Stephen Hawking: 'Yapay Zeka İnsanlığın Sonunu Getirebilir'
Ünlü fizikçi Stephen Hawking, insan zekâsına yetişebilecek bir şey yaratmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.Dünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking, BBC'ye yaptığı açıklamada, düşünen makineler yapmak için harcanan çabaların insanın varlığına tehdit oluşturduğunu belirtti.Şimdiye kadar geliştirilen ilkel yapay zeka türlerinin son derece yararlı olduğuna işaret eden Hawking, 'Ancak insana yetişebilecek ya da insanın zekasını geçebilecek bir şey yaratmak, çok ciddi sonuçlara yol açabilir. Yapay zeka, kendi kendini geliştirmeye devam edebilir ve hatta kendini yeniden biçimlendirebilir. Son derece yavaş bir biyolojik evrimle sınırlı olan insanlar, bu tür bir güçle yarışamaz. Yapay zeka, yeryüzünde insan ırkının sonunu getirebilir' dedi.Evrenin kökenleri ve kara deliklerle ilgili kitaplarıyla dünya çapında tanınan Hawking, insanların yaptığı bazı işlerin akıllı makinelere devredilmesinin de milyonlarca kişinin işsiz kalmasına yol açarak farklı bir krize yol açabileceğine de işaret etti.İnternetin tehlikelerine de değinen Hawking, internet şirketlerinin, ifade özgürlüğü ve özel hayatın korunması ilkelerinden ödün vermeden internetin oluşturduğu tehditleri ortadan kaldırmanın bir yolunu bulması gerektiğine dikkati çekti.Cambridge Üniversitesi'nde öğrenciyken yakalandığı motor nöron hastalığı Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) nedeniyle hareket edemeyen ve konuşamayan Hawking, iletişim kurabilmek için bilgisayar teknolojilerinden yararlanıyor.Hawking'in 'Zamanın Kısa Tarihi' adlı kitabı, dünya genelinde 10 milyondan fazla satmıştı.ALS, beyin ile omurilikte bulunan ve kasları kontrol eden sinir hücrelerine zarar veriyor. Henüz tedavisi bulunmayan ALS'ye yakalanan hastaların sadece çok küçük bir kısmı, 10 yıldan uzun süre yaşıyor.AA
Jennifer Lopez'in "Yaş 45, Her Erkeğe Lazım Benim Gibi Eş" Diye Haykırdığı 12 Şahane Fotoğrafı
Kabul etmeliyiz ki Jennifer Lopez güzel, seksi, çekici bir kadın. Ne zaman kendisinin artık eskisi gibi olmadığı söylentileri çıksa, bir hareketiyle aksini ispatlayabiliyor. Iggy Azalea ile yaptığı Booty şarkısı da bizlere bunu gösterdi. İnsanlara hayrete düşüren noktalardan birisi de, 45 yaşına gelmesine rağmen hala bu kadar çekici olabilmesi sanırım. Mağaradan yeni çıkmış birisine Booty klibini izletsek, eminim ki kimse aralarında 20 yaş olduğunu anlamayacaktır. Belki Azalea daha yaşlı diyebilirler, orası ayrı.Umarım ki JLo'nun bu hali, sadece kadınlara değil, erkeklere de ilham verir. Bütün bu girizgaha rağmen hala kafasında şüpheler olan varsa içeriği sonuna kadar okusun.
Mert Alaş'ın Objektifinden: Madonna
Ünlülerin fotoğrafçısı olarak da bilinen Mert Alaş, Interview dergisi için yılların eskitemediği yıldız Madonna'nın çok özel pozlarını çekti. Alaş bu kareleri Instagram hesabından da yayınladı. 56 yaşındaki Madonna dergiye verdiği ropörtajda çok çarpıcı açıklamalarda da bulundu. Madonna, 'hayatta her şeyi bir kez denedim' diye konuşurken insanların tanrıya yakınlaşmak için uyuşturucu kullandığını fakat dozunu ayarlayamadıklarını da iddia etti. İşte Mert Alaş'ın objektifinden Madonna...
Haluk Bilginer: 'Hitler’in Seçimle Geldiğini Hiç Kimse Unutmasın'
Haluk Bilginer Ot Dergisi'nden Nurhak Kaya ile yaptığı röportajda Gezi Direnişiyle ilgili açıklamalar yaptı. Usta sanatçı, “Türkiye gençliğine dair umudunu kaybetmiş bir yaşlı adam olarak, Gezi'de umutlarım tekrar yeşerdiği için çok mutluyum” dedi.Haluk Bilginer'in açıklamalarından satır başları şöyle;‘GEZİ’DE UMUTLARIM TEKRAR YEŞERDİĞİ İÇİN ÇOK MUTLUYUM’Gezi Türkiye Cumhuriyeti'nin milâdıdır. Biz yarın öbür gün öleceğiz, fakat bundan 50 yıl sonra, bundan 75 yıl, 100 yıl sonra Gezi mutlaka anılacaktır. Öncesinde ve sonrasında ne olursa olsun; hiçbir şey hatırlanmaz ama Gezi hatırlanır.Türkiye gençliğine dair umudunu kaybetmiş bir yaşlı adam olarak, Gezi’de umutlarım tekrar yeşerdiği için çok mutluyum.‘YAŞ GÜNÜMÜ GEZİ’DE KUTLADIM’Ben yaş günümü Gezi’de kutladım. Oradaki çocukların hâli, o dayanışma, o birliktelik; Müslümanlar namaz kılıyor, sosyalistler başlarında nöbet tutuyordu kimse onları rahatsız etmesin diye. Al sana Türkiye’nin geleceği! Bu muhteşem bir şey! Beni heyecanlandıran ve umutlandıran bir şey.Gezi’ye ve Gezi’deki mizaha tanık olduğum için çok mutlu oldum.‘SOL SİYASET HİÇBİR ŞEYE DOKUNMUYOR’Sol siyaset hiçbir şeye dokunmuyor çünkü; ezberledikleriyle konuşuyorlar, etraflarına bakmadan, 1800’lü ve 1900’lü yıllarda yazılmış kitaplardan okudukları ve duydukları şeyin gerçekleşebileceğini umuyorlar. Bu iş ezberle olmaz, bunun adı bağnazlıktır.‘KIZIM ARKASINDAN ALLAH KORUSUN DİYE BAĞIRIYORUM’Allah aşkına Atatürk Milliyetçiliği’ni tarif edebilecek bir insanoğlu var mı bu dünyada? Atatürk Milliyetçiliği nedir? Kimse bilmez. Ama Atatürk Milliyetçiliği için insanlar ölüyor bu ülkede, Atatürk Milliyetçiliği için darbeler yapıldı geçmişte. Ben hiçbir şey bilmiyorum mesela bu konuda ve birinin beni aydınlatmasını bekliyorum. Anlamı olmayan, ezberlenmiş, hiçbir derinliği olmayan, kimsenin ne anlama geldiğini anlatamayacağı cümlelerle gidiyoruz. Bize altı yaşımızdan beri her sabah “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye bağırmayı öğrettiler okulda. Bir gün bile düşünmedik bu söz ne anlama geliyor diye. Benim varlığım neden Türk varlığına armağan oluyor? Anlamıyorum. Benim evladımın, benim küçücük kızımın varlığı Türk varlığına armağan olacakmış ha? Benim kızım, benim altı yaşındaki meleğim: “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye bağıracak ha? “Allah korusun” diye bağırıyorum arkasından, beklerken her seferinde okuldan çıkmasını. Ve gün geliyor; “Andımız yasaklansın” diye bir kanun çıktığında önce solcular itiraz ediyor; çünkü Akp istedi ya böyle bir şeyi. Koca koca insanlar meydanlara çıkıp Andımız’ı okudular. Anlamını bile bilmedikleri bir şeyi, altı yaşından beri bağırdıkları bir şeyi yeniden bağırdılar.‘KAFAMI DUVARLARA VURMAK İSTİYORUM’Türk olsun, Kürt olsun fark etmiyor; 20 yaşındaki delikanlılar yaşamadan ölüyor ve bir anne çıkıp da “Vatan sağolsun, bir çocuğum daha olursa onu da gönderirim.” dediği zaman kafamı duvarlara vurmak istiyorum. Bir anne bu cümleyi kuramaz ya da biz sadece öyle diyenleri izliyoruz, sadece onlar gösteriliyor bizlere. Geçtiğimiz yıllarda bir annenin evlatları ölmüştü Güneydoğu’da. Anne dedi ki: “Benim oğlum şehit filan değil! Ne idüğü belirsiz bir cinayete kurban gitti.” O kadının sözlerini de sansürlediler zaten, bir daha da görülmedi.‘HİTLER'İN SEÇİMLE GELDİĞİNİ HİÇ KİMSE UNUTMASIN’Biz halen daha demokrasiden bahsedelim. Ne demokrasisi yahu? 91 yıldır Türkiye’de hiçbir zaman demokrasi olmadı. Hitler’in seçimle geldiğini de hiç kimse unutmasın.Evrensel
Reklam
Reklam
Film Dünyasından 14 Karizma İsim
Gerek giyimleri gerek konuşmaları gerek tavırlarıyla aklımıza kazınmış 1 film karakterini derledik. Genelde erkek insanlardan oluşan listemizde 1 kadın, 1kurtadam, 1 Whill, 1 Maia bulunuyor. İyi okumalar. (Liste sırasızdır.)
Olası Bir "Acun Ilıcalı & Adriana Lima" Aşkına Denk 15 Şey
etiket
Bugün gazetelere, internet sitelerine, magazin gündemine bomba gibi düşen 'Acun & Adriana' aşkı bizleri de şaşırttı ve böyle bir ihtimal başka nerelerde var diye düşünmekten kendimizi alamadık.Olayın haberi ve sosyal medya tepkileri için de sizi şöyle alalım
Reklam
Sezen Aksu: 'Depresyondaymışım, Ne Sapık Bir Beynim Varsa Artık'
Zorlu Center PSM’deki konseri sırasında, tedavi gördüğünü söyleyen Sezen Aksu anksiyete sorunu yaşadığını anlattı.Zorlu Center PSM’deki konseri sırasında, tedavi gördüğünü söyleyen Sezen Aksu, “Tamamen tersine çalışıyormuş beynim. Yeni bir nöroloji merkez kuruldu. Ne sapık bir beyinse artık” diye herkesi güldürdü.Vatan'da yer alan habere göre, sık sık seyirciyle diyalog kurarak salondakileri güldüren Sezen Aksu, anksiyete sorunu yaşadığını belirten Aksu, durumunu anlattı:“Anksiyetem (kaygı durumu) çok yüksekmiş. Normal şartlar altında ilaç alırken yaşlanınca insanın anksiyetisi azalır kendi hayatına dönermiş. Ben kediye üzülünce o kedi oluyorum. Tamamen tersine çalışıyormuş beynim. Yeni bir nöroloji merkezi kuruldu. Ne sapık bir beyin varsa artık. Allah beni de korusun sizi de.”Konserde Korhan Futacı ve Kara Orkestra eşlik ettiği Aksu, “30 yaş üstüne ‘Merhaba’ bile demem, ondan onlarlayım” dedi.Konserin ortalarında hareketli şarkılarla seyirciyi coşturan Sezen Aksu, “Adem Olan Anlar” şarkısının bir bölümünde başında huniyle dans etti. Aksu, yaptığı danslar sonrası “Çok affedersiniz bacağım açıldı bu devirde. Çok baskı altında milletiz. Bütün geçmişimizden itibaren, bacağı bir şey zannediyoruz. Bacak bacaktır yürürsün üstünde işte. Ne o öyle bir bacak acınca heyecanlanmak. Karıncalar yiyeceğini amcalar yesin diye düşündüm” diyerek seyirciyi güldürdü.Yaklaşık iki saat sahnede kalan Aksu’ya bis için tekrar sahneye çıkarken sürpriz yaparak yanında Sertab Erener’i de getirdi.T24
"Annem Bana Kara Büyü Yaptı"
Beşiktaş’ın Avrupa Ligi’ndeki rakiplerinden Tottenham’ın dünyaca ünlü golcüsü Adebayor, annnesi kendisine kara büyü yaptığı için bir süredir kötü oynadığını iddia etti.İngiltere Premier Ligi takımlarından Tottenham Hotspurs’da forma giyen Emmanuel Adebayor, bir süredir sahada iyi bir performans sergilemiyor olmasının “annesinin ona kara büyü yapmasına bağlı olduğunu” söyleyerek şaşkınlık yarattı.Togo asıllı 30 yaşındaki Forvet oyuncusu Gana’nın Peace FM radyosuna verdiği röportajda “Elbette ben rahip değilim, futbolcuyum. O yüzden kimin cadı olduğunu söylemek bana düşmez. Annemi evden kovduğumu iddia ediyorlar ama o kendisi evi terk etti. Onunla konuşmuyorum çünkü o herkese işlerimin iyiye gitmeyeceğini söylüyor. Benim hakkımda konuşmayı, bana kara büyü yapmayı bırakmaları gerekiyor” dedi.“AİLEM ŞİMDİDEN SERVETİMİ BÖLÜŞÜYOR”Ailesinin milyonlarca sterlinlik servetini bölüşmek için şimdiden planlar yapmaya başladığını ve ona zarar vermek için “Kara büyücülerle anlaştığını” da söyleyen futbolcu “Aralarında evlerimi arabalarımı bölüşüyorlar. O ölünce bu ev senin olacak bu araba ise benim diye konuşuyorlar” dedi.HAFTADA 170 BİN STERLİN ALIYORTakımından haftada 170 bin sterlin maaş alan futbolcunun ailesi ise, Adebayor’un annesini “cadı olduğunu iddia ederek evden koyduğunu, akrabalarının telefonlarına çıkmadığını ve onlara hiçbir maddi yardımda bulunmadığını” iddia etti.MÜSLÜMAN ŞİFACILAR BEYNİNİ YIKADIFutbolcunun Almanya’nın Bremen kentinde yaşayan kamyon şöförü ağabeyi Kola ise Sun gazetesine yaptığı açıklamada “Annem hergün oğlum beni cadı olmakla suçladı diyerek ağlıyor” dedi.42 yaşındaki Kola “Alfalar”olarak bilinen Müslüman şifacıların kardeşinin beynini yıkadığını iddia etti ve “Benim ailem Hristiyan ancak Müslüman şifacıları ziyaret etmek sıra dışı bir durum değil. O kötü şifacılar ile görüşüyor ve bütün bunlara onlar neden oluyor” dedi.12 MAÇTA 2 GOL ATABİLDİ30 yaşındaki Adebayor bu sezon 10 Premier Lig, 2 Avrupa Ligi maçı oynadı. Premier Lig’de 2 gol atarken, 1 de asist yaptı.Hürriyet
Reklam
'Acun Adriana Lima ile Evlenecek' İddiasına Sosyal Medyadan Seçmece Tepkiler
etiket
Yapımcı ve sunucu Acun Ilıcalı’nın Brezilyalı manken Adriana Lima ile aşk yaşadığı ve evleneceği iddia edildi.Acun Ilıcalı ve Adriana Lima daha önce bir kaç proje için bir araya gelmişti.İzlenme rekorları kıran yapımlarıyla adından sıkça söz ettiren TV8 kanalının sahibi Acun Ilıcalı’nın adı yeni bir evlilik iddiasıyla gündemde.Millet gazetesinin iddiasına göre, 45 yaşındaki Ilıcalı, geçtiğimiz yıllarda farklı projelerde bir araya geldiği Brezilyalı top model Adriana Lima ile aşk yaşıyor. Ilıcalı’nın Lima ile evleneceği, bunun için eşi Zeynep Ilıcalı ile gizli bir boşanma protokolü yapmaya çalıştığı ve eşine 50 milyon lira tazminat vereceği de iddialar arasında.Ilıcalı, 11 yıldır Zeynep hanımla evli. Daha önce de başından bir evlilik geçen Ilıcalı’nın ilk evliliğinden 1, ikinci evliliğinden 2 ve Şeyma Subaşı’ndan da 1 olmak üzere 4 kız çocuğu bulunuyor.İddialara ilişkin Ilıcalı’dan şu ana kadar bir yalanlama gelmedi.33 yaşındaki Adriana Lima, geçtiğimiz aylarda Sırp basketçi Marco Jaric’den ayrılmıştı
Reklam
Nejat İşler'e Statta İçki İçmekten Ceza
Muğla'nın Datça ilçesinde, Datça Belediyespor ile Gümüşlük Belediyespor arasında bugün oynanan Muğla 1. Amatör Küme futbol maçında, kale arkasında arkadaşları ile birlikte çilingir sofrası kurduğu gerekçesiyle oyuncu Nejat İşler ve 2 arkadaşına Kabahatler Kanunu gereği 80 TL ceza kesildi.Datça'da, seyirci tribünleri bulunmayan Atatürk Stadı'nda yapılan karşılaşmayı Gümüşlük Belediyespor Yönetim Kurulu üyesi olan Nejat İşler de taraftarlarla birlikte kale arkasından izledi. İddiaya göre Nejat İşler, kale arkasında arkadaşlarıyla rakılı- biralı çilingir sofrası kurdukları gerekçesiyle stadyumda görevli polisler müdahale etti.Maç sonunda trafik ekiplerince alkol testi de uygulanan ünlü oyuncu Nejat İşler ve yanındaki 2 kişiye, Kabahatler Kanunu gereği 80’er TL para cezası kesildi. Nejat İşler'in 1.40 promil, arkadaşlarının ise 2.20 ve 1.17 promil alkollü oldukları belirtildi.Amatör Küme futbol maçında her iki takımdan birer futbolcunun kırmızı kartla oyun dışı kaldığı ve dört penaltı kararının verildiği maçı Gümüşlük Belediyespor 4-1 kazandı.DHA
Şener Şen: 'Gezi Bambaşka Bir Gençliğin İfadesiydi'
Türk sinemasının efsanelerinden Şener Şen, uzun süre verdiği röportajında 'Gezi, apolitize olduklarını sandığımız gençlerin kendilerini hatırlatmasıydı. Meselelerden uzak olmadıklarını, kendi kabuklarına ait bir dünyada günlerini geçirmediklerini gösterdiler bizlere' dedi.Türk sinemasının efsane oyuncularından Şener Şen, “Gezi, apolitize olduklarını sandığımız gençlerin kendilerini hatırlatmasıydı. Herkes için örnek bir hareketti. Bilmediğimiz bambaşka bir gençliğin ifadesiydi onlar' dedi.Hürriyet'ten Uğur Vardan'a konuşan Şen, sinemaya nasıl başladığından canlandırdığı tiplemelere, günümüz sinemasından politikaya birçok konuda sorularını yanıtladı.Röportajın bir bölümü şöyle: Geçmişi de bilen bir emekçi olarak sinemamızın dününü ve bugününü karşılaştırabilir misiniz?Valla sinema benim hayatta karşılaştığım en zor problemlerden biri açıkçası. Yıllardır bu işin içindeyim ama hâlâ net bir matematik formülü gibi bir tarife ulaştığımızı düşünmüyorum. Hem kaliteli hem de seyirciyi yakalayan film nasıl olur, bu keşfedilmiş değil, zaten bunu dünya sineması da bulmuş değil. Sanatın diğer dalları edebiyatta, müzikte ya da resimde meseleyi açıklamak nispeten daha kolay ama sinemada bu, karmaşık bir şey... Birçok unutulmaz karaktere hayat verdiniz. Bu konuda nasıl bir hissiyat içindesiniz?Ben oyunculuğu ciddiye alıyorum. Benim derdim bu dünyada iyi filmlerde oynamak, oyunculuğumun keşfedilmemiş yanlarını hâlâ ortaya çıkarmak. Tabii ki sistem başka şeyleri empoze ediyor. Bu ortamda beni heyecanlandırmayan bir projeye evet demiyorum.Sinemamız geçmişte hafiften hor görülür bir durumdaydı. Siz o dönemlerde bile akılda kalan karakterlere imza attınız.Bende farkında olmadığım gözlem yeteneği vardı. Bazı insanların nasıl kulağı iyidir, gözü iyidir benim de gözlem yeteneğim iyiymiş. Adana’da doğdum ama 1950’de İstanbul'a taşındık. Orta halli bir aileden ve sınıfsal kökenden geliyorum. Zeytinburnu’nda gecekondularda büyüdüm. Orası her sınıftan insanın buluştuğu kozmopolit bir yerdi. Belki de farkında olmadan orada birtakım şeyleri biriktirmişim ve bunlar daha sonra açığa çıktı.Ya baba etkisi, rahmetli pederiniz Ali Şen de oyuncuydu malum...Asıl mesleği marangozluktu. Halkevleri dönemi bilenler bilir, birçok kurslar açılırdı. O da tiyatro bölümü için dekor yaparken tiyatroyla ilgileniyor. Demek ki özel bir yeteneği varmış, Adana’da parlak bir oyuncu olarak hatırlanıyor. İstanbul’a taşınınca da hem marangozluk hem de tiyatro devam ediyor. Aslında babam çok değişik bir insandı, bütün bunlara devam ederken bir ara bir iplik fabrikasında usta olarak bile çalışmıştı. Onu Adana’dan tanıyan Muammer Karaca yardımcı oluyor derken burada da tiyatrolarda oynamaya başladı, sonra da sinemaya geçti. OYUNCU OLMADAN ÖNCE ÖĞRETMENDİMSizin öykünüze dönersek...- Valla ben her türlü işe girip çıkıyordum. Buna şoförlük de dahil. Sonra Kepirtepe Öğretmen Okulu’nu dışarıdan bitirdim ve öğretmenlik yapmaya karar verdim. ‘Hababam’ serisindeki ‘Badi Ekrem’ ve ‘Gönül Yarası’ndaki Nâzım karakterleriyle öğretmenliğe bir anlamda geri döndünüz. Ne kadar yapmıştınız ve niye bırakmıştınız? - İki buçuk-üç yıl kadar yaptım. Belki de şundan: Benim tercihim sınıfsal bir refleksti. Burjuvaysanız işiniz kolay; eğitiminiz var, yol göstereniniz var, seçeneğiniz var... Yeteneğiniz varsa zaten küçük yaşta keşfediliyorsunuz. Biz ise sadece hayat derdindeydik.Ama büyük oyuncular da o sınıftan çıkmıyor genellikle...Zaten onlar da oyuncu olmak istemiyor, holdingin başına geçiyor. Bizimse imkânlarımız olmadığı için şoförlük, pazarlamacılık, işportacılık yaptık. Ama bunlar da sizi bir şeye hazırlıyormuş: Kendinizi keşfetme dönemine. Öğretmenliğe gelince ben bu işi ciddi biçimde seçtim. Bu seçimde de aslında sınıfsal bir refleks var. Çünkü bizim kesimdeki insanların tek güvencesi devlete kapılanmaktır; çünkü orada iyi kötü bir para alırsın, yükselmesen de aç kalmazsın. Bu arada şunu da söylemeliyim: İçimde hep tiyatroya ilişkin bir kıpırtı var, amatör olarak sürdürüyorum.Sinemada sizi kim keşfetti?Valla Arzu Film diyebiliriz. ‘Badi Ekrem’le başladı her şey. Ondan evvel de bazı filmlerde oynadım. Hulki Saner’in ‘Bak Yeşil Yeşil’i vardır mesela. Ahmet Özhan, Hale Soygazi başrollerdeydi. Orada Ahmet’in menajerini canlandırıyorum, yok böyle kötü oyunculuk... Ben olsam oradaki performansımı okullarda “İnsan nasıl bu kadar kötü oyuncu olur?” diye gösteririm. O kadar kötü yani. Ama dediğim gibi kitlelerin beni tanıması ‘Hababam serisi’ ve ‘Badi Ekrem’le oldu.‘Badi Ekrem’den sonra sokağa çıktığınızda insanların size bakışının değiştiğini hissetmeye başladınız mı?Tabii ama o süreç kademe kademe oluyor. Bir ismin halk tarafından öğrenilmesi çok zaman alıyor. Şimdi de öyledir ya, “Şu dizide oynayan çocuk, bak oradaki kız vs.” Halk enteresandır yani, en azılı, en acımasız eleştirmendir... İsminiz yavaş yavaş öğrenilir. Yavaş yavaş öğrenildikten sonra da unutmaz; bu oluyorsunuz, olmuşsunuz demektir.Anladığım kadarıyla önemli bir ‘Karar anı’ geliyor.O zamanlar ekonomik güç olarak da parlak değilim, dediğim gibi sadece yardımcı rollerde oynuyorum. Üstelik Ertem abiye itiraz etmek kolay değildir. “Hayır” dediğiniz zaman kapının önünde bulursunuz kendinizi, “Git o zaman” der, “bir daha seninle işimiz olmaz.” En saf ve kararlı biçimde dedim ki “Ben işletmecilerin istediğini oynamam.” Çok şaşırmıştı, “Ee, ne oynayacaksın” dedi. “Eğer başrol oynayacaksam bunu ben kendim seçmek isterim” diye cevap verdim. “Ne mesela?” dedi. O sırada bizde Başar Sabuncu’nun bir projesi vardı, ‘Namuslu’ diye, pek gündeme gelmiyordu. “Mesela o olabilir” dedim, Ertem abi de “Senden istenen o değil ki” diye sürdürdü konuşmayı. “Valla” dedim, “yaparsam bunu yaparım, onların istediğini yapmam, gerekirse yardımcı rollere devam ederim” diyerek bir anlamda son noktayı koydum. İki saniye düşündü, “Yapıyoruz” dedi. Ve kendi çekti, o da bana jest olsun diye... Neyse ki o film ticari açıdan o yılın ilk 10’u arasına girdi de ben sonraki filmleri yapabildim. Yoksa o zamanın düzeninde bir daha dünyada kapınızı çalan olmazdı.Çok sayıda karaktere hayat verdiniz, en sevdiğiniz rol hangisi?Valla herkesin evlatlarıdır oynadığı roller ama benim gerçek evlatlarım. ‘Namuslu’da da ‘Eşkıya’da da ‘Gönül Yarası’nda da ‘Av Mevsimi’nde de ben seçtim karakterlerimi. Mesela Yavuz (Turgul) bana göre rol yazıyor ama çok duyarlıdır, çok saygılıdır; hep sorar “Oynayacak mısın?” diye. Toparlarsak hep ben seçtiğim için ayrım yapamıyorum. Sahiden evlatlarım. Bazen para için oynarsın, sonra da “O rol benim evladım” dersin. Bizimki öyle değil. Para hiç konuşmuyoruz ki baştan. Genelde herkesin konuştuğu “Kaç para alacağım, kaç gün sürecek”tir. Benim için bunlar belirleyici değil ki...YAŞANILAN KORKUDA 12 YILLIK İKTİDARIN DA PAYI VARBu seçimler ‘Namuslu’dan beri değil mi?Evet, o zamandan beri. Şimdi millet diyor ki “Eh, tabii tuzu kuru, seçiyor.” Tuz yokken de her taraf ıslakken de böyle davranıyordum. Bu, çok büyük bir serüven, risk... Buna herkes cesaret edemez. Çünkü sağlam bir yeri -ticarette de akıl işi değildir- elde ettiğin bir şeyi kaybetme anlamına gelir böylesi bir tavır. Hazır bir şeyi bırakıp ne olacağını bilmediğin bir yöne doğru gidiyorsunuz.Bu ülkede siyaset ve baskı ne denli yoğun olursa olsun mizah hep bir çıkış yoluydu. 12 Eylül öncesinin kanlı günlerinde bile Gırgır gibi bir dergi, sizin de rol aldığınız oynadığınız onca komedi filmi hızını kesmezdi. Ama artık siyasi mizah rafa kaldırılmış gibi. Bu koşulları yaratan korku iklimi hakkında neler söylersiniz?   Korku bir salgın hastalık gibi yayıldı. Bunun bilinçli yapıldığını düşünüyorum. Bunda tabii ki 12 yıldır süren günümüz iktidarının da payı elbette var. Sanatla ilgili çalışmalar, hür düşünce ürkütücü bir hale getirildi. Bu gibi durumlarda en büyük tehlike de ‘otosansür’dür. TV kanallarını düşünün, onlar da ayakta kalmak ve kendilerini kollamak adına esas görevlerinin dışına taştılar.Peki siz bir sanatçı, hatta sorumlu bir aydın olarak nasıl bir gelecek tasavvur ediyorsunuz?Valla dünyada geriye gidiş pek olmamıştır. “Umutlarımızın var olduğunu düşünerek umutlanmak istiyorum” diyeyim kısaca. Buradan yakın zamandaki en kitlesel politik meseleye atlayalım: Gezi hakkında neler söylersiniz?Gezi, apolitize olduklarını sandığımız gençlerin kendilerini hatırlatmasıydı. Meselelerden uzak olmadıklarını, kendi kabuklarına ait bir dünyada günlerini geçirmediklerini gösterdiler bizlere. Siyasetle uğraşsın uğraşmasın herkes için örnek bir hareketti. Belki sonradan kimilerinin iddia ettiği gibi safiyane halini bozmuş olabilir ama her halükârda önemli bir oluşumdu. Hatırlıyorum da ilk günlerde “Liderleri kim?” diye bir laf atılmıştı ortaya. Lider yok, belki herkes lider ya da hiçbiri lider değil, hepsi ümmet! Bilmediğimiz bambaşka bir gençliğin ifadesiydi onlar. ‘Gezi’yi böyle okumak gerek diye düşünüyorum.ilerihaber.orgRöportajın tamamı için tıklayınız
Will & Grace'i İzlemek İstemenize Neden Olacak 18 Konuk Oyuncu
Friends, Sex And The City, That 70's Show derken eski diziler birer birer günümüz izleyicisinin teker teker seyir listesine giriyor. Bunlardan birisi olmaya aday bir başka dizi ise Will & Grace. Will ve Grace adında iki yakın arkadaşın hayatını konu alıyor. Dizinin geniş konuk oyuncu listesi ise izlemek için apayrı bir sebep.
Britney Spears'ı Sevmek İçin 7 Neden
1. İçimizden Biri 'Evet o Britney Spears. 200 milyondan fazla kayıt satışı, 6 #1 numara albüm sahibi olan. 2 Diamond albüme, 400'den fazla ödüle sahip ve 200 milyon dolardan fazla serveti var ama Starbucks kuyruğunda pijama giymiş halde bekliyor.'Britney Spears diğer starların aksine günlük yaşamında sadelikten yana olan bir sanatçı.Mümkün olduğunca abartıdan kaçınan Britney'i Starbucks kuyruğunda pijama veya eşofmanlarıyla görmek mümkün.Britney bu yönüyle ilgili bir röportajında 'Ben oldukça normalim, bilirsin!Herkes gibiyim, herkesinki gibi olan sıradan bir günü severim.' demiştir.
Reklam