Yetenek Konusunda Çıtayı Arşa Yükselten ve Gurmeliği Bize Sevdiren Mütevazı İnsan: Vedat Milor

-

Bazı insanları anlatmaya kelimeler yetmez ya hani, biz de şimdi böyle bir işin altından kalkmaya çalışacağız. Onunla ilgili buraya yazdıklarımız, binlerce sayfalık kitabın sadece birkaç sayfalık özeti. Vedat Milor, ekranda gördüğünüzden çok daha fazlası. Gelin onu birlikte daha yakından tanıyalım...

O bizim hayatımıza girdiğinde gurmelik kavramını bu kadar iyi bilmiyorduk. Hatta yeni gelinler "sunum" çılgınlığını henüz icat etmemişti...

Televizyonda kendisini ilk seyrettiğimiz yıllarda demek istediklerini çok iyi anlamadığımız olmuştur. Hatta açık sözlülüğü ilk başlarda bir miktar rahatsız edici bile gelmiş olabilir bize. Fakat asla vazgeçip kanalı değiştiremememizin sebebi de bizde uyandırdığı merak duygusu ve işte o alışık olmadığımız tarzına duyduğumuz ilgi.

Kuzunun yağlısından, şarabın iyisinden anlaması ise aslında onun doğuştan gelen bir yeteneği.

Ne kadar eğitim alırsanız alın, mukayese yeteneğiniz yoksa tatlar arasındaki farkları ya da benzeyişleri ayırt etmeniz mümkün değil. Vedat Milor'da işte tam olarak bu var. Peki kim bu her şeyden anlayan adam? Buyrun anlatalım...

Vedat Milor, bizim ekranda gördüğümüzden çok daha fazlası: Ekonomi profesörü, avukat ve akademisyen...

Hazırsanız aldığı eğitimleri yazıyoruz: Galatasaray Lisesi'nden sonra Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nü yüksek şeref derecesi ile bitirdi. Bir dönem London School of Economics'te eğitim gördü. Amerika'ya Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'ne gitti, sosyoloji doktorası yaptı. 1986 yılında doktora tezi için bir yıl Fransa'da kaldı. Doktora tezi "Planning and Economic Development in Turkey and France: Bringing the State Back in", 1990 senesinde Amerika'da, American Sociological Association tarafindan senenin en iyi doktora tezi seçildi. Doktorası bitip askerliğini de yapınca Dünya Bankası'nda işe başladı. İki yıl süren görevinde bir süre de Kemal Derviş'le çalıştı. Sonra Brown Üniversitesi'ne, sosyoloji bölümüne asistan profesör olarak girdi. Princeton Üniversitesi'nde Institute For Advanced Study'ye davet edildi, bir yıl misafir öğretmenlik yaptı. Stanford Üniversitesi'nde hukuk okudu. İlk yüzde 10'a girerek bitirdi. Aynı okulda doçent olarak çalıştıktan sonra bir ara bir şirketin hukuksal işlerine baktı. Daha sonra Georgia Teknoloji Enstitüsü'nde, öğretim üyeliğine başladı. Milor orada politik ekonomi, İstanbul Koç Üniversitesi'nde ise uluslararası ilişkiler dersleri verdi.

Çocukluğu ise hiç de o kadar mutlu geçmemiş.

Anne ve babası o henüz 5 yaşındayken ayrılmışlar ve mecburi sebeplerden dolayı babaannesi ve dedesiyle büyümüş. Aslen Konyalı ve 1955 doğumlu. Kimse onu yönlendirmedikçe ve o da hayattan kaçmak istedikçe okumuş, okumuş, hep okumuş. Ama okuma aşkını hiçbir zaman paraya çevirmeyi de aklından geçirmemiş.

O kadar açık sözlü ve doğal ki, çekim esnasında telefonunu denize düşürdüğünde bile "Ondan artık hayır gelmez" diyerek yemeğine kaldığı yerden devam edebiliyor.

Bu açık sözlülüğü sebebiyle de kurumsal hayatı hiç ama hiç sevmemiş ve sevdiği şeyleri yapmaya yönelmiş.

Özel muamele yapmasınlar diye gideceği restoranlara çoğu zaman farklı bir isimle rezervasyon yaptırıyor.

Gazeteye değerlendirme yazısı yazacaksa kesinlikle haber vermiyor ve başka isimle gidiyor. Çekim için gidilecekse mecburen bilgi veriyor tabii. Bu arada mekanlar ne kadar ısrar etse de, kesinlikle ve kesinlikle hesabı ödüyor.

Yemek yapmayı beceremediğini söylesek şaşırır mısınız?

Dünyaca ünlü bir gurme ve yemek- içki eleştirmeni ama yemek yapmayı beceremediğini kendisi hep söylüyor. Evde yemekleri eşi pişiriyor ve çoğunlukla da hep sebze ve sağlıklı yiyecekler tüketiyorlar.

Onunla ilgili en çok merak edilen şey de ellerinin neden titrediği...

Milor'un dediğine göre titremenin sebebi esansiyel tremor diye bir hastalık. Şöyle diyor bu konuyla ilgili: "Zorladığım zaman, bir şeyi tutarken o durumlarda titreme oluyor. Neden olduğunu bilmiyorlar ama benim tahminim cıvanın çok yükselmesi. Cıva çok yükselince ağır metal testi yaptılar ve durdurdular. Mesela benim merdiven çıkmam çok rahattır ama merdiven inerken tutunarak iniyorum. Tutunmasam bile dokunmak istiyorum."

Lüks otel lokantaları riyakar, küçük esnaf lokantaları daha dürüst ona göre...

Köfteci ya da esnaf lokantası, fark etmez. Onlar zaten her zaman aynı malzemeyi kullanmak zorunda oldukları için Vedat Milor gittiğinde de değişiklik yapamıyorlar. Fakat lüks lokantalar "Vedat Bey geliyormuş" diye haber aldıklarında donmuş balık yerine taze balık sunuyor örneğin. Bu da onun canını sıkıyor çünkü insanlar gidip gördüklerinde aynı şeyle karşılaşamıyor.

Siz daha lüks bir seçim bekleyebilirsiniz ama özel bir günde eşini götüreceği yer Kurtuluş'ta küçük bir ocakbaşı.

"Küçücük, otantik bir yere götürürüm. Gerçek bir ocakbaşı olacak ama. Bütün o kokularıyla, dumanlarıyla. Hiçbir zaman lüks yerleri düşünmem çünkü yeteri kadar lüks değiller." diyor.

Bu arada tanıştıralım: Vedat Milor'un eşi Linda Milor. O da ABD'de elektronik üzerine akademisyenlik yapıyor.

Eşine elleriyle kaz eti yedirecek kadar centilmen. Öncesinde de "Bak Linda, bu kaz eti. Bunlar elle yenir" diye de ders veriyor.

"Pirzolayı çatal bıçakla yemek, eldivenle sevişmek gibi bir şey" diyerek elleriyle et yemeyi çok sevdiğini de ekliyor. Hiç de haksız değil bakarsanız.

Bu arada Vedat ve Linda Milor çiftinin güzeller güzeli Ceylan isimli bir kızı da var.

Ailece Trabzon'a gittikleri bir gezi sırasında kızı istediği için ona inek bile aldı. Ama nasıl aldı? Anlatalım hemen...

Ahmet Usta, İnekleri satmaya çalıştığını ama para etmediğini söylüyor. Satıldığı taktirde de muhtemelen kesilecek. Bunun üzerine Ceylan "Baba onu alabilir miyiz?" diye soruyor babasına. Vedat Milor da sütünü kızının sağması ve ona güzel bakması sözü ile Ceylan'a ineği alıyor. Ceylan da orada süt sağmayı ustasından öğreniyor...

Eşiyle paylaştığı fotoğrafa yazdığı Nazım Hikmet'in şu dizelerine bir bakar mısınız?

Bu kadar güzel yürekli, bu kadar bilgili, bu kadar mütevazı ve çok güzel bir aileye sahip Vedat Milor'u tanıdığımız için çok mutluyuz.

Bizim gerçekten böyle insanlara ihtiyacımız var. Seni Seviyoruz Vedat Milor...

ONEDİO YEMEK SUNAR!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Yummy

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mabada

Fizikte Einstein, elektrikte Tesla, bilgisayarda Gates, yemeklerde Milor.

by_7

Çok kaliteli bir insan gerçekten aynı zamanda da hemşerim

birinci-tekil-birey

O kadar düzgün bir şekilde anlatıyor, ifade ediyor. Seviyorum böyle insanları.

quentynmartell

O kadar diplomayı kazanca dökmediğimiz için ülke kapitalizme ayak uyduramıyor.Öğrencilerimiz elektirikle çalışıp istanbul ankrara arasını 8tl ie giden araba üretiyorlar ancak kar amacı gütmüyorlar. Tamam abicim her şey para değil ama abd de garajında bunları yapıp ticarete döktüler diye tonlarca markaları ve üretimleri var. Dök ticarete bu işi üret sat şu arabaları. Geliştir ülkeyi ye dışa bağımlılığı kır.

sinan-kazak

buram buram kalite...

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriArda TuranFransaİstanbulanneet
Görüş Bildir