İnsan Müdahalesiyle Doldurulan Dere Yatakları Yağış Sonrası Taşkınlara Neden Oldu
İnsan eliyle daraltılan ve molozlarla doldurulan dere yatakları, yıllar sonra gelen yoğun yağışlarla birlikte eski rotasına döndü. Karacabey, Uluabat ve Gönen havzasında yaşanan taşkınlar, suyun 'unutmadığını' bir kez daha kanıtladı.
Türkiye’nin son 10 yıldır içinden geçtiği kuraklık dönemi, doğanın en hayati damarları olan dere yataklarının "terk edilmiş alanlar" olarak algılanmasına neden oldu.
Ancak Karacabey Ovası, Uluabat Gölü ve Gönen Çayı havzasında etkili olan son yağışlar, suyun hafızasının ne kadar güçlü olduğunu acı bir tabloyla ortaya koydu.
Kurak dönemde moloz ve atıklarla daraltılan yataklar, debi yükselince suyun gücüne direnemedi ve taşan sular yerleşim yerleri ile tarım arazilerini yuttu.
Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, bölgede yaptığı incelemelerde çarpıcı veriler paylaştı.
'Dere ıslahı' adı altında akarsuların beton duvarlar arasına sıkıştırılmasının doğal döngüyü bozduğunu belirten Sarı, suyun sadece yönünün değil, kimyasının da insan eliyle değiştirildiğine dikkat çekti.
Sarı'nın verdiği çarpıcı örnekler, ekolojik yıkımın boyutunu gözler önüne seriyor:
Nilüfer Çayı: Uludağ'dan içme suyu kalitesinde doğan çay, Bursa çıkışında simsiyah, ağır kokulu bir sıvıya dönüşüyor. Son 90 kilometresinde tek bir balık bile yaşamıyor.
Gönen Çayı: Kaz Dağları’ndan tertemiz doğan su, Gönen Ovası'nı suladıktan sonra denize ulaştığında oksijen seviyesi 12 mg/l'den 0.11 mg/l'ye düşüyor. Son 16 kilometresinde canlı yaşamı tamamen bitmiş durumda.
Bursa Karacabey’de çobanlık yapan Ramazan Ayyıldız, yaşanan kirliliği "Eskiden buralardan su içilir, piknik yapılırdı; şimdi her yer simsiyah ve leş gibi kokuyor" sözleriyle özetliyor.
Yağışlarla birlikte sadece su değil, dere yataklarına atılan evsel atıklar, fabrika atıkları ve molozlar da sürüklenerek Marmara Denizi'ne, oradan da okyanuslardaki dev çöp adalarına karışıyor.
Prof. Dr. Mustafa Sarı, yaşanan durumu bir "afet" olarak nitelendirenleri ise şu sözlerle uyarıyor:
'Suya sordun mu; 'Senin yatağına yerleşiyorum, haberin var mı?' diye? Sen suyun yatağına yerleşirsen, suyun malını almış olursun. Su geri gelip o alanı kapladığında intikam almış olmaz; kendi malını geri alır. Bu bir afet değil, doğanın adaletidir.'
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın