Psikologlar Uyarıyor: Çocukken Uslu Kişilerin Yetişkinlikte Yaşadığı Psikolojik Sıkıntılar!
'Maşallah, o kadar uslu bir çocuk ki, varlığıyla yokluğu bir...' Çocukken bu sözleri duyduysanız bir iltifat olarak algılamış ve kendinizle gurur duymuşsunuzdur. Anne babanız da 'evet, bizi hiç üzmüyor' diyerek sizden ne kadar memnun olduklarını söylerler.
Peki şimdi o yerlere göklere sığdırılamayan çocuklar nerede?
Muhtemelen kendi sınırlarını çizemediği için herkesin sorumluluğunu üstlendi, düzgün bir ilişki kuramadı ve hala hayattan ne istediğini bilemez bir vaziyette!
Pedagogların ve psikologların sıkça uyardığı, çocuklukta 'aşırı uyumlu ve uslu' olmanın yetişkinlikte ortaya çıkardığı bazı psikolojik sorunlar var. Bakalım maddelerden size de tanıdık gelenler olacak mı?
"Hayır" diyememe hastalığına sahipsiniz.
İş yerinde, ilişkilerinizde, hatta ailenizde bile insanlara 'hayır' diyemiyor, kendi istekleriniz yerine onların isteklerini yapıyorsanız kendinizi suçlamanıza gerek yok. Çünkü çocukken sevilmenin ve onaylanmanın yolunun 'her şeye boyun eğmek ve sorun çıkarmamak' olduğunu öğrendiniz. Örneğin bir oyuncağınızı hiç merak edip kurcalamadınız, oyuncaklarınızla düzgünce oynadınız, etrafı hiç dağıtmadınız, belki de anne babanızdan korktuğunuz için hiç düşmediniz. Karşılığında da sevildiğinizi hissettiniz. Eğer onların istemediği bir şey yaparsam, beni sevmezler. O zaman sadece onların istedikleri yapayım ve kendimi sevdireyim.
Yetişkinlikte bu durum, arkadaşlarınızın, sevgilinizin veya patronunuzun her isteğine istemeseniz de 'Evet' demenize yol açar. Kendi sınırlarınızı çizmek, sizde sanki suç işliyormuşsunuz hissi yaratır.
Hata yapmaktan korkmak ayrıca sizi yetişkinlikte mükemmeliyetçi birine dönüştürebilir. İş hayatında ya da ilişkilerde en ufak bir başarısızlık veya eleştiri, kendinize aşırı yüklenmenize sebep olur.
"Fark etmez" sizin en çok kullandığınız cevaplardan biri.
'Bugün ne yemek istersin?' sorusuna bile 'Fark etmez, sen ne istersen' cevabını veren o insan muhtemelen sizsiniz. Küçüklükten beri hep başkalarının (annenin, babanın, öğretmenlerin) beklentilerine göre hareket ettiğiniz için, büyüdüğünüzde gerçekten kendinizin ne istediğini, neden hoşlandığını ayırt etmekte zorlanırsınız. Hem insanların isteklerine göre yaşarsınız hem de kendi isteklerinizi bilmediğiniz için veya söylemediğiniz için zamanla kendinize yabancılaşırsınız.
Bu sefer ne olur biliyor musunuz?
Nereye giderseniz gidin, mutluluğu bulamazsınız.
Maskelenmiş öfke patlamaları yaşayabilirsiniz.
Uslu çocuklar ağlamaz, öfkelenmez ve olay çıkarmaz. Bir şeye sinirlendikleri zamanlarda bile bunu belli etmezler... Dolayısıyla anne babalar çocuklarının ne kadar da iyi çocuk olduğunu düşünürler.
Fakat o dönemde bastırılan, dışarı çıkmasına izin verilmeyen her 'sağlıklı' öfke, yetişkinlikte birikir. Sonuç mu?
Alakasız küçük şeylere bile aniden sinirlenen, ortada ciddi bir şey yokken sinir krizleri geçiren, sürekli bağıran yetişkinler.
Üstelik bu durumlara anne babaları tanık olursa 'sen küçükken böyle değildin, çok değiştin' derler. :)
Güçlü bir maske takmak zorunda hissedersiniz.
Çocukken ailenin yükünü hafifletmek adına kendi varlığını görünmez kılan uslu çocuklar, yetişkin olduklarında da dünyada yer kaplamayı, yardım istemeyi veya dert anlatmayı başkalarına 'yük olmak' olarak görürler. Bu yüzden kendi isteklerini belirtemez, kendi hayat görüşlerine göre yaşayamazlar.
Uslu çocuklar, büyüdüklerinde güçlü bir maske takarlar. İçinizdeki kırılgan, üzgün veya öfkeli tarafları gösterirseniz insanların sizi terk edeceğine dair bir inancınız vardır. Bu yüzden ilişkilerde hep 'her şeyi idare eden, güçlü, sorunsuz' maskesi takarsınız. Fakat bu maske, partnerinizle gerçek ve derin bir bağ kurmanızı engeller; insanlarla doluyken bile yalnız hissedersiniz.
Artık büyüdüğünüze göre uslu çocuk çizgisinden çıkmanızın vakti geldi. Sorun çıkarmak, sesinizi yükseltmek, 'Hayır' demek ve bazen sadece kendinizi düşünmek en doğal hakkınız.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın