Belki de Hepsini İlk Kez Duyacağınız Nadir Görülen Sıra Dışı Psikolojik Bozukluklar

340PAYLAŞIM

Beynimizin ne kadar gizemli ve garip olduğunu anlamamıza yardımcı olan, pek yaygın olmayan psikolojik bozuklukları sizler için derledik. Keyifli okumalar!

Erotomani

Birilerinin kendisine aşık olduğuna inanma durumudur. ‘Herkes bana aşık’ diye düşünürler. Hasta, hayali hayranlarının gizli sinyaller ve telepati yoluyla kendilerine mesaj verdiklerine inanırlar. Kişi sevgilisi sandığı kişiden reddedilirse bile bu reddedilmeyi, sevgilisinin ilişkilerini toplumdan gizlediğine yorar.

Quasimodo Sendromu

Beden dismorfik bozukluğu olarak da bilinir. Kişinin dış görünüşüyle hayali bir kusur ile aşırı uğraşmasıdır. Kendinde bir kusur olduğuna ilişkin kaygı duymasıyla, sürekli aynada kusurlu bulduğu bölgeleri inceler. En sık üzerinde kaygılandığı bölgeler yüz, burun, cilt, göz ve saçlardır. Bu hastalar, kaygılarından eve kapanmaya meyillidir ve aşırı kaygı duyulması intihar girişimine kadar gidebilir.

Kriptomnezi

Zihnin daha önceden okuduğu bir eseri, dinlediği bir müziği veya yaratıcı bir imgeyi tamamen unutmasına rağmen bilinçaltında yer etmesi sonucu aynı eseri farkında olmadan üretebileceğini (kendisine ait bir fikir sanması yüzünden) öne sürmesidir. Genellikle yaratıcı işlerle, sanatla uğraşan insanların başına sıklıkla gelir.

Alice Harikalar Diyarı Sendromu (Todd Sendromu)

Zaman, vücut ve cisim görüntüsü algılamada sorunlar yaşanmasıdır. Sendroma sahip kişiler, nesneleri olduğundan daha büyük, küçük, uzak, yakın görme eğilimindedir. Kendi vücuduna ve düşüncelerine yabancılaşma süreçleriyle karakterize olur. Kimi zaman kişinin vücudunu dışarıdan izlemesi ya da rüya görüyormuş gibi hissetmesine neden olur. Ayrıca vücudun algısını idrak etmedeki bozukluk görsel ve işitsel illüzyonlar ile açıklanır

Stockholm Sendromu

Kaçırılan kişinin, kendini kaçıran (rehin alan) kişiye aşık olma, bağlanma durumudur. Bu sendrom adını gerçek bir olaydan alır. 1973’te Stockholm’da yapılan başarısız bir soygun sonucu, rehinelerin kendini rehin alanlara karşı sempati duyması ile mahkemede aleyhine şahitlik yapmayı reddetmekle kalmayıp, para toplayıp savunmalarına da yardımcı olması olayına dayanır.

Lima Sendromu

Stockholm sendromunun tam tersi olan sendrom. Burada kaçıran, rehin alan kişinin rehineye karşı derinden bir bağlılık hissetmesi, sempati duymasıdır. Rehin aldıkları kişilerin arzularına yenilirler, ki bu durum suçluluk duygusu ve vicdani kararsızlıklardan kaynaklı denilebilir. Bu sendrom da gerçek bir olaya dayanmaktadır. Peru'nun Lima kentinde gerçekleştirilen bir rehin alma hikayesinden adını almıştır.

Münchausen Sendromu

Kişinin hastaneye sık bir şekilde gidip, tıbbi müdahaleye ihtiyacı olduğunu uydurma hikayelerle anlatmasıdır. Bazı kişiler,  kendilerinin hastaymış gibi görünmesi için kendine zarar vermekten de kaçınmazlar. Bu rahatsızlık ismini  Baron Münchausen'den almıştır. Rivayete göre Münchausen, savaşta yaşananları kendi yaşamışcasına abartılı bir şekilde anlatması ile ünlenmiş ve bu sendromun literatüre girmesine yol açmıştır. Richard Alan John Asher, 1951 yılında hastanede gereksiz yere dolaşıp tedavi almak isteyen bir grubu bu isimle tanımlamıştır.

Yabancı El Sendromu

Kişi ellerinden birisinin kendine ait olmadığına, bilincinden bağımsız hareket ettiğine inanır. Bu sendroma sahip kişilerde elin hareketlerini beynin yarım kürelerinden biri kontrol eder fakat bu kontrol kişinin isteği dahilinde değildir. Nörolojik bir sendromdur.

Likantropi

Kişinin kendini kurt adam sanmasına ilişkin sanrıya verilen durumdur.  Hasta kişi kendi ağız ve dişlerinin şeklinin değiştiğine, vücudunun tüylendiğine inanır. Baldır ve karın bölgesinde vücudun küçülmesi düşüncelerinden dolayı ağrı ve yanma hissederler.

Capgras Sanrısı (Sahtekar Sendromu)

Kişi tanıdığı kişilerin yerine onlara çok benzeyen sahtekarların geçmiş olduğuna dair sanrılar yaşarlar. Hasta onlara atfedilmiş kötü davranışların kendilerine benzeyen bir başka kişi tarafından yapıldığını iddia edebilir. Sendrom kafasına darbe almış kişilerde, epilepsi ve demans hastalarında da görülebilir.

Apotemnophilia (Vücut Bütünlüğüne İlişkin Kimlik Bozukluğu)

Kişinin herhangi bir uzvunu kendine ait hissetmemesidir. Bu kişiler vücudunun nereden itibaren kendilerine ait olmadıklarını belirtebilir ve sağlıklı bölümünü kesmeye veya zarar vermeye de istek duyarlar. Nörolojik bir hastalıktır ve tedavisi henüz yoktur.

Cotard Sanrısı

Kişi kendinin ölü ya da var olmadığına inanır. Vücutlarındaki tüm kanının çekildiğine veya iç organlarının olmadığına inanır, ayrıca vücutlarının çürüdüğüne yönelik düşünceleri de baskındır.

Kluver-Bucy Sendromu

Kişide hafıza kaybı, nesnelere karşı cinsel çekim ve yenilemeyen nesneleri yeme isteği oluşur. Hasta kişi bazı zamanlar bildiği kişi ve nesneleri tanımakta zorlanabilir. Temporal lob’da oluşan hasardan kaynaklanır.

Paramnezi (Çarpık Anımsama)

Anıların çarpıtılması sonucu olmuş bellek bozukluğudur. Kişi içinde bulunduğu mekanın aynı zamanda iki kopyası olduğuna inanır. Bir başka deyişle, paralel evrenlerde yaşıyor hissiyatı içindedir.

Psikolojik Rahatsızlıkları Birer Yaratık Olarak Resmeden Sanatçının Bu Çizimlerin Mutlaka Görmelisiniz! - onedio.com
Psikolojik Rahatsızlıkları Birer Yaratık Olarak Resmeden Sanatçının Bu Çizimlerin Mutlaka Görmelisiniz! - onedio.com
Hangi Psikolojik Rahatsızlığa Daha Yakınsın? - onedio.com
Hangi Psikolojik Rahatsızlığa Daha Yakınsın? - onedio.com
İstisnasız Herkesin Birkaç Tanesinden Muzdarip Olduğu 17 Psikolojik Sendrom - onedio.com
İstisnasız Herkesin Birkaç Tanesinden Muzdarip Olduğu 17 Psikolojik Sendrom - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
tugce-cim-diyeceksiniz

#1 gülseren budayıcıoğlu madalyonun iç yüzü kitabındaki rezzan

bsr06

Allahım millette neler var. Bugunumuze sukur..

tarcin-tarco

6 kişi neye gülerek tepki vermiş? Yarın ne olacağımızın garantisi var mı?

galatacimbm1905

Her insanın hayatında Erotomani rahatsızlığı olan en az bir kişi bulunur. Benim bir arkadaşım-eskiden arkadaşım- kim kendisi ile 3 sn bakışsa ''Bu bana aşık.'' düşüncesi ile karşıdakine takıyordu kafayı cvlöjxgrfvşlç

bkt-dmrc

Şu Stockholm sendromu çok abartılmıyor mu? Sonuçta rehin alan kişilerle birlikte vakit geçirip onları daha yakından tanıyan, amacını, derdini anlayan biri o insana yakınlık hissederse bu normal olamaz mı? Yani illa ortamın yarattığı baskı ve stres neden oluyor diyebilir miyiz? Normalde de, biriyle geçirdiğimiz birkaç saatten sonra duygu ve düşüncelerimiz oluşmuyor mu? Ayrıca insan her zaman iyi insanlara da aşık olmuyor.Bunun doğru veya yanlışlığının sınırı nedir ya da nasıl anlarız gerçekten, kafama takıldı bak şimdi😅

pars25

aslında normal gibi gözükebilir ama şöyle düşün her zaman filmlerdeki gibi olmuyor sana silah doğrultmuş ve parayı alınca amacını tamamlayınca seni öldürecek birine aşık oluyosun zaten bana göre kızların "Bad Boy" "Keko" tiplere aşık olması ve kendi kendini üzmesi de bu sendroma benzer hatta neredeyse aynı ama sebebini bilmiyorum bi insan neden celladına aşık olur?

bkt-dmrc

Sanırım bu durum somut olaya göre değerlendirilebilir diye düşünüyorum. her vakada bu sendromdan söz edebilir miyiz bilemiyorum, uzmanlar ne diyor bu konuda. siz de söylediklerinizde haklısınız tabi ki. bu tür durumlarda sanırım vücutta salgılanan adrenalin vb. hormonlar etkili oluyor, aşkın da kimyasal bir durum olduğu göz önüne alındığında yaşadığımız andaki heyecanlı duygu durumunu tekrar yaşamak istiyor olabiliriz. bu durumda mantık dışarıda kalıyor ve sırf o duyguları hissedebilmek adına bu kişilerin bize zarar vermeyeceğine inanıyoruz. bir söz var ya, "aşk birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu kullanmayacağına güvenmektir" diye, onun gibi galiba.

pars25

aynen haklısın dostum ama insanlar sürünmeyi seviyor ilginç şekilde pekçok arkadaşım var kızların geneli bad boy veya kro tarzı ters kişilere aşık olurlar ilginç birşey araştırmak lazım birşey bulursam yazarım sana

pars25

şöyle birşey buldum sıradışı tahmin edilemez ve elde edilmeleri çok zor olduğu için yöneliyorlarmış mantıklı aslında insan zor şeyleri sever

pars25

"Bu sendrom ilk olarak 1973 yılında İsveç'te gerçekleşen bir banka soygunu sırasında meydana gelmiş. Bankayı soymaya giden kişilerin rehin aldığı kişilere iyi davranması ancak polisin onları kurtarmaya çalıştığı sırada uyguladığı durumları ise rehin kişilerin kötü algılaması ile sendrom tetiklenmiş" böyle birşey buldum mantıklı rehinelere iyi davranmak zorunda işine yarıyor polis de canını önemsediği için sert olunca rehineler iyi bir empati yeteneğine sahipse suçlunun tarafını tutması mantıklı sadece aşkı da içermiyormuş suçlunun tarafına geçmeyi içeriyor bu da normal çoğu dizide filmde biz de aslında suçlu olanları tuttuk suçlu olanları en çok sevdik

bkt-dmrc

işte ben de ondan bahsediyorum, zanlı ve rehin tutulan kişi arasındaki ilişki günlük hayattaki ilişkiye çok benziyor, sadece daha konsantre. daha kısa zamanda birçok şey yaşanıyor hem de gerilimli, bol heyecanlı.dolayısıyla, çok da abartılacak bir yanı yok gibi geliyor bu sendromun.

pars25

doğru

selot

sendorum ciddi bi sendromdur. eğer kaçırılırsanız veya rehin alınırsanız, bu sendrom sizin kurtarılmanızı engelliyor. çünkü sen, sana zarar verenin tarafını tutmaya başlıyorsun ve ona göre hareket edıyorsun. kaçırılma ve rehin alınma olayları çok sık günlük hayatta karşımıza çıkan seyler değil ama bu demek değildirki sendrom önemsiz veya abartılıyor.

Görüş Bildir