber gazının kullanımının solunum yolları tahrişi, mide bulantısı, kusma, gözlerde tahriş, kaşınma ve göğüs ağrısına neden olabileceğinin ifade edildiğini söyledi.Gerçek Gündem