Sözlüğe 1400 Yeni Kelime Girdi: Resmiyet Kazanan En İlginç Yeni Kelimeler ve Anlamları!
Bir kelimenin sözlüğe girmesi, artık 'argo' olmaktan çıkıp dilin kalıcı parçası sayılması demek. Amerikan İngilizcesinin en bilinen sözlüğü Merriam-Webster geçtiğimiz günlerde tam 1400 yeni kelime ve anlam ekledi. Listeye bakınca son yılların internet kültürü, yapay zekâ tartışmaları ve mutfak modaları tek tek karşınıza çıkıyor.
Yeni kelimeler arasında, sosyal medyada bir kişiye tek taraflı bağlanmayı anlatan parasocial, görünüşü uğruna aşırıya kaçmayı tanımlayan looksmaxxing, yapay zekâya kod yazdırmak anlamına gelen vibe coding ve rakunun internetteki lakabı trash panda gibi kelimeler yer alıyor.
Biz de sözlüğe giren kelimelerden en dikkat çekici 25 tanesini anlamlarıyla birlikte derledik!
Sosyal Medyadan Gelenler Bi' Hayli Fazla
Looksmaxxing: Fiziksel çekiciliği artırmak için bazen aşırıya kaçan, bazen tehlikeli olabilen önlemler alma pratiği. Son yılların erkek sosyal medyasında özellikle yaygınlaşan bir akım.
Parasocial: Kişisel olarak tanımadığınız biriyle, özellikle bir ünlü ya da kurgusal karakterle kurulan tek taraflı duygusal bağ. Bu kelime Cambridge Sözlüğü'nün 2025 yılı kelimesi de seçilmişti.
Rickroll: Birini kandırarak İngiliz şarkıcı Rick Astley'in 'Never Gonna Give You Up' parçasını dinletmek. İnternetin en eski ve en inatçı şakalarından biri; Merriam-Webster bile tanımının yanına 'verdiğimiz bağlantı zararsız, söz veriyoruz' notunu düşmüş.
Meme coin: Genellikle bir internet mizahına ya da bir ünlüye şakayla tribute olarak çıkarılan, çoğunlukla gerçek bir kullanım alanı bulunmayan kripto para birimi.
Promposal: ABD liselerinde mezuniyet balosuna birlikte gitme teklifinin yaratıcı ve çoğu zaman abartılı biçimde sahnelenmesi. 'Prom' ve 'proposal' kelimelerinin birleşimi.
Letterboxing: 19. yüzyıldan kalma bir açık hava oyununun adıydı; artık dijital bir anlamı da var. Bir videonun, farklı en-boy oranına sahip bir ekranda tam karesiyle görünmesi için biçimlendirilmesi ve bunun sonucunda üstte ve altta oluşan siyah bantlar.
Teknoloji Bölümü Git Gide Genişliyor
Vibe coding: Bilgisayar kodunu kendiniz yazmak yerine bir yapay zekâ sistemine yazdırma pratiği. Son iki yılın en hızlı yayılan yazılım terimlerinden biri ve artık resmen sözlükte.
AGI: 'Artificial general intelligence', yani genel yapay zekâ. Bilgisayar sistemlerinin ya da algoritmaların, akıl yürütme ve öğrenme gibi insan bilişsel yeteneklerini yakalama veya aşma potansiyeli. Yapay zekâ tartışmalarının merkezindeki kısaltma.
Compute: Bu kelime İngilizcede zaten bir fiildi, 'hesaplamak' anlamına geliyordu. Yeni olan, isim hâli: teknoloji şirketlerinin giderek daha fazlasını istediği işlem gücü kaynağı. Yapay zekâ yarışının en kritik hammaddesi.
Uncanny valley: Türkçede 'tekinsiz vadi' olarak biliniyor. İnsanı taklit etmesi amaçlanan bir şeyin — bir bebeğin, bir robotun, yapay zekâ üretimi bir görüntünün ya da sesin — neredeyse insana benzemesi ama tam da benzememesi durumunda hissedilen huzursuzluk veya tiksinti.
Mutfaktan Gelen Kelimeler de Var!
Superfood: Sözlüğün tanımıyla 'besin değeri yüksek gıda' — örnek olarak somon, brokoli ve yaban mersini veriliyor. Türkçede de yıllardır 'süper gıda' olarak dolaşan bu ifade artık resmen sözlükte.
Cake pop: Kek hamurundan yapılıp bir çubuğa geçirilen, lolipop biçimli minik tatlı. Merriam-Webster'ın kendi ifadesiyle superfood'un 'daha az süper' komşusu.
Shishito: Doğu Asya kökenli, ince uzun ve genellikle acılığı düşük bir biber türü. Son yıllarda restoran menülerinde tavada kavrulmuş hâliyle sıkça karşımıza çıkıyor.
Bao bun: İçi tatlı ya da tuzlu bir malzemeyle doldurulup buharda pişirilen yumuşak ekmek; içi boş hâlde ekmek olarak da kullanılıyor. Türkiye'de de artık Asya mutfağı sunan mekânlarda standart.
Chili crisp: Yağ, kızartılmış acı biber ve genellikle kızarmış soğan ya da sarımsak gibi aromatiklerden yapılan acı ve çıtır bir sos. Son yılların en hızlı yayılan sofra soslarından.
İlişkilerimiz de Artık Yeni Kelimelere İhtiyaç Duyuyor
Cuffing season: Evli ya da ilişkisi olmayan kişilerin, yılın soğuk aylarını birlikte geçirecek kısa süreli bir partner aramaya başladığı dönem. Sonbaharla birlikte gelen o bilindik telaşın adı.
Sunday scaries: Pazar günü, hafta sonunun bitmek üzere olduğunu fark etmekten doğan kaygı ya da hüzün. Muhtemelen bu listede en çok tanıdık gelecek kelime.
Crashout: Birden fazla anlamı var: bir araç kazası, dramatik bir son ya da başarısızlık, diskalifiyeyle sonuçlanan bir yenilgi ve zihinsel ya da duygusal bir çöküş.
Whack-a-mole: Bir sorun çözülür çözülmez benzer bir yenisinin ortaya çıkması durumu. Adı, köstebek vurmaca oyunundan geliyor.
Yacht rock: Sözlüğün kısacık tanımıyla 'soft rock'. 70'ler ve 80'lerin pürüzsüz, yumuşak Amerikan pop-rock'ı için kullanılan takma ad.
Shapewear: Vücudu şekillendirmek ve düzleştirmek için tasarlanmış, dar oturan iç giyim ürünleri. Türkçede 'korse' ya da 'toparlayıcı iç giyim' karşılığıyla kullanılıyor.
Neckbeard: Çenenin altını ve boğazı kısmen kaplayan sakal. Sözlük bu kez sadece sakalı değil, bu görünümle özdeşleştirilen kültürü de tanımına ekledi.
Copium: Kötü bir durumla, sorunla ya da sonuçla yüzleşmek yerine onu yok sayma, inkâr etme veya küçümseme.
Trash panda: Rakun. İnternetin çöp karıştıran rakunlara taktığı bu lakap artık sözlükte kendi maddesine sahip.
Mandela Effect: Çok sayıda insanın belirli bir olayı, bilgiyi ya da ayrıntıyı aynı biçimde yanlış hatırlaması; yani kalabalıkların ortak sahte hatırası. Adını, Nelson Mandela'nın hapiste öldüğüne dair yaygın yanlış inanıştan alıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın