Türkiye'nin Önde Gelen Üniversite Hastaneleri Borç Batağında: 'Bu Sistemin Ayakta Kalması Mümkün Değil'

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Aralarında İstanbul (Çapa) Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakülteleri'nin de olduğu önemli üniversite hastanelerinin borç batağında olduğu öğrenildi. Sadece bu iki hastanenin medikal firmalara olan borcu yaklaşık 600 milyon lira. SGK'nın üniversite hastanelerine ödediği paranın 10 yıldır aynı olduğunu ve Sağlık Bakanlığı tarafından finanse edilmeyen bu hastanelerin borçlarını ödeyemez noktaya geldiğine dikkat çeken Türk Tabipler Birliği Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, "Mevcut sistem hiçbir şekilde ayakta kalamaz" dedi.

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nin medikal firmalara 250 milyon TL'lik borcu nedeniyle faaliyetlerini durdurma noktasına geldiğinin ortaya çıkmasının ardından İstanbul'daki İstanbul (Çapa) Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakülteleri'nin de borç batağında olduğu öğrenildi. 

DHA’nın haberine göre, bu iki tıp fakültesinin medikal firmalara toplamda 600 milyon TL'ye yakın borcu var ve borçlar da 4 yıl gecikmeli ödeniyor. Medikal firmalardan ihale yolu ile tıbbi ürün ve ilaç satın alan iki üniversite hastanesinin ihalelerine birçok büyük firmanın katılmadığı, katılan firmaların da ödemelerini gecikmeli alacaklarını bildiği için, ürün kaliteli olmasa bile normal fiyatlarının çok daha üstünde teklif verdikleri ortaya çıktı.

Üniversite hastaneleri neden borç içinde?

Üniversite hastaneleri, muayene olan her hasta için SGK'dan 42 TL ödeme alıyor. Bunun dışında hastalardan hiçbir şekilde ücret talep edilmezken, bu 42 TL içine hastanın muayene, laboratuvar tahlilleri ve diğer tüm tetkikleri giriyor. Üniversite hastanelerine gelen hastaların büyük bir çoğunluğunu da tıbben zor vakalar olduğu için, hemen her hastanın maliyeti, ödenen ücretin üstüne çıkıyor. Ayrıca Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) belirlenen ücretlere 10 yıldır zam yapılamadığı için giderler artarken, gelirler hep aynı kalıyor. Taşeron olarak çalıştırılan güvenlik, yemekhane çalışanlarının ücretleri de üniversitenin bütçesinden ödeniyor.

"Döner sermaye modeli üniversite hastanelerine uygun değil"

Üniversitelerin 2011 yılında döner sermayeli performansa dayalı ödeme sistemine geçtiğini hatırlatan Türk Tabipler Birliği Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, "Bunun anlamı doktorların daha çok hasta bakması, daha çok işlem yapmasıydı. Tıpkı döner sermaye ile çalışan Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastaneler gibi. Aslında bu bir sağlık işletmesi modeli yani karlılığın amaçlandığı bir model. Bu model sağlık alanına uygun bir model değil. Zor vakaları tedavi eden, eğitimin, araştırmanın yapıldığı üniversite hastanelerine ise hiç uygun değil" dedi.

"SGK borç içinde"

SUT fiyatlarının 10 yıldır artmadığını, dolayısıyla hastanelere Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) ödenen paranın 10 yıldır aynı olduğunu aktaran Tükel, "Çünkü SGK kendisi de borç içinde. SUT fiyatları 10 yıldır artmayınca yani sosyal güvenlik kurumundan geri ödemeler 10 yıl öncenin fiyatlandırması üzerinden yapıldığında sağlık hizmeti üretme maliyetinin çok daha altındaki değerlerde geri ödemeler yapılmış oluyor. Yani üniversitelerde verilen sağlık hizmeti için 10 yıl önceki fiyatlarla geri ödeme yapılıyor, böylece ödenenden daha pahalı bir sağlık hizmeti ortaya çıkıyor. Dolayısıyla siz üniversite hastanesinde bir ameliyat yaptığınızda zarar ediyorsunuz. Diğer taraftan üniversite hastanelerinde personel harcamaları, işletme giderleri, yatırım, bakım harcamaları devlet bütçesi yerine tıp fakültesi döner sermayesinden ödeniyor" ifadelerini kullandı.

"Hastaneler kötü yönetilmiyor, sistem kötü"

Üniversite hastanelerinin gelirlerinin, giderlerinin çok altında kaldığı için borç yükünden kurtulmalarının mümkün olmadığını ve borçlanmanın giderek arttığını kaydeden Tükel, "Sonuçta performansa dayalı geri ödeme üzerine kurulu sağlık işletme modelinin terk edilmesi gerekiyor. Eğitim ve araştırmaya öncelik veren, nitelikli sağlık hizmeti sunumunu temel alan, genel bütçeden desteklenen bir sisteme geçilmeli. Mevcut sistem hiçbir şekilde ayakta kalamaz. Sağlık Bakanlığı hastaneleri de ayakta kalamaz, ancak Sağlık Bakanlığı kendi hastanelerini bir şekilde finanse ediyor. Fakat üniversite hastanelerinin böyle bir desteği de yok. Bu hastaneler kötü işletildikleri için değil sağlık sisteminin geldiği noktada ayakta kalmaları, bu nedenlerden dolayı mümkün değil" diye konuştu.

"10 yıl sonra uluslararası standartlara uymadığımız için bizim mezunlarımızı kabul etmeyecekler"

Üniversitelere ayrılan ödeneklerin keyfi olduğunu belirten İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez de bu durumun tıp eğitiminin kalitesini de düşürdüğünü belirtti ve şunları söyledi:

"Üniversitelere keyfe göre tahsilat ayrılıyor. Yapılan tahsilatlarda üniversitelerin gelişmelerini ya da yerlerinde saymalarını sağlayacak kadar objektif bir dağıtım yok. Keyfe göre verildiği için üniversiteler perişan durumda. İstanbul Üniversitesi (Çapa) ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastaneleri son zamanlarda ağlanacak haldeler. Akıllı bir sistem olmaması, üniversitelerin ihtiyaçlarına, kendi yerlerinde oturacak kadar tahsilat ayrılmasının sonucudur. Üniversitenin üzerine 'üniversite' yazarak orası üniversite olmuyor. Belli bir nizamda, belli bir ihtiyaca cevap verecek şekilde işletilmesi lazım ama olmuyor, yapamıyorlar. Öğrenciler gün aşırı şekilde tabip odalarına başvurarak şikayette bulunuyorlar. Bu hem üniversite eğitimi hem de ihtisas eğitimi için de geçerli. Bundan 10 yıl sonra zaten uluslararası üniversite standartlarına uymadığımız için bizim mezunlarımızı kabul etmeyecekler. Şu anda gelişmiş ülkeler, gelir düzeyi düşük ülkelerin mezunlarını, mezun saymıyor."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

İstanbulSGKZam
Görüş Bildir