Ne Ağlaması Canım! Sadece 90'lı Yıllarda Ankara'da Çocuk Olanların Bildiği 18 Şey

17PAYLAŞIM

90'larda çocuk olmak herkes için çok değerlidir. Ama o Ankara'da çocuk olmanın tadı da bir başkadır. Deniz görünce çıldıran çocukların, tornet tepesinde kolunu bacağını yaranların çocukluğunu derledik bugün. Yorumlarda sizi de bekliyoruz. Haydi başlayalım :)

1. Karne gününde büyük bir sevinçle Gençlik Parkı'na gitmek.

Çocukluğu Ankara'da geçenler için en büyülü yerdir herhalde Gençlik Parkı... Aile ile gidilir bir yandan piknik yapılır bir yandan da sallanan salıncak, devasa kaydırak, dönme dolap, çarpışan oto  ve kamikazenin hayali kurulurdu. Doyasıya eğlence, çocukluğun anlamıdır Gençlik Parkı...

2. Atatürk Orman Çiftliği'ndeki hayvanat bahçesine gitmek.

Şimdilerde yerinde yeller esiyor yerine Ankapark yapılıyor ama çocukken hayvanat bahçesine gitmek yine her Ankaralı çocuğun geleneğidir.

3. Bütün çocukluğumuz sokakta, pazarda tezgah üstü satılan bu yeşil lezzetle geçti: Taze nohut!

Şimdi diyeceksiniz ki sadece Ankara'da değil bizim şehrimizde de vardı. Elbette olacaktır iyi ki de olmuş. Ama inanın pek çok şehirde yok. Mesela İstanbul!

4. Lezzet demişken simitten bahsetmemek olmaz! Bir Ankara klasiği olan pekmezli sokak simidinin tadına doyasıya varmak.

O nasıl güzel bir simittir. Okulda, sokakta her yerde yediğimiz simit ayran ikilisinin tadı hala damağımızda!

5. Kuğulu Park'ta önce kuğuların peşinden koşturmak, sonra da senin peşine takılan ördeklerden korkup bağıra çağıra ağlayarak kaçmak:)

Ankaralılar için Kuğulu Park'ın yeri bambaşkadır. Hele ki çocukken anne ve babalarımız 23 Nisan'da, karne aldıktan sonra ya da bizi ödüllendirmek için buraya götürürdü. Hediyemizdi bu park bizim be....

6. Her yol mutlaka bir sinemaya çıktığı için sinema büyüsüyle bacak kadarken tanışabilmek.

Kızılırmak, Metropol, Megapol, Mithatpaşa, Akün.... O kadar çok sinema vardır ki Ankara'da, hepsinde de binlerce anı...

7. Şehrin simgesi olan Atakule'ye çıkmak ve tüm Ankara'yı izlemek.

Atakule'yi Ankara'nın neresinden bakarsan bak görebilirsin. Ve çocukken bir gün oraya çıkacağım dersin çok büyük bir şeymiş gibi. Ama öyledir çok büyüktür Atakule, hayal edemeyecek kadar büyük... Sonra o gün gelir ve çıktığında o kulenin tepesine, yükseklikten başın döner büyülenirsin.

8. Atakule'ye gitmişken Dreamland diye tutturmamak olmazdı tabii...

1990 yılında rahmetli Turgut Özal'ın açılışını yaptığı Dreamland, Gençlik Parkı'ndan sonraki en büyük çılgınlık alanımızdı. 5 tane jeton alıp oyun oynamak en büyük hayallerimizden biriydi.

9. Ankara'nın dillere destan bayırlarında yokuş aşağı "tornet" keyfini yaşamak.

Şimdilerde paten, kaykay, scooter var bunun yerine. Ama 80'ler ve 90'ların sokak kültürüne damga vurmuş tornet muhteşem bir icattı. Biraz da maddi imkansızlıkların getirdiği koşullardan dolayı herkesin kendi tornetini kendi yarattığı en güzel eğlencelerden biriydi.

10. Bir diğer yokuş aşağı zevk de karda leğenle kaymak :)))

Özellikle de okullar kar tatili olduğu zaman değmeyin keyfimize! Bütün mahalle cümbür cemaat iner sokakta elimiz yüzümüz kızarana kadar oynar, delilercesine kayardık buzun üstünde. Eee madem çekiyoruz biz bu yokuşların cefasını yeri geldiğinde sefasını sürmesini de biliriz!

11. En güzel kardan adamlar da yine Ankara'da yapılır.

"Kardan adam olur senden adam olmaz." sözü kesin Ankara'dan çıkmıştır. Aha da şuraya yazıyorum :)

12. Meşhur Ankara düğün salonlarında oyun havalarına doymak ve Ankaralı Turgut, Oğuz Yılmaz, Peçenekli Süleyman gibi isimlere aşina olmak.

13. Kurtuluş Parkı'nda aileyle gidip yürüyüş yapmak, kağıt helva yemek, eğer kış ise buz pateni yapmak.

14. Şimdilerde dizilerde pek moda olan '...ya la', 'la bebe' gibi kelime öbeklerini doğru yerde kullanabilmek.

15. Ulus'a gidip peynir, zeytin, pastırma, sucuk kokan halde anneni babanı kaybetmemeye çalışmak :)

Meşhur Ulus hali gerçekten enteresan bir yerdir ve Ankaralı her çocuğun yolu bir kere buraya düşmüştür. Özellikle hafta sonu çok kalabalık olur ve her yerden ayrı bir koku gelir. Çocukken buraya zorla götürülürdük. Ne günlerdi beee!

16. Kızılay'a gitmenin marifet olduğunu sanarak birazcık büyüdükten sonra arkadaşlarla YKM ya da Gima'nın önünde buluşmak.

Nasıl ki Kadıköy'de Boğa heykelinde, İzmir'de Saat Kulesi'nin önünde buluşulur; bu Gima ve YKM de böyledir. Hatta biriyle eğer buralarda buluşmazsan sonrasında başına kötü bir şey gelecekmiş hissi uyanırdı :)

17. 90’larda çocuk olan nesil için tatillerin alternatif eğlencelerinden biri: Ankara Sirki!

O zamanlar sosyal medyanın olmayışı ve sirklerdeki koşulları bilmeyişimiz bizleri henüz sirk gerçekleriyle yüzleştirmemişti. Yine pek çok çocuk Büyük Ankara Sirki'ne gitmiştir ya da gitmek istemiştir.

18. Atatürk Orman Çiftliği'nde gizemini hala koruyan bol sütlü az şekerli o harika dondurmadan yemek.

Masmavi kutusu, minicik plastik kaşıkları olan ve boğazı şişirmeyen çocukluğumuzun pazar günü dondurması.

BONUS: Ankara'da çocuk olmak Anıtkabir'i ezbere bilmektir...

Küçük yaşta Anıtkabir'i defalarca ziyaret edebilme şansıdır. 23 Nisanları, 19 Mayısları ve Cumhuriyet Bayramlarını bilfiil yaşamak  demektir. Fener alayını izlemek, asker abilere el sallamak, kağıt bayrakları sıkı sıkı tutmak, Ata'ya çocuk selamı vermektir...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
musaityerdeincekvar

YKM ve Gima fazla kalabalık olduğu için Dost a doğru bu kültür kaymıştır ancak YKM ve Gima’nın avantajı yüzyılın icatı gibi olan sıra sıra büfelerin birinden geç kalan arkadaşınızın evini arama lüksü bulmanız çıkıp çıkmadığını sormak için kullandığımız kontörlü sabit telefon:) Büyük rahatlıktı. Taze nohut için kurşun atar kurşun yerim ama covid sebebiyle bu sene yiyemeyen çok olmuştur benim gibi.

gokhaniyiyazargmail.com

90’ ların sonuna doğru Dost kitabevine önünde buluşulmaya başlandı 😀

ucan-kaz-morronmuymus-o

Onur çarşısı, zafer çarşısı da buluşma yerleriydi :)

begonvila

Evet yüksel den aşağıya doğru dimi, Yüksel caddesinde piyasa yapmak, sakarya caddesinde barlara takılmak..

Görüş Bildir