Sağlık Bakanlığı Haberleri

Sağlık Bakanlığı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Sağlık Bakanlığı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Beyin Ölümü Gerçekleşen Hastanın Organları 4 Kişiye Umut Oldu
Giresun'da denizde boğulma tehlikesi geçirdikten sonra beyin ölümü gerçekleşen 45 yaşındaki bir kişinin organları, ailesinin bağış kararıyla nakil bekleyen dört hastaya umut oldu. Kalp, karaciğer ve iki böbrek farklı illerde yaşam mücadelesi veren hastalara ulaştırılmak üzere yola çıktı.
İki Engelli Birey İngiltere'de ve Türkiye'de Engellilere Verilen Destekleri Karşılaştırdı
Sosyal devlet anlayışı, ülkelerin dezavantajlı gruplara ve engelli bireylere sunduğu imkanlarla doğrudan ölçülebiliyor. Günlük yaşamı kolaylaştıran tekerlekli sandalyelerden ev içi medikal donanımlara kadar her bir destek, bireylerin özgürce hareket edebilmesinde hayati bir rol oynuyor. Dünyanın farklı noktalarında bu hizmetlerin sunuluş biçimi ve kapsamı ise ciddi farklılıklar gösteriyor.Sosyal medyada biri İngiltere'de biri Türkiye'de yaşayan iki engelli birey, iki ülkede sağlanan devlet destekleri ve medikal ekipman imkanlarını masaya yatırdı. Kaynak
Kolon ve Rektum Kanseri Teşhis, Tedavi, Risk Faktörleri ve Korunma
Sindirim sisteminde ince bağırsaklardan sonra gelen yaklaşık 1,5 – 2 metre uzunluğundaki kısım kolon yani kalın bağırsaktır; bunun son 15 cm.’lik bölümüne rektum adı verilir.Kalın bağırsak ya da kolon ve rektum kanserleri, özellikle gelişmiş batı ülkelerinin önemli bir sağlık sorunudur. Batı toplumunda yapılan çalışmalarda kalın bağırsak kanseri gerek Amerika Birleşik Devletlerinde gerekse Avrupa’da oldukça sık gözlenen ve de kansere bağlı ölümlerin önemli bir kısmını oluşturan bir hastalıktır.Sağlık bakanlığı’nın 2003 yılında yaptığı hastanelerde yatan hasta listesine göre akciğer ve meme kanserinden sonra kalın bağırsak kanseri üçüncü sıklıkta yer almaktadır.Risk faktörleri nelerdir?Kalın bağırsak kanserlerinin oluşumunda bilinen belli başlı risk faktörleri şunlardır:50 yaş ve üstünde olmak,Ailede kalın bağırsak kanseri bulunması, Kişinin daha önce kalın bağırsak, meme, yumurtalık veya rahim kanseri öyküsü olması, Kolonda poliplerin varlığı, Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı gibi kronik iltihabi bir barsak hastalığının bulunması, Çevresel faktörler: Hayvansal yağ ve kırmızı etin (özellikle sığır, domuz ve kuzu eti) sık tüketimi, lif (fiber)’den fakir gıdalarla beslenme, obezite, aşırı kalori alımı ve düşük fiziksel aktivite, aşırı sigara ve alkol tüketimi. Belirti ve bulguları nelerdir?En önemli belirti dışkılama alışkanlığında değişme gözlenmesidir; bu, ishal ya da kabızlık şeklinde olabilir.Dışkıda kanama bulunması, Dışkının kalem gibi incelmesi, Sık tuvalete gitme ihtiyacı, fakat yetersiz dışkılama, Aralıklı, bazan kolik tarzında karın ağrısı, gaz sancıları, Nedeni bilinmeyen kilo kayıpları, Kansızlık, kendini aşırı yorgun hissetme, Bulantı ve kusma. Tanı nasıl konur, hangi tetkikler yapılır?Öncelikle hastanın doktora başvurması ve çok iyi bir fizik muayene yapılması gereklidir. Daha sonra sırasıyla aşağıdaki testler yapılır;Dışkıda gizli kan incelenmesi. Son derece basit bir testtir, hastanın özel kartlar üzerine alacağı küçük miktarda dışkı örnekleri laboratuarda incelenir.Radyolojik tetkikler (çift kontrastlı kolon grafisi, bilgisayarlı tomografi v.b.)Laboratuar tetkikleri (tam kan sayımı, biyokimyasal tetkikler). Bunların arasında CEA (karsinoembriyonik antijen) tetkiki kalın bağırsak kanserlerinde kanda yükselebilen ve tanıya yardımcı olan testlerden birisidir.Kesin tanı için endoskopik tetkikler (rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi) ve biyopsi (görülen lezyondan parça alınması ve patolog tarafından incelenmesi).Tedavisi nasıldır?Kalın bağırsak kanserlerinin standart tedavisi cerrahidir, yani tümörlü bölge çevreden bir miktar sağlam doku ve lenf düğümleriyle birlikte çıkarılır. Bu konu çok önemli olup hayati önemi vardır. Yapılan çalışmalar, onkoloji prensiplerine uygun olarak ve deneyimli cerrahlar tarafından yapılan ameliyatların hastanın geleceği açısından en önemli faktör olduğunu göstermiştir.Kolon kanserinde ameliyattan sonra hastalığın evresine göre ek, koruyucu kemoterapi uygulanır. Örneğin, tümörün bağırsağa komşu lenf düğümlerine sıçradığı evre III vakalarda adjuvan kemoterapi artık tüm dünyada standarttır.Rektum kanserlerinde, anüse çok yakın tümörlerde anüsü iptal etmek ve karından dışkılamaya geçmek (kolostomi torbaları ile) bazen kaçınılmazdır. Ancak son yıllarda cerrahi alandaki teknik ilerlemeler anüsün korunmasını önemli ölçüde sağlayabilmektedir.Diğer organlara yayılmış (metastatik) hastalarda, hastanın genel durumuna, yaşına, hastalığın yaygınlık derecesine bağlı olarak her üç tedavi yöntemi (cerrahi, kemoterapi, radyoterapi) devreye girebilmekte ve hastaların yaşam süresi uzatılmaktadır. Son yıllarda geliştirilen hedefe yönelik yeni biyolojik ilaçlar sayesinde tedavide başarı oranları artmıştır.Hastalıktan nasıl korunulur?Kolon kanserine yakalanmamış bireylerin korunmasında sebze, meyve ve tahıllar gibi lifli gıdaları fazla tüketmek, yeterince kalsiyum ve D vitamini almak önerilir. Ancak bunların yanı sıra ikincil korunma önlemi olarak tarama testleri ile erken tanının ayrı bir önemi vardır.Bunun için, her iki cinste 50 yaşından başlamak üzere,Her yıl dışkıda gizli kan tetkiki, 5 yılda bir rektal muayene ve rektosigmoidoskopi ya da,Her 10 yılda bir rektal muayene ve tam kolonoskopi veya, Her 5-10 yılda bir çift kontrastlı kolon grafisi ve rektal muayene önerilmektedir. Ailesinde kolon kanseri olan bireylerde tarama testlerine daha erken yaşta başlanmalıdır.Kaynak: www.tov.org
Sağlık Bakanlığı'ndan '4 Şubat Dünya Kanser Günü' Mesajı
Sağlık Bakanlığı, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, kansere karşı alınması gereken önlemlere dikkat çekti. Açıklamada, 'Kansere karşı gerekli önlemler alınmazsa 2030 yılında yıllık 22 milyon yeni vakanın ortaya çıkacağı tahmin edilmektedir. Bu da 2008 ile kıyaslandığında yeni vakalarda yüzde 75 artış olacağı anlamına gelmektedir' denildi.Sağlık Bakanlığı, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla mesaj yayınladı. 4 Şubat'ın dünyada 'Kanser Günü' olarak kabul edildiği belirtilen açıklamada, 'Bu günde, insanların bilinç düzeyinin artırılması ve kansere ilişkin farkındalık oluşturulması için dünyada ve ülkemizde çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Kanser, dünyada ve ülkemizde kalp-damar hastalıklarından sonra ikinci ölüm sebebidir. Dünyada, 2012’de toplam 14,1 milyon yeni kanser vakası ortaya çıkmıştır. Bu vakalardan 8,2 milyonu kanser nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Dünyada en çok akciğer (yüzde 13), meme (yüzde 11,9) ve kolon (yüzde 9,7) kanserleri görülmektedir. Kanserden ölümler arasında ilk sırada yüzde 19,4 ile akciğer, yüzde 9,1 ile karaciğer ve yüzde 8,8 ile mide kanseri yer almaktadır' denildi.Açıklamada, kansere karşı gerekli önlemler alınmazsa 2030 yılında yıllık 22 milyon yeni vakanın ortaya çıkacağının tahmin edildiği belirtilerek, 'Bu da 2008 ile kıyaslandığında yeni vakalarda yüzde 75 artış olacağı anlamına gelmektedir. Dünya genelindeki kanserlerin üçte biri önlenebilir, üçte biri de erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir durumdadır. Ülkemizde yılda yaklaşık 162 bin kişi kansere yakalanmaktadır. Kanser görülme sıklığı erkeklerde yüz binde 269,7; kadınlarda ise yüz binde 173,3’tür. Erkeklerde en sık yüzde 28 ile akciğer, kadınlarda ise yüzde 24 ile meme kanseri görülmektedir. Ülkemizde bölgeler arasında farklı kanserler görülmekle birlikte kanser görülme sıklığı açısından anlamlı bir fark yoktur' ifadelerine yer verildi.
Brezilya Fönü Kanser Yapabilir
Sağlık Bakanlığı, Brezilya fönü için kanser riski taşıdığını açıkladı. Ancak birçok işletme ucuz olduğu için içeriğinde zehirli “formaldehit” kimyasalının bulunduğu ürünleri tezgâh altı kullanıyor. İstanbul’da ise 5 kuaförden 2′si bu işi ucuza mal edip halk sağlığını tehlikeye atıyor. Dünyada yaygın olan Türkiye’de ise son 7 yıldır yaptırılan halk arasında Brezilya fönü diye tabir edilen saç düzleştirme işlemi, Sağlık Bakanlığı’nın açıklaması ile tekrar gündemde. Bakanlığın yaptığı açıklamada, “Düzleştirme işleminde kullanılankeratin içeren solüsyonlarında yer alan “formaldehit” kimyasalının belirli oranların üzerinde olması sağlık açısından risk taşıyabilir. Piyasalarda son dönemlerde tanıtılan Brezilya Fönü solüsyonları formaldehit içermediği iddia edilse de yurtdışında yapılan araştırmalarda bunun tam tersi olduğu söyleniyor. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu düzenli aralıklarla piyasa da yer alan kozmetik ürünleri denetlemeye başladı” denildi. Açıklamada “formaldehit” kozmetik ürünlerinde yüzde 2 miktarında bulunabileceği de yazıyor ancak Brezilya fönünde ısıyla etkileşime giren madde normalde verdiği zararın daha fazlasını veriyor. İçeriğinde “formaldehitin” oranı çok düşük olan ürünlerin ise fiyatı yükseliyor. İçeriğinde “formaldehitin” oranı düşük olan ürünler kullanılarak yapılan düzleştirme işleminin maliyeti 350-800 lira arasında değişiyor. Ancak “formaldehitin” oranı yüksek olan işlemlerde ise halk sağlığı hiçe sayılarak işlem ücreti 70 liraya kadar düşüyor. Bazı kuaförler internet üzerinden fırsat kuponuyla Brezilya fönünü uyguladıklarını söyleyerek kanserojen riski taşıyan işlemi satışa çıkarıyor. Yapılan araştırmaya göre her 5 kuaförden 2′sinde işlemin ucuza yapılacağı vaat edilerek formaldehitli ürünlerin kullanıldığı ortaya çıktı. Kuaförlerin Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ürünleri tezgâh altından uyguladığı belirlendi. Avrupa yakasında yaptığımız incelemelerde özellikle Şişli, Taksim ve Fatih bölgelerinde bu işlem ucuza mal edilerek yapılıyor. Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji ana Bilim Dalı Başkanı ve Türk Dermatoloji Derneği Dermatoallerji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Teoman Erdem kanserojen madde riski şöyle anlattı: “Formaldehit renksiz, yanıcı, keskin kokulu kimyasal bir maddedir. Brezilya fönünde insan için zararsız olan miktarın üzerinde “formaldehit” var. “Formeldehit’in kan kanserleri, boğaz kanseri ve beyin kanserleri ile ilgili olabileceği hem hayvan çalışmaları hem de insanlar üzerinde yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Formaldehite işlerinden dolayı maruz kalan kişilerde beyin kanseri ve löseminin genel topluma göre arttığı tespit edilmiştir. Amerikan Toksikoloji enstitüsü 2011 ‘de formaldehiti kanserojen listesine almıştır. 2013 yılında yapılan bir çalışmada hamileliği sırasında düzleştirme işlemi yaptıran kadınların çocuklarında 2 yaş öncesinde lösemi riskinin arttığı gösterilmiştir.” Prof. Dr. Erdem, düzleştirme işlemi yaptıracaklara ürünün içeriğindeki formaldehit kimyasalının çok düşük olmasına dikkat etmelerini tavsiye etti. Ayrıca ürünlerin Amerika Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) tarafından onaylı olmasına da dikkat etmek gerektiğini belirtti.İstanbul Kuaförler Odası Başkanı Oktay Erkal, alınan şikâyetler üzerine denetim grubunun kuaförleri denetlediğini ve Sağlık Bakanlığı’nın onay vermediği ürünleri kullananlar hakkında da disiplin cezası verildiğini söyledi. Saç bakım uzmanı İlker Yavrutürk, ayda ortalama 12 kadının Brezilya fönü yaptırdığını söyleyerek, “Kullanılan ürünler eğer uygulandığında gözleriniz yanmıyorsa, yaşarmıyorsa, burnunuza kötü bir koku gelmiyorsa ve üç gün üst üste işlem yapılan saça maşa uygulanmaya kalkışmıyorlarsa ürünün içerisinde formaldehit maddesi yoktur” dedi. Kendisinin de geçen yıllarda formaldehit içeren bir ürün kullandığını anlatan Yavrutürk, “Müşterilerimden bir tanesi Amerika’dan getirdi. Ancak ürünü çıplak elle saça uyguladığımda ellerim buruştu, burnumuza çok keskin ve kötü bir koku geldi. Hatta yanımda çalışan arkadaşlarımdan bir tanesi istifra etti. Sonradan öğrendim ki kullandığım ürünün içerisinde zehirli olan ve alerjik reaksiyon gösteren kimyasal var. Bir daha da asla kullanmadım” diye konuştu. Defne Joy Foster’da ölmeden dört yıl önce Japon saç düzleştirme yöntemi ile saçlarını düzleştirdi. Brezilya fönü yaptıran ünlü isimler arasında, oyuncu Lindsay Lohan ve Ashley Tisdale ile ünlü şarkıcı Beyonce ve Nicole Richie de bulunuyor.
Günde 6 Sigara Çernobil'den Daha Tehlikeli
Asrın vebası kanserin en önemli sebebi olarak görülen sigara, kanserden ölümlerin yüzde 50'sinin nedeni olarak görülüyor... Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. İrfan Çiçin, 'Kanserden ölümlerin yüzde 50'sinin nedeni sigaradır. Yani ölen her iki hastadan biri sigaraya bağlı kanserden ölür' dedi. Yüzde 85'inin ise çevresel... Çiçin, TÜ Balkan Onkoloji Hastanesi'nde '4 Şubat Dünya Kanser Günü' dolayısıyla düzenlenen toplantıda, kanserin yüzde 15'inin genetik, yüzde 85'inin ise çevresel nedenlere bağlı olduğunu söyledi. Yaşam tarzının da kanser olma ihtimalini belirlediğini vurgulayan Çiçin, şöyle konuştu: 'Sigara, beslenme alışkanlığınız ve çevre kirliliği gibi faktörler kanser olma ihtimalinde önemlidir. Kanserin bir halk sağlığı sorunu olduğu açık. Her 2-3 aileden biri, her 10 ölen kişiden 2-3'ü kanserden ölüyor. Her 2-3 ailede bir neredeyse bir kanser hastası var. Her 8-10 kadından biri de meme kanseri oluyor. Kanser, şeker hastalığı ve tansiyon gibi bir halk sağlığı problemidir.' Sömürüye de açık bir hastalık Çiçin, kanserin Türkiye'de ve dünyada yeterli hekim yetiştirilmesi açısından da geç kalınmış bir alan olduğunu, birey, aile ve toplum için son derece yıkıcı bir hastalık olması nedeniyle sömürüye de son derece açık olduğunu vurguladı. Sigarayla olan ilgisi üzerine az yazı var Kanser'in beslenme ve diyetle ilişkisini ortaya koyan pek çok yazı olduğunu ancak sigarayla ilgili bu kadar yaygın bir propaganda bulunmadığını dile getiren Çiçin, şöyle devam etti: 'Bütün kanserlerin üçte bir nedeni sigaradır. Kanserden ölümlerin yüzde ellisinin nedeni sigaradır. Yani ölen her iki hastadan biri sigaraya bağlı kanserden ölür. Beslenmeyle ilgili yüz tane yayın vardır. Yüz tane röportaj vardır. Sigarayla ilgili ise Sağlık Bakanlığı'nın yayınları dışında hiçbir şey bulamazsınız. Sigara Çernobil'den daha tehlikeli. Bütün sindirim sistemi, yemek borusu, baş, boyun, mide, pankreas ve kadınlarda rahim ağzı kanserinin tek kanıtlı nedeni sigara.' Günde 6 sigara Çernobil'den daha tehlikeli Çiçin, günde 6 sigaranın, Trakya ve Karadeniz'de Çernobil'in etkilediği kadar insanın kanser olmasına neden olduğunu belirterek, kanserle ilgili test yaptırmak ve kontrol olmak isteyen kişilerin onkoloji hastanelerine başvurması gerektiğini kaydetti. AA
Ve Ukrayna'da Tarihi Anlaşma: Timoşenko Serbest Kalabilir
Ukrayna krizine çözüm bulunması için üç Avrupa Birliği dışişleri bakanının arabuluculuğuyla başkent Kiev’de gece boyunca süren müzakereler sona erdi. Akşam üzeri Yanukoviç barış anlaşmasını imzaladı. Ukrayna erken seçimlere gidecek, protestoculara genel af geliyor, 2004 Anayasası’na geri dönülüyor.Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada uzlaşma sağlandığı belirtildi ancak hiçbir ayrıntı verilmedi.Açıklamada anlaşmanın bugün imzalanacağı da ifade edildi.Kiev’de bulunan Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski Twitter hesabından yaptığı açıklamada, müzakerelerin bütün gece devam ettiğini ve sabah saatlerinde bittiğini söyledi.75 KİŞİ ÖLDÜÜlkede son iki gün içinde protestocular ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalarda ölenlerin sayısının 75 olduğu ifade edildi.Avrupa Birliği yetkilileri, gece boyu süren müzakereleri yönlendiren Almanya, Fransa ve Polonya dışişleri bakanlarının ülkede barışın sağlanması için bir geçiş hükümeti kurulması ve erken seçim yapılması umudunda olduklarını söylediler.Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukovich’i dün telefonla aradığı aktarıldı.Açıklamada, “Başkan Yardımcısı Yanukovich’ten polis, keskin nişancı, asker, paramiliter ve silahlı kişiler dahil olmak üzere her türlü güvenlik gücünü geri çekmesini istedi ve ABD’nin şiddetten sorumlu olan tüm yetkililere yaptırım uygulamaya hazır olduğunu söyledi” denildi.GÜVENLİK GÜÇLERİNİN SİLAHLA ATEŞ EDERKENKİ GÖRÜNTÜLERİOlayların yoğunlaştığı Bağımsızlık Meydanı’nda bazı binaların çatısında siperlenen özel polislerin, güvenlik kuvvetlerini meydandan çıkarmak için taş ve petrol bombaları atan göstericilere ateş açtığını gösteren video görüntüleri dün ortaya çıktı.Sağlık bakanlığı, Salı gününden bu yana olaylarda 75 kişinin öldüğünü açıkladı. Bu durumdan dünkü çatışmalarda en az 47 kişinin öldüğü anlaşılıyor.Bu eylemler Ukrayna’nın 22 yıl önce Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazanmasından bu yana yaşadığı en ağır şiddet olayları oldu.Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç, muhalefet liderleri ile Avrupa Birliği (AB) ve Rusya’nın temsilcileriyle yapılan görüşmelerde anlaşmaya varıldığını açıkladı.ERKEN SEÇİM KARARI, GENEL AF, 2004 ANAYASASINA DÖNÜŞCumhurbaşkanı Yanukoviç’in sitesinden yapılan açıklamada cumhurbaşkanlığı seçimlerinin erkene alındığı ve krizi yatıştırmak için koalisyon hükümeti kurulacağı sözü verildi. Ukrayna muhalefetinin başlıca taleplerinden olan “Başbakan ve meclisin yetkilerini arttıran” 2004 Anayasası’na geri dönüleceği açıklandı. Açıklamada ayrıca, protestolara katılan bütün eylemcilere de koşulsuz genel af sağlanacağı duyuruldu.Erkene alınan seçimlere ilişkin herhangi bir tarih belirtilmedi.TİMOŞENKO DA SERBEST KALIYORÖte yandan, anlaşma kapsamında Yulya Timoşenko’yu demir parmaklıklar arkasına koyan ceza kanununda da değişikliğe gidiliyor. Bu değişiklikle Rusya ile gaz anlaşmasında Ukrayna’nın çıkarlarını gözetmediği gerekçesiyle hapis cezasını çeken Timoşenko’nun serbest kalması öngörülüyor.AB ÜLKELERİNDEN TEBRİKBaşta Fransa, Almanya ve Polonya olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri, Ukrayna’da muhalefetteki 3 siyasi partinin protestoların durmasını sağlayacak adımları atmaları sebebiyle tebrik etti.Zete
Türk Sporcu Hayatını Böyle Kaybetti
Mısır'ın Luksor kentinde düzenlenen Uluslararası Tekvando Şampiyonası'nda kalp krizi geçiren Seyithan Akbalık'ın (21) yere yığıldığı an ile ilgili görüntüler yayınlandı.Arap televizyonlarının yayınladığı görüntüde, Akbalık'ın rakibine karşı üstün bir oyun sergilediği ve sert bir darbe de almadığı görülüyor. Akbalık, hakemin sporcuları ayırmasının ardından bir anda yere yığılıyor. Doktorlar, Akbalık'a müdahale ederken hakem de Sloven rakibini galip ilan ediyor. Dünkü müsabakanın ardından hastaneye kaldırılırken yolda hayatını kaybeden genç sporcu, bugün İzmir'de toprağa verilmişti. Zaman
Ahmet Şahbaz'ın Raporu Usulsüz Çıktı
Ethem Sarısülük’ü öldüren polis Ahmet Şahbaz’ın “eylemciler bana saldırdığı için silahımı ateşledim” savunmasına dayanak gösterdiği raporları usulsüz aldığı ortaya çıktı.Elif Örnek - soLAnkara Kızılay’da, 1 Haziran 2013 tarihindeki Gezi direnişi protestoları sırasında Ethem Sarısülük’ü vurarak öldüren polis Ahmet Şahbaz’ın, hastaneden usulsüz rapor aldığı ortaya çıktı. Sağlık sisteminde Şahbaz’a ait kayıtlarda, rapor aldığı hastaneye gittiğine ilişkin hiçbir bilgi bulunmuyor. Sanık polisin, mahkemede meşru müdafaa savunması yapabilmek için olay tarihinde değil ilerleyen günlerde geçmişe dönük rapor aldığı ve bu işlemin usulsüz olması nedeniyle elektronik ortamdaki kayıtlara geçirilemediği belirtiliyor. Şahbaz’ın raporlu göründüğü tarihte, olay yeri tutanağında imzası olduğu da ortaya çıkmıştı. Yasal mevzuat gereği tüm hastaların bilgilerinin elektronik ortama kaydedilmesi gerekiyor.Ankara 6’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın üçüncü duruşmasında yazılı savunma veren Ahmet Şahbaz, olay günü göstericilerin kendisini linç etmek istediklerini ileri sürerek “Amacım uyarı atışı yapmaktı. Uzaklaşmaya çalışıyordum. Ateş ederken atılan taşlar bana isabet ediyordu. Üç el ateş ettim. Ateş ettiğim sırada birinin yaralandığını fark etmedim. Çağrılan ambulans ile hastaneye gittim. Saat 22.00'ye kadar hastenede tedavi gördüm. 16 gün rapor aldım” dedi. Şahbaz, göstericilerin saldırısıyla yaralandığı ve bu nedenle kendisini korumak için ateş ettiği iddiasını, hastaden peşpeşe aldığı üç rapora dayandırdı.Medicana International Ankara Hastanesi’nden alınan üç rapor mahkemeye sunuldu ve dava dosyasına girdi. Buna göre Şahbaz’a Ethem’i vurduğu 1 Haziran tarihinde iki günlük, 3 Haziran’da yedi günlük ve 10 Haziran’da yine yedi günlük olmak üzere toplam 16 günlük istirahat raporu verildi. Ancak Şahbaz’ın bu hastaneye gidişi hiçbir şekilde kayıtlara geçmedi. Darp edilme tanısıyla ortopedi ve travmatoloji servisinden alınan raporlarda, Şahbaz’ın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif ve hayati tehlike yaratmayacak şekilde yaralandığı tespitleri yer aldı. Basit bir şekilde yaralandığı belirtilen Şahbaz’a 16 gün gibi uzun süreli bir rapor verilmesi ise akıllarda soru işaretleri yarattı. Üstelik zaman geçtikçe iyileşmesi, bu nedenle ilerleyen tarihlerde daha kısa süreli raporlar alması gereken Şahbaz’a doktora ilk gidişinde yalnızca iki günlük istirahat verilmiş, ilerleyen tarihler için ise yedişer günlük olmak üzere iki ayrı rapor düzenlenmişti.Elektronik ortamdaki sağlık kayıtlarına göre ise Ahmet Şahbaz olaydan sonra ilk kez 10 Haziran günü bir hastaneye gitti. Bu tarihte Turgut Özal Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi’ne başvuran Şahbaz, ortopedi ve travmatoloji servisinde göründü. Ancak Şahbaz aynı gün Medicana International Ankara Hastanesi’ne giderek yedi günlük rapor aldığını iddia ediyor. Kayıtlarda Şahbaz’ın daha sonra 12 Temmuz 2013 tarihinde bir hastaneye gittiği, bu aralıkta hiçbir sağlık işlemi yaptırmadığı görülüyor. Şahbaz, 1 Haziran, 3 Haziran ve 10 Haziran’da Medicana International Ankara Hastanesi’ne gittiğini iddia etmesine karşın, bu tedavileri hiçbir şekilde kayıtlarda yer almadı.MEDİCANA: HER HASTANIN KAYDI SİSTEME GİRİLİRsoL’un konuyla ilgili olarak ulaştığı Medicana International Ankara Hastanesi tüm hastaların kayıt altına alındığını ve bilgilerinin elektronik sisteme işlendiğinini belirtti. Hastaneden bir başka yetkili ise “Ahmet Şahbaz’ın kayıtlarının neden gözükmediği” sorusuna “Adli vakaları elektronik ortama aktarmıyoruz, SGK’ya elden fatura gönderiyoruz” yanıtı verdi.Medicana International Hastanesi’nin İstanbul şubesi ise “Adli vakalar için yalnızca yazılı belge mi oluşturuluyor” sorusu üzerine tüm hastaların girişlerinin mutlaka elektronik ortama aktarıldığı bilgisini verdi. Bu tür durumlarda kaydın “adli vaka” olarak açıldığını belirten yetkili “Doktor muayene ettikten sonra ilaç da verebilir. Hastanın ilacı eczaneden alabilmesi için örneğin MEDULA sisteminde kaydının çıkması lazım. Bu nedenle her hastanın kaydı mutlaka elektronik ortamda yapılır” dedi.TTB: YASAL MEVZUAT GEREĞİ KAYDEDİLMEK ZORUNDATürk Tabipler Birliği (TTB), “adli vakaları elektronik sisteme işlemiyoruz” şeklinde bir uygulama olmadığını, yasal mevzuat gereği tüm hastaların bilgilerinin elektronik ortamda kaydedildiğini hatırlattı. soL’un görüştüğü TTB yetkilisi “Çıkarılan yasa, elektronik ortama bilgi aktarılmasını zorunlu hale getirdi. Özel, devlet ya da üniversite hastanelerine giden hastaların bilgileri kaydedilerek hem SGK’yla hem de Sağlık Bakanlığı ile paylaşılıyor. Bu işlemi yapmayan hastane, getirilen yasal zorunluluk nedeniyle suç işlemiş sayılıyor” dedi.RAPORLU OLDUĞU GÜN TUTANAK İMZALADIOlaylar sırasında kendine atılan taşlar nedeniyle yaralandığını ileri sürerek 1 Haziran’da iki günlük rapor alan Şahbaz’ın, 2 Haziran tarihli olay yeri tutanağında imzası olduğu daha önce ortaya çıkmıştı. Raporlu olduğunu iddia ettiği gün çalıştığının anlaşılması, Şahbaz’ın aldığı raporların şaibeli olduğuna işaret eden ilk somut gelişme oldu. Sanık polis, savcılıkta verdiği ifadede “Olaydan iki gün sonra internet ve televizyonlarda görüntüleri yayımlanınca ateş ederken birinin yaralandığını öğrendim. O ana kadar haberdar değildim” demesine karşın, imzasının bulunduğu 2 Haziran tarihli tutanakta “Polis memuru Ahmet Şahbaz’ın uyarı ateşi yaptığı esnada eylemci grup tarafından yakın mesafeden atılan çok sayıda taş kendisine isabet etmiştir. Bu esnada saldırgan grubun arasında bulunan Ethem Sarısülük’ün yere düştüğü ve devamında ambulansla hastaneye götürüldüğü gözlemlenmiştir” ifadeleri yer aldı. Şahbaz davanın üçüncü duruşmasında da “Ateş açtığım sırada birinin yaralandığını fark etmedim” şeklinde savunma yaptı. Şahbaz, Sarısülük ailesinin avukatlarından Murat Yılmaz’ın duruşmada gündeme getirdiği tutanakla ilgili sorulara çoğunlukla, “olayın üzerinden çok zaman geçmesi nedeniyle hatırlamadığı” karşılığını verirken, birkaç soru üzerine susma hakkını kullanacağını bildirdi.ŞANLIURFA’YA HEMEN GÖNDERİLDİSağlık kayıtları Şahbaz’ın cinayetin hemen ardından Şanlıurfa’ya gönderildiğini de gösterdi. Mahkeme, “meşru müdafaada sınırın aşılması suretiyle adam öldürme” suçundan yargılanan Şahbaz’ın ilk duruşmada hazır edilmesi için Emniyet’e talimat yazısı göndermiş, 10 Eylül 2013 tarihinde gelen cevapta sanık polisin geçici görevlendirmeyle Şanlıurfa Koruma Şube Müdürlüğü’ne atandığı açıklanmıştı. Şahbaz’ın 1 Haziran’da silahla başından vurduğu Ethem, 14 Haziran’da hayatını kaybetmişti. Kayıtlara göre Şahbaz 12 Temmuz 2013 tarihinde Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin acil servisinde tedavi oldu. Şahbaz, son olarak 1 Kasım 2013 tarihinde yine Şanlıurfa’da bulunan Özel OSM Ortadoğu Tıp Merkezi’nin acil servisine başvurdu.