Yaşadığı Hayatla Okuduğu Kitabın Tezatlığı Olay Oldu: Serenay Sarıkaya'nın Paylaşımı Dillere Düştü!
Yaz sezonunun hakkını sonuna kadar veren Serenay Sarıkaya, yat tatilinden paylaştığı karelerle yine tüm gözleri üzerine çekti. Ancak bu kez bikinileri ya da güzelliği değil, denize karşı yaptığı kitap keyfi gündeme oturdu.
YSL havlusunun üzerinde okuduğu kitabın konusu fark edilince sosyal medya kullanıcıları fotoğraftaki ironiyi es geçmedi. Modern insanın tüketim ve başarı takıntısını tiye alan Doppler ile Serenay'ın lüks tatil karesi arasındaki tezat, X ahalisinin diline fena düştü!
Buyurun, detayları beraber inceleyelim.
Güzelliği, stili ve kendine has havasıyla yıllardır attığı her adımı ayrı bir olaya dönüştüren Serenay Sarıkaya, yaz sezonunda da radarımızdan bir an olsun çıkmıyor!
Bazı ünlüler vardır, ne giyse konuşulur; bazıları vardır, nereye gitse merak edilir. Serenay Sarıkaya ise uzun zamandır ikisini birden yapanlardan.
Ekranların en güzel ve en dikkat çekici kadınlarından biri olmasının yanı sıra tarzıyla da yıllardır kendi kulvarında ilerleyen Serenay, kırmızı halıda giydiği elbiseden tatilde taktığı gözlüğe kadar bir şekilde gündem yaratmayı başarıyor. Bir de üzerine sosyal medyada her hareketinin didik didik incelendiğini ekleyince Serenay'ın paylaştığı sıradan bir tatil karesinin bile saatler içerisinde bambaşka bir tartışmaya dönüşmesi artık pek şaşırtmıyor.
Kendisini ekranlarda son olarak Netflix'in Kimler Geldi Kimler Geçti dizisinin üçüncü sezonunda Leyla Taylan olarak izledik. Ece Yörenç imzalı dizinin üçüncü sezonu 8 Mayıs'ta yayınlandı ve Serenay bir kez daha modern ilişkilerin ortasında oradan oraya savrulan Leyla'yla karşımıza çıktı. Yoğun geçen sezonun ardından da tadını çıkarmaya başladı.
Bir süredir denizden, tekneden, birbirinden güzel koylardan ve tatil kombinlerinden karelerini peş peşe paylaşan Serenay Sarıkaya, anlayacağınız 2026 yazını hakkını vererek yaşayan ünlüler kervanında ön sıralarda. Fakat son tatil paylaşımında bikiniler, manzara ya da Serenay'ın güzelliği değil, kadraja giren küçücük bir kitap bütün ilgiyi üzerine çekti.
Ve sosyal medyanın eline öyle bir malzeme verdi ki...
Tüm yazı gezerek, tozarak ve bol bol denize girerek geçiren Serenay Sarıkaya, 27 Temmuz'da paylaştığı tatil dump'ıyla bu kez hiç beklemediği bir detay yüzünden X ahalisinin diline düştü.
Yat tatilinden birbirinden güzel karelerini peş peşe paylaşan Serenay'ın fotoğrafları arasında özellikle bir tanesi sosyal medya kullanıcılarının radarına girdi. Fotoğrafta Serenay'ı bile görmüyoruz aslında. Yatın baş güvertesinde, masmavi denize karşı serilmiş kocaman bir Yves Saint Laurent havlusu, hemen üzerinde bir kitap, yanında kahve ve tatil için gereken birkaç parça eşya...
Yani tek karede “Serenay Sarıkaya yazı” diye bir moodboard hazırlansa aşağı yukarı böyle görünürdü. Tabii havlunun YSL olması da gözlerden kaçmadı. Üstelik Serenay Sarıkaya'nın uzun süredir marka yüzü olduğu ve geçtiğimiz dönemde Hande Erçel'le aynı markanın Türkiye yüzü olmaları üzerinden kriz yaşandığı iddialarıylamagazin gündeminde adı sık sık geçen Saint Laurent'dan bahsediyoruz. Fakat fotoğrafın asıl yıldızı ne yat oldu ne YSL. Kitap oldu.
Serenay'ın yanında götürdüğü kitap, Norveçli yazar Erlend Loe'nun Doppler romanıydı. Çünkü Doppler, kabaca söylemek gerekirse modern insanın başarı, statü, tüketim ve sürekli daha fazlasına sahip olma üzerine kurduğu hayatla dalga geçen; bütün bu düzenin anlamsızlığını oldukça absürt ve mizahi bir hikaye üzerinden sorgulayan bir roman.
Serenay'ın ise kitabı bir yatın güvertesinde, devasa YSL havlusunun üzerinde, denize nazır kahvesini yudumlarken okuması haliyle kitabın anlattıklarıyla fotoğraf arasında sosyal medyanın kaçırmayacağı cinsten bir tezat yarattı “Tüketim kültürünü eleştiren kitabı tüketim kültürünün katalog çekimi gibi bir karede okumak” minvalindeki yorumlar peş peşe gelirken paylaşım X'te milyonlara ulaşan görüntülenmelerle dolaşıma girdi. Kimi bu görüntüyü inanılmaz ironik buldu, kimi Serenay'ın yalnızca kitap okuduğunu ve meselenin gereğinden fazla büyütüldüğünü savundu, kimiyse fotoğrafın Doppler için istemeden yapılmış kusursuz bir reklam olduğunu düşündü.
Peki bilmeyenler için Doppler'in konusu ne?
Romanın merkezinde Andreas Doppler var. Dışarıdan baktığınızda modern dünyanın “başarmış insan” tanımının neredeyse bütün kutucuklarını işaretlemiş bir adam. İyi bir işi, ailesi, güzel bir evi ve düzenli bir hayatı var. Yani sistemin kendisinden beklediği her şeyi yapmış, olması gerektiği söylenen yere ulaşmış. Sonra bir gün ormanda bisikletten düşüyor.
Yerde öylece yatarken hayatının ne kadar büyük bir bölümünün iş, başarı, tüketim, yapılması gerekenler ve aslında umurunda bile olmayan gündelik ayrıntılarla dolduğunu fark etmeye başlıyor. Babasının ölümüyle de yüzleşen Doppler için o andan sonra sistemin bütün o “iyi hayat” tarifi anlamını kaybediyor. Ve adam gerçekten her şeyi bırakıp ormana taşınıyor.
İşini, evini ve ailesini geride bırakıyor; tüketimden mümkün olduğunca uzaklaşmaya, doğanın içerisinde yaşayarak ihtiyaçlarını azaltmaya ve hatta para yerine takasla hayatını sürdürmeye çalışıyor. Yanına da annesini öldürdüğü geyik yavrusu Bongo'yu alıyor. Erlend Loe bütün bunları ağır bir sistem eleştirisi gibi önümüze koymak yerine oldukça absürt ve komik bir hikayenin içine saklıyor. Roman böylece “Başarılı olmak dediğimiz şey gerçekten ne?”, “İhtiyacımız olduğunu düşündüğümüz şeylerin kaçına gerçekten ihtiyacımız var?” ve “Modern hayatın kurallarından tamamen çıkmak mümkün mü?” gibi soruları kurcalıyor.
Şimdi tekrar Serenay'ın fotoğrafına dönelim:
Yat. YSL havlu. Kahve. Doppler.
Kitabın kahramanı sahip olduğu konforlu hayattan kaçıp tüketim düzeninden uzaklaşmak için ormana yerleşirken, kitabın bir lüks yatın güvertesindeki Saint Laurent havlusunun üzerinde güneşlenmesi... X'in bu fırsatı kaçırmasını zaten bekleyemezdik.
Buyurun, sizi yorumlarla baş başa bırakalım!
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın