Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Kadına Şiddeti Eleştirirken Yapılan Yanlışlar

-

Son günlerde basını oldukça meşgul eden olaylardan birisi olan kadına şiddet konusu hepimizin malumu. Aslında böyle bir yazı yazmak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Ama beni siz delirttiniz! Magazin sitelerinde, haberlerde, çeşit çeşit yorumlarda okuduklarım kafamı öylesine kurcaladı ki bu yazıyı yazmaya karar verdim. Kadına şiddet, hiç bir şekilde kabul edilmeyen, bizim insanımız yapmaz diyebildiğimiz bir konu değil ne yazık ki. Lafa geldi mi ''kadınlar çiçektir'', ''kadınları el üstünede taşırız'' ''kadın kutsaldır anadır bir kere'' söylemleri. Analığı reddettim! Çiçek olmaktan da pek hazetmiyorum! Peki şimdi ne yapacağız?

Toplumumuzun kadına yakıştırdığı sıfatları reddedince, geriye koca bir hiç kalıyor. Memelerini görmemek için zorla sütyen taktırdığınız ama sonra da sütyeninden tahrik olduğunuz kadınlar ne yapacaklar? Henüz daha çocukken, ''kız gibi ağlama'' dediğiniz, sünnet düğünü adı altında eğlenceler düzenlediğiniz o ''erkek'' çocuklarınız gün geliyor birer katil oluveriyor. Peki bu konuda ne yapacağız? Önce temele ineceğiz. İnsanlık, uzun zamandan beri bu konuda sıkıntılı. Erkekler, en kötü sıfatları kadınlara yükledi. En pis, en aşağılık işlerle adı anılmaya başladı kadınların. Çünkü bu dünyada bir erkek işi, bir de kadın işi vardı. Kadınlar güçsüzdü, kadınlar emek gerektirmeyen, kadınlar hafif işleri yapabilirlerdi yalnızca. Bu düşünce ile erkekler hep ezdi. Ezdikçe egoları daha da kabardı, şişti. Sonra da ta bugünlere kadar geliverdik işte.

Son dönemde oldukça sık karşıma çıkan bazı söylemlerden bahsetmek istiyorum bu yazıda. (Bu konuda fikirleriyle destek veren, maddeleri geliştirmemde yardımcı olan kardeşlerime bir teşekkür de buradan.)

6. Delikanlı Kadın, Erkek Gibi Kadın

Kadına şiddet gibi önemli bir konuyu eleştirirken dahi yine kadını erkeğe benzetmeye çalışıyoruz. Neden?

5. Onun Gibi Kadına yapılır mı Be? Pamuklara Sararım O kadını Ben!

Pardon ama nasıl kadına yapılır? Destek olmaya çalışırken, köstek olmaktan başka bir şey değil bu! Ayrıca, hiç bir kadının pamuklara sarılmaya ihtiyacı yoktur. Erkekler, nedense bu korumacı tavrı pek bir seviyor!

4. Delikanlı Adam Yapmaz, Erkek Adam Yapmaz, Bizde Kadına El Kalkmaz

Kadınlar bir erkeğin korumasına muhtaç değildir. Dolayısı ile lütfen artık şu takındığınız korumacı tavrı bir kenara bırakın. Kahve önlerinde oturup, gelen geçeni izlerken gözünüzün kesmediği kadınlar hakkında ileri geri konuştuğunuzu, sonra da evlerinize gidince erkek kesildiğinizi çok iyi biliyoruz. Bu yazıyı bir erkek düşmanlığı yazısına çevirmek değil niyetim. Ancak artık anlamaları gerek, kadınlar birilerinin çiçeği, birilerinin anası olmadan da varlar!
Öve öve bitiremediğiniz delikanlılığınıza tüküreyim! İsteğimiz yalnızca insan olmanız, ''erkek adam''lığınıza ihtiyacımız yok. Dünyanın da ihtiyacı yok!

3. Onun Da Kaşı Gözü Oynamasaymış, Kesin Hak Etmiştir

Tut kulağından vur duvara! Ne yazık, bizler bu düşünceleri silmek için uğraşırken memleketimin kim bilir hangi köşesindeki kadın şiddete mağruz kalıyor. Kim bilir hangi kadın eski kocası tarafından öldürülüyor, kim bilir kimler mahkemelerde ceketini ilikleyip boynunu eğince serbest bırakılıyor. 

Benim neslim yani doksanlarda çocuk olanlar, her şeyden korkutularak büyütüldü. Ezan okunduktan sonra dışarıda olmaktan, yüksek yerlerden atlamaktan, bacaklarımızı ayırmaktan, bakkal amcadan, dayıdan, erkek kardeşten, karanlıktan. Korkudan korktuk hep. Çünkü bizim annelerimiz, onların anneleri, hatta onların anneleri de öyle büyütülmüştü. Bizim en büyük hazinemiz bacaklarımızın arasındaki şeydi. Asla ve asla o zar zarar görmemeliydi. Genç kadınlığa ilk adım attığımız yıllarda evlere kapatıldık, memelerimize kat kat bezler sarıldı. Artık uzak durmamız gereken tüm dünyaydı. Hem dünyadan uzak durmayı hem de o gün geldiğinde kocamız olacak erkeğe kendimizi adamamızı istiyorlardı bizden. Dünyayı tanımadan, bir başkasına tüm dünyamızı sunacaktık... Var olma amacımız buydu çünkü doğmak, erkeğe kendini adamak ve doğurmak!

Mahallelerde eşinden boşanmış kadınların ismi ''dul kadın''a çıkardı. Dul kadının evi oluverirdi daha önce herhangi bir ev olan yer. Yetmez giren çıkan kontrol edilirdi. 2019 yılına bir kala, halen eşinden, hayat arkadaşından, sevdiği adamdan ayrılan kadınlar korku içinde yaşıyor. Erkek kolay bir şekilde kendisine yeni bir hayat kurarken, bir yandan ayrıldığı kadını da tacizlerine devam ediyor. Çünkü bu dünya ona ve pipisine sunulmuş bir cennet. Ve kadınlar, sahip olduğu şeylerden sadece biri. 

Ne acı, oysa kavgalarda sesimi bile çıkartmamıştım dedi dün bıçaklanarak öldürülen kadın. Oysa üstümde uzun ve bol bir mont vardı, bir yerim de görünmüyordu ki diye savunmaya çalıştı kendini kadın, polise ifadesini verirken. Bizi bu hale getirenler utansın.. Yerin dibine batsın.

2. Kadın İstemezse Dayak Yemez, Kadın İstemezse Tecavüz Olmaz

Bu o kadar leş, o kadar pislik bir düşünce ki. Neresinden tutsam elimde kalıyor. Ellerim lağım gibi kokuyor. Bu insanların düşünceleri lağım çukurundan beter kokuyor. Siz ne sanıyorsunuz yahu? Her yıl ölüdürülen, tecavüze uğrayan kadınlar yalnızca bir sayıdan ibaret öyle mi? Erkek egosuna verilmiş bir kaç tane kurban daha!

1. Kimler Kimler Aldatılıyor, Seni Mi Aldatmayacaklar Kezban?

Hazır lağım çukurundayız anlatayım bari. Bu da erkeklerin kadınlar arasında ikilik çıkartmak için kullandığı söylemlerden biri. Hangi kadının hangi kadından farkı vardır ki? Doğduğu yer mi? Dili mi? Dini mi? Yoksa sizin koyduğunuz güzellik kuralları mı? 

Bu konuda bazı platformlar sağolsun Türk kızı şöyle, Türk kızı Kezban başlıklarını hiç esirgemiyor. Hem ırk ayrımcılığı hem kadın düşmanlığı! Aman ne güzel!

''Ermeni karısı gibi söylenme'', ''Arap karısı gibi söylenme'' bunlar ne yazık ki günlük hayatta halen kullanılan söylemler. Hem cinsiyet hem ırk ayrımcılığı içimize işlemiş durumda. Peki böyle bir toplum nasıl ilerler? ''Kocandır yapar, sus otur'' diyen teyzelerin düşüncesini nasıl değiştireceğiz? Ne zaman çığlıklar atmayı bırakacağız içimizden? 

Bu uzun ve acı dolu bir yol. Sanmıyorum ki benim neslim o eşit özgür günleri görebilecek. Bu uzun ve dikenlerle dolu bir yol. Eh, dikenlere en çok biz alışkınızdır. Kanamaya, kanatılmaya en çok biz...Umut en çok bizim ellerimizde güzeldir...Biz, umutla yeşereceğiz.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

KatilTecavüzkadınlar
Görüş Bildir