Kırk Yıl Hatırı Olsa da Türk Kahvesinin Osmanlı Devleti'nin Parçalanmasının Müsebbibi Olduğunu Bilmeniz Gerek!

-

Ne taht kavgaları ne savaşlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun yok olmasındaki asıl sebep aslında bir fincan kahveymiş!

Türk kahvesinin Osmanlı Devleti üzerindeki beklenmeyen etkisini incelerken şu akademik çalışmadan, buradaki makaleden ve şu ilginç tartışmadan faydalandık.

Osmanlı Devleti 17. yüzyılda Avusturya kuşatmasından geri çekilirken bir çuval kahve bırakır ve Avrupa kahveyle tanışır...

Bu hikaye ne kadar gerçektir bilinmez ama Avrupa'nın kahveyle tanışmasında Osmanlı kültürünün etkisi hayli büyük. Bu tanışıklık ardından önce Avusturya ardından tüm Avrupa'da kahve yaygınlaşır, kültürün bir parçası olur ve bu alışkanlık bugüne dek devam eder...

Peki, diğer kültürlere transfer ettiği kahve Osmanlı Devleti için pek iyi sonuçlara yol açmamış olabilir mi?

Belki bilirsiniz, vaktiyle Osmanlı İmparatorluğu egemenliğinde olan her yerde Türk kahvesinin farklı bir ismi var fakat kahve aynı.

Sultan Süleyman döneminde tanıştığımız ve Sırbistan'da Sırp kahvesi, Yunanistan'da Yunan kahvesi dense de ortak bir kültürün yansıması her fincanda taşınıp durur, 16. yüzyılda bu özel isimlerle bezenmiş içecek sadece 'kahve' olarak anılıyordu.

Basit bir içecek olarak düşünmeyin, Osmanlı'nın kahveyle tanışması ve bu çalkantılı ilişkinin gelişimiyle ilgili anlatacaklarımız kafanızı karıştıracak.

Hikayenin başrolünde Hürrem Sultan var, bugünün kahve geleneğini o yaratıyor.

Yani meşhur kahve, lokum ve su üçlüsü ilk olarak onun fikriydi, kahvenin acılığını dengelemek için ortaya atıldı ve herkes tarafından beğenildi. Herkes dediysek biraz genellemiş olabiliriz, halkın büyük bir kısmı kahveye karşı ön yargılıydı.

Bu ön yargının sebebi kalabalık sayılmayacak ama etkili bir kesimin Kur'an-ı Kerim'de kahvenin yasak olduğunu düşünmesiydi. Neden yasaktı? Kahve kavrulup ateşte pişiriliyordu ve Kur'an da yakılarak tüketilen şeyleri yasaklıyordu. Bu konuda bir fetva bile verildi.

Bu fetvanın etkisi olduğunu söylesek yalan olur, insanlar bu yeni 'uyarıcı' içecekten pek hoşnuttu.

1555'te ilk kahvehane bir Suriyeli tüccar tarafından açıldıktan sonra her şey resmiyet kazandı ve daha hızlı yayıldı. Önce birkaç kahvehane, ardından kırsal kesimde de yayılan kahvehaneler sonrası onlarca, yüzlercesi...

Kahvehaneler erkekler için toplanma, sosyalleşme noktası haline geldi. Bu durum hangi sonucu doğurdu? Pazarlar, camiler ve evler sosyalliği sağlama görevini yitirmeye başladı.

Sadece halk değil, yeniçeriler de kahvehaneleri çok sevdi çünkü burası isyanları planlamak için göze çarpmayan bir toplanma yeriydi.

Sokakta paylaşılması tehlikeli ayrılıkçı fikirler kahvehanelerde rahatça dillendiriliyor ve bazı planlar burada hazırlanıyordu. Yıllar ilerledikçe devletin hakimiyetinin hissedilmediği tek yer kahvehaneler olmaya başladı ve bu durumdan otoritenin haberdar olması uzun sürmedi.

Yöneticiler kahvehaneleri kapatmayı çok istese de yarattığı ekonomik getiriler sebebiyle daha büyük isyanlar çıkmasından korkuldu. Bu yöntemin çalışmayacağı anlaşıldığında casuslar kahvehanede bir köşede herkesi dinlemeye, takip etmeye başladı.

19. yüzyıl gelip çattığında etnik grupların özgürlük arayışı da büyük bir sorun haline geldi, adres yine kahvehaneler oldu.

Hatta kahvehaneler bağımsızlık hareketlerinde karargah olarak kullanılmaya başlandı, özellikle Selanik ve Sofya'da bu durum en üst seviyelere ulaştı. Onlarca isyanın planlandığı kahvehaneler artık Osmanlı'nın parçalanma sürecinin de başladığı yer haline geldi ve bu planlar Yunanistan 1821'de, Bulgaristan'ın 1878'de Osmanlı'dan ayrılmasıyla sonuçlandı.

İşte, kırk yıl hatırı olan bir fincan kahvenin Osmanlı Devleti'ni yıkıma sürükleme hikayesi böyleydi.

Acaba yakın gelecekte de tüm dünyada kahvehaneler, yeni isimleriyle kahveciler tarih boyunca olduğu gibi devrimlerin doğduğu yerler haline gelir mi?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
jesus-cry

Kahve ile ne alakası var, çağın gerisinde kalmış, bilimden, eğitimden uzak her ülke yıkılmaya mahkumdur.

Görüş Bildir