Psikologlara Göre Yetersizlik Hissiyle Boğuşanların Ortak Özellikleri
Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslamak, yapılan başarıları küçümsemek ve ne kadar çabalasa da yeterli olduğunu hissedememek... Psikologlara göre yetersizlik hissiyle mücadele eden kişilerde bu düşünce ve davranışların bazıları ortak şekilde görülebiliyor.
“Ne yaparsam yapayım yeterli değilim” düşüncesi zaman zaman herkesin aklından geçebiliyor.
Ancak bu düşünce sürekli hale geldiğinde kişinin kendisine, başarılarına ve ilişkilerine bakışını etkileyebiliyor. Psikoloji uzmanlarına göre kronik yetersizlik hissi yaşayan kişilerde yoğun öz eleştiri, mükemmeliyetçilik, başkalarıyla kıyaslama ve sürekli onay arama gibi bazı ortak davranış kalıpları görülebiliyor.
Başarılarını küçümsemek, bunların başında geliyor. Yetersizlik hissi yaşayan kişiler, ortaya koydukları başarıları çoğu zaman kendilerine mal etmekte zorlanabiliyor. Bir işi iyi yaptıklarında bunu yeteneklerinden ziyade şansa, koşullara veya başkalarının yardımına bağlarken yaptıkları tek bir hatayı ise kendi yetersizliklerinin kanıtı olarak görebiliyorlar. Böylece 10 şeyi doğru yapan bir kişi, zihninde yalnızca yaptığı bir hataya odaklanabiliyor.
Bununla birlikte kendilerine karşı oldukça sert olabiliyorlar.
“Daha iyisini yapmalıydım”, “Bunu da beceremedim” veya “Herkes benden daha iyi” gibi düşünceler sık sık tekrarlanabiliyor. Buradaki temel sorun hata yapmak değil, yapılan hatadan kişinin kendi karakteriyle ilgili genel bir sonuç çıkarması. Örneğin kötü geçen bir sınavı “Bu sınav zordu” şeklinde değerlendirmek yerine “Ben başarısız biriyim” şeklinde yorumlamak, yetersizlik hissini daha da güçlendirebiliyor.
Mükemmeliyetçilik de bu döngünün bir parçası olabiliyor. Kişi kendisini yeterli hissetmediği için sürekli daha yüksek standartlar belirleyebiliyor. Bir hedefe ulaştığında bunu kutlamak yerine hemen sıradaki eksikliğine odaklanıyor. Dışarıdan bakıldığında oldukça başarılı görünen birinin, kendi içinde sürekli “Daha fazlasını yapmalıyım” düşüncesiyle hareket etmesi bu nedenle mümkün.
Bir diğer yaygın özellik ise kendini başkalarıyla kıyaslamak.
Özellikle sosyal medyada insanların hayatlarının yalnızca seçilmiş bölümlerini görmek, kişinin kendi hayatını başkalarının en iyi anlarıyla karşılaştırmasına yol açabiliyor. Başkasının sonucunu kendi süreciyle kıyaslayan kişi, kendi sahip olduklarını olduğundan daha değersiz görmeye başlayabiliyor.
Eleştiriye karşı aşırı hassasiyet de dikkat çeken özelliklerden biri. Normal bir geri bildirim bile kişinin zihninde “Yaptığım işi beğenmediler” veya “Yeterince iyi değilim” şeklinde büyüyebiliyor. Üstelik bu kişiler olumlu geri bildirim aldıklarında da bunu kabul etmekte zorlanabiliyor. “Şanslıydım”, “O kadar da iyi değildi” veya “Herkes yapabilirdi” diyerek aldıkları övgüyü küçümseyebiliyorlar.
Yetersizlik hissi bazen kişiyi başarısız olabileceği durumlardan kaçınmaya da itebiliyor. Yeni bir işe başvurmak, fikirlerini ortaya koymak veya yeni bir şey denemek yerine “Zaten yapamam” düşüncesiyle geri çekilebiliyor. Kısa vadede rahatlatıcı görünen bu kaçınma, uzun vadede kişinin kendisine yönelik olumsuz düşüncelerini daha da pekiştirebiliyor.
Başkalarının onayına ihtiyaç duymak ve “hayır” diyememek de bununla bağlantılı olabiliyor.
Kişi kendi kararlarına güvenmekte zorlandığında sürekli “Sence doğru mu yaptım?” diye sorabiliyor. Başkalarını hayal kırıklığına uğratmaktan korktuğu için istemediği şeylere bile “evet” diyebiliyor. Böylece kendi ihtiyaçlarını geri plana atarak çevresindeki insanların memnuniyetini kendi değerinin bir göstergesi haline getirebiliyor.
Tüm bu davranışların altında ise çoğu zaman kişinin kendi değerini yalnızca başarıları, görünüşü veya performansıyla ölçmesi yatabiliyor. “Başarılıysam değerliyim”, “Hata yapmıyorsam yeterliyim” veya “İnsanlar beni beğeniyorsa sevilebilirim” düşünceleri, kişinin özdeğerini dış koşullara bağlamasına neden olabiliyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın