Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Umut Nur Sungur Yazio: Belirsizliği Yaratıcılık Oyununa Dönüştürelim mi?

279PAYLAŞIM
Yazio Banner

Ülkemizde geçtiğimiz Mart ayında tanıştığımız ve yaşamımızı bir anda değiştiren Covid salgını, son zamanlarda maalesef hepimizi yeniden evlerimize kapanmaya, sosyal ilişkilerimize mesafe koymaya mecbur bıraktı. Aslında yaşadığımız şey bize hayatın bir anda değişebileceğini hatırlattı. Yaşam her zaman beklenmedik olaylar ve sürprizlerle dolu. Biz ne kadar plan yaparsak yapalım, ne kadar hazırlıklı olmaya çalışırsak çalışalım yaşam bizi her zaman şaşırtmanın bir yolunu bulur. 

Belki de hayat biraz da bilemiyor olmakla, değişime izin vermekle ve ne olacağını bilmeden elimizdekinin en iyisini yapmaya çalışmakla ilgilidir. Ne dersiniz?

Bizim evimiz hem ofis, hem okul, hem atölye, hem de 24 saat hizmet veren bir restonrana dönüştü. Bu durumun hemen hemen her ev için benzer olduğunu tahmin edebiliyorum.

Arkadaşlarımızı özlüyoruz, aile büyüklerimizle yeterince görüşemiyoruz, sevdiklerimize sarılmakta tereddüt ediyoruz, iş ve özel hayatımızı dengelemeye çalışıyoruz ve eski “normalimizi” geri istiyoruz. Çok farklı duygular yaşıyoruz… Korkuyoruz, kaygılanıyoruz, geriliyoruz ve belirsizliğe hiç tahammül edemiyoruz.

İnsanoğlu çağlar boyunca geleceğin nelere gebe olduğunu öğrenmek için hep uğraşmış durmuştur. Fallara, yıldızlara, medyumlara başvurmuştur. Aslında yapmamız gereken şey, belirsizliği yaşamın bir parçası olarak kabul edebilmek.  Evet bunun kolay olmadığını biliyorum. Ancak İngiliz yazar Jeff Foster’ın dediği gibi “Belirsizlikle arkadaş olun. Sorularınıza nefes almaları için zaman verin. Cevaplar sizi bulacaktır.”

Brezilyalı yazar Fernando Sabino’nun “Geriye üç şey kaldı” isimli şiirinde belirsizliğin varlığını anlatırken aynı zamanda belirsizliği yönetmenin formülünü tartışıyor; sabır, kabul ve tekrar tekrar başlamak için istek.

Şiiri birlilkte okumaya ne dersiniz?

“İçe bakış“ (2020) Umut Sungur

Sonunda geriye üç şey kaldı:

Başlamanın kesinliği…

Devam etmenin gerekli olduğunun kesinliği...

Tamamlayamadan engellerle karşılaşacağımızın kesinliği.

Engelleri yeni bir yola dönüştürün;

Tökezlemenizi dans adımına,

Korkuyu bir merdivene,

Hayalleri bir köprüye,

Arayışı bir karşılaşmaya...

Peki belirsizlik nedir? Gelecekte ne olacağı konusundaki şüphe halidir. Belirsizlik genellikle gelecekte olmasını beklediğimiz kötü şeylere odaklanır. Bu durumda biz ne yaparız? Bolca endişeleniriz. Çünkü endişelenmenin, en kötüye hazırlanmanın bir yolu olduğunu düşünürüz. Endişelenerek bir şekilde daha fazla kontrole sahip olacağımıza dair yanlış bir algıya kapılırız. 

Peki, bir düşünün, endişelenerek olmasından korktuğunuz bir şeyi değiştirebildiniz mi? Hayat hala belirsiz ve öngörülemez öyle değil mi? Sanırım kesinlik hayatta sahip olunması mümkün olmayan şeylerden bir tanesi. O zaman geleceğe odaklı yaşamaktansa şimdiki zamana odaklanmak, belirsizliğe rağmen belirsizlikle yaşamayı başarmamıza yardımcı olabilir mi? Eğer şimdiki ana odaklanabilirsek, o zaman gelecekle ilgili belirsizlik bizi daha az rahatsız etmez mi?

Bizi nelerin beklediğini bilmiyoruz ve karmaşık duygular içindeyiz. O zaman şimdi sanatın iyileştirici gücünden yararlanmaya ne dersiniz?

Daha önceki köşe yazımda sanatın en eski farkındalık etkinliği olduğunu
belirtmiştim. Sanatla uğraşmak doğası gereği yoğun farkındalık, dikkat ve şimdiki an ile kaynaşmayı içinde barındırır. Zihninizi sakinleştirip odaklanamadığınızda yaratıcı faaliyetler bunu kolayca yapmanızı sağlarlar. Çünkü renkler, doku, ses bizi otomatikman ana çekerler. Ayrıca sanatla uğraşmak, stresi azaltmanıza, kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir.

Yapılan araştırmalarda zevk  aldığı sanatla ilgilenenlerin genel sağlık
durumlarının daha iyi olduğu, daha rahat fiziksel aktivite yapabildikleri, daha
enerjik oldukları, daha mutlu hissettikleri , daha az çökkün veya kaygılı hissettikleri gözlenmiştir. Kısacası, sanatın insanlara özellikle zor zamanlarda yardım etmede önemli bir role sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Koronavirüs zamanında sosyal mesafeye duyulan ihtiyaç nedeniyle sanatın iyileştirici gücünden kendi evlerimizde, ailemizle birlikte faydalanmaya ne dersiniz? Yaratıcılığınızın evlerinize renk ve canlılık getirmesine izin verin. Pek çoğumuz, kendimizi başkalarıyla kıyaslama eğiliminde olduğumuz için 10-11 yaşlarında sanat ile uğraşmayı bırakıyoruz. Ancak şunu unutmamalıyız ki amacımız mükemmel bir sanat eseri ortaya çıkarmak değil. Her zaman söylediğim gibi sanat yapma sürecinden zevk almak için illaki bir Picasso, bir Mozart, Van Gogh, Tolstoy olmamıza gerek yok, kimlerin sanat yapabileceğine dair bir sınır/sınırlama yok.

Biliyorum ki, yeni bir şeye başlarken hepimiz tedirgin oluruz. Önümüzde duran boş bir sayfa, boş bir tuval, kil yığını oldukça korkutucu olabilir. Ancak bazen risk alıp farklı seçeneklere açık olmalıyız. İlk adım çoğu zaman en zorudur. Ancak başlamadığımız hiçbir şeyi bitiremeyeceğimizi de unutmayalım. 

Şimdi derin bir nefes alın ve bilinmeyene doğru cesur bir adım atın. Önünüzdeki boş sayfanın üstüne ilk çizgiyi yapın. Bu alabileceğiniz en renkli risk olabilir. Aynı çocuklar gibi yaptığınız şeyin neye benzediğini umursamadan, yargılamadan kendinizi an’a bırakın ve renklerin sizi başka diyarlara götürmesine izin verin.

Ve aklınızdan Vincent Van Gogh’un şu sözü çıkmasın; «İçinizden
"sen resim çizemezsin" diyen bir ses duyarsanız, her şeye rağmen çizin. O ses susacaktır.»

Eckhart Tolle’un dediği gibi “Belirsizlik sizin için kabul edilemezse, korkuya dönüşür. Tamamen kabul edilebilirse, artan canlılığa, uyanıklığa ve yaratıcılığa dönüşür. "

Belirsizliği yaratıcılık oyununa dönüştürelim. Sizinle aşağıda bizim evde ailecek yaptığımız yaratıcı bir mandala paylaşıyorum. Günümüzde mandala hem çocukların hem de yetişkinlerin ilgi gösterdiği, stresi ve kaygıyı azaltma yönündeki katkısı nedeniyle popüler bir meditasyon aracı olarak görülmekte.

Sungur Mandala - 2020

Biz kendi mandalamızı kendimiz yaptık ve birlikte çok keyifli zaman geçirdik. Hadi bu hafta siz de ailenizle kendi mandalanızı yapın ve bizimle paylaşın. Biz de sizin üretimlerinizi Onedio sayfalarında paylaşalım. Ne dersiniz?  

Web

Instagram

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir