"Davutoğlu'nu Eleştirince Milliyet'ten Kovuldum"
Gazeteci-yazar Pelin Batu, Milliyet gazetesinden ayrılması hakkında, 'Ben Ahmet Davutoğlu yazılarım yüzünden olduğunu düşünüyorum. Son birkaç aydır özellikle Ortadoğu’daki kepazeliklerden dolayı ben Davutoğlu'na takmıştım. Yazılarımda da kendisini sık sık eleştiriyordum' dedi. Batu, hükümeti eleştirerek 'Sadece etraflarında onları poh pohlayacak ve 'Padişahım çok yaşa!' diyecek insanlara ihtiyaçları var' diye konuştu.Pelin Batu, medya patronlarına 'kara liste' gönderildiğini iddia ederek, 'Çok sevdiğim bir medya büyüğü bana şöyle dedi: 'Bize bazı listeler geliyor ve ‘Burada yazılı isimleri işe almayın’ deniyor.' Kısacası kara listeleri var. Benim işe alınmamam önemli değil ancak bir süre sonra sistem bu şekilde yürümeyecek zaten' dedi.İşte Bugün gazetesinden Dilara Tahmaz’a konuşan Pelin Batu röportajındaki ilgili bölümTürk medyasının son dönemdeki duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Gezi’den sonra iktidara yakın bilinen yayın organlarının itibar kaybı yaşadığı, sosyal medyanın daha güvenilir bir hal aldığı söylendi. Sizce medyadaki son durum nedir?Türkiye’de bence birçok gazetenin hiçbir güvenilirliği kalmadı. Medya patronları işadamı oldukları için hükümetle aralarında bir danışıklı dövüş durumu var. Haliyle korkuyorlar. Otokontrol devreye giriyor ve yazarlarını işten atıyorlar. Sonuçta beni de attılar bu sebeplerle.İHALE KAYBETME KORKUSU VARBu insanlar ne gazetelerden, ne de televizyon kanallarından doğru dürüst para kazanmıyorlar. Öbür tarafta patronun ihale kaybetme korkusu iktidarın dediğini yapmalarına neden oluyor. Aslında bu iş adamlarının çoğu medya sektörüne girmek bile istemiyor. Adeta kucaklarında buluyorlar gazete ve TV kanallarını.Ethem Sancak örneğindeki gibi mi?Evet, kesinlikle. Resmen, 'Sen bu medya grubunu satın alacaksın kardeşim' dayatması var. Medya grubunu alıyorlar, sonra büyükler ne servis ederse onu basıyorlar. Bunun adı da nasıl oluyorsa 'gazetecilik' oluyor. Gezi’de yerel basının 11 gazetesi aynı başlıkla çıktı. Türk gazeteciliğinin nereye geldiğine dair bir milattır bu.Medyanın itibar kaybını patronların ödediği bir bedel olarak değerlendirir misiniz?Bence bu bizim ödediğimiz bir bedel. Onların kâr meselesinden, arsızlıklarından dolayı ülkede güvenilecek bir medya kalmadı. Herkes para kaybından dolayı iktidara yanaşıyor ki yukarıdaki kızmasın. Belki Aydın Doğan çıkıp, 'Sizler yüzünden servetimi kaybettim' açıklaması yapıyor ama insanlar da onlar yüzünden haber alma özgürlüklerini kaybetti.DAVUTOĞLU'NU ELEŞTİRDİM DİYE MİLLİYET'TEN KOVULDUMMilliyet’ten kovulma sürecinize gelelim. Beklediğiniz bir şey miydi?Aslına bakarsanız son 1 yıldır her yazım için 'Bu son olacak' diyordum. O yüzden de bana müthiş bir özgürlük duygusu gelmişti. Hiç otosansür uygulamadan çok rahat bir şekilde yazdım. Kimse de bir şey demedi. Kısacası ben kovulmayı bekliyordum, ama aslında bir o kadar da beklemiyordum. Neticede iki yıldır her istediğimi yazmışım demek ki ya birileri okumuyor ya da bir tane de göstermelik muhalif kişi orada dursun, diye düşünüyorlardı. 'Bakın biz, ne kadar özgürlükçüyüz, değişik seslere yer veriyoruz' diyebilmek için benim gibi isimleri çalıştırdıklarını zannediyordum.Peki, bu durumu değiştiren neydi sizce? Neden işten çıkarıldınız?Ben Ahmet Davutoğlu yazılarım yüzünden olduğunu düşünüyorum. Son birkaç aydır özellikle Ortadoğu’daki kepazeliklerden dolayı ben Davutoğlu'na takmıştım. Yazılarımda da kendisini sık sık eleştiriyordum.Ama sizin kovulma döneminizde henüz başbakan olmamıştı…Evet, hatta ben kovulduktan 2 hafta sonra başbakan oldu.Öyle görünüyor. Davutoğlu'yla şahsi bir meselem yok. Ama dış politika dediğiniz, ben doğduğumdan beri bizim evimizde tartışılan bir durumdur. Rahmetli babam Davutoğlu’nun dış politikasını çok başarısız buluyordu. Etrafımızda kelleler kesilirken Ortadoğu’yu bir video oyunu izler gibi izliyoruz. İster istemez nedenlerinden biri de biziz. Bunu da biliyoruz ama sanki odada dev bir fil var ve bizler o dev file karşı sessiz, korkak kalıyoruz. Ayrıca Davutoğlu’nun Pantürkizm üzerine hayalleri ve Enver Paşa’yı andıran tavırları çok ilginç.Kendisi bütün Türki cumhuriyetler birleşecek, Osmanlı yeniden gelecek hayalleri kuruyordu. 'Stratejik Derinlik' isimli kitabında bulabilirsiniz bu hayallere dair söylemlerini. Son aylarda IŞİD’in de patlak vermesiyle yazılarımda sık sık eleştirdim kendisini, ancak onların eleştiriye tahammülleri yok. Sadece etraflarında onları poh pohlayacak ve 'Padişahım çok yaşa!' diyecek insanlara ihtiyaçları var.DARBE DÖNEMİ GAZETECİLİĞİ BİLE BUNDAN İYİDİRBahsettiğiniz havuz medya son dönemde fazlasıyla yıldızlaştırıldı. Türkiye'de muhalif basının bu kadar susturulduğu dönemler olmuş muydu sizce?Bence kesinlikle yoktu. Geçenlerde Oya Baydar’la konuştuk. Şöyle bir cümle kurdu: 'Darbe döneminde bile gazetecilik bundan daha iyiydi!'. Kesinlikle katılıyorum. Darbe dönemi ve askeri dikta korkunç bir şey elbette ama o dönemin gazeteciliği bile bundan daha özgür, düşünebiliyor musunuz? Çetin Emeç ve benzer görüşteki isimler, istedikleri gibi gazete çıkarmışlar. Evet, belli dönemlerde sansür olmuş, ancak o sansüre rağmen seslerini çıkarmışlarSizce Derya Sazak Milliyet’te devam etseydi, siz de devam ediyor olur muydunuz?Derya Sazak gazeteyi bambaşka bir boyuta taşımayı düşünüyordu. 'Medyada gençler ve kadınlar olmalı' diyordu. O kalsaydı, bir süre daha devam ederdik ama yukarıdan sürekli telefon gelip, 'O gazeteciyi işe al, şu kadar para ver' gibi uyarılar geldiğinde genel yayın yönetmeni ne yapsın?PATRON OTOSANSÜR UYGULUYORSizi istemeyen medya patronu muydu, hükümet miydi? Kişisel fikriniz nedir?Açıkçası bilmiyorum. Ama kraldan çok kralcıların olduğu bir dönemdeyiz. Hükümetten siyasi figürlerin benden çok memnun olmadıklarını zaten biliyordum. Ancak artık onların telefon edip 'Bu kızı işten çıkar' demesine gerek kalmıyor. Medya patronu otosansürü kendine uygulayıp, 'Bu bizim canımızı sıkabilir, kovalım gitsin' diyor. Zaten başka herhangi bir gazetede olsaydım, mesela Habertürk'te devam etseydim de pekala bu durum başıma gelebilirdi.FATİH SARAÇ'IN ERDOĞAN'LA YAKIN İLİŞKİSİ ÇOK BELLİYDİHabertürk'te herhangi bir sansür vakasıyla karşılaştınız mı?Habertürk’teki programım, tam Gezi döneminde yaz tatiline girmişti. Ben eylülde aynı programa devam edecektim. Görüşme için gittiğimde bana, 'Dış politika programı yapar mısınız' diye sordular. Ben de 'Yaparım, ama siz benim yaptığım programı yayınlamak istemezsiniz' dedim. Çünkü ben dış politika programı yaparsam çok eleştirel bir program olur. Haliyle onlar da öyle bir program istemezlerdi.Kiminle yapmıştınız bu konuşmayı?Fatih Saraç'la.Dinlemeler ortaya çıktıktan sonra karşılıklı diyaloğunuz olan Fatih Saraç’a karşı bakış açınız değişti mi?Benim için yeni bir şey değildi. Odanın ortasındaki o malum fili ben hep görüyordum. Dinlemeler sadece bunları kanıtladı.Mesela, Habertürk'te Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katıldığı bir programa çıkmıştık. O sırada Fatih Saraç da oradaydı ve dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'dan program boyunca sürekli kendisine telefon geliyordu. Hepimiz de görüyorduk Saraç'ın Başbakan’la konuşmalarını. Alt yazılara karışan Başbakan her şeyi yapabilir zaten.Yani hiç şaşırmadınız?Hem de hiç! Ben, Saraç'ı hayatımda iki defa gördüm. Ama aldığım intiba Erdoğan'la çok yakın ilişkileri olduğu yönündeydi. Beni şaşırtan ülkede bu kadar problem varken, alt yazıya müdahale etmeye tenezzül etmeleri.Medyanın içinde bulunduğu baskı ortamı size kendiliğinden istifa etmeyi hiç düşündürdü mü?Hayır, çünkü ne olursa olsun en azından orada ya da burada bir kalem var ve onu bırakmamalıyım. Dinlemelerde Demirören'in ağlamalarını duyduğumda çok üzülmüştüm. Ama ben korkmuyorum! O gazete olmaz başkası olur ama bir şekilde düşündüklerimi söyleme gibi bir hastalığım var. Ve buna devam edeceğim. Benim Arnavut damarım var. Benim önümü kapamaya çalışır, işten kovar, sansürleseler ben daha güçlenerek geri dönerim.İnternet Haber
Salih Uçan'ın Yeni Adresi Belli Oluyor
Sezon başında Fenerbahçe'den Roma'ya transfer olan Salih Uçan'ın, devre arası forma giyebileceği bir takıma kiralanması bekleniyor.Ersun Yanal döneminde fazla forma şansı bulamadığı gerekçesiyle sezon başında İtalya'nın Roma takımının yolunu tutan Salih, orada da aradığını bulamamış gibi görünüyor.Roma'nın sezon başından bu yana oynadığı maçlarda sadece 3 dakika süre alabilen genç futbolcunun devre arasında forma şansı bulabileceği bir takıma gitmesine kesin gözüyle bakılıyor.İtalyan basınının önde gelen spor gazetelerinden Corriere dello Sport'un haberine göre Salih'i kadrosuna katmak isteyen ekipler arasında Atalanta, Sassuolo ve bir dönem Fenerbahçe'yi de çalıştıran Zdenek Zeman'ın ekibi Cagliari bulunuyor. Özellikle genç futbolcuları geliştirme konusunda dünyaca ünlü bir isim olan Zeman'ın Roma kulübüne yakınlığı da düşünüldüğünde Salih transferinde Cagliari bir adım önde görünürken, her fırsatta Salih'i göndermek istemediğini belirten başkan Aziz Yıldırım'ın genç futbolcunun geri dönüşü için bir adım atıp atmaycağı merak konusu.eurosport
"Oğlumu Hafız Olarak Yetiştirmek İstiyorum"
Şarkıcı Niran Ünsal , muhafazakâr kesimin moda dergisi “Aysha” için çektirdiği tesettürlü fotoğraflarını Twitter’dan yayınlamasıyla çok konuşulanlar arasına girdi. Ünsal, “Oğlum Bera’yı hafız yetiştirmek istiyorum” dedi.Hayatı ve geleceğe dair düşüncelerini samimi bir şekilde açıklayan Ünsal, dikkat çeken açıklamalar yaptı.Ben çocuklarımı ninniyle değil duayla büyüttüm diyen ünlü şarkıcı, “Oğlum Bera’yı hafız yetiştirmek istiyorum. Allah’ını, peygamberini ve kitabını tanısın. Çocuklarıma besmele çekmeden su bile vermem” diyerek kendi hakkındaki bilinmeyenleri dile getirdi.Kliplerdeki çıplaklığa karşı savaş açtığını söyleyen Ünsal kendisini eleştirenler için şöyle konuştu:“Özgürlüğün adı çıplaklık olmuş. Benim ne inancımla ne kültürümle örtüşmeyen görüntüler. Kadınlar erkekler yatakların üstünde, havuzların içinde... Bu kadar da olmaz. Bir de buna sanat diyorlar. Müzik için soyunun deseydim alkışlanırdım.”T24
Usta Piyanist İdil Biret Enka Sahnesi'nde
ENKA Kültür Sanat; klasik, popüler, alternatif tüm sanat anlayışlarını ve seçkin sanatçıları sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. '26. Yıl ENKA Kültür Sanat Müzik Buluşmaları' kapsamında dünyaca ünlü piyano sanatçısı İdil Biret , ENKA Sahnesi’ne konuk olacak.“Piyanonun mucize parmakları” olarak anılan İdil Biret’in resitali, 2 Aralık Salı günü saat 20.30’da, ENKA İbrahim Betil Oditoryumu'nda gerçekleşecek.Romantik dönem uzmanlığıyla eleştirmenler tarafından “çağımızın en önde gelen piyano ustalarından biri” olarak nitelendirilen, aralarında Polonya ve Fransa Hükümetinin Liyakat Nişanları’nın da olduğu birçok ödül alan İdil Biret, konserinin ilk bölümünde Chopin’in eserlerini kendine özgü yorumuyla sahneye taşıyacak. İkinci bölümde ise 2015’teki 100. ölüm yıldönümünü onurlandırmak adına Scriabin’in ölümsüz eserlerini ENKA seyircisi için yorumlayacak.T24
Yazılanları Dijital Platforma Aktarabilen Defter Geliştirildi
Bir asrı geride bırakan Ece Ajandası, İsveçli defter markası Whitelines Link’in dijital teknolojisini Türkiye’ye getirdi. Ece’nin 'akıllı defterler'ine yazılıp-çizilenler, Whitelines Link’in cep telefonlarına ücretsiz indirilebilen uygulaması ile PDF dosyası olarak dijital dünyaya aktarılabiliyor.Bir asrı aşkın süredir tarihe tanıklık eden Ece Ajandası, İsveçli defter markası Whitelines Link’in dijital platforma aktarılabilen defterlerini Türkiye’de satışa sunuyor. Ece’nin yeni defter serisi, mobil cihazlar tarafından taranarak dijital platformlara aktarılabiliyor. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki batılılaşma hareketleriyle birlikte temelleri atılan Ece Ajandası, bugünkü anlamıyla günlük adını alan ‘muhtıra’lardan dijitalleşen dünyada kendine yer edinen defterlere uzanan geniş bir tarihsel dönüşümü temsil ediyor. Marka, 100 yılı aşkın süredir geleneklerini korumayı başarırken yeni teknolojilerle ürün portföyünü genişletmeye devam ediyor.Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Ece Ajandası Yönetim Kurulu Başkanı Murat Günşiray, 'Bir asrı deviren ve hala, her kesimden pek çok insanın elinden düşürmediği Ece Ajandası, teknoloji konusunda da öncü olduğunu ispatladı. Dünyaca ünlü İsveçli dijital defter markası Whitelines Link ile yaptığımız işbirliği sayesinde Türkiye’de yepyeni ‘akıllı defter’i piyasaya sürdük. Hedefimiz, büyük mutluluk duyduğumuz bu işbirliği çerçevesinde daha pek çok başarılı işe imza atmak.' ifadelerine yer verdi.iPhone’lar için Applestore’dan, Android cihazlar için de Google Play’dan ücretsiz olarak indirilebilen Whitelines Link uygulaması sayesinde, PDF dosyası olarak dijital dünyaya aktarılan yazıların satırları ortadan kalkıyor. Dosya ise e-posta, Evernote ve Dropbox yoluyla kolaylıkla paylaşılabiliyor. Whitelines Link teknolojili Ece defterlerine, seçkin kırtasiyelerden ulaşılabilir.Cihan
Bahçeli Tunceli'deki Cemevi ve Esnaf Ziyaretini İptal Etti
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Tunceli'de ilk ziyaretini Valilik binasına yaptı. Protesto gösterilerinin sürdüğü kentte kepenklerin açılmadığı görüldü. MHP liderinin ziyaretini protesto eden gruba polis müdahale etti. Bahçeli'nin Tunceli'de esnaf ve cemevi ziyareti iptal edildi. Kentte protestolar sürüyor...
20 Girişimci YouTube Zengini
YouTube videoları videoyu koyanlar için ayrı kişisel bir gelir kapısı olabilir. Bunu önceden görmüş ve günümüzde halen devam ettiren kullanıcılar mevcut. Şimdiye kadar YouTube'dan kazandıkları paralar bir çoğumuz için sadece hayel niteliğindedir.Sizler için YouTube'dan yılda 1,000,000 ( Bir MİLYON ) $ dan fazla kazanan YouTuber'ları seçtim.
Yargıtay Fazıl Say'ın Beraatini İstedi
Dünyaca ünlü Türk piyanist Fazıl Say’a, Twitter’da paylaştığı mesajı nedeniyle verilen 10 ay hapis cezasına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz edip “beraat” istedi.Twitter'da paylaştığı ve Ömer Hayyam'a ait olduğu belirtilen bir rubai nedeniyle hakkında dava açılan Fazıl Say’a 10 ay hapis cezası verilmişti. Bu hüküm, 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakılmıştı. Buna göre Say 5 yıl içinde başka bir suç işlemezse hakkındaki dava ortadan kalkacaktı. Ancak, Fazıl Say bu karara itiraz ederek denetimli serbestlik şartının kaldırılmasını avukatı aracılığıyla talep etti. Say’ın talebinin kabul edilmesinin ardından İstanbul 19'uncu Sulh Ceza Mahkemesi'nde yapılan yeniden yargılamasında 10 ay hapis cezası verildi.Odatv.com'um haberine göre; Davayı Yargıtay’a taşıyan Fazıl Say, karara itiraz ederek hapis cezasının kaldırılması talebinde bulundu. Fazıl Say’ın dosyasını inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yerel mahkemenin 10 ay hapis kararının yerinde olmadığına hükmederek “beraat” kararı verilmesini talep etti. Say’ın dosyası Yargıtay’daki incelemenin tamamlanmasının ardından karara bağlanacak. DAVA GEREKÇESİTwitter'da paylaştığı ve Ömer Hayyam'a ait olduğu belirtilen bir rubai nedeniyle Ali Emre Bukağılı, Turan Gümüş ve Orkun Şimşek tarafından şikayet edilen Fazıl Say hakkında iddianame hazırlanarak, geçen yıl dava açılmıştı. 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak' ile suçlanan Say'ın ilk yargılaması, İstanbul 19'uncu Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülmüştü. Kaynak: Odatv
Büyülü Gerçek Paylaşılamıyor
Edebiyatta “Büyülü Gerçekçilik” akımının öncüsü olan Gabriel Garcia Marquez’in arşivi Teksas Üniversitesi’ne satılınca, Kolombiya ayağa kalktı. Hükümet, “Bazı eserleri kalacak” açıklaması yapmak zorunda kaldı.“Büyülü Gerçekçilik” akımının öncüsü, Gabriel Garcia Márquez’in, aralarında Fidel Castro ile birlikte yürüttükleri siyasal çalışmanın notları da bulunan arşivinin, Teksas Ünversitesi’ne satılmasına ülkesinde tepkiler sürerken, ünlü yazara ait bazı orijinal eserlerin Kolombiya Ulusal Kütüphanesi’nde kalacağı açıklandı.Kolombiya tepki gösterdiKolombiya Kültür Bakanı Mariana Garcés Córdoba, Marquez’in arşivinin ülke dışına çıkmasının, önemli bir kayıp olduğunu fakat yazarın ailesinin isteği üzerine buna izin verdiklerini kaydetmişti. Ancak Kolombiya Ulusal Kütüphanesi’ne ait Twitter hesabından yapılan açıklamada Nobel ödüllü yazarın, Yüzyıllık Yalnızlık romanının daktiloda yazılmış orijinal sayfaları ile yazara ait birkaç kitabın, ülkesinde kalacağı duyuruldu.Márquez’in arşivinin yurtdışına satılmasına hükümetin izin vermesine yönelik tepkiler de artıyor. Yazar Eduardo Márceles, Kolombiya RCN Radyosu’na yaptığı açıklamada, arşivlerin uluslararası açık artırmaya çıkarılmasını ve Kolombiyalılara en azından bu arşivleri satın alma şansı verilmesi gerektiğinin altını çizdi. NYT
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
ÜNİVERSİTE yıllarında Nakşibendi olan bir çocukluk arkadaşım, yatırım yaptığı bir Kara Afrika ülkesinde Fethullah Gülen Cemaati’nin okullarını ziyaret etmiş ve çok etkilenmiş. Okul yöneticisiyle sohbet ederken büyük bir heyecanla, “Yılda yaklaşık kaç öğrenci İslamiyet’i seçiyor?” diye sorunca, “Abi sen ne diyorsun, eğer böyle bir şey olursa bizi burada kolay kolay barındırmazlar” cevabını almış. Şaşkınlığını üzerinden bir türlü atamamıştı, bana “Peki onca külfete ve fedakârlığa niye katlanıyorlar?” diye sordu.Galiba Gülen Cemaati’ni, özellikle de onun küresel vizyonunu kavramada bu soru anahtar bir öneme sahip. Bu soruya birbirine taban tabana zıt bir dizi cevap veriliyor. Olumlu bakanlar bu okulların kısa olmasa da orta ve uzun vadede İslam’a, Türklüğe ve Türkiye’ye hayrı olduğunun altını çizerken, olumsuz bakanlar, en az 140 ülkede yaklaşık 1200 eğitim kurumunun küresel güçlerin icazet, teşvik ve desteği olmadan varlık göstermesinin mümkün olmadığı iddiasından hareketle, okulların ardında “karanlık” niyet ve hesaplar arıyorlar.
Muhteşem Selfie!
Muhteşem Yüzyıl sergisinin açılışına Halit Ergenç damga vurdu. Muhteşem Yüzyıl'ın Kanuni Sultan Süleyman'ı Halit Ergenç sergideki silikon heykeliyle selfie çekti.Dünyanın 55 ülkesinde 300 milyona yakın kişi tarafından takip edilen Muhteşem Yüzyıl dizisi bir sergiyle yeniden hayat buldu.Uniq İstanbul'da açılan ‘Muhteşem Yüzyıl-Teşhir-i İhtişam’ sergisinde yapıma ait kostüm, aksesuar ve heykeller yer alıyor. Dizinin yapımcısı Timur Savcı ile İstanbul Exhibitions CEO’su Kemal Gürkaynak ve Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Balcı’nın işbirliğiyle başlayan sergi 14 ayda tamamlandı.Heykeltıraş Murat Daşkın tarafından yapılan ve sadece sakal kalıp işlemi için bile 6 saat harcanan Kanuni heykeliyse Halit Ergenç'e duygu dolu anlar yaşattı.CNN Türk
Dünya’nın En Korkunç 10 Roaller Coaster’ı
Büyüse de lunaparklardan kopamayanların en büyük eğlencelerinden birisi de Roller Coaster’lar. 1900’lü yılların başından itibaren özellikle Amerika’da yaygınlaşmaya başlayan bu hız trenlerinin orta ölçekli örnekleri ülkemizde yapılmaya başlansa da türleri ile yarışacak kadar hızlı ve büyük değiller maalesef. Bir kere tadına varanın kanına zehirmişçesine işleyen bu devasa oyuncakların o kadar fazla tutkunu var ki; bunun için kıtalar arası seyahate bile çıkıyorlar.Merak edenler için biz de Dünyaca ünlü 10 Roller Coaster’ın listesini hazırladık.