Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ürkütücü Sırlar Kuşağı: Vampirler Hakkında Okudukça Apışıp Kalacağınız Kanlı Gerçekler

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Vampir denince aklımıza uzun ve sivri dişleri olan, insan kanıyla beslenen, aynada görünmeyen ve sarımsakla uzaklaştırılabilen, kısacası film ve kitapların zihnimizde canlandırdığı imaj geliyor. Ancak bizim yalnızca fantastik sanat ürünlerinden tanıdığımız vampirler, aslında tarihte yeri olan ve halk için oldukça korkutucu figürlerdi...

Bugünün araştırmacıları, vampir korkusunun eski zamanlarda ölülere duyulan korkudan ve ölülerin yaşayanların hayatını etkileyebileceği inancından doğduğunu düşünüyor.

Bu halk inanışları ve efsaneler, o zamanlarda ölülerin bedenlerinin çürümesi ve ayrışması sürecinin anlamlandırılamamış olmasından kaynaklanıyor. Bir insan öldükten sonra derisi büzülmeye başlar ve bu sebeple dişleri ve tırnakları uzamış gibi görünür. İç organların çökmeye başlamasıyla birlikte ağız ve burundan koyu renkli bir sıvı çıkar. Bu süreçten haberdâr olmayan insanlar da cesetlerin yaşayan insanların kanıyla beslendiğini düşünür.

Vampirler hakkındaki şüphelerin tek kaynağı ölülerin dekompozisyon süreci değildir.

Eski zamanlarda büyük bir hızla yayılan salgın hastalıklardan halk, vampirleri sorumlu tutmuştur. Vampir hikayelerinin o zamanlarda yaygınlaşmasının en büyük sebeplerinden biri bu hastalıklardır. İnsanlar bulaşıcı hastalıklara vampirlerin sebep olduğunu ve bu yolla topluluklarını genişlettiklerini düşünmüşlerdir.

Elbette bu düşüncenin en fazla yayıldığı dönem, Avrupa'nın veba salgınıyla mücadele ettiği yıllardır.

2006 yılında Venedik'te yapılan kazılar sırasında 16. yüzyıla ait bir ceset ortaya çıkarıldı. Veba kurbanlarıyla birlikte gömülen bu insanın öldükten sonra ağzına büyük bir taş koyulduğu tespit edildi. Bu uygulamanın sebebi, o dönemlerde vampir ya da cadı olduğu düşünülen kişilerin insan kanıyla beslenmek için mezardan çıkmasını önlemekti.

Vampirlerin dünyaya dehşet saldığı inanışı 17. ve 18. yüzyıl Avrupası'nda da devam etti.

Hatta halkın bu korkusu öyle bir boyuta ulaştı ki, zamanın liderleri konu hakkında açıklama yapma ihityacı duydu. 18. yüzyılın ortalarında Papa Benedict XIV, vampirlerin insan zihni tarafından yaratılmış safsatalar olduğunu ve Maria Theresa bu inancın bir batıl inanç ve sahtekârlık olduğunu belirtti.

Bu dönemde vampirlerden korunmak için halk, pek çok ritüel düzenledi.

1892 yılında, 19 yaşındaki Mercy Brown tüberküloz sebebiyle yaşamını yitirdi. Annesi ve kız kardeşi ondan önce ölmüştü ve erkek kardeşi Edwin de ölüm döşeğindeydi. Endişeye kapılan halk, Edwin'in yakın zamanda ölen ailesinden bir kadın tarafından hasta edildiği düşündü ve mezarların açılmasına karar verildi.

Mercy Brown'ın mezarı açıldığında şok edici bir manzarayla karşılaşıldı.

Brown'ın mezarı açıldığında, ağzında ve kalbinin üstünde kan olduğu görüldü. Kadının kalbi söküldü ve yakıldı; daha sona da külleri Edwin'in içkisine karıştırılarak genç adama içirildi. Bu, o dönem için vampirlere karşı kullanılan yaygın bir taktikti. Bu içkinin onu iyileştirmesi bekleniyordu ancak Edwin birkaç ay sonra yaşamını yitirdi.

İlerleyen dönemde ise vampir hikayeleri popüler kültüre sızdı.

Vampir hikayelerinin Avrupalı yazarların romanlarında ortaya çıkması ve tıp biliminin gelişmesiyle birlikte vampir inanışı yavaş yavaş bir efsaneye dönüşmeye başladı. Ancak 1960'larda gerçekleşen esrarengiz bir olayla birlikte konu tekrar gündeme taşındı.

Kulaktan kulağa yayılan iddia, Londra'da bulunan Highgate Mezarlığı'nda bir takım açıklanamayan olayların meydana geldiğiydi.

Konu, o dönemde gazetelerde de yer buldu. Uzun boyu ve ateş saçan gözleriyle bir Doğu Avrupa vampirinin mezarlığın içinde yaşadığı ve insanlara korkunç şeyler gösterdiği yazılıyordu. Olayın tüm ülkeye yayılmasının ardından bir grup, 13. Cuma'da mezarlığa girerek vampiri kovacaklarını duyurdu ve yerel halk, bu olayı izlemek için mezarlığı çevreledi. Ancak o gün geldiğinde mezarlıkta olağandışı hiçbir duruma rastlanmadı ve böylece söylentiler son buldu. 

Bu modern hikaye, salgın hastalıklarla ya da ölülerin yaşayanlar üzerinde yarattıkları etkiyle değil, yalnızca korkutucu olması ve insanların ilgisini çekmesi ile ilgiliydi. Bugün vampirler hakkındaki söylentiler çoğumuza gülünç geliyor olsa da, onların var olduklarını da, olmadıklarını da söyleyecek bilgiye henüz sahip değiliz.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
vag

çok yanlış düşünüyolar ben doğrusunu biliyorum.

witcher

Reyize sorun o bilir alacakaranlık kuşağını. http://vignette1.wikia.nocookie.net/witcher/images/8/89/Tw3_Blood_and_Wine_cover_art.jpg/revision/latest?cb=20160414142032

birinci-tekil-birey

Gerçi Evliya Çelebi seyahatnamesinde benzer hikayeler karakoncolozlar vs. Var ama bu işin ekmeğini holivut yiyo :)

hastalik-hastasi

umarım gerceklerdir ve insanların sonlarını getiriler umarım.

belphegor

Elit pezemekler,kurtadamlar adamdır ulan.

birinci-tekil-birey

Kurtadamlık sakat ya. Koca gece kes parçala sabah anadan üryan sokakta uyan. Hani ben kurtadamdım desen de kimse yemez. Vampir iyidir :)

belphegor

Vampirler samimi gelmiyor bana olm.Zaten vampir olman için önce zengin olman lazım.Yani ben şu ana kadar asgari ücretle geçinen,Lc Waikiki'den giyinen bi vampir görmedim sonuçta.

sinan-yurekli

uyumuyolarmış bide uyumayıp gece boyu napcan ki ::(

belphegor

Uyumamak benim için problem değil olm primer insomniadan muzdaribim ben.Ama vampirlik bu,kapitalistlik,emperyalistlik fora yani.Kurtkadın olup onurlu yaşamayı tercih ediyorum :m

Başlıklar

Facebookonedio
Görüş Bildir