Freud Testi: Kendi İçinde Verdiğin En Büyük Savaş Ne?

Psikoloji Testleri-
Abone ol

Senin kendi içinde verdiğin en büyük savaş ne? Bu sorunun cevabını merak ediyorsan;

Haydi teste! 

1. Cinsiyetini söyle bakalım.

Ne fark eder?!

2. Kaç yaşındasın?

3. İlk olarak, hayallerinin peşinde giderken yeni bir adım atmaktan korkar mısın?

4. Peki etrafındaki insanlara karşı kendini olduğun kişiden farklı gösterdiğin zamanlar oluyor mu?

Evet, içimdeki kişiyi tam anlamıyla yansıtmam.
Zaman zaman yapıyorum tabii.
Hayır ne isem kendimi o şekilde yansıtırım.

5. Freud'un sözlerinden birini seç bakalım.

6. Şu an birlikte olmadığın ama hala özlediğin biri var mı?

7. Ve son olarak, kalbindeki duyguları bir renge benzetsen hangisi olurdu?

Kendi içinde verdiğin en büyük savaş "korkuların!"

Senin kendi içinde verdiğin en büyük savaş korkularınla başa çıkabilmek! Hayata dair çok fazla hayaller kuruyorsun. Bunları gerçekleştirmek için kafanda türlü türlü yollar belirliyorsun. Fakat bu adımı atabilmek senin için sanki dağları aşmak gibi bir şey. O yüzden her yeni bir şey yapmak istediğinde kendi içinde büyük bir savaş veriyorsun. Normalde kendine her konuda güvenen bir insan olmana rağmen yeni adım atacağın zamanlarda çok zorlanıyorsun. Sanki o an sen "sen" değilmişsin gibi. Kendine fazlasıyla güvenen sen, ürkek bir kuşa dönüşüyorsun. Kafanda bütün sorular birikiyor. Gelgitler yaşıyorsun. Sonra geri çekilip yapmak istediğin o şey için adım atmaktan vazgeçiyorsun. Hep bir erteleme, kendine güvenememe, yapamayacağım korkusu... O yüzden artık bu durumu aşmanın zamanı geldi. Çünkü hayallerini gerçekleştirmenin tek yolu yeni bir adım atmaktan, kendine güvenmekten geçer. Sen bu değilsin! Sen bir şeyi yapacağım dediğinde onun için sonuna kadar giden birisin. Yeni bir adım gözünü ne kadar korkutursa korkutsun, onlarla yüzleşmelisin. Bak o zaman her şey nasıl da kolay olacak. Bir adım bile senin dünyanı değiştirecek. Biz inan. Çünkü biz sana sonuna kadar inanıyoruz...

Onu hala unutamadığını fark etmenin savaşını veriyorsun!

Belki de yaraya parmak basıyorumdur ve eğer öyleyse bunun için şimdiden özür dilerim... Öyle br şey ki insan bazen unuttuğu zannettiği kişiyi bi an unutamadığını fark ediyor. İşte o an sanki bunca zamandır kendini inandırdığın bütün gerçeklerin yıkılıyor. Bir yandan ona kızıyorsun bir yandan da kendine kızıyorsun. İçten içe verdiğin bu savaş seni en çok da dışarıda zorluyor. Arkadaşların sana "onu hala seviyor musun?" diye sorduğunda boğazın düğümlenerek "hayır" demeye çalışıyorsun. Oysaki bir de gelip içini görseler, neler yaşadığını bir bilseler... Bu durumu kendine bile itiraf edemiyorken bir başkasına söylemenin zorluğunu anlayamazlar. Zaman geçtikçe geçecek zannediyorsun fakat bir hatırasıyla dünyan başına yıkılıyor. Kalbin sızlıyor, nefesin sıkışıyor, o an yok olmak istiyorsun. En çok da özlediğini fark ediyor, her şeye rağmen onu yanında istiyorsun. Bunun imkansız olduğu gerçeğine varınca da insan çaresizce kalıyor. Tek başına, kendi kendine... Sadece kendiyle konuşabiliyor. Ve içten içe bunun savaşını veriyor. Unutmanın savaşını...

Kendi içinde verdiğin en büyük savaş "acıların!"

Acılarını gizlemeye çalışmak! Dışarıdan bakıldığında görülmeyen fakat içten içe umarsızca devam eden bir savaş bu...  Kalbin yangın yeri. Şu hayatta başına ne gelirse gelsin, kendi acılarını hiç kimseyle paylaşmadan kendi kendine yaşaman seni çıkmaza sokuyor. Etrafındaki bütün insanlarla konuşurken yüzüne taktığın o mutlu maske geceleri bi anda düşüveriyor. Çünkü bunun yükünü taşımak artık çok zor geliyor. Dışarıdan bakıldığında hayatı bütün eğlencesiyle yaşadığın, mutlu olduğun hatta hiç acı çekmediğin bir izlenim bırakıyorsun. Bunu seviyorsun. Çünkü insanlara bu yanını gösterip, zayıflıklarını görsünler istemiyorsun. Bu yüzden kendi içinde çok büyük savaşlar veriyorsun. Yapma! Sen de insansın ve hayatında yolunda gitmeyen durumlarla karşılaşabilirsin. Hatta herkesin içinde ağlayabilirsin. Bundan daha doğal ne var ki? Asıl zayıflık duygularını kimseye göstermeden kendi içinde yaşamaktır. Kendini yapayalnız bırakmaktır... Güçlü görüneyim derken o kadar zayıf hissediyorsun ki kendini işin içinden çıkamıyorsun. Artık duygularını saklamadan, özgürce yaşamalısın. Bu savaşa son vermelisin...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
huseyin-torlak

Sonucu okurken bile o geldi ya aklıma neyse. Ama ben artık vazgeçmek isityorum, mutlu olmak ve gerçekten en olmadık yerde aklıma gelmesinden dikkatimi dağıtmasından yoruldumm....

karbey77

Kendi içinde verdiğin en büyük savaş "korkuların!" ilginc pek korku beslemem icimde ben.

tuba-pelin-konus

Unutamamanın Savaşını veriyorsun! Öyle bir şey ki insan bazen unuttuğu zannettiği kişiyi bi an unutamadığını fark ediyor. İşte o an sanki bunca zamandır kendini inandırdığın bütün gerçeklerin yıkılıyor. İçten içe verdiğin bu savaş seni en çok da dışarıda zorluyor. Arkadaşların sana "onu hala seviyor musun?" diye sorduğunda boğazın düğümlenerek "hayır" demeye çalışıyorsun. Oysaki bir de gelip içini görseler, neler yaşadığını bir bilseler... Bu durumu kendine bile itiraf edemiyorken bir başkasına söylemenin zorluğunu anlayamazlar. Zaman geçtikçe geçecek zannediyorsun fakat bir hatırasıyla dünyan başına yıkılıyor. Kalbin sızlıyor, nefesin sıkışıyor, o an yok olmak istiyorsun. En çok da özlediğini fark ediyor, her şeye rağmen onu yanında istiyorsun. Bunun imkansız olduğu gerçeğine varınca da insan çaresizce kalıyor. Tek başına, kendi kendine... Sadece kendiyle konuşabiliyor. Ve içten içe bunun savaşını veriyor. Unutmanın savaşını...

medine-sise

Sen bu değilsin! Sen bir şeyi yapacağım dediğinde onun için sonuna kadar giden birisin. Yeni bir adım gözünü ne kadar korkutursa korkutsun, onlarla yüzleşmelisin. Bak o zaman her şey nasıl da kolay olacak. Bir adım bile senin dünyanı değiştirecek. Biz inan. Çünkü biz sana sonuna kadar inanıyoruz...

medine-sise

Senin kendi içinde verdiğin en büyük savaş korkularınla başa çıkabilmek! Hayata dair çok fazla hayaller kuruyorsun. Bunları gerçekleştirmek için kafanda türlü türlü yollar belirliyorsun. Fakat bu adımı atabilmek senin için sanki dağları aşmak gibi bir şey. O yüzden her yeni bir şey yapmak istediğinde kendi içinde büyük bir savaş veriyorsun. Normalde kendine her konuda güvenen bir insan olmana rağmen yeni adım atacağın zamanlarda çok zorlanıyorsun. Sanki o an sen "sen" değilmişsin gibi. Kendine fazlasıyla güvenen sen, ürkek bir kuşa dönüşüyorsun. Kafanda bütün sorular birikiyor. Gelgitler yaşıyorsun. Sonra geri çekilip yapmak istediğin o şey için adım atmaktan vazgeçiyorsun. Hep bir erteleme, kendine güvenememe, yapamayacağım korkusu... O yüzden artık bu durumu aşmanın zamanı geldi. Çünkü hayallerini gerçekleştirmenin tek yolu yeni bir adım atmaktan, kendine güvenmekten geçer.

Görüş Bildir