Görüş Bildir

etiket O Neydi?! Game of Thrones'u Aratmayan, Heyecan Dolu Vatanım Sensin Bölümü #BeniSensizBırakma

Anasayfa > Gıybet

O neydi ya?! 

Nasıl bir bölümdü o öyle? Game of Thrones mu izledik, bu bölüm Kızıl Düğün müydü?! Bunlar nasıl ters köşelerdi. 

Vatanım Sensin bizi dün gece dayak yemişe çevirdi. Acı dolu gözyaşlarımıza, mutluluk gözyaşları karıştı. Tabir-i caizse 'elimiz ayağımız boşaldı'.

Öncelikle uyarımızı yapalım. Bölüm aşağı yukarı şöyleydi... 👇

Öncelikle uyarımızı yapalım. Bölüm aşağı yukarı şöyleydi... 👇

Bu bölümü izlemediyseniz, bu içeriği okumak sizi şahane bir deneyimden mahrum edecektir. Spoiler dolu, ona göre!

Gençlerle başlayalım... Aşk ve siyasetin iç içe geçtiği ilişkiler elbette ki çok gergindi. Hele hele hepsi kanı deli akan ve baskın karakterli olunca...

Gençlerle başlayalım... Aşk ve siyasetin iç içe geçtiği ilişkiler elbette ki çok gergindi. Hele hele hepsi kanı deli akan ve baskın karakterli olunca...

Ali Kemal'i kimse devirip geçemiyor; Leon'un onlarla kalacağına karar verdi ve Ali Kemal karar verdiyse mevzu kapanmıştır!

Mehmet ise kolay vazgeçecek değil; o kadar gözünü kararttı ki, muhbirin kendisi olduğunu dahi itiraf etti. Bu durumda Mehmet'in herhangi bir dışlanmaya maruz kalacağını falan sanmıyorum; zira hepi topu bir avuç vatansever gençler bunlar! Bir kişi dahi azalacak lüksleri yok. Bu sebepten dolayı Mehmet yaptığı tüm yanlışlara ve uyumsuzluğa rağmen bu ekibin bir parçası olmaya devam edecek.

Leon ise hain çıktı, sayın seyirciler...

Leon ise hain çıktı, sayın seyirciler...

Bu 'şok' bir durum gibi gözükse de; bölümün genelinde zaten öyle büyük olaylar oldu ki, dizinin en sevilen karakteri Leon'un ihaneti önemsiz bir detay gibi kaldı!

Lakin burada asıl önemli ve kaçırılmaması gereken detay, Hilal'in Halit İkbal olarak yayınladığı yazısıydı. 

Misak-ı Milli'nin ilanını mutlulukla haber verip, 'Haset değil, hasret var!' diyerek düşmanlığın biteceğini yazmıştı Hilal. Çünkü o artık aşkını kabul etmiş, kalemi sadece nefret saçmayan bir yazar... İşte bu açıdan tehlikeli çünkü tam 'evet, bir ihtimal var, o da barış!' diye düşünürken, Leon'un ihanetini öğrendiğinde fena yıkılacak. Şimdiden üzüldük Hilal'e. Zira o bu noktaya gelene kadar kolay yollardan geçmedi. Leon'dan daha fazla bedel ödedi, acı çekti...

Allah sorsun, Leon! Yazıklar olsun Leon!

#HiLeon sahnesi sadece bu kadardı. Hayranlara yetmemiş olsa da, koskoca dizide sadece bu çift yok ki canım! :)

Bu arada geçen hafta selasını okuduğum Veronika, ölmemiş! Bu dizide zaten kimse ölmüyor ki...

Bu arada geçen hafta selasını okuduğum Veronika, ölmemiş! Bu dizide zaten kimse ölmüyor ki...

Ölmesin zaten! Ali Kemal'e kavuşmadan ölmesin!

Leon, daha doğrusu Boran Kuzum yine yıktı geçti!

Leon malumat vermekte çekimser, aynı zamanda da Vasili fazlasıyla tehditkar duruyor. Kesin bir bit yeniği var!

Leon malumat vermekte çekimser, aynı zamanda da Vasili fazlasıyla tehditkar duruyor. Kesin bir bit yeniği var!

Leon'u ne ile tehdit etti acaba? 

Ayrıca Leon nereye gitmekten bahsediyorsun?! Hilal'i bırakıp nereye gideceksin?! 

Leon'un böyle durup dururken karanlık tarafa geçmeyeceğini biliyoruz. Lakin ihanet, ihanettir. Bunu kolay kolay temizleyemeceği de açık. Hele 'ölen insanların kanı benim ellerimde' diye ağlayıp zırlayıp durmuşken!

Haftalardır, hatta dizi başladığından beri beklenen #YılKe sahnesine gelelim: İtiraf!

Haftalardır, hatta dizi başladığından beri beklenen #YılKe sahnesine gelelim: İtiraf!

Şimdiiii...

Mehmet, Leon'u ihbar eden kişi olduğunu itiraf edince, Ali Kemal de Yıldız'ın suçsuz olduğunu anladı. O sırada adeta gözlerinin önündeki perde kalktı, gerçeği gördü: Yıldız'ın inat mı inat, cadoloz bir keçi olduğu gerçeğini! Hemen ona koştu ve Yıldız'ın ısrarlarıyla da sonunda aşkını itiraf etti!

'Sen neler saklıyorsun Ali Kemal? Ben gözlerini kaçırmandan bıktım. Söylediklerimi işitmemenden, susmandan bıktım. '

'Niye sustuğumu bilmez gibi, Yıldız... Neden kaçtığımı anlatayım sana. Çünkü kayboluyorum Yıldız. Kaçtığım her sokak sana çıkıyor. Bu şehrin her sokağı sensin. Baktığım her suret senin! Kafi mi? İşittin mi?'

'Bu zamana kadar neden söylemedin o zaman?'

'Keyfimden mi sustum yıldız ben?'

Şu konuda artık netiz: Bu iki saftirik birbirlerine başından beri aşıktı. Lakin Ali Kemal kaçıyor, serseri gibi içiyor, asla bir girişimde bulunmuyordu. Yıldız da o sinirle 'görürsün sen, aşırı mutlu olucam' diyerek gidip saçma sapan işler yapıyordu. Buraya kadar tamam, ama bundan sonrası?

Geçmişi unutmak o kadar kolay mı? Ayrıca Eleni sonuna kadar haklı!

Geçmişi unutmak o kadar kolay mı? Ayrıca Eleni sonuna kadar haklı!

Ali Kemal, Yıldız'ı 'Dokunamam sana, bakamam. Mahremsin!' diyerek öpmeye kıyamıyordu. Lakin Eleni'yi, duygularını ve ona olan aşkını hiç düşünmeden gayet öpmüştü. Hatta öğrendik ki, dahasını bile yapmış! Eleni insan değil mi?! Çok kızdık Ali Kemal'e çok! 

Hayır bir de bu kızcağız en zor durumlarda bile aile dostunuz oldu, asla bir yanlışı olmadı, hep yardımcı olmaya çalıştı. Yunan haliyle, Hilal'in asılmaması için bildiri bile dağıttı yahu! Bir de Yıldız utanmadan tokat atıyor. Kötü oldu!

Ali Kemal'in suratına Eleni tarafından inmesi gereken tokat ise Tevfik tarafından geldi.

Ali Kemal'in suratına Eleni tarafından inmesi gereken tokat ise Tevfik tarafından geldi.

Tevfik sınırları çok çok zorluyor. Azize'nin ailesine dahi kastediyor. 

Şimdi şöyle bir durum var; bu yaşanan dönemde, kadınların kocalarını öyle kolayca 'boş ol' diyerek boşamaları mümkün değil. Dolayısıyla Tevfik'ten kurtulmak kolay olmayacak. Ayrıca Tevfik, bu gençleri ihbar etmek gibi işlere kalkışıp ortalığı iyice batırabilir.

Tevfik feci zayıflıyor artık.

Neymiş, aile ve sorumluluk sahibi biri olmak kolay değilmiş; değil mi Tevfik?!

Ali Kemal bunun hesabını fena soracak...

Ali Kemal bunun hesabını fena soracak...

Ayrıca artık ortak bir düşmanlarının olması Yıldız ve Ali Kemal'i iyice yakınlaştırıyor. Tevfik'in evinde yaşamamak için gerçekten de evlenebilirler! 

Zaten Ali Kemal 'Çocuk musun, hatun musun, melek misin şeytan mısın anlamak nasip olmadı lakin çok güzelsin Yıldız!' diyerek onu hiç bırakmayacağının sözünü verdi. 

Yıldız da zaten dünden razı... Bakalım neler olacak... Elalem ne der?!

"Melek dedikleri o mu?"

"Melek dedikleri o mu?"

O! Vallahi o! 

Azize sen ne muazzam, ne cesur, ne çalışkan bir kadınsın ya! Girdiğin her ortamda güneş gibisin; iç ısıtıyorsun, ışık saçıyorsun resmen!

Cevdet her geçen gün karısına daha da çok aşık oluyor!

Cevdet her geçen gün karısına daha da çok aşık oluyor!

Zaten böyle bir insana, gel de aşık olma!

Yine bir ölüm ilan ediyorum ama umarım bu sefer yanılmam: Stavro!

Yine bir ölüm ilan ediyorum ama umarım bu sefer yanılmam: Stavro!

Cehennemlerde yanasın, Stavro!

Gerçi yine de emin olmamak lazım!

Gerçi yine de emin olmamak lazım!

Cevdet'in tüm planlarını öğrenmişken patlamaya maruz kalması ve yine ölmemesi; hatta ayna karşısında acılar içinde 'yeniden doğması' fazlasıyla sembolikti. Bu yüzden bölüm sonunda da ölmemiş olması bence mümkün.

Bileklerini doğrayanların yaşaması, uçurumlardan atlayanların hayatta kalması mümkünken; Stavro da bir kurşun yarasından kurtulabilir.

Ah nasıl bir sözsüz iletişimdir bu...

Ah nasıl bir sözsüz iletişimdir bu...

Cevdet ve Azize'nin sarılıp, tüm o yorgunlukla sadece uzanması... Yaktı!

Hissiyatımız birdi: Söyle kurtul be adam!

Eftelya, aldığı zorlama emir üzerine yörük obasını ziyarete, Azize'yi öldürmeye gitti. Sözde!

Eftelya, aldığı zorlama emir üzerine yörük obasını ziyarete, Azize'yi öldürmeye gitti. Sözde!

Zira gerçek bir ponçik olan Eftelya'nın asla böyle bir şey yapmayacağını biliyorduk.

Hatta o daha da iyisini yaptı! Yakup ve Cevdet'e olacakların haberini verdi.

Ah bir de gecikmeseydi... Rahat uyu, Eftelya!

Ah bir de gecikmeseydi... Rahat uyu, Eftelya!

Umarım yine ölmemişsindir! Umarım yine kedi gibi bir yerden çıkarsın o dokuz canlı halinle! Ama sanırım maalesef ki bu defa öldü! Zira Kanal D sayfası Eftelya'dan 'öldü' olarak bahsediyorlar.

"Siz kendi kötülüğünüzde boğulacaksınız."

"Siz kendi kötülüğünüzde boğulacaksınız."

Eftelya'nın da dediği gibi...

Hamilton ve Vasili, yörük obasını, sevilleri, çoluk çocuk demeden diri diri yaktı!

Azize'nin çığlıkları, hissettiği acziyeti tam yüreğimizde hissettik. İşte bu yüzden savaş dünyanın en berbat şeyidir!

"Ben de bu yapılanların hesabını sormazsam aldığım nefes haram olsun!"

"Ben de bu yapılanların hesabını sormazsam aldığım nefes haram olsun!"

Cevdet'i kendi evlatları tehlikeye girdiğinde bu kadar öfkeli ve acılı görmüştük. İşte bu Cevdet, bu insanları böyle sevdi! 

Onları kurtarmaya yetişemediği için, acı içerisinde intikam yemini etti.

Bu intikam yeminini Azize duydu. 

Biz, ekran başında, ölen insanlara üzülür hıçkıra hıçkıra ağlarken, buna şok olduk. Lakin Azize'den başka bir duyan kişi de Stavro'ydu.

Cevdet'in canına kast eden Stavro'yu, Azize sırtından vurdu. Ve sonuç...

Cevdet'in canına kast eden Stavro'yu, Azize sırtından vurdu. Ve sonuç...

Yılların acısı, emeği, sabrı, yorgunluğu bir anda bitti...

Birbirlerine sarılmaları; yuva, vatan, güven, sevgi, huzur özlemi...

Bu fotoğrafa doya doya bakın...

Bu fotoğrafa doya doya bakın...

Gerçek savaş başlamadan önce tadılan bir huzur anı!

Şükürler olsun!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
505
294
57
34
14
10
7
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Asosyal deli

Bu diziyi game of thronesla bir tutmayin.

why

Game of Thrones'un nesi güzel acaba ? Çok sıradan bayat bir senaryosu var.

Elif Eda Kaya

Yıldız şey değil mi ya geçen hafta "Leon'la evlenseydim ne güzel hayatım olacaktı" diyen ahahahshsh. bu hafta da kafaladığı kendinden hoşlandığını bildiği Al... Devamını Gör

Gökhan A.

Diziyi oturup bir bölüm bile izlemedim ama şu haftalık rutinleşen içeriği okumadan edemiyorum ya. O kadar ayrıntılı ki aynı roman okuyormuş gibi hissediyorum... Devamını Gör

Pasif Kullanıcı

Bu diziyi onedio'dan takip ediyorum diyebilirim :D Eskiden dergilerde gazetelerde yayınlanan tefrika romanlar gibi.