Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Selda Terek Yazio: 500 Yıl Sonra Hangi Eser Konuşulacak?

622PAYLAŞIM
Yazio Banner

Rönesans döneminde yaşamış İtalyan hezârfen, filozof, astronom, mimar, mühendis, mucit, matematikçi, anatomist, müzisyen, heykeltıraş, botanist, jeolog, kartograf, yazar Leonardo di ser Piero da Vinci, günümüzde yaşasaydı ve “Bakın ne yaptııııım!” diye Mona Lisa tablosunu bitirir bitirmez Facebook’a koysaydı kaç “like” alırdı dersiniz? Ya da şöyle sorayım, “16 senede yaptım ben bunu” diyerek eserini kolunun altına aldığı gibi bugünün Fevk-el beşerinin sarayının yolunu tutsa, vaktiyle yapabildiğini yapabilir miydi? Yani tabloyu 13 kilo altın karşılığında satabilir miydi? Altının ons fiyatına bakarak cevap veriyorum: “Hayır!” Peki, o halde beş asır önce, boya dediğimiz nesne henüz tavukta kalsiyumken, eserler günümüze kıyasla çok daha zor koşullarda yapıldığı için mi bugün böylesine paha biçilmezler? Bugünden 500 sene sonraya kalacak eserler de öyle mi olacaklar?  

Hiç sanmıyorum. Çünkü tüketim toplumlarıyız ve büyük bir açgözlülükle tükettiğimiz ne varsa yerine çok daha büyük bir iştahla (kapitalizmin iştahı) tüketilecek yeni, daha fazla, daha lezzetli, daha günaha teşvik eden, daha dahası üretilmekte. 

Tarihçiler, geçmişe yönelik gizemleri dedikodu ile açıklamayı seviyorlar mıdır bilmem ama benim geçmişten taşınan sıra dışı hikâyelere bayıldığım kesin. Zamanın biteviye devinimi içinde bu renkli çıkarımlar da olmasa, inanın çekilmez bir uğraş olurdu tarih. Tabii bu işin şakası. Sayısız inceleme ve uzman yorumunun çarpıştırıldığı tarih arşivlerindeki, birbirine benzer ama detayda mutlaka farklılıkları olan yüzlerce hikâye arasından birini gerçek kabul edecek olursak, sanırım birazdan size anlatacağımı seçerdim çünkü içinde “aşk” var. Evet aşk var hem de en yasağından, gizem var hem de en tehlikelisinden, zekâ var hem de en parlağından... Ne mutlu ki zamanı geldiğinde her şeyi ayan beyan ortaya koyan bilim, henüz bu konuyu tam olarak çözebilmiş değil de hala bu satırları yazabiliyoruz.

Rönesans’ın ünlü ressam ve bilim insanı Leonardo da Vinci, dile kolay 500 yıldır, yattığı yerden bizimle dalga geçiyor olabilir mi?

Eserlerine bıraktığı şifreleri çözeceğim diye bu yolda ne sanat tarihçileri heba oldu, bir bilseniz. Hala da işin içinden çıkabilmiş değiller. Şu gizemli gülüşünün sırrı bir türlü çözülemeyen çirkin ve kaşsız kadın Mona Lisa (La Joconde) var ya, hani üzerinde yapılmamış çalışma kalmayan, bir kez çalınan, bir kere de aside maruz kalan o dünyaca meşhur tablo, işte onun gözlerinin içinde keşfedilen “L” ve “S” harfleri, bir de tablonun arka planındaki taş köprünün üzerindeki 72 rakamı yüzünden üretilen teorilerin haddi hesabı yok. Ben de belgeselcilerin yalancısıyım. 

Efendim baştan alayım, olay şöyle gerçekleşmiş: Bir bilim-sanat ve tasarım dehası olan, kendini perspektif konusunda defalarca kanıtlamış bu ünlü ressamın eserlerinde perspektif hatası saptanınca sanat tarihçileri şöyle bir durmuşlar.  Şaşırmışlar haliyle. E adam tersten tuttuğu şifreli notlarla zaten nam yapmış. “Resimlerinde neden şifreli mesajlar olmasın ki...” diye düşünmüşler. “Her yerde perspektif hatası olur da Leonardo’nun resimlerinde olmaz, o halde var bu işin içinde bir iş.” deyip, sıvamışlar kolları. Sıvayış o sıvayış, hala tam olarak çözemeseler de onun tablolarıyla ilgili birçok akılcı teori üretmişler. Günümüzde dijital ortama rahatça aktarılabilen ve üzerinde çeşitli kombinasyonlarda çalışılabilen eserlerin şifreler barındırdığını fark edince tarih biraz daha eğlenceli hale gelmiş.

Hayatı boyunca 20’den az tablo yapmış (maazallah daha çok yapsaymış iyice allak bullak olacakmışız) Leonardo’nun bu gizemli eserinin barındırdığı mesajlar kafa kurcalayıcı.

Sanat tarihçilerinin bir kısmı der ki “Bu tablo aslında Mona Lisa ismiyle tanıdığımız Lisa del Geraldini’nin değil, Leonardo’nun “Mon Salai” (benim küçük şeytanım) dediği genç öğrencisinin/sevgilisinin portresidir.” Ayıptır ayıp! Sen kalk, koskoca adama bu güzelim tabloyu erkek sevgiliyi gizlemek için yaptığı çamurunu at, sonra da çekil kenara. Olacak iş mi bu? Saçlı sakallı, kelli felli, ölmüş gitmiş adamın arkasından böyle de dedikodu yapılır mı? Pes doğrusu ☺. Bu da yetmemiş, taş köprü üzerindeki 72 rakamını, kendisi dinsiz olduğu halde, o dönemin büyük zulümlere maruz kalan dini Museviliğin Kabala öğretisine atfetmişler. O da yani dinsiz olmak veya başka bir dine mensup olmak da en az eşcinsel olmak kadar suçmuş. Kabala’ya göre 7 rakamı, dünyanın 7 günde yaratılmış olduğuna olan inancı, 2 ise erkek ve dişi arasındaki zıtlığı dile getiriyormuş. 1472 senesinde yıkılan köprüye köylülerin “Şeytanın Köprüsü” demeleri de cabası... “Hah yakaladık bağlantıyı!” demiş tarihçiler ve sonrası dedikodu, dedikodu, dedikodu...  Çamur at izi kalsın. Yani sizin anlayacağınız Leonardo da Vinci bildiğiniz “anarşist, dinsiz ve eşcinsel...” Şimdi tekrar soruyorum; bugün yaşasaydı böyle olmasının bir artı ya da eksi değeri olur muydu? Tablo satışlarını artırır mıydı, “like” alır mıydı, kitaplara konu olur muydu? 

Biliyorsunuz Rönesans, sanatta devrim dönemi olarak anılır. Buna rağmen o yıllarda sosyal hayatta hala gelişmeye ihtiyaç duyan bir gericiliğin hâkim olduğu da açık, 500 yıl önceden bahsediyorum. Eşcinsel olmanın, dinsiz olmanın ve bunlara karşı sav üretmenin cezasının ölüm olduğu bir devirden... Bu durumda günümüzde sayısız inceleme sonucu varılan sonuçlardan biri olan “sanatçının cinsel tercihinin, döneminde tabu olması sebebiyle bu tablonun asıl modelinin Da Vinci’nin öğrencisi ve erkek aşkı olduğunun bir kadın portresinin ardına gizlenmesi...” açıklaması mana kazanıyor ama kesin bir sonuç mu? Hayır... Beş yüz yıldır çözülemeyen gizem çözülebilecek mi? Kim bilir, belki zaman boyutunda hareket edebilmeyi becerebildiğimizde... Şimdilik destekli tevatürlerle idare edeceğiz.  

Leonardo’nun yaşadığı zaman diliminin koşulları gereği kendini açıkça ifade edememesi, hayatı ile ilgili mesajlarında seçtiği yöntemler ve tuhaf ama saygı uyandıran ısrarcılığı başka bir yazının konusu olsun. Bilime, sanata ve tasarıma kafa yoran insanların, dinden, muğlaklıktan ve tabulardan arınmış düşünce sistematikleri de... Benim asıl sormak istediğim şu: O devirde bir ressam bugünün bilim ve sanat insanlarını bu denli meşgul edecek gizemler yaratabilmiş de bugün üretilen hangi eser beş yüz yıl sonrası için bir mesaj barındırıyor? İroni yok, hakikaten bilmediğimden soruyorum. 

Hoşça ve sevgiyle kalın.

Instagram

Facebook

Twitter

Wordpress

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir