Tarımı Bekleyen Yeni Tehlike: Vampir ve Kokarcadan Sonra Amerikan Beyaz Kelebeği Alarmı
Doğu Karadeniz Bölgesi'nde tarım alanlarını tehdit eden zararlı böceklere her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Uzmanlar, vampir kelebek ve kahverengi kokarcanın ardından sayıları hızla artan Amerikan beyaz kelebeğine karşı üreticileri uyarırken, zehirli tarım ilaçları yerine mekanik mücadelenin önemine dikkat çekiyor.
Doğu Karadeniz Bölgesi, son yıllarda tarımsal üretimi ciddi şekilde sekteye uğratan zararlı böcek türlerinin ağır baskısı altında.
Uzun süredir bölge halkının korkulu rüyası olan 'vampir kelebek' ve özellikle fındık bahçelerinde verimi düşüren 'kahverengi kokarca' krizine şimdi de yeni bir boyut eklendi. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Zooloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akıner, son dönemde dut ağaçlarını adeta kurutma noktasına getiren Amerikan beyaz kelebeği hakkında kritik değerlendirmelerde bulunarak, bölgenin hassas doğasının nasıl korunması gerektiğini anlattı.
Türkiye'nin en nadide ekolojik alanlarından biri olan Doğu Karadeniz'de doğal dengenin 2010'lu yıllardan bu yana zorlu bir sınav verdiğini belirten Prof. Dr. Akıner, popülasyonu azaldığı zannedilen vampir kelebeklerin son iki yılda yeniden tırmanışa geçtiğini vurguladı. Özellikle çay hasadı yapan üreticilerin bu durumdan büyük rahatsızlık duyduğunu ifade eden Akıner, asıl güncel paniğin ise Amerikan beyaz kelebeği kaynaklı olduğunu söyledi. Daha çok dut ağaçlarının yapraklarını tüketerek beslenen bu canlının, geçmiş yılların aksine bu sezon büyük bir nüfus patlaması yaşadığına ve vatandaşlar arasında kahverengi kokarcaya benzer yeni bir istila endişesi yarattığına dikkat çekildi.
kimyasal zehirlerden uzak durulması gerekiyor!
Bölgede kızılağaç yapraklarında görülen siyah renkli kurtçukların da sosyal medyanın yönlendirmesiyle halk arasında gereksiz bir infiale yol açtığına değinen uzman isim, kızılağaç tırtılı olarak bilinen bu canlının zaten yıllardır o doğada bulunduğunu ve bitkilere ciddi bir zarar verme potansiyeli taşımadığını belirterek yüreklere su serpti. Aynı şekilde Amerikan beyaz kelebeğinin de aslında dışarıdan gelmiş yeni bir istilacı olmadığını, Türkiye florasında varlığı öteden beri bilinen bir tür olduğunu hatırlatan Akıner, bu ani çoğalmanın küresel iklim değişikliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunun altını çizdi. Isınan havalar sayesinde canlıların üreme periyotlarının uzadığı, normalde yılda bir kez çoğalan türlerin sıcaklık artışıyla bu sayıyı ikiye veya üçe çıkardığı belirtildi.
Zararlılarla mücadele konusunda üreticilere hayati tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Akıner, kesinlikle kimyasal zehirlerden uzak durulması gerektiğini savundu. Çay gibi doğrudan tüketilen ürünlerin yetiştiği ve kimyasal kullanımının zaten yasak olduğu bu coğrafyada, doğaya atılacak her türlü tarım ilacının insan sağlığına büyük bir tehdit olarak geri döneceği uyarısı yapıldı. Kimyasal yöntemler yerine mekanik mücadelenin şart olduğunu belirten Akıner, beyaz kelebek larvalarının oluşturduğu ipeksi keselerin fark edildiği an dallardan kesilerek imha edilmesinin en pratik, en temiz ve en kesin çözüm olduğunu sözlerine ekledi. Tırtıllar keseden çıkıp etrafa dağılmadan yapılacak bu erken müdahalenin, Karadeniz'in temiz doğasını korumak için kilit rol oynadığı vurgulandı.
👇
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın