Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Umut Nur Sungur Yazio: Sanat ve Anlam Arayışı Yolculuğumuz

14PAYLAŞIM
Yazio Banner

Yaşamak için neden; mutlu ve anlamlı bir yaşam için ise değerlerimizle uyumlu hedefler gerekir.

Hayatın anlamı; düşlerimizin peşinden koşmak, kendimizin en iyi hali olmak, mutluluğu aramak, gelişmek, bilgelik ve bilgi aramak, aldığımızdan çok vermek, yardım etmek, doğru olanı yapmak, sevmek, hissetmek, güç sahibi olmak mıdır ya da hayatın bir anlamı yoktur ve onu bu kadar özel yapan da tam olarak bu mudur? 

California San Diego Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırma, “anlam”ın ne olduğunu bulmanın zihinsel ve fiziksel sağlığınızı iyileştireceğini ve bilişsel işleyişinizi de artıracağını öne sürüyor.

Çağlar boyunca sanatçılar, ilahiyatçılar ve filozoflar hayatı anlamlı kılanın ne olduğunu anlamaya çalışmışlardır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, bazı etkili filozoflar hayatın doğası gereği anlamsız olduğunu iddia etmişler. Bununla birlikte, insanlar hayatın gerçekte ne olduğuna dair fikirlerini savunmak için büyük çaba sarf etmişlerdir. Başka bir deyişle, birçok insan, çelişkili görüşler veya inançlar karşısında belirli dini, ahlaki veya bilimsel inançları savunmaya çalışmışlardır. Bu gözlemden yola çıkarak, bazı psikologlar, insanların yaşamlarında anlam bulmak için motive olmaları gerektiğini öne sürmüşlerdir. 

Alfred Adler, insanların, özellikle sosyal faaliyetlere katılım yoluyla, yaşamlarının amacını gerçekleştirmek için doğuştan çaba gösterdiklerini söylemiş, Eric Fromm, insan yaşamında anlamın önemini vurgulayarak, başkalarına yabancılaşmanın, günlük ve iş aktiviteleri sırasında farkındalıksız olarak hareket etmenin, düşünmenin hayatı anlamlı bulma yeteneğimizi azalttığını öne sürmüştür. Abraham Maslow, anlamın, kişinin kendini gerçekleştirmesinden veya tam potansiyeline ulaşmasından kaynaklanacağını düşünmüştür.

Bazen hayat yolculuğumuz sürecinde kendimizi kaybolmuş hissedebiliriz. Yönümüzü, amacımızı kaybetmişizdir.

Ne yapacağımızı, nereden başlayacağımızı bilemeyiz. Ve hayatımızdaki anlamı bulmak için bir arayış içine gireriz. Ancak belki de anlam, onu bulmaktan çok aramakla ilgili olabilir ya da belki de anlamı, onu doğrudan bulmaya çalıştığımızda değil de “güzeli”, “sevgiyi”, “adaleti” ararken bulabiliriz. Ne dersiniz?  

Aslında her şey merak ile başlar. Merak bilgiye, bilgi ise onları birleştirip kullanabildiğimiz/uygulayabildiğimiz zaman bilgeliğe dönüşür. O zaman merak ile başlayan anlam yolculuğumuzun ilk adımı yeteneklerinizi, özellikleriniz, sınırlılıklarınızı ve güçlü yönlerinizi fark etmek olacaktır.  Anlama ulaşmak, o hep almak istediğiniz hediyenizi bulmak gibidir. İhtiyaçları karşılayan, yapmakta iyi olduğunuz ve sevdiğiniz, hoşlandığınız şeyi bulmak…

Peki, bu değerli ve anlamlı hediyeyi bulduğunuzda ne yaparsınız? Kendinize mi saklarsınız? Hediyenizi bulduğunuzda, yani anlamı bulduğunuzda, sonraki adımınız onu vermek, onu paylaşmak olabilir. Çünkü hayattaki amacımız sadece almak değildir, vermeyi, paylaşmayı da başarabilmektir. 

Yetiştirilme tarzımız, sosyal çevremizden gelen baskılar bizi şekillendirir. Buna bağlı olarak bazen bize ait olmayan değerlerimiz, hedeflerimiz, ideallerimiz oluşabilir. Ve bizi biz yapan özelliklerimizi, ihtiyaçlarımızı, güçlü ve zayıf yanlarımızı, zevk ve tutkularımızı görmezden gelebiliriz. Çünkü kimsenin bizi anlamayacağını düşünebilir, eleştirilmekten veya yanlış anlaşılmaktan korkabiliriz. Bu durumda bazen anlam veremediğimiz bir keyifsizlik, memnuniyetsizlik, sıkıntı, kaygı, hayal kırıklığı hissedebiliriz. Size önerim, günlük rutininize değerleriniz doğrultusunda sanat etkinlikleri katmak olacaktır. Bu motivasyonumuza, kendimizi iyi hissetmemize, hayatımızda anlam bulmamıza, kendimizi gerçekleştirmemize yardımcı olacaktır.

Sanırım, iletişim yoluyla, kavrayış kapasitesiyle, yardım ve fayda sağlayarak kendi gelişiminin peşine düşmek insanın anlamı bulmasına yardımcı olacaktır.

Sanat da bence aynı bu şekilde sanatçı ve izleyicisi arasında iletişim yoluyla, insan ruhuna iyi gelen, gelişmeye-büyümeye aracılık eden, kimi zaman hazza kimi zaman üzüntüye yol açan deneyimler yaratır.

Sanatçının tablosunun karşısına geçip baktığımızda aslında onun yerinde durup onun dünyasına bakıyoruz. Peki bu bizim hayatımızı nasıl zenginleştirir ya da farklılaştırır? Tabloya baktığımızda, bunun kendi dünyamız gibi olmadığını düşünebiliriz. Belki de bu bize sanatçının kendisi hakkında bir şeyler söyleyebilir. Kimimizde neden olduğunu anlayamadığımız sıcak, davetkar bir duygu oluşabilir. Kimimiz masumiyet bulabiliriz. Ama yine de bunun sizin hayatınızı nasıl zenginleştirip anlam katacağını sorguluyor olabilirsiniz. O halde bir de sanatçının kendisini düşünmeye başlayalım. 

Acaba tablosundaki objelerin formu, rengi gerçekte göründüğü gibi mi? Kendi dünyamda önemsiz olduğunu düşündüğüm şeyler bu tabloda dikkatimi ve ilgimi çekiyor mu? Tabloya ilk verdiğim tepki ile aradan bir süre geçtikten sonraki tepkim aynı mı? Eser bana huzur mu, enerji mi, hüzün mü veriyor? Eğer hüzünse hissettiğimiz, aslında hepimizin içinde hüzün olduğunu hatırlamamız gerekir. Sanat eserleri belki de iki hüznün buluşabileceği ve böylece kendimizi yalnız hissetmeyeceğimiz ya da daha az yalnız hissedeceğimiz yerledir. Kim bilir belki de sanat bu sayede daha az üzgün hissetmemizi sağlayabilir.  

İşte bu sorular, düşünceler ve duygularla, bir diğer insanı anlamaya  yaklaşabilir ve bu sayede hayatımız zenginleşebilir. Başkasının yerinde durmayı başararak, başka bir insan hakkında bilgi ve anlayış kazanarak, daha esnek, daha farkındalıklı ve daha şefkatli bir insan olabilir, aradığımız anlamı bulabiliriz.

Peki ne tür şeyler sizin gelişmenize, hayatınıza ve başkalarının hayatına anlam katmanıza yardımcı oluyor paylaşmak ister misiniz?

Web

Instagram

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir