Sebebi Reklamdan Fazlası: FIFA'nın Dünya Kupası'ndaki "Su Molası" Kararının Arkasındaki Bilimsel Gerçekler
Ekranda maç izlerken aniden verilen su molaları hepimizin gözüne çarpıyor. Birçok kişi bu anları hocaların taktik verdiği veya televizyonların reklam girdiği basit bir duraklama sanıyor. Ancak işin aslı pek de öyle değil. FIFA'nın uygulamaya koyduğu bu kuralın temelinde çok ciddi bir tıbbi zorunluluk yatıyor.
FIFA'nın "cooling break" dediği serinleme molaları niye veriliyor?
Futbol maçlarında verilen su molaları ekranda reklam dönmesi ya da hocaların taktik vermesi için kurgulanmış bir şov değil. 90 dakika boyunca yüksek tempoda koşan bir bedenin aşırı sıcak havada hayatta kalma mücadelesinin ta kendisidir.
Saha kenarına termometreler yerleştirilmişti ama tehlikenin boyutunu ölçmek için bu termometreler tek başına yeterli olmadı.
FIFA bu molalara karar verirken sadece hava sıcaklığına bakmadı. Spor hekimleri WBGT (Islak Hazne Küre Sıcaklığı) adı verilen çok daha kapsamlı bir endeks kullandı. Bu sistem havanın kaç derece olduğunun yanı sıra nem oranını, rüzgarın hızını ve güneşin sahaya geliş açısını hesaplıyor. Nem yüksek olduğunda ter buharlaşamıyor ve tehlike tam da burada başlıyor. 🥵
Ya sonra? Dışarı atılamayan vücut ısısı içeride hapsolduğunda organlara doğrudan baskı yapıyor.
Bir futbolcu depar attığında kasları çok yüksek miktarda ısı üretiyor. Normal şartlarda 36.5 derece olan vücut sıcaklığı maç temposunda 39 dereceleri buluyor. Dışarıdaki hava çok sıcak olduğunda vücut bu fazla ısıyı terleyerek dışarı atamıyor. İçeride kalan sıcaklık iç organlara baskı yapıyor. Su molası verilmezse oyuncuların sahada sıcak çarpması yaşaması fizyolojik olarak kaçınılmaz hale geliyor.
FIFA'nın serinleme molasına dahil olan 'su molası' da hemen devreye girdi doğal olarak.
Sıvı kaybının sadece susuzluk hissi yarattığını düşünmek çok masumca olur. Devamı var.
Sıvı kaybı kanı koyulaştırıyor. E bu da tehlikeli bir şey. Terleyerek vücut ağırlığının yüzde ikisini kaybetmek bir sporcunun performansını bitirmeye yetiyor. Sıvı azaldığında kan koyulaşıyor. Kalp bu koyulaşan kanı damarlara pompalamak için çok daha fazla çaba harcıyor. Bunun sonucunda nabız tehlikeli seviyelere ulaşıyor ve vücudun dengesi tamamen altüst oluyor.
Bu yazıyı okuyana kadar su molası bitmiş olurdu ama su molasının sebebi daha bitmedi.
Yorulan sadece bacak kasları değil. Susuz kalan beynin karar verme yetisi de hızla çöküyor. Kanın koyulaşması ve kalbin zorlanması beyne giden oksijen miktarını doğrudan düşürüyor. Maçın sonlarına doğru en yetenekli oyuncuların bile çok basit pas hataları yapmasının nedeni beceriksizlik değil. Susuzluk ve oksijensizlik yüzünden beynin sağlıklı karar verme fonksiyonlarını kaybetmesidir.
E biraz da soluklansınlar değil mi? Su molasında bir yudum su içip oyuna dönmek işe yaramadığı için molanın tam üç dakika sürmesi gerekiyor.
Saha kenarına gelip hızlıca su içip saniyeler içinde sahaya dönmek biyolojik açıdan hiçbir anlam ifade etmiyor. İçilen suyun mideye inmesi, kana karışması ve vücut sıcaklığını düşürmeye başlaması için belli bir süre geçmesi şart. Üç dakikalık süre oyuncunun nabzının biraz düşmesine ve suyun hücrelere ulaşıp vücudu soğutma işlemini başlatmasına fırsat tanıyor.
Su Molası (Drinks Break) ve Serinleme Molası (Cooling Break) aslında iklimin geldiği son halinin ekranlarda verilen canlı hali gib bir şeye dönüştü.
Bu üç dakikalık molalar sıradan bir kural değişikliği değil giderek ısınan gezegenimizin yeşil sahalardaki en net yansıması. İklim krizinin etkileri artık sadece raporlarda değil, tam da tutkuyla izlediğimiz maçların ortasında karşımıza çıktı. Özellikle FIFA'da. FIFA'nın futbolcuları aşırı sıcaklardan korumaya yönelik yapmış olduğu bu hareket, tek sahamız olan dünyayı korumak için ne kadar acil adım atmamız gerektiğini hatırlatıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın