Hesaplaşma Vakti Geldi! Vatanım Sensin ve Fırtına Öncesi Sessizlik Bölümü #SevdaAteşi

Ünlüler-

Bir diziden sürekli inanılmaz gelişmeler, mega olaylar, beklenmedik ters köşe'ler ve bitmez heyecan beklemek haksızlık olur. Hele de bir bölümü neredeyse iki saat süren dizi sektörümüzde... Ayrıca senaryonun gerçekçiliğini yitirmemesi için de bazen tempoyu düşük tutmak normal...

İşte #SevdaAteşi bölümü de böyle, biraz temposu düşük bir bölümdü. Sağlık olsun.

Gerçi "Sevda Uğruna, Aşk İçin, İnsan Sevmek, Sevmek Sevmek Aşk Sevda..." gibi birbirini tekrarlayan bölüm isimlerinden de bıktık ama neyse :)

Haydi bölüme geçelim...

Bir önceki bölüm neredeyse kalp krizi geçirtiyordu. Acayip de heyecanlı bir yerde bitmişti!

O Neydi?! Game of Thrones'u Aratmayan, Heyecan Dolu Vatanım Sensin Bölümü #BeniSensizBırakma - onedio.com
O Neydi?! Game of Thrones'u Aratmayan, Heyecan Dolu Vatanım Sensin Bölümü #BeniSensizBırakma - onedio.com

Azize'nin büyük sırrı öğrendiği, sevdiğine kavuştuğu o "zirve" çözülme noktasında kalakalmıştık öylece!

Azize daha şoku bile atlatamadan, o malum soruyu sordu: "Neden söylemedin? Neden bana itimat etmedin?" 😭

Zira kadıncağız az üzülüp ağlamadı dizi başladığından beri! Bu hakikati bilse en azından bunca derdine bir de aşk acısı eklenmezdi. 

Gerçi Cevdet'in söylememe sebebinin ne kadar da geçerli olduğunu bölüm ilerisinde anladık. Çaktırmamak, "öyle icap etti" demek, sabretmek o kadar zor ki! Azize bu yolda sandığından daha çok yorulacak, o belli!

Zaten Cevdet, kadının daha şoku atlatmasına müsaade etmeden "hadi hadi" diye gönderdi meydandan. Artık Cevdet ve Azize sadece karı koca değil; onlar aynı zamanda silah arkadaşları!

İşte böyle silinip gidersin Stavro!

Bir önceki bölümde ölüp ölmediğinden emin olamamıştık; zira bu dizide Eftelya'nın ölüp ölüp gelmesi, insanların defalarca darağacından inmesi söz konusu oldu daha önce. Lakin bu bölümde Stavro resmen gömüldü. 

Hoşçakal seni işkenceci zalim!

Mirliva Tevfik her geçen bölüm daha da zalim olmayı başarıyor; adam kendi kendisinin şerefsizlik rekorunu kırıyor adeta!

Obanın yakıldığını görünce bir Cevdet'in tepkisine bakın, bir de Tevfik'in... Aradaki fark işte böyle bariz. Her role girebildiği halde, "üzülmüş" taklidi yapamıyor bu Tevfik. O derece kötü biri.

Zaten Yunan ordusunun yaptığı kıyımı, Kuvvacıların üzerine yıktı. Hem de tek başına...

Tevfik'i izlerken "merhameti olmamak bir meziyet sayılır mı?" diye soruyor insan kendi kendisine... Hiç kimseye acımadı ve yanındaki vatanperver Kuvvacıları da vurarak, cesetlerle beraber "Kuvvacı katliamı" süsü verdi. 

Bu olaylar medyadan duyduğumuz her şeye inanmamamız gerektiğinin ve gerçeğin çok daha farklı olabileceğinin hatırlatması adeta!

Neyse ki hayat her zaman bir yolunu bulur!

Küçük oğlan yaşadı!

Bu dizinin "hayat vereni", biricik meleği Azize de onu iyileştirdi. Katliamı Kuvvacıların yapmadığına şahit olan tek kişi bu minik oğlan olduğu için, Hamilton da, Vasili de, Tevfik de peşinde!

Katliam haberi elbette ki şehri yas havasına bürüdü. 2017 yılında olmamıza rağmen, geçen sene yaşadığımız katliamlar ve sivil ölümleri sebebiyle, o yas havasını içimizde hissedebildik...

Hilal de Halit İkbal olarak yazmaya devam etti. Bu seferki yazısı ise farklıydı... Mesele şu ki; Hilal'in kaleminden "düşmana dair" çıkan her cümle, Leon ile ilişkisine olan bir gönderme sayılıyor.

"Unutmayın efendiler, bu kanat çırpışı unutmayın. Bundan gayrı yas size merhamet bize komutan Vasili, unutmayın"

Hilal bu defa "barış" hayalinden vazgeçmiş gibi görünüyor. Bunda Leon'un hainliğinin de payı var elbette...

Leon ile ilişkileri taze olsa da, ilk defa "benim babam - senin ailen" kavgası yaptılar bile!

Burada Hilal'in anlamadığı şey; Leon babasını korumuyor aslında. Sadece ailelerinin geçmişinde yaşanan olaydan dolayı, çok kötü şeyler yapsa bile çocukları yakacağını düşünmüyor. 

Zira Dimitri (Ali Kemal), aynı şekilde bir sivil katliamı sırasında yangında öldürülmüştü. Leon'un demek istediği bu aslında.

Mehmet de babasının işlediği suçtan dolayı Leon'u dışlamaya hazır. Oysa Ali Kemal ve Hilal'in babası da Yunan ordusunda :) Mehmet bu bölümde o öfkesini ve radikal tavrını kişisel meselelere değil, asıl gayesine odaklasa iyi olacak.

Zaten günahını almışız; hainliğinin geçerli bir sebebi de varmış...

Vasili Hilal'i öldürmekle tehdit ettiği için Leon malumat veriyor. Annesi, vatanı, ailesi yahut kendisi için değil. Bu kısımda elbette Hilal'in "ölmeyi yeğlerdim" diyeceğini biliyoruz fakat Hilal daha önce işlemediği bir suçu dahi inkar etmeyerek yine "ölmeyi yeğlemişti". 

Hilal, tıpkı İzmir Marşı'nda da dendiği gibi, "Türk oğluyum ben, ölmek isterim" kafasında... Leon ise yaşamak, yaşatmak istiyor. Leon aşk, sevgi, huzur istiyor. 

Bence telgraf makinesinin sadece iğnesini çalması ile bir iyi niyet göstergesi. O iğne bir gün bir yerden çıkacak...

Hayatındaki herkes senden nefret ediyor artık Vasili!

Kirya'yı bile hasta yatağında darladı, "Ona ait olanları emrimle tarumar ettim. Tanrı beni sever mi Veronika? Bir askeri sever mi?" diyerek de kendince insanlık belirtileri (!) göstermeye çalıştı, belki de son vicdan kırıntıları bunlardı... Zaten Veronika da yıllardır bu adamın saçmalıklarından ne kadar bıktıysa, konuşma boyunca "ölü taklidi yapayım da gitsin" mantığıyla gözlerini açmadı.

Uyandığı gibi de, kendi oğlunu sormadan önce, Azize'den kocasının yaptığı şey adına ne kadar utanç duyduğunu belirtti. Ne asil, ne güzel kadınsın sen Veronika bee!

Hilal de kıyamayıp yarım ağızla olsa da malumat verdi. Eh, sır tutma konusunda babası kadar iyi ve acımasız değilmiş!

Ayrıca Azize'ye karşı da Leon'u sevdiğini inkar etmedi. Gerçi bu anne kız konuşmasından daha duygusal bir şeyler beklerdik ama...

Azize sadece "senin de başın yanar, unutursun annem" demekle yetindi. Bunun elbette Hilal' e çok güvenmesiyle alakası var.

Şunu da hatırlayın: Hilal, annesine bunları söylerken, Leon'un hain olduğunu bal gibi de biliyordu! 

"Onu vurduğum vakit sanki ben kendimi vurdum. Canım hiç bu kadar yanmamıştı benim!"

Leon ile yüzleşmelerinde ise o merhametli halinden eser yoktu; yine Hilal esti, gürledi...

#HiLeon' un artık şu sürekli kavga eden, elli kere ayrılan ama her defasında yeniden barışan çiftlerden olacağı bariz!

Hilal ihaneti gördü, affetmeyeceğini söyledi. Affetmese bile yolları yeniden kesişecek elbette... Ama nasıl?

Tahminlerim Leon'un yine bir kahramanlık yapacağı yönünde...

Bu arada Yıldız çok farklı kafalarda... 😂

Savaş ortamında olmasa Ali Kemal'e kıskançlık tripleri yapacak. Ama malum, ortalıkta katliamlar falan dönüyor... Yıldız ise "Ben sana beni aldatmak neymiş gösteririm" derdinde...

Ayrıca ne aldatması be Yıldız?! Hayır yani Ali Kemal'in yaptığı şey, sadece Eleni'ye ayıp. Senin söz söylemeye hakkın yok, zira sen de gidip başkasıyla evleniyordun neredeyse! Öyle bir yere gidiyorsun ki, seni ben bile korumakta zorlanıyorum artık! "Ama Yıldız da haklı şimdi" diyecek şey bulamıyorum!

Tevfik hala evin patriyarkı olma peşinde...

"Azize nerede?! Çocuklar akıllı olsun! Yıldız'ı everelim, Ali Kemal serseri olmasın" vesaire vesaire... 

Bir evin direği olmak da, bir lider olmak da aynı şey; iç ısıtan bir sevgi sağlayamıyorsan, insanlar dayatmalara ve zorladığın kurallara saygı duymaz, seni "saymaz". Bunu asla beceremeyeceksin, Tevfik.

Türk televizyonlarının en güzel göz devirmesi! 😍

Elbette ki bir kadın tarafından, saçmalıklarıyla darlayan Tevfik'e karşı yapıldı!

Hislerimize tercüman!

Tevfik sadece halkı değil, ev halkını da kandırmaya çalışıyor. Bu çocukları dizginlemek çok zor olacak!

"Yörükleri Kuvvacılar öldürdü" gibi ağır bir ithama karşı ne Ali Kemal, ne de Hilal sessiz kalamaz diyorduk. Neyse ki Azize "komutanınızdan emir var" demeyi akıl etti. 

Gerçi Ali Kemal pek inanmamış gözüküyor ama... Ayrıca Hilal'in sessizliğini de pek sevmedim. Bir gün çatalı boynuna batırıvericek sanki ama bakalım!

Koskoca sert ve ketum general Cevdet'i öpücüklerle minnoş eden Azize! 😂

Bu kadarcık saadeti hakettiler ama ya! :)

Artık onlar aynı zamanda silah arkadaşı, evet... Ama bu durumun Azize için adeta "ölünün dirilmesi" gibi bir şey olduğunu hatırlayın. Hasret gidermek böyle olur işte.

Ayrıca bu Bergüzar Korel, makyajsız ve ağlamaktan şişmiş suratıyla bile ne güzel kadın ya!

Savaşın özeti işte bu küçük oğlan ve elinde tuttuğu zehirli elma şekeri...

Vasili yaptığının arkasında durup "evet öldürdüm" diyebiliyor,

Tevfik, gizlice ama vahşice öldürüyor,

Hamilton ise işte böyle sinsice... Hangisi daha kötü, siz karar verin. Açıkçası Hamilton'ın o zehirli elma şekerini gariban çocuğa vermesi, çocuklara özgü olan o masum iştahı ve merakı böylesine acımasızca kullanması benim içimi kurşunlarla öldürülenlerden daha çok acıttı. İşte "dış mihrak" dediğimiz, Hamilton gibi oluyor arkadaşlar.

Neyse ki bu küçük oğlan yaşadı...

Katliamı gerçekleştirenlerin Yunan ordusu olduğunu kanıtlamak için küçük yörük çocuğumuz "yem" olarak kullanıldı; ama olmak zorundaydı. Çünkü...

Her ne kadar Azize buna karşı çıksa da (zira bu da mücadelede mantık - şefkat, eril - dişil dengesinin iyi kurulmasının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor), çocuğun güvende olacağına ikna olunca - daha da fazla çocukların ölmemesi adına müsaade etti. 

Gerisi ise Tevfik'in tuzağa düşmesiydi işte!

Zira mesele büyük, çok büyük! Hamilton'ın da dediği gibi "Ortalık fena karışacak!"

Şimdi aklımızda birkaç soru vardı:

1. Yunan ordusu silahsız, hasta, kendi halindeki yörük halkını neden böyle katletmeye zahmet etsin? Askeri açıdan getirisi, sebebi nedir?

2. Hamilton'ın Tevfik'ten gizlediği plan nedir?

3. Stavro'nun eşyaları arasından çıkan notlar ne anlama geliyor?

Hemen cevaplayalım: Yunan çooook daha büyük bir saldırıya hazırlanıyor. Yörüklerin bulunduğu o mıntıkaya ordusunu getirecek, cephe kuracaklar. Bundan Cevdet'in hiç haberinin olmaması ne demek? Cevdet fazlasıyla şüphe altında demek! Hamilton ise bu saldırıya direnç olmaması için halkı birbirine kırdırmaya çalışıyor.

Zaten halk bildiğiniz gibi, dışarıda kendi gençlerini "kafir, eşkiya" diyerek linç etme peşinde...

Bizim Trakyalı Kuvvacı elemanlarımızı bile aldılar! Çok içerledik! 

Gerçekten umuyoruz ki, dizinin en güzel renkleri olan Trakyalı müzisyen ve Kuvvacı kardeşlerimize bir zarar gelmez. Senarist, duy bizi! 😓

Yunan dev bir ordu ile saldıracak, İngilizler her şeyi kurup kenara çekildiler, ama bizim içimiz en azından bir konuda rahat: Tevfik'in maskesi düştü!

Bakalım neler olacak... Tevfik bu işten kurtulmanın bir yolunu bulur, bulamazsa bile mecbur bırakır diye düşünüyorum! Kısmet!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ozge-sen5

bize de derslerde, kuvvacılar halkı katletmeye başlamıştı diye anlatılıyodu yanlış hatırlamıyorsam

pinkie

Kuvacılar halkı katletmedi ama bir süre sonra başına buyruk hareket edip halkın elindeki malları zorla almaya başlamışlardı

ugur-deniz-kutlu

I. İnönü Savaşı olabilir.

queen-of-the-alaska

herkes rüya olabilir diyo aman

ozge-sen5

kimin rüyası olucak ki bence öyle bişey olamaz

lumos_03

O zaman twd de rüya

tansel-kmo

tek sezon galiba bu dizi umarım öyledir yeni bir kurtuluş mucadelesi dizisi daha yapsınlar o zamanlara ait konu çok ama belgüzar halit yine olsun

oyku-ipekoglu1

3 sezon sürecek diye biliyorum

beyzakenar

şu dizide halkın bir kaç cahilin saçma sapan sözlerine galyana gelip kendi içindeki kardeşini dövdüğü mallarını yamaladığı sahnelerini görünce deliriyorum. başınızda yunan var ülkeyi işgal etmiş varsa gücünüz ona gidin kendi içinizde ki kargaşa zaten onların istediği şey. gerçekten çok başarılı bir dizi özellikle bu bölümün son sahnesi ters köşeye yatırdı beni

Başlıklar

AşkFırtınaİzmirSavaşYunanistanaşkdiziminnoş
Görüş Bildir