Övündüğünüz Huyların Tersi Pis Olabilir! İşte Mükemmeliyetçiliğin Beter Yönleri

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Fazla mükemmeliyetçiyim”.

Nedense bu yakınma daima bir parça övünç tınısı barındırır. Halbuki tüm klinik çalışmaların (ve zaten kendi deneyimlerimizin) de gösterdiği gibi, mükemmele ulaşmayı hedeflemek aslında hiç de gerçekçi, verimli ve sağlıklı bir beklenti değil.

Buyrun mükemmeliyetçiliğin kişi için ne kadar zor ve yıpratıcı bir huy olduğunu inceleyelim.

Nedir bu mükemmeliyetçilik?

Mükemmeliyetçilik genel olarak, kişinin kendisi için aşırı yüksek beklentiler koyması, bu beklentilere ulaşma konusunda abartılı biçimde endişe duyması, dolayısıyla bunlarla ilgili kendine aşırı eleştirel yaklaşması ve yüklenmesi durumunu ifade eder.

Örneğin mükemmeliyetçiyseniz, kendinizden beklentileriniz biraz acımasızca katıdır.

Asla hata yapmayı kabul edemezsiniz ve kendinize karşı epey yıpratıcı bir tutum sergilersiniz. Hatta bu tutum çevrenizdeki kişileri de kapsar. Çevrenizdeki en ufak hata da gelir yine sizi rahatsız eder.

Hayat sizin için ya heptir, ya da hiç.

Düşünce yapınız böyle çalışır ve bu düşüncenin doğrultusunda davranırsınız. Halbuki böylelikle, yapılabilecek iyi bütün hamleleri de istemeden engellediğinizi bir yandan bilirsiniz. Ve fakat neticede en büyük korkunuza bir adım daha yaklaşmaktasınızdır: Başarısızlık.

Genellikle başarısızlığa aşırı derecede odaklanır ve başarılarınızı görmezden gelme eğilimde olursunuz.

Sizin başarısızlık ve “kusur”dan ödünüz kopar. Hatalarınıza olduğundan daha büyük anlam yükler ve kendiniz ile ilgili olumsuz duygular beslersiniz. Başarısızlığın benliğinize zarar vereceğini düşünürsünüz.

Aslında bunun nedeni başarısızlığı genelliyor olmanızdır. Yani; herhangi bir şeyde başarısız olunca, kendinizi tümden başarısız addetmeye meyliniz yüksektir.

Muhtemelen erteleme hastalığından da mustaripsinizdir.

Herhangi bir işe başlamak için bile akıl almaz vakitler harcamak zorunda kalırsınız. Çünkü detaylara öylesine takılırsınız ki başlamak bile sizin için başlı başına bir problemdir.

Bilimsel araştırmalar bize mükemmeliyetçiliğin 2 farklı boyutu olduğunu gösteriyor.

Kişinin kendine odaklı mükemmeliyetçiliği kadar, başkaları odaklı (sosyal içerikli) mükemmeliyetçilik durumu da mevcut. Yani burada işin içine bir de performans kaygısı giriyor. Başkalarının bizim başarısız olduğumuzu düşüneceği korkusuyla, harekete geçmekte iyice zorlanmak.

Bazılarımız her iki ikisini de yüksek derecede gösterirken, bazılarımız sadece birini yaşayabiliyor.

Bir enteresan boyutu ise, narsisizmle arasındaki reddedilemez ilişki.

Narsist bir kişiliğiniz olabilir. Bu illa burnu havada, kendini beğenmiş sevimsiz bir tip olarak ortalarda dolaşıyorsunuz demek değil. 

Ama örneğin, zihinsel kapasitenizin altında bir iş çıkarmayı kendinize asla yakıştıramazsınız.

Fakat boyutu ne olursa olsun bilimsel araştırmaların vardığı ortak sonuç şu:

Mükemmeliyetçiliğin kişisel ve sosyal boyutu, yani kendine aşırı yüklenmek ve başkalarının ancak sen mükemmel olursan sana değer verecekleri düşüncesine inanmak insanın üzerinde gerçek dışı ve ağır bir baskı yaratıyor; kendine güvensiz, suçlu, çaresiz hissettiriyor, sık sık hayal kırıklığı yaratıyor; hatta anksiyete ve depresyonu da tetikleyebiliyor.

Mükemmeliyetçi kişiler aynı zamanda fiziksel birtakım sorunlar da yaşıyor.

Örneğin gerilim ve migren tipi baş ağrısı, fibromiyalji, mide sorunları gibi. 

Hatta son yıllarda yapılan pek çok çalışma, mükemmeliyetçiliğin yeme bozukluklarıyla ilişkili olduğu sonucuna ulaştı.

İş yaşamında ise mükemmeliyetçi kişilerin tükenmişlik sorunu yaşayabildikleri gözleniyor.

Çok fazla enerji harcama, sürekli olarak başarı / başarısızlık konusuna odaklanma, abartılı beklentileri karşılamak için çaba gösterme ve kendini yetersiz bulma gibi durumlar yorgunluk ve psikolojik anlamda bir tükenmişlikle birlikte görülebiliyor.

Mükemmeliyetçilik, gerçekten de terk etmesi en zor huylardan biridir.

Bunu biraz olsun hafifletebilmek için ise, mükemmel olması için özel bir çaba sarf etmeden yaptığımız başka işlerin kalitesine bakıp, aradaki farkın aslında hiç denecek kadar az olduğunu görmek bir başlangıç olabilir; ve elbette, İhsan Oktar Anay'ın bu sözlerini de hatırda tutmak.

Bu Haber ile İlgili Linkler

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
lisami

Her şeyi didik didik etmekten en önemsiz şeylere bile odaklanıyorum ve en ufak olumsuz şey diğer tüm olumlu şeylerin önünü kapatıyor. Kurtulması da neredeyse hiç kolay bir özellik değil.

busra-kucuk

Bir de buna orjinal olma takıntısını ekleyin tadından yenmiyor.

gokberk

Aynı ben aq dgghghhgdh ama harbiden hayatımın içine en çok kendim ediyorum

miss.secret

Mükemmelliyetçilik cidden rahatsız edici bir durum. Çoğu zaman detaylara takılmaktan asıl yapmam gerekeni unutuyorum. 4 Başarım dahi olsa tek bir başarısızlığım 4 başarımı gözümde sıfıra çekiyor ve kusursuz görünümü bozuyor. Ben tek başarısızlığıma odaklanıp 4 başarıyı görmezlikten geliyorum. İsteklerim hedeflerim hep en üstte oluyor başarısız olma ihtimali tedirgin ediyor. Başarısız olursam kendime fazla acımasız oluyorum. Hataya tahammül edemiyorum ve kendimden bildiğim bir durum olan bu olay cidden rahatsız edici bir sorun.

zelax

Başıma ne geldiyse bu konu yüzünden geldi. Yavaştan normalleşmeye çabalıyorum

Görüş Bildir