Gündüz Cerrah Gece Yazar - Mehmet Emin Güneş
Gündüz Cerrah Gece Yazar - Mehmet Emin Güneş
Genel Cerrahi ve Meme Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Emin Güneş, 3. romanı ‘İnsan Kokusu’ ile okuyucusuyla buluştu. Gündüz neşter akşam kalem tutan eller, bu defa uyuşturucu bağımlısı bir sokak çocuğunun hayatını anlatıyor. Mehmet Emin Güneş’in tek arzusu kitapla birlikte hayata geçirdiği ‘Uyuşma, Yaşa, Yaşat’ projesinin tüm Türkiye’ye yayılması ve kitabının uyuşturucu madde bağımlılığı ve sokak çocuklarının dramıyla ilgili bir farkındalık yaratması…
ARZU AKYOL
arzu.akyol@aksam.com.tr
Benim için oldum olası üç meslek erbabı ayrıcalıklıdır. Birincisi ‘İcat çıkaran’ bilim adamları, ikincisi eser yaratan sanatçılar, üçüncüsü de her gün insan bedeninde mucizevi bir yolculuğa çıkan cerrahlar. Özellikle de her gün hayatı ellerinin arasında tutan cerrahların işi oldukça zor. Normal bir insanın dayanamayacağı bir stres altında çalışmak onların günlük rutinlerinin bir parçası. Dolayısıyla çoğunun meslekleri dışında hayatla sanat ya da spor aracılığıyla yeni bir bağ kurmaları oldukça anlaşılır bir durum. Hatta yaptıkları işin stresi düşünüldüğünde, bu yoğun stresten arınmanın bir yolunu bulmak, hayatı sanattan ya da spordan geçirerek kolaylaştırmak bir nevi zorunluluk. Entelektüel alt yapılarının sağlam olması da hobi olarak ilgilendikleri işlerde başarıyı getiriyor. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Emin Güneş de işte bu cerrahlardan biri. 25 yıllık kariyerine bir dolu başarı sığdırmış bir hekim. Uzun yıllar İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Genel Cerrahi Klinik Şefi ve Cerrahi Bilimler İdari Koordinatörü olarak çalışmış. Şimdi İstanbul Esenyurt Üniversitesi’nde Genel Cerrahi ve Meme Cerrahisi Uzmanı olarak görev yapıyor. İstanbul Esenyurt Üniversitesi’nde Sağlık Hizmetleri Yüksek Okulu Müdürü, TSE belgeli bir hekim veee Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde de 2. sınıf öğrencisi. “Ne alaka?” demeyin. Çünkü o aynı zamanda son romanı ‘İnsan Kokusu’yla okuyucusuyla üçüncü kez buluşan ve işin mutfağını öğrenmek isteyen bir yazar.
KARDEŞİMİN ÖLÜMÜ MİLAT OLDU
Mehmet Emin Güneş 47 yaşında. İstanbullu bir ailenin 5 çocuğunun 4 numarası. Babası işadamı, annesi ev hanımı. Çeyrek asır süren başarılı hekimlik kariyerine yazarlık çok sonra eklenmiş. İlk romanının 40 yaşında yazmış. Kardeşinin ölümü onun için bir milat. “2007 yılında kız kardeşimi bir trafik kazasında kaybettik. Bir cerrah olarak ölümle karşılaşmıştım ama o güne kadar ölüm sadece hastalara gelen bir şeydi sanki. ‘Ben bir hekimim ve ölüm bana ve aileme dokunmaz’ gibi bir hisse sahiptim. Kardeşimin ölüm haberini aldığım gün ölümün bana ve aileme de uğrayabileceğini öğrendim. O güne kadar hep akıl gözüyle baktığım hayata artık yürek gözüyle bakmaya başladım. Bu olay yazarlığımın da miladı oldu. Zaten okumayı çok seven edebiyata ve güzel sanatlara düşkün bir insandım. Ayrıca cerrahlık mesleğinden dolayı elimde çok fazla insan malzemesi vardı. Kardeşimin ölümüyle birlikte bütün o biriktirdiğim duygu ve düşünceleri ona ithafen yazdığım ‘Yaradılışın Sırrı Aşktır’ adlı ilk romanımda topladım. Yazmaya başladıktan sonra kendimi yeniden keşfetmeye başladım. Yazmak bana beni öğretti yani… Yazı macerası bana manevi ve insani değerlere önem vermenin hayatın gerçeği olduğunu öğretti. İkinci romanım ‘İstanbul Seni Affediyorum’ İstanbul sevdasıyla yazılmış bir roman. Sevdalısı olduğum bu şehri sokak sokak gezip yazdım. ‘Bu işin altını doldurmalı, mutfağını da öğrenmeliyim’ diye düşünerek Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne yazıldım. Yazarlık ciddi bir iş, önemli bir sorumluluk. Çünkü okuyucunuza bir mesaj veriyorsunuz. Belki unuttuğu bir duyguyu yeniden hatırlatıyorsunuz. Nitekim ilk romanımdan sonra hiç tanımadığım insanlar aradı ve içlerinden biri “Hocam ben intiharı düşünecek kadar büyük bir çıkmazdaydım. Kitabınız bana yol gösterdi tabularımı yıktı ve şimdi hayata çok daha farklı bir gözle bakıyorum” dedi. Bu beni heyecanlandırdı ve doğru bir yolda olduğumu gösterdi.
UYUŞMA, YAŞA, YAŞAT
Mehmet Emin Güneş’in son romanı ‘İnsan Kokusu’… Bir avukat ile uyuşturucu bağımlısı bir sokak çocuğunun kesişen yollarını ve dostluğunu anlatıyor. En büyük arzusu bu kitap vesilesiyle uyuşturucuya karşı başlattığı ‘Uyuşma, Yaşa, Yaşat’ projesinin yaygınlaşması ve bu konuda bir farkındalık yaratması. “Hayatımın her döneminde elimi taşın altına koydum. ‘Kimsesizlerin kimi’ olmak gibi bir derdim var. Yaşıyorsak suya sabuna da dokunmalıyız. Ben yazarken bunu yapmaya özen gösteriyorum. Bu romanda da sokak çocukları ve uyuşturucu gibi iki sosyal yarayı gündeme getirmek istedim. Okuyucu belki de hiç görmediği, varlığını hayal bile edemeyeceği ama tümüyle gerçek merdiven altı hayatlara tanıklık edecek. Aslında istediğim bu kitabın sokak çocukları ve uyuşturucu konusunda bir kampanya başlamasına vesile olması. Bu konudaki her türlü işbirliğine hazırım. Geçtiğimiz çarşamba günü Şişli Kent Kültür Merkezi’nde bir kitap tanıtım lansmanı yaptık. Bu bir lansmandan öte ‘Uyuşturucuya Hayır’ toplantısı oldu. Bu buluşmaya ‘Uyuşma. Yaşa, Yaşat’ adını verdik ve bunun Türkiye genelinde yayılmasını istiyoruz. Lansmandan elde edilen gelir de Umut Çocukları Derneği’ne bağışlandı. Ayrıca bu kitaptan elde edilecek tüm gelir de derneğe bırakılacak.”
ÖNCE CERRAH SONRA YAZARIM
Yazarlığı çok sevse de her zaman ilk sırada cerrahlık geliyor Mehmet Emin Bey için. “Cerrahlık benim için vaz geçilmez bir kimlik. Yazmak çok güzel tabii ama seçim yapmam gerekse herhalde yine cerrahlığı seçerdim. Neyse ki seçim yapmam gerekmiyor. Yazarlık ve cerrahlık bir arada çok güzel gidiyor. İki kimliğim de bir elmanın iki yarısı gibi… İkisinde de malzemeniz insan. Cerrahlığın yazarlığa şöyle bir faydası var; çok fazla insan hayatına, hem bedenine hem ruhuna dokunuyorsunuz. Eğer iyi bir gözlemciyseniz bir sürü malzemeniz oluyor. Yazarlığın da cerrahlığa faydası insanlara sadece beden olarak bakmamanızı sağlıyor; insanı bir bütün olarak görme imkânı veriyor. İki kimliğimi de bırakmak istemiyorum. Bu iş bana güç veriyor. Bu kadar yoğun bir tempoya rağmen bedeni bir yorgunluk hissetmiyorum.”
YAZMAK MANEVİ GÜÇ VERİYOR
Cerrahlığın çok stresli bir iş ve bu stresten arınmak şart… Mehmet Emin Bey’de stresten arınmanın yolu olarak yazmayı seçmiş. “Eşim ve çocuklarım bu yoğunluğumdan çok mutlu değil ama onlarla geçirdiğim zamanı da kaliteli geçirmeye çalışıyorum. Kızım 13, oğlum 17 yaşında. Onlara şu anda belki yazma işi çok anlamlı gelmiyor olabilir ama ileride inanıyorum ki bunun değerli bir şey olduğunu anlayacaklar. Dünyaya bir eser bırakmak ölümsüzlüğün tek yolu. Yıllar sonra babalarının kitabını birisinin elinde görecekler ve yaptığım işi anlayacaklar. Hastanedeki arkadaşlarımla ise yazarlığımı önceleri çok paylaşmadım. Medyadan dolayı son zamanlarda fark ettiler. Takdirle karşıladılar. Şimdi arkadaşlarımın elinde romanlarımı görüyorum. Mutlu oluyorum. Bazen de bir hastanız kitap imzalatmak için geliyor. Bunlar insana manevi güç veren şeyler.”
KANAMA OLDUĞUNDA OTURUP AĞLAMAM
Cerrahlık gibi zor bir işten yazmaya nasıl fırsat bulduğunu merak ediyorum. “Gündüz cerrahlık yapıyorum gece yazarlık. Genellikle gece 24.00-02.00 arası yazıyorum. Kendimi kaptırmışsam sabaha kadar devam ettiği de oluyor. Cerrahlık çok teknik, çok zor bir iş. Yazmak benim o taraftaki stresimi de alıyor. Mesleki yoğunluk, özel hayatımda yaşadığım kayıp, belki de bunların toplamı. Bu fırtınalar olmazsa yazamazsınız. Geminiz denizde biraz yalpalayacak. Ama şu da var tabii, ameliyathaneye girdiğim andan itibaren duygusallığım kalmaz. Karşımdaki hasta, ben de cerrahım ve profesyonel olarak mesleğim neyi gerektiriyorsa onu yaparım. Bizim mesleğimiz duygusallığı kaldırmaz. Ameliyatta bir kanama olduğunda oturup ağlamam yani; ne yapmam gerekiyorsa onu yaparım. Tek farkı yazmaya başlamadan önce ameliyat ettiğim insanı sadece bir beden olarak görürdüm. Şimdi o insanın yalnızca beden olmadığını biliyorum. Bu olgunluğa erişmek için birtakım aşamalardan geçmek gerekir. Benim için bu yazı macerasıyla oldu.”
Kaynak: http://www.mehmetemingunes.com/gunduz-cerrah-gece-yazar-2/
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

Yorum Yazın