Müzik Gurmeliği Sertifikanı Bu Listeyle Alabilirsin!
Müzik gurmeliği; bazen 40 dakikalık bir albümün içindeki tek bir zil sesine tav olmak, bazen de bir şarkının neden 70 yıl sonra bile hala taze kaldığını anlamaktır. 'Ben bu işin kitabını yazdım' demeden önce uğramanız gereken bazı kutsal duraklar, hatmetmeniz gereken bazı efsane tonlar var.
Eğer hazırsanız, kulaklıkları takın, arkaya yaslanın.
1. Pink Floyd – The Dark Side of the Moon
Eğer bu albümü hala sadece 'prizmalı tişört' simgesi sanıyorsan çok şey kaçırıyorsun. Bu albüm, müzik tarihinin ses mühendisliğiyle imtihanıdır. Saatin tıkırtılarıyla başlar, paranın şıngırtısıyla devam eder ve seni insan zihninin en karanlık dehlizlerine götürür. Gurmelik notu: Kulaklığı tak, ışıkları kapat ve albüm bittiğinde neden hala koltukta çakılı kaldığını sorgula. Bu bir albüm değil, 42 dakikalık bir meditasyon seansı.
2. Miles Davis – Kind of Blue
Caz dünyasında bu albümden öncesi ve sonrası vardır. O meşhur trompet sesi başladığında, kendini yağmurlu bir New York gecesinde, loş bir barda tek başına içkisini yudumlayan bir film karakteri gibi hissetmen garantili. 'Ben caz sevmem' diyenlerin bile gardını düşüren o büyü tam olarak burada.
3. Radiohead – OK Computer
Albümdeki o katmanlı gitar sesleri ve Thom Yorke’un sanki başka bir boyuttan sesleniyormuş gibi duran vokali, seni modern hayatın ortasında yapayalnız hissettirir ama bu yalnızlık o kadar estetiktir ki içinden çıkmak istemezsin.
4. Daft Punk – Random Access Memories
Sadece 'Get Lucky' değil, albümün tamamı bir mühendislik harikası. Kulaklığını tak ve o kusursuz prodüksiyonun içinde kaybol.
5. Beethoven – 9. Senfoni
Klasik müziği 'eski ve sıkıcı' sananların kulaklarını çınlatacak o devasa eser. Beethoven bu eseri yazdığında tamamen sağırdı; yani bu muazzam matematiği ve duyguyu sadece zihninde duyuyordu. Bir müzik gurmesi için bu senfoni, müziğin ulaştığı en yüksek zirve.
6. Michael Jackson – Thriller
Pop müzik demek sadece dile dolanan basit şarkılar demek değildir. Quincy Jones ve Michael Jackson’ın bu albümde kurduğu o ritmik yapı, bas yürüyüşleri ve her şarkının bir film gibi kurgulanması gerçek bir dâhilik örneği. Albümdeki her parça bir 'single' potansiyelinde ve üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen prodüksiyon kalitesi bugün çıkan albümlerin çoğunu cebinden çıkarır.
7. J Dilla – Donuts
Hip-hop dünyasında prodüktörlük dendiğinde akan sular durur. J Dilla, bu albümü hastane yatağında, ölmeden hemen önce tamamladı. Sadece eski plaklardan kestiği küçük ses parçalarını (sample) birleştirerek nasıl bu kadar duygusal ve ritmik bir bütün oluşturduğu hala bir muamma.
8. Björk – Homogenic
İzlanda’nın o soğuk, sert ama bir o kadar da naif ruhu. Björk teyzemizin deneysel takılıp nasıl bu kadar etkileyici olabildiğine hayret edeceksin.
9. Leonard Cohen – Songs of Leonard Cohen
Bazı şarkıcılar şarkı söyler, bazıları ise seninle dertleşir. Cohen, o meşhur derin ve çatallı sesiyle hayatın, aşkın ve inancın en kuytu köşelerine dokunur. Müzik gurmeliği sadece notaları değil, hikayeyi de duymayı gerektirir.
10. Queen – A Night at the Opera
Freddie Mercury ve arkadaşları bu albümle 'biz sadece bir rock grubu değiliz, biz bir orkestrayız' dediler. Bohemian Rhapsody gibi içinde opera, rock ve ballad barındıran imkansız bir şarkıyı dünyaya kabul ettirdiler.
11. Nina Simone – Pastel Blues
Piyano ve vokal bu kadar mı yakışır birbirine? Nina’nın o isyankar ama bir o kadar da asil sesi, gurme listemizin son altın vuruşu.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın