Servet Avcılığı ve Zengin Koca Peşinde Ziyan Olan Trajik Bir Ömür: Anna Nicole Smith

-

Amerika, Playboy ve 90'lar kültürünün büyük bir kısmını tarif etmek için onun ismini kullanmanızın yeterli olacak bir etkisi var: Anne Nicole Smith!

"Aptal sarışın" tiplemesinin Marilyn Monroe'dan sonraki temsilcisi olan, bir dönemin arzu nesnesi haline gelmiş bu güzel kadının tuhaf, ilginç ve kara mizah tadındaki yaşam öyküsüne bir bakın...

Bu dünyalar güzeli; orta sınıf bir ailenin kızı olarak 1967'de, Teksas'ta dünyaya geldi.

Ailesi gerek kökeni, gerek hayat tarzları ile şu sıralar "trailer trash" denen Amerikan alt sınıf kültürüne aitti. 

Buna uygun da yaşadı: Henüz 17 yaşındayken hamile kaldı ve evlendi.

18 yaşına girdiğinde bir erkek çocuk annesiydi, işsizdi ve evliliğinden mutsuzdu.

Eğitimini yarıda kesmiş, hala memleketi olan Teksas'tan dışarı adımını dahi atmamış bir sözde "yetişkin"di işte...

Çocuğu daha 2 yaşına dahi gelmeden, bu evlilik bitti.

Görenleri dönüp bir daha baktıran güzelliği dışında dünyaya sunabilecek herhangi bir şeyi olmadığını düşünen 19 yaşındaki Anna, Teksas'ta bir striptiz kulübünde çalışmaya başladı.

Bir taraftan oğluna bakıyor, bir taraftan da geçimini sağlamaya çalışıyordu. Hala herhangi bir diploması ya da Teksas dışında herhangi bir hayat tecrübesi yoktu.

Bir gün hayatını değiştirecek olan adam J. Howard Marshall bu striptiz kulübünden girdiğinde, Anna Nicole tam tamına 7 yıldır bu köhne mekanda çalışıyordu.

Ve hala da bir taş bebek kadar güzeldi!

J. Howard Marshall, Anna Nicole'u gördüğü gibi aşık oldu. İlişkileri ışık hızıyla başladı.

Lakin bir sorun vardı: J. Howard Marshall isimli bu "hayat kurtaran" beyenfendi, Anna ile tanıştığında tam tamına 89 yaşındaydı.

Anna da 26...

Howard Marshall'ın aynı zamanda Teksas'ın en zenginlerinden biri olduğunu belirtmemize gerek yoktur sanıyoruz.

89 yaşında, toruna torbaya karışmış bu haliyle hala striptiz kulüplerinde genç kadınların peşinde koşan bu dedecik, tam anlamıyla bir milyarderdi.

Flört dönemini de kısa tuttular; Howard Marshall dedemiz, Tanrıça gibi gördüğü Anna Nicole'e diz çöküp pahalı yüzüklerle evlenme teklif etti.

Lakin o diz çöküşten sonra bir daha kalkamadı rahmetli.

Evlendikten tam 14 ay sonra vefat etti.

Geriye tam tamına 1.6 milyar dolarlık bir miras bırakmıştı.

Dolayısıyla da azgın dedenin çocukları ve bakması gereken bir çocuğu olan dul Anna Nicole arasında muhteşem bir miras kavgası başladı.

Bu miras davası yıllar, yıllar, yıllaaaar sürecekti. Hatta Anna Nicole, hayatı boyunca bu miras kavgasını verecekti!

14 aylık evlilikten dolayı mirasta payı olması gerektiğini düşünüyordu; çocukları ise Anna Nicole'ü servet avcısı olmakla suçluyordu.

Fakat sonuçta yaşlı babaları, son günlerini Anna'nın güvenli kolları arasında huzurla geçirmişti ve mutlu ölmüştü.

Mirastan pay almaması yönünde herhangi bir girişimde de bulunmamıştı.

Bu dava basında büyük ses getirdi!

Hem magazinsel bir konuydu, hem de Anna Nicole yeni Marilyn Monroe olabilecek kadar güzeldi. Tuhaf açıklamalarıyla da Amerikan haber bültenlerine adeta komedi sağlıyordu. 

Karikatür gibi, gerçek olamayacak kadar absürt ve abartı olan bu hikaye ve dava, artık Amerika tarafından adeta bir pembe dizi gibi izlenir olmuştu.

Anna Nicole, servet avcısı olduğu yönündeki suçlamaları "kırışık cilt görünce tahrik oluyorum, ben yaşlı erkek seviyorum, ne yapayım?!" diyerek savuşturuyordu.

Mahkeme salonlarında Howard dedeciğin fotoğrafını öpüp ağlıyor; yaşlılıktan dolayı ciltte oluşan karaciğer lekelerinin ise aşırı seksi şeyler olduğunu iddia ediyordu.

Mirastan pay alabilmek için hukuk savaşını sürdürdürken, bir taraftan da eğlence sektörü tarafından adeta havada kapıldı.

Hugh Hefner'a göre, Anna Nicole Smith, Playboy için biçilmiş kaftandı. Çok güzeldi, uzun ve sarışındı; dev gibi göğüsleri tamamen gerçekti. Ayrıca reklama ihtiyaç duymayacak; hatta kendisi reklamın kendisi olacak kadar da popülerdi.

Teksas'ın köhne striptiz kulüplerinde başlayan yolculuğu, Playboy'un ışıltılı kapaklarına ve Hugh Hefner'ın malikanesine kadar ulaşmıştı. O artık Hollywood'daydı.

Lakin bir sıkıntı vardı:

Anna Nicole'ün yaşıyla beraber, bedeni de değişmeye başladı. Kilo aldı, kilo verdi, suratındaki eski saf ifade yoktu.

Eğlence sektöründe artık "güzel" sıfatıyla değil, "komik" figür olarak yer almaya başlamıştı. Yine de işler iyi gitmiyordu. Miras davası devam ediyordu.

Bu sırada mahkeme Smith'e eski eşinin mirasından 88.5 milyon dolar verilmesine karar vermişti. Bu davada yanında duran avukatı ise Anna Nicole'ün aynı zamanda sevgilisi olmuştu.

Dava hala bitmemişti; bu sırada ise Anna Nicole Smith bir kız çocuğu dünyaya getirdi.

Pek sevimli bir detay olmasa da; Anna Nicole, önceleri bu çocuğun babasının kimliğini açıklayamamıştı. Fotoğrafçı sevgilisinden olduğu iddia edilirken, çocuğu nüfusuna alan kişi Anna Nicole'ün avukatı oldu.

Lakin Anna Nicole, kız evlat sahibi olmanın tadına varamadan çok acı bir haberle sarsıldı: 17 yaşındaki oğlu, kızının doğumundan 3 gün sonra ölü bulundu.

İşte işler burada iyice karanlıklaşmaya başladı. 

Anna'nın genç oğlu bir otel odasında ölü bulundu, otopsi raporları "yüksek doz uyuşturucu" yazdı, genç adam apar topar gömüldü.

Anna Nicole ise kendisini bu olaydan sonra asla toparlayamadı. Oğlunun ölümünden bir sene sonra, o da bir otel odasında ölü bulundu!

Bu kadar basit değildi elbette!

Komplo teorilerinin ardı arkası kesilmedi; söylentilere göre önce oğlunu, ardından da Anna'yı "yüksek doz uyuşturucu" süsü vererek öldüren kişi avukatının ta kendisiydi. Zira ortada büyük bir miras söz konusuydu.

Avukatın küçük kızı nüfusuna almasından dolayı da şüpheler artmıştı. Lakin Anna Nicole, adeta bir "şaka" haline gelmiş bir figür olarak, bunların hepsi birer "magazinsel dedikodu" olarak havada kaldı.

Geriye kalan küçük kızı da, tıpkı annesinin hayatı gibi, bebekliğinden beri davalara konu oldu. Babalık davası!

Anna Nicole'ün sevgilileri arasındaki babalık davası önemliydi, zira bu küçük kız büyük bir miras hakkına sahipti. 

Sonuç olarak velayet ve babalık hakkı Anna Nicole'ün avukatındaydı. Uzun yıllar süren davalar ve en sonunda da DNA testi ile küçük kızın velayeti öz babası olduğu kanıtlanan fotoğrafçı sevgiliye verildi. Küçüğün başka kimsesi de yoktu. Annesi ve abisini hatırlayamıyordu bile.

İddialara göre Anna Nicole'ün, avukatı ile hiçbir gönül ilişkisi dahi yoktu.

Geriye Anna'nın bir neslin zihnine işlemiş anıları kaldı. Trajik hayat hikayesi ise tam anlamıyla "kara mizah"tı.

Anna Nicole Smith, güzelliğinin yanında aynı zamanda çok matrak, neşeli, eğlenceli bir kadındı. "Aptal sarışın" ve "zengin koca" kültürünün kurbanı oldu. 

Miras peşinde harcadığı emek ve enerjiyi, işini gücüne yönlendirse çok daha mutlu olacaktı.

Anna Nicole, bir nesil için adeta "ibret" oldu. Kimsenin parasına puluna tamah etmeyin dostlar!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kaan.eroz

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/guzin-abla/zengin-bir-erkekle-evlenmek-isteyen-kiza-verilen-cevap-29099119 Çok ilginç bir yazışma bu; belki daha önce okumuş olanlarınız vardır. Fakat internette dolaşan bu yazıyı sizlerle paylaşmaktan kendimi alamadım. Adam, dünyanın en ünlü finans şirketlerinden birinin başkanı olabilir. Ama burada “Güzin Abla”lık yapıyor. Hem de çok yerinde ve tam benlik bir cevap veriyor, zengin koca peşindeki kıza. Bu sıkıntılı günlerde biraz gülümsemek hiç de fena olmayacak sanırım. Dünyanın en büyük finans şirketlerinden J.P. Morgan’ın CEO’su James Dimon, zengin koca avcısı bir kızın

oguzhan-bilen1

Şimdi sadece aptal sarışınlar yok aptal esmerler, kumrallar, beyazlar, kızıllarda var. Kızların %85i para avcısı.

seyfettin.kal

Kirli para kimseye kalmaz o paranın peşşinden koşan elbet sonu kötü oluyor.

unknown_member

iyi ki iftardan sonra okudum da sigara yaktım

yilmaz-onal

o adama katlanmışsa ve mutlu etmişse o mirası da hakediyor demektir..

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

EvlilikSeksiUyuşturucuannedizihamile
Görüş Bildir