Nazileri İktidara Getiren ve Propaganda Yöntemleriyle Hitler'i Dünyaya Musallat Eden Yalan Ustası: Joseph Goebbels

130bPAYLAŞIM

Hitler sadece Almanya değil, belki de tüm dünyayı sarsacak korkunç uygulamalarını ortaya koyduğunda yalnız değildi. Hatta tüm bunları planlayan kişi bir başkası, Goebbels idi.

Joseph Goebbels'in hayatını araştırırken şu yarı-akademik çalışma ilgimizi çekti. Ardından hayat hikayesini şurada inceledik, birden fazla yazarın katkıda bulunduğu Goebbels: A Biography kitabından faydalandık.

‘‘Yalan ne kadar büyükse, inananı o kadar çok olur!’’ sözünü duymuş muydunuz?

Yanıtınız evetse fotoğrafın tam ortasında yer alan Goebbels ile zaten tanışmışsınız. 1897’de doğduktan sonra eğitim hayatını bir kenarda bırakıp gazeteciliğe soyunan, ufak tefek oyunlarla ayakta kalmaya çalışan Goebbels'in en ilginç özelliği 'Ari ırk' fikrine derinden bağlı olmasıydı. Neden ilginç, onu da anlatalım.

Neo-Nazi'lerin Taylor Swift'i Ari ırkın temsilcisi olarak gördüğünü düşünecek olursak Goebbels'ın Ari ırktan olma ihtimali hayli düşüktü.

İlkin, sarışın değildi. Topaldı, göz rengi kahverengiydi. Boyu da bugünün standartlarına göre hayli kısaydı, 1.60 civarındaydı. Tüm bu özelliklerden onu eleştirmek için değil, inandığı ideolojiye aykırı olduğu için bahsediyoruz. Belki de bu yüzden Nazizm'i de destekleyen bazı edebi yazıları ilgi görmemişti, bunun en önemli sebebi dilinin tıpkı Divan edebiyatı eserlerinde olduğu gibi ağdalı oluşuydu.

Bu dil edebiyat için yetersiz olsa da politika için işe yarayabilirdi. Maalesef yaradı da.

27 yaşında Nazi partisine resmi olarak kaydoldu, hayatını adadığı entelektüel yaşamı reddetme pahasına...

Üniversite mezunu, edebiyat söz konusu olduğunda hem okumaya hem de yazmaya tutkun, şiddetin her türlüsünden çekinen Goebbels okumuşlardan nefret eden, şiddetin benimsendiği Nazi ideolojisinin peşinden gitmeye karar vermişti. Partiye katıldıktan sonra kendi gibi olan herkesten nefret etmeye başlamıştı, o bir politikacıydı.

Sırada Hitler'in gözüne girmek vardı. 1926'da idolüyle tanıştı birkaç saatlik sohbetin ardından artık o da idolü için vazgeçilmez biri olmuştu.

Hitler Goebbels’in Nazi partisi için neler yapabileceğinin farkındaydı, onu terfi ettirdi ve Berlin Nazi teşkilatının başına geçmesini teklif etti. Berlin o dönemler 'kızıl' olarak anılıyordu, yani Goebbels bir başarı sergileyecekse bu zorlu sol görüşlü şehirde sergilemeliydi.

Nazi propaganda biriminin başına geçerek Berlin'e korku saldı, çekindiği şiddetin en iyi dostu olduğunu da orada öğrendi.

Sokaklarda yaptığı konuşmalarda kurduğu o ağdalı cümlelerin yerinin politika olduğunu da gösterir olmuştu. Nazi partisinde Hitler'den sonra onun adı anılmaya başlamıştı, öylesine etkiliydi ki!

Irkçılık, göçmen düşmanlığı, entelektüel nefreti... Ne ararsanız Goebbels'in propagandalarında boldu. Edebiyata yatkınlığı sayesinde insanlar onu saatlerce dinliyor, yazdığı propaganda metinleri kitleleri sürüklüyordu. Bu yıllar sona erdiğinde parti yönetiminde yerini almış, tüm propagandaları yönetme yetkisi verilmişti ona.

Propagandalar gittikçe agresifleşiyor, politikada Goebbels etkisi doğuyordu: "Tek millet, tek devlet, tek lider, büyük Almanya!"

1933’te Hitler, başbakan olduktan sonra Propaganda Bakanı olarak görev aldı, tüm kültür unsurlarının bu propaganda malzemeleri için kullanılmasına önayak oldu. Radyolar propaganda yayıyor, sanat merkezlerinin her köşesi Goebbels'in kışkırtıcı mesajlarıyla dolup taşıyordu. 

İktidar hırsı arttıkça propagandalarda yalanlar artıyor, insanları teşvik edebilmek için yaşanmamış olaylar piyasaya sürülüyordu.

Kültürlü bir yönetici olarak halkın cahil kalması için elinden gelen her şeyi yapıyordu ve bunu itiraf da ediyordu!

Kültüre dair ne varsa bakanlık denetimine girdiği ve baskılar arttığı için ülkeden aydınlar kaçmaya başlamış, büyük bir beyin göçünden söz edilir olmuştu. Tüm bu olayların ardında ülkenin en çok satan yayın organları ve daha da önemlisi radyoların kontrolü Nazilerin eline geçtiğinde Almanya ve Avrupa, felaketin eşiğine geldi.

Radyonun iktidar için öneminden sık sık bahsediyordu Goebbels. İktidarın garantisi radyoda yapılan manipülatif yayınlar oldu.

seyler.ekstat.com

Almanya'yı felakete sürükleyen kararların yanında Goebbels'in onayından geçmeyen kitaplar, sanat eserleri, şarkılar yok olup gidiyor, Nazileri öven sanatçılar için özel bütçeler ayrılıyordu. Akla hayale sığmayan ödemeler yapılıyor ve propaganda için insanları etkileyen sanat eserleri pompalanıyordu.

Tüm bu eserler herkes tarafından tüketilsin diye radyolar ucuzlatıldı, sinemalar küçük köylere bile gitti, sergiler teşvik edildi...

İşte, Hitler'in ardındaki o kötücül akıl Goebbels Nazizmin yaygınlaşması için her şeyi yaptı, maalesef başarılı da oldu.

Politik amaçlar uğruna kültür ve sanata yapılan müdahalelerin nasıl zarar verdiği de böylece acı yüzlerce tecrübeyle tarihe geçmiş oldu. 

Dio İçerik Altı Banner
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kursad-pusat1

- Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin. Asla kabahat ve suç üstlenmeyin. Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın. Asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin. Goebbels

kursad-pusat1

Yalan söyleyin mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa yalana devam edin. Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar. - Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur. Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanması da o kadar kolaylaşır. Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır. - Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin. - Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin. Asla kabahat ve suç üstlenmeyin. Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın. Asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin.

kursad-pusat1

- Asla kendinizden başka birine hareket alanı bırakmayın. - Yargı devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır. - Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım.“Basın, iktidarın kullandığı dev bir klavyedir!” - Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun. - İlk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse, o kazanır. Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak çok kolaydır.” Ülkedeki bütün gazete, dergi ve basın yayın organlarını elinin altına aldı. Öyle ki 2. Dünya savaşında Ruslar Berlin kapılarına dayandığında Alman halkı hala savaşı kazanmak üzere olduklarını sanıyordu.

zafer2071

Hitler, diktatörlüğünü pekiştirmek için 'dini' de kullanıyor muydu ?!.. Allah adıyla aldatma işlerine girmiş miydi ?.. Bu soru aklıma nerden geldiyse geldi işte... !

feroglu

Medyanın gücüne bir kez daha şahit oluyoruz. Şuan da çoğu iktidar muhalefet veya güçlü kimseler kendi propaganda bakanlığın da hizmetlerine devam ediyorlar

kursad-pusat1

Rus tankları Berlin'e girene kadar Almanlar Rusya'yı işgal ettiklerine inanıyorlardı. Çünkü Alman gazeteleri öyle yazıyordu! Hitler de Halkı çok iyi uyutuyordu. Almanlar uyandığında yıkık ve virane bir ülke kaldı ellerinde...

cosmos01

o dönemi ve hitleri ,popülist söylemlerden uzaklaşarak anlamak isteyen mein kampf okusun ! tabiki hiçbirşey hitler kıyımlarını haklı çıkarmaz ! gerçi önemli bir kısmında hitlerin dahli yoktur o da ayrı konu

ts_1907

çok tanıdık geldi..

fatihbaran90

evet iyi seyleri führer'ler yapar ama kötü seyler'den haberleri olmaz, onlarin kontrolü disinda olur. gercekten cok tanidik geldi.

Görüş Bildir