Komşusundan Gelen Hediye Hayatını Değiştirdi: Şimdi Yılda 500 Kilo Üretiyor!
Bugün 33 yaşında olan ve üç çocuk annesi olan Ürgün, yaklaşık 10 yıl önce Bilecik’in Yenipazar ilçesinde yaşarken arıcılıkla tanıştı.

Komşusunun verdiği baldan etkilenince “Ben neden yapmayayım?” diye düşündü. Aynı yılın eylül ayında ilk kovanını satın aldı ve eşi Ahmet Enes Ürgün’ün desteğiyle evlerinin bahçesinde üretime başladı.
Başlangıçta küçük bir hobi gibi görünen bu adım, zamanla ciddi bir üretime dönüştü. Ailesiyle birlikte Gölpazarı’na taşındıktan sonra işi daha profesyonel boyuta taşıyan Ürgün, hem Bilecik Halk Eğitimi Merkezi’nde hem de Bilecik ve Yalova İl Tarım ve Orman Müdürlüklerinde eğitim aldı. Öğrendiklerini sahaya döktü, üretimini büyüttü.
2023 yılına geldiğinde elindeki kovan sayısı 50’ye ulaşmıştı.

Kovanlarını Gölpazarı’na bağlı Türkmen köyünde, Orman İşletme Şefliği’nden izin alarak tahsis edilen 500 metrekarelik alana yerleştirdi. Ama onun hikayesini farklı kılan sadece üretim miktarı değil, üretim yöntemi…
Ürgün, balın peşinden şehir şehir dolaşıyor. İlkbahar ve yaz aylarında Türkmen köyünde çiçek balı üretirken, haziran ayında kovanlarının bir kısmını Yenipazar ve Sakarya’nın Geyve ilçesine taşıyor. Eylül geldiğinde ise rota bu kez Balıkesir’in Ayvalık ilçesi oluyor. Her bölgede yaklaşık 45 gün kalan kovanlar sayesinde farklı türlerde bal elde ediliyor.
Yenipazar’da ayçiçeği, Geyve’de kestane, Ayvalık’ta ise çam balı…

Sezon sonunda tüm kovanlar yeniden Bilecik’e dönüyor. Ürgün, peteklerden süzdüğü balları kavanozlara doldurarak satışa hazır hale getiriyor. Yılda toplam yaklaşık 500 kilogram üretim yapan Ürgün, ürünlerini ağırlıklı olarak çevresine ve sosyal medya üzerinden Bilecik ile Bursa’da satışa sunuyor. Ama onun için işin en önemli kısmı satış değil, güven.
“Ben soframa koymayacağım balı asla satmam” diyen Ürgün, üretimde doğallıktan ödün vermediğini özellikle vurguluyor.
Üstelik bu yolculukta karşılaştığı önyargılar da cabası…

Başlarda çevresinden “Bu iş kadın işi değil” sözlerini sıkça duyduğunu anlatıyor. Ama o, bu sözleri motivasyona çevirmiş.
“Yapabileceğimi kanıtlamak istedim ve başardım” diyen Ürgün, bugün geldiği noktadan gurur duyuyor.
Gününün büyük kısmını arılarıyla geçiren Ürgün için arıcılık sadece bir iş değil, aynı zamanda bir kaçış alanı. Saatlerce kovanların başında kalıyor, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor. Hatta arıların ayaklarındaki polenin rengine bakarak hangi çiçekten geldiklerini tahmin edecek kadar detaycı.
Kış aylarında ise işler biraz daha sakinliyor.

Arılar salkım oluşturup dinlenmeye çekilirken Ürgün de haftada birkaç kez kovanlarını kontrol ediyor. İlkbaharla birlikte yeniden hareketlenen doğa, onun için de yeni bir üretim sezonunun başlangıcı oluyor.
Kısacası Sema Ürgün’ün hikayesi, bir kavanoz balın nasıl koca bir hayata dönüştüğünün en güzel örneklerinden biri.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın