KYK Haberleri

KYK ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. KYK ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

9 Adımda Burs Bulma
Üniversiteyi ya da liseyi kazandınız. Artık önünüzde uzun bir eğitim maratonu daha var. Bu eğitim maratonunda sizlere maddi anlamda katkıda bulunacak burslara da ihtiyacınız var. Burs dönemlerinde öğrencilerin sıklıkla yaptığı hataların başında bursların iyi araştırılmamış olması ve yanlış beyanatlarda bulunmaları. Bu maddeleri okumadan once bilmeniz gereken en önemli nokta araştırmacı olmak ve üşengeçliğe yenik düşmemek. Belki de bunları yaparak birden fazla burs alma imkanı bile sağlayabilirsiniz.1 – Devlet BurslarıÖncelikle devletin vermiş olduğu KYK’ya mutlaka başvuru yapmış olmanız gerekiyor. Aynı şekilde MEB de lise ve dengi okullara burs vermektedir. KYK’nın vermiş olduğu burs çoğu zaman kredi şeklinde de karşınıza çıkabilir. “Ben krediyi almayayım, sonra ödeyemem” diyerek krediyi reddetmek de öğrencilik süresince pişman olabileceğiniz bir konu haline gelebilir. Ne kadar çok paranız olursa olsun bir öğrencinin her zaman daha fazla paraya ihtiyacı vardır JBurs dönemlerinde; http://kyk.gov.tr/ adresinden KYK’ya başvuru yapabilirsiniz. Ayrıca MEB’in burs duyuru sayfasını da takip ederek MEB’e bağlı kurumlardaki okullar için de burs bulabilirsiniz.http://www.meb.gov.tr/meb_duyuruindex.php?KATEGORI=3 Yine devlet eliyle hazırlanmışhttp://www.turkiyeburslari.gov.tr/ adresinden de çeşitli burslara başvuru yapabilirsiniz. TÜBİTAK da sadece üniversite değil yüksek lisans, doktora, doktora sonrası gibi bir çok farklı alanda burs veren; hatta yabancılara yönelik programları olan bir kurum. http://www.tubitak.gov.tr/tr/burslar
Boğaziçi Üniversitesi'nden Kızlı-Erkekli Adımı
Başbakan Erdoğan'ın öğrenci evleri ve yurtlarda kızlı-erkekli kalındığını öne sürmesinin ardından Boğaziçi Üniversitesi, daha önce kadın ve erkek öğrencilerin aynı bina içerisinde farklı katlarda kaldığı yurtları kız ve erkek yurdu haline getirmeye karar verdi. Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüsü'nde bulunan ve kadın ve erkek öğrencilerin aynı bina içerisinde farklı katlarda kaldığı yurtlar kız ve erkek yurdu olarak yeniden düzenlenecek. Geçen hafta yurtlarda yapılacak düzenlemelerle ilgili öğrencilerin kaygılarını iletmek üzere Öğrenci İşleri Dekanı Biray Kolluoğlu'yla görüşen ÖTK üyelerine verilen bilgiye göre, 2009 öncesinde olduğu gibi 1. Kuzey Yurdu erkek yurdu, 2. Kuzey Yurdu ise kız yurdu olarak hizmet verecek. Uçaksavar Kampüsü'nde bulunan Uçaksavar ve Superdorm yurtlarının ise mevcut yapısı korunacak. Daha önce, Başbakan Erdoğan'ın öğrenci evlerine ve yurtlarına yönelik sözlerinin ardından bazı illerde KYK'ya bağlı kız ve erkek yurtları ayrı kampüslere taşınmıştı.(soL- Haber Merkezi) 
Türkiye'nin En Genç Cumhurbaşkanı Adayının 7 Vaadi
Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin 'reisi' olabilmek için belirli şartlar aranıyor. Bunların en başta geleni tabi ki 40 yaş zorunluluğu. Türkiye’nin 0-30 yaş arası nüfusu 2013 yılı rakamlarına göre 37.827.892. Seçilecek olası 40 yaş üzeri cumhurbaşkanına göre daha genç olan kırk yaş altı toplam nüfus ise 50.197.710. Yani potansiyel cumhurbaşkanı ülke nüfusunun yarısından fazlasından yaşlı. Peki yaşlılık bir ülkeyi yönetmek için yeterli mi? Bir toplumun yarısından fazlasının yaşam koşullarından, isteklerinden, hayallerinden, o ülkenin toplumunun yarısını anlayabilme yeteneğinden yoksun bir kişinin ülkeyi yönetebilmesi ne kadar mümkün? Yaşlanmak sadece yaş almakla mı alakalıdır? Yoksa yaşanmışlıklarla mı? Benim de içerisinde bulunmaktan gurur duyduğum 90 kuşağı ya da “batılıların” isimlendirmesiyle “y kuşağı” değil mi egemenlerin tahakkümüne başkaldırıp günlerce tüm ülkeyi ayağa kaldıran? En büyüğü 25 yaşında, en küçüğü daha 15 yaşında, 8 genç insan değil miydi özgürlük için hayatlarını feda eden? Ya da 2004 yılında, 12 yaşındayken 13 kurşunla vurulan Uğur Kaymaz? O da bu 90 kuşağından değil miydi? Yaşasaydı/yaşayabilseydi, büyüklerin kurşunlarından kurtulabilseydi o da çıkmaz mıydı sokağa Haziran Direnişinde? Şimdi nerede ne yaptığını bile bilemediğimiz 12 yaşında baklava çaldığı için 9 yıl ceza alan çocuklar zamanında ödememiş miydi ayakkabı kutularındaki milyon dolarların cezasını? 13 yaşındaki N.Ç. küçücük yaşına bakılmaksızın 26 tane “büyüğün” tecavüzüne uğramamış mıydı? Hatta daha da “büyük” adaletimiz “kızın rızası var” diyerek, mahkemede uslu durdu “iyi hal” diyerek ceza indirimi yapmamış mıydı tecavüzcülere? Evet abilerim/ablalarım, gördüğünüz gibi yıllardır bu ülkede siyaset biz gençlerin sırtından dönüyor. Devletin “güvenlik önlemleri” doğrultusunda “düşük yoğunlukta savaş”ta ölen asker de genç, gerilla da. Devlet “büyüklerimizin” siyasetleri doğrultusunda ölen de genç, öldüren de. Yukarıdaki olaylar son 10-15 yıl içerisinde gerçekleşmiş ve birçok benzeri halen gerçekleşen olaylar. Başımızdaki “büyükler” gitmeden de gerçekleşmeye devam edecekler. Biz siyaseti ne yazık ki büyüklerin çıkarları için ölerek, öldürerek, tecavüze uğrayarak, cezaevlerine atılarak öğrendik. Cezaevlerindeki tutuklu öğrencilerin sayısının 2000’i çoktan aştığı ve çocuk cezaevlerindeki tecavüz vakaları ise hepimizin malumu. Yok, artık bitti öyle gençliğin sırtından siyaset yapan “büyükler” devri. Bundan sonra onlar dinleyecek gençler karar verecekler kendi yaşamlarına. Büyüdükçe seçilen, seçildikçe “büyüyen” siyasetçiler yeter artık. En son ne zaman sokakta korumasız gezen bir başbakanı oldu bu ülkenin? En son ne zaman devletin sunduğu imkanları sonuna kadar kullanıp köşklerde oturan bir cumhurbaşkanı yerine kendi mütevazi evinde yaşayan, kendi yemeğini kendi pişiren bir cumhurbaşkanı oldu? Olmadı. Çünkü onlar büyük. Önemli insanlar. Önemli insanlar hizmet etmez, önemli insanlara hizmet edilir. Elbette hep o makamda kalmayacaklar, o yüzden biraz da emekliliğe “birikim” yapmak lazım. Bu yüzden bir de kendi “gençleri” vardır. Bu gençler 15 yaşında bardakta mısır şirketi kurabilir. Ya da 25 yaşında milyon dolarlık evler alabilir. Önemli olan “babacığının genci” olmak değil topluma faydalı bir genç olmak. Gençliğin sınıfsal aidiyeti –eğer kendisi işçi değilse- ailesinin sınıfına bağlıdır. Yani işçi anne-babanın çocuğu potansiyel işçidir. “Köşeyi dönme” hayalleriyle kandırılan, gözünü yükseklere dikip bulunduğu konumu görmeyen bir genç “büyüklerin” istediği gençtir. Kendi toplumsal sınıfının farkında olan gençlerin başına neler geldiği ise malum. Velhasılıkelam artık kendi sözümüzü söylemek büyüklerin kendi aralarında halktan kopuk bir şekilde belirledikleri cumhurbaşkanı adaylarına karşı özbeöz halkın çocuğu, büyüklerin siyasetinin birebir mağduru olarak cumhurbaşkanlığına adaylığımı koyuyorum. 23 yaşındayım. Bekarım. 17 yıldır profesyonel öğrenciyim. Ege Üniversitesi'ni terkettim. Halen İstanbul ve Anadolu üniversitelerinde öğrenciyim. Bu sene yine sınava girdim. Kısmet. Şimdilik kampanya sloganlarımdan bağzıları aşağıda #ÖğrenciCumhurbaşkanıAdayıCanAlaygut hastaginden takip edebilir, destek ve taleplerinizi iletebilirsiniz.
Devlete Göre  Yunus Zaten  Faydasızmış
İşitme engelliler okulunda elektriğe kapılıp ölen Yunus Eser’in yanında öğretmen ve uyarı levhası olmadığı, ucuz malzemenin kaçağa yol açtığı rapor edildi. Bakanlık, sorumluluğu üstlenmedi, Milli Eğitim Müdürlüğü ise “Yaşasa bile ailesine katkısı olmazdı” savunması yaptı Kocaeli Karamürsel’deki işitme engelliler okulunda 2012 yılında elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren 13 yaşındaki Yunus Eser’in ölümüne ilişkin davada hazırlanan bilirkişi raporu ile tazminat davasında yapılan savunmalar, çocuklara verilen değeri ve insan hayatının ucuzluğunu ortaya koydu.  Milliyet gazetesinden Gökçer Tahincioğlu'nun haberine göre raporda, işitme engelleri nedeniyle öğretmenlerin uzaktan uyarma şansının bulunmadığı Yunus’un yakınında olay sırasında hiçbir öğretmenin olmadığı, duvara maliyeti ucuz tutularak monte edilen elektrik tesisatının Kaçak elektrik akımı oluşturduğu vurgulandı. Raporda, okulun hiçbir duvarında öğrencilerin okuyabileceği uyarı levhalarının bulunmadığı da kaydedildi. Ailenin, açtığı tazminat davasında savunma yapan Kredi ve Yurtlar Kurumu, bilirkişi raporuna rağmen elektrik güvenliğinin sağlandığını öne sürerken, Milli eğitim Bakanlığı, okul müdürünün elektrik kaçağını fark etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu bildirdi. Milli Eğitim Müdürlüğü ise sorumluların gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini savunurken, Yunus’un ölmese bile yaşı ve özel durumundan dolayı ailesine maddi ve manevi katkıda bulunamayacağını belirterek, tazminatın reddini istedi. Yunus Eser, 2 Ekim 2012’de, Karamürsel Gazanfer Bilge İşitme Engelliler İlköğretim Okulu’nun bahçesinde top oynuyordu. Top, okulun bitişindeki kredi yurtlar kurumunun bahçesine düşünce Yunus bahçe duvarına çıkıp diğer tarafa geçmek için bir ayağını demir parmaklıktan aşırıren elektrik akımına kapıldı. Bahçenin diğer tarafına düşen Yunus, kaldırıldığı devlet hastanesinde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ailesi ile Gündem Çocuk Derneği adına avukatlar Şahin Antakyalıoğlu ile Sezgi Korkmaz, olaydan sonra Kredi Yurtlar Kurumu Müdürü Kadir Taşkıran ve elektrikçi Aydın Ağar ile Gazanfer Bilge İşitme Engelliler Okulu’nun müdürü ve nöbetçi öğretmeni hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak bu isimlerden sadece Taşkıran ve Ağar hakkında dava açıldı. 2013’te açılan davanın ikinci duruşmasında bilirkişi raporu hazırlanması kararlaştırıldı. Rapor, 10 2014’te hazırlanarak mahkemeye gönderildi. Maliyet düşsün diye Raporda, Yunus’un sağır ve dilsiz olduğu ve ailesi tarafından bu nedenle söz konusu okula kaydettirildiği belirtilerek, öldürücü boyuttaki elektriğin hiçbir korunma önlemi alınmadan elektrik direğinden duvara montajının yapıldığı belirtildi. Raporda, maliyetin düşmesi için galvaniz direk kullanıldığı ve topraklama kablosu kullanılmadığı kaydedildi. Levha yokmuş Raporda, işitme engelli öğrencilerin uzaktan gözetiminin olmadığı, öğretmenin sesli iletişimle uyarıda bulunması mümkün olmadığından yakınlarında olması gerektiği, öğrencilerin okul dışına çıkmamasının da okul müdürü ve öğretmenlerde bulunduğu ifade edildi. Raporun en trajikomik bölümünde ise sağır ve dilsiz öğrencilerin okutulduğu okulda duvarlarda uyarı levhalarının bulunmadığı anlatıldı. Raporda, korkuluğun üzerinde “tırmanmak, atlamak yasaktır”, aydınlatma direğinin üzerinde “ölüm riski, yüksek gerilim” gibi uyarı levhalarının hiçbirinin bulunmadığı ifade edildi. Raporda, yurt müdürü Taşkıran, elektrikçi Ağar ile davada sanık sıfatıyla yer almayan nöbetçi öğretmenlerin sorumlu oldukları kaydedildi. ‘Kablo açıkta değil ki’ Yunus’un ailesi ve avukatları, olaydan sonra kamu kurumları aleyhine 550 bin TL’lik tazminat davası da açtı. Kredi ve Yurtlar Kurumu, bu davaya gönderdiği savunmada, Yunus’un ölümünden okul yönetiminin sorumlu olduğunu, istenen tazminat miktarının da yüksek bulunduğunu bildirirken, kendisini savundu. Kurum, bilirkişi raporunun aksine, okulla ortak duvarı kullanan Kredi ve Yurtlar Kurumu yurdunun bahçesindeki elektrik direğinin ve kabloların umuma açık halde olmadığını ileri sürdü. ‘Zaten destek olamazdı’ Kocaeli Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü ise manevi tazminatın sadece ileride destek olabilecek kişiler adına talep edilebileceğini, Yunus Eser’in yaşı ve özel durumu düşünüldüğünde ölmeseydi bile maddi ve manevi destekte bulunmasının mümkün olmayacağını savundu. İstenen miktarın fahiş olduğunu savunan valilik, Kredi ve Yurtlar Müdürü’nün de gerekli dikkat ve özeni sergilediğini ileri sürdü. Hayatın olağan akışına aykırı Milli Eğitim Bakanlığı ise Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun aksine teknik detaylardan kaynaklı olarak duvarda meydana gelen elektrik kaçağının okul müdürü tarafından bilinmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını kaydederken, bakanlığın pozitif ya da negatif sorumluluk anlamında bir kusurunun bulunmadığını savundu. Gökçer Tahincioğlu | Milliyet
Kredi ve Yurtlar Kurumu Başvuru Sonuçları Açıklandı
Kredi ve Yurtlar Kurumu'na (KYK) ait yurtlarda barınmak isteyen öğrenciler için yurt başvuru sonuçları açıklandı. 2014-2015 öğretim yılında Lisans Yerleştirme Sınavı'na girerek yurt içi ve KKTC'de ilk defa herhangi bir yükseköğretim programına girmeye hak kazanan hazırlık ve 1. sınıf öğrencileri ile herhangi bir yükseköğretim kurumunda eğitimine devam eden ara sınıf öğrencilerinin yurt başvuru işlemleri tamamlandı. Yurt başvuru sonuçları, KYK'nın 'www.kyk.gov.tr' internet adresinden öğrenilebilecek.T24
Kariyer ve Yönetim Kulübü'nde Yer Almak İçin 15 Neden
1998 -1999 öğretim yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi bünyesinde temelleri atılan Kariyer ve Yönetim Kulübü, faaliyetlerinin her aşamasında Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencilerinin görev aldığı, kar amacı gütmeyen, gönüllü bir organizasyondur. Çimstone Yönetim Kurulu Başkan Vekili Bülent AKGERMAN, İnci Akü CEO’su Göksel PAKER, D.E.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekan Prof. Dr. Pınar Süral ÖZER ve Güloğlu Plastik Genel Müdür Yrd. Gülçin GÜLOĞLU’nun danışmanlığında faaliyetlerini sürdüren Kariyer ve Yönetim Kulübü üniversite öğrencilerinin sosyal, kültürel ve akademik yaşantılarında birtakım değişiklikler yaparak onların kişisel gelişimlerine katkıda bulunmayı, iş dünyası ve akademik çevreleri bir araya getirerek şehrimizde ve üniversitemizde yeni ve yararlı bir süreç yaratmayı amaçlamaktadır.15 yıl gibi bir sürede “Kariyer Fuarları, “Münazara Kongreleri”, “NTV-Ekodiyalog Programı”, “E-Haftası”, “Kendi Markanı Yarat”, “Kariyer Zirvesi”, 'KYK Evi', 'LİDER - İM 1-2 (Leader Intellegent Management)', 'Bilişim Zirvesi', 'COM(Colors of Marketing)', 'Saba Tümer ile Bu Gece Programı', 'C@MPUS', “Eğitim Şenliği 1-2”, “KYK Outdoor”, “Kariyer Festivali” ve bu sene 13.sü düzenlenen “Kariyer Kongresi' gibi birçok başarılı projeye imzasını atmıştır.Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz başarılı projeler sayesinde; Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Uniaktivite işbirliği ile 2003 ve 2006 yıllarında Türkiye çapında gerçekleştirilen yarışmada “En Aktif İş ve Kariyer Kulübü” kategorisinde “En Aktif 2. Kulüp” ödülünü almanın mutluluğunu ve gururunu yaşamaktayız. Kariyer ve Yönetim Kulübü her yıl düzenlenen bu yarışmada İstanbul kulüpleri dışında ilk 10'a giren tek öğrenci kulübüdür.
Sayıştay Raporuna Göre Öğrencinin Parası da Kayıp...
Sayıştay’ın eğitim kurumlarına ilişkin raporları, öğrenciler üzerinden elde edilen gelirlerin nerelere gittiğinin belli olmadığını ortaya koydu.Sayıştay, öğrenciler üzerinden elde edilen milyonlarca liralık gelir üzerinde hiçbir denetimin olmadığını ortaya koydu. Cumhuriyet'ten Sinan Tartanoğlu'nun haberine göre, ÖSYM’nin düzenlediği sınavlar için Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) okullarında kurulan başvuru merkezlerinde yaklaşık 10 milyon adaydan alınan işlem ücretlerinin “nerelere harcandığını” tespit edemeyen Sayıştay, ÖSYM’nin bankaların tahsil ettiği başvuru ücretlerini takip etmediğini, 2 gün içinde teslim alması gereken binlerce lirayı 7 gün bankada “unutarak”, faizsiz bankacılık yapan Kuveyt Türk’ün de aralarında bulunduğu 6 bankaya haftalık faiz kazandırdığını belirledi.Binlerce üniversite öğrencisinin kredi ve burs ücretlerini,“banka hesap numarası” bilgisine yer vermeden Ziraat Bankası’na yatıran Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun paraların iade edip edilmediğine bakmadığı ortaya çıktı. Suçlanan kurumların kendilerini “mevzuattaki boşlukla” veya “iş yükünün çokluğuyla” savunması ise dikkati çekti. MEB ile ÖSYM arasında 2006 yılında düzenlenen protokolle, ÖSYM tarafından yapılan merkezi sistemi sınavlarında her bir başvuru için okul müdürlüklerince alınacak ücretinin dağıtımına ilişkin esaslar belirlendi. Protokole göre her bir başvuru ücretinin yüzde 50’si okullarda, başvuru ve tercih işlemlerini yürüten personele ödenecekti. Kalan paranın yüzde 80’i tercih işlemlerinin yapıldığı okulların ihtiyaçları için, yüzde 20’si ise diğer okulların acil ihtiyaçları için kullanılacaktı.10 milyon adaydan 3 liraAncak söz konusu protokol 2011 yılında yürürlükten kaldırıldı ve yeni bir protokol hazırlanmadı. ÖSYM yılda yaklaşık 40 sınav düzenlemeye devam etti. Bu sınavlara yaklaşık 10 milyon aday başvurdu. Örneğin 2014 yılında her bir başvuru bedeli 3 TL olarak belirlendi. 10 milyon adayın ödediği 3 TL okul müdürlüklerince ya yürürlükten kaldırılan protokole göre toplanıp dağıtıldı ya da Sayıştay’ın tespitine göre “hiçbir düzenlemeye dayanmadan kullanıldı.”Sayıştay’ın bu tespitine karşı MEB’in gönderdiği savunmada ise “Alınan ücretlerin sarfı konusunda mevzuattaki boşluk sebebiyle tereddütler yaşandığı anlaşılmıştır” ifadeleri kullanıldı.Sınavlar bankalara kazandırıyorHer yıl düzenlenen yaklaşık 40 ÖSYM sınavına lişkin ücretlerin MEB ayağında nasıl usulsüz toplandığını belirleyen Sayıştay, sınav paralarınınÖSYM ayağında da sorunların yaşandığını raporlaştırdı. Sayıştay’ın ÖSYM raporunda, yaklaşık 10 milyon adayın bankalara yatırılması istenen sınav ücretlerinin yasaya aykırı olarak bankalarda bekletildiği, bu yolla bankalara para kazandırıldığı ortaya çıktı.Öğrencinin sırtından faizKamu Haznedarlığı tebliğine göre bankalarca tahsil edilen paraların iki işgünü içinde ÖSYM’nin hesabına aktarılması zorunluyken, ÖSYM ile 5 banka arasında imzalanan sözleşmelerin “paraların 7 gün içinde kurumun hesabına yatırılmasını” hüküm altına aldığı ortaya çıktı. Yasaya aykırı olarak hazırlanan sözleşmenin uygulanması aşamasında da “Anlaşmalı bankalardan mevcut tahsilatların 6-7 gün bloke edilerek sonrasında ÖSYM banka hesabına aktarıldığı, bu aktarımların ise kontrollerinin yapılmadığı” belirlendi.Hayalet burs!Sayıştay’ın Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) ilişkin raporunda ise yine üniversite öğrencilerine ödenen binlerce TL’lik burs ve kredi ödemeleri üzerindeki denetimsizlik ortayakonuldu. Buna göre KYK, üniversite öğrencilerinin burs ve kredilerini öğrencilerin banka hesaplarınayatırılmak üzere Ziraat Bankası’na yatırıyordu. Yapılan denetim sonucunda toplam paranın bankaya yatırıldığı ancak bankanın dağıtım için ihtiyacı olan öğrencilerin hesap numaraları bilgisinin bankaya verilmediği ortaya çıktı.Cumhuriyet