Psikolog Açıkladı: Öz Güveni Yüksek İnsanların Asla Açıklama Yapmadığı 7 Şey
Bir davete gelemeyeceğinizi söylerken art arda üç bahane sıralıyor, bir mesaja geç dönünce uzun bir özür yazıyorsanız yalnız değilsiniz. Nöropsikolog Dr. Sanam Hafeez'e göre bu aşırı açıklama alışkanlığı çoğu zaman karşımızdakinin onayını bekleme ihtiyacından doğuyor. Öz güveni sağlam insanlar ise bazı konularda gerekçe sunma gereği hiç duymuyor. Hafeez, bu kişilerin açıklamaya ihtiyaç duymadığı 7 durumu tek tek sıraladı.
Sürekli açıklama yapmanın arkasında onay arayışı yatıyor
Öz güven kelimesi gündelik hayatta sık kullanılsa da anlamı çoğu zaman karıştırılıyor. Comprehend the Mind kliniğinin direktörü nöropsikolog Dr. Sanam Hafeez, öz güveni kişinin kendini nasıl gördüğü ve ne kadar değerli bulduğu olarak tanımlıyor. Bu duygu, başkalarından saygı, sevgi ve ilgi görmeyi hak edip etmediğimize dair inancımızı da doğrudan etkiliyor. Hafeez'e göre sağlıklı öz güven kendini herkesten üstün görmek anlamına gelmiyor; kusurlu yanlarıyla birlikte kendinden memnun olmak demek.
Öz güveni sağlam kişilerin belirgin özelliklerinden biri, kendi iç onaylarına dayanmaları. Kendilerini iyi hissetmek için çevrelerinin onayına daha az ihtiyaç duyuyorlar ve karşılarındakiler aynı fikirde olmasa bile düşüncelerini rahatça dile getirebiliyorlar. Hafeez, pek çok insanın farkında olmadan aşırı açıklama yaptığını, bunun da genellikle karşı tarafın bizi anladığından ya da kararımıza kırılmadığından emin olma isteğinden kaynaklandığını söylüyor.
Psikolojide bu döngü, İngilizcede 'haklı çıkarmak, tartışmak, savunmak ve açıklamak' anlamına gelen kelimelerin baş harflerinden oluşan JADE kavramıyla anlatılıyor. Biri 'Neden?' diye sorduğunda, seçiminizi sorguladığında ya da hayal kırıklığına uğramış göründüğünde kendinizi birden onu ikna etmekle sorumlu hissediyorsunuz. Ayrıntı eklemek, kendinizi savunmak ve istediğiniz tepkiyi alana kadar cümlelerinizi değiştirmek bu kalıbın tipik işaretleri.
Hafeez'in dikkat çektiği sorun şu: Her yeni açıklama, yeni bir soruya ya da tartışmaya kapı aralıyor ve kişi daha da fazla açıklama yapmak zorunda kalıyor. Beyin ortamdaki gerginliği algıladığında farkında olmadan kaygılanabiliyor ya da savunmaya geçebiliyoruz. Hafeez'e göre bu anlarda aslında daha fazla bilgi vermeye çalışmıyoruz; karşımızdakinin bize kızmadığına ya da bizi yargılamadığına dair güvence arıyoruz.
Hayır demek için bahane üretmiyor, mesajlara hemen dönmek zorunda hissetmiyorlar
Listenin ilk sırasında suçluluk duymadan sınır koymak var. Hafeez'e göre öz güveni yüksek kişiler sınırların bencillik olmadığını biliyor. İş çıkışı buluşmasına, bir düğüne ya da üst üste üçüncü akşam yemeğine 'Bu akşam gelemiyorum' diyebiliyor, ardından uzun bir gerekçe sıralamıyorlar. Hafeez, bu kişilerin dinlenmek, yalnız vakit geçirmek ya da mola vermek için bunu hak ettiklerini kanıtlamaya çalışmadığını, kendine iyi bakmanın her zaman bir açıklama gerektirmediğini vurguluyor.
İkinci madde herkesi memnun etme çabasından uzak durmak. Öz güveni sağlam insanlar kimseyi bilerek üzmek istemiyor ama kendilerini de feda etmiyor. Hafeez'e göre bu kişiler herkesi mutlu tutmaktan sorumlu hissetmiyor ve birini hayal kırıklığına uğrattıklarında yanlış bir şey yaptıklarını düşünmüyor. Kendinde bu eğilimi görenlere önerisi basit: Bir teklife hemen 'evet' demek yerine kendinize düşünme payı bırakın ve gerçekte ne istediğinize karar verin.
Üçüncü sırada mesajlara anında dönmemek geliyor. Öz güvenli biri, bir yakınıyla ilgilenirken, çalışırken ya da sevdiği bir filmi izlerken mesajınızı saatlerce okumadan bırakabilir. Hafeez bunun bencillikle değil, herkese her an ulaşılabilir olma zorunluluğu hissetmemekle ilgili olduğunu söylüyor.
Mesajlara saniyeler içinde yanıt verenler için tavsiyesi, önce 'Şu an gerçekten düzgün bir cevap verecek vaktim var mı?' diye sormak. Cevap hayırsa not alıp daha sonra yazmak, hem size hem karşınızdakine daha sakin ve özenli bir yanıt olarak geri dönebilir.
Duygularını, başarılarını ve biten ilişkilerini savunmaya ihtiyaç duymuyorlar
Dördüncü madde duygular. Öz güven, duygusal sınır koymayı da kolaylaştırıyor. Bu kişiler 'Bu beni rahatsız etti' ya da 'Olanlar yüzünden üzgünüm' demekten çekinmiyor ve hislerini uzun uzun gerekçelendirmiyor. Hafeez'e göre kırılmanın, öfkelenmenin ya da hayal kırıklığı yaşamanın serbest olduğunu, tepkilerinin haklı olduğunu kanıtlamaları gerekmediğini biliyorlar.
Beşinci madde ilk bakışta çelişkili görünebilir: yardım istemek. Hafeez, öz güveni yüksek insanların yardıma ihtiyaç duymayı yetersizlik ya da zayıflık işareti olarak görmediğini belirtiyor. Yardım isterken önce kendi başınıza neden yapamadığınızı sıralama alışkanlığınız varsa, doğrudan ve kısa bir ricada bulunmayı denemenizi öneriyor.
Altıncı sırada başarılar var. Önemli bir terfi almak, yüksek lisansa başlamak ya da bir iş sunumunu başarıyla tamamlamak 'önemsiz' şeyler değil. Hafeez'e göre öz güveni sağlam kişiler, çevresindekiler daha rahat hissetsin diye gurur duydukları bir şeyi küçümseme ihtiyacı duymuyor. Bunun için verdiği egzersiz de pratik: Bir iltifat aldığınızda hemen neyi yanlış yaptığınızı ya da bunun neden abartılacak bir şey olmadığını anlatmak yerine sadece 'Teşekkür ederim' deyin.
Listenin son maddesi sağlıksız bir ilişkiden uzaklaşmak. Hafeez, öz güveni yüksek kişilerin ayrılık gerekçelerinin 'yeterince iyi' olduğuna başkalarını ikna etme gereği duymadığını söylüyor. Bu kişiler fikir değiştirmenin normal olduğunu biliyor; yeni bir bilgi, değişen koşullar ya da artık aynı şeyleri hissetmemek bile yeterli bir sebep olabiliyor. Aynı tutum iş ve yaşam tarzı tercihlerine de yansıyor: Başkalarının fikrini dinliyor ama kararı onlara bırakmıyorlar.
Bir ilişkiyi bitirirken kendinizi açıklama yapmak zorunda hissediyorsanız, Hafeez'in hatırlatması şu: Ne yaşandığını siz biliyorsunuz ve bu nedenlerin bir kısmını, hatta tamamını kendinize saklayabilirsiniz.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın