Evet/Hayır Testine Göre Toksik Kıskanç mısın?
Kıskançlık, bir ilişkide zaman zaman ortaya çıkabilen oldukça insani bir duygu. Sevdiğin kişiyi kaybetmekten korkmak, onun başkalarıyla kurduğu yakınlıkları sorgulamak ya da ilişkinin geleceği hakkında endişelenmek tek başına seni toksik biri yapmaz. Ancak bu duygular sürekli şüpheye, kısıtlamaya, hesap sormaya ve karşı tarafın özgürlüğünü kontrol etme isteğine dönüşüyorsa işler biraz değişebilir.
Peki senin kıskançlığın hangi noktada başlıyor?
1. Partnerinin telefonuna bakmak için kendince haklı bir neden aradığın oluyor mu?
2. Partnerin karşı cinsten biriyle konuştuğunda, ortada somut bir neden olmasa bile huzursuz oluyor musun?
3. Partnerinin sosyal medyada kimi takip ettiğini veya kimlerin fotoğraflarını beğendiğini sık sık kontrol ediyor musun?
4. Partnerin arkadaşlarıyla plan yaptığında, seninle vakit geçirmek yerine onları seçtiği için öfkeleniyor musun?
5. Partnerinin nerede olduğunu ve kiminle bulunduğunu sık sık öğrenme ihtiyacı hissediyor musun?
6. Partnerinin geçmiş ilişkilerini tekrar tekrar gündeme getirip kendini eski partnerleriyle karşılaştırıyor musun?
7. Partnerin sana hemen cevap vermediğinde, seni önemsemediğini veya bir şey sakladığını düşünüyor musun?
8. Partnerinin kıskanacağını bildiğin için kendi davranışlarını sınırlamasını bekliyor musun?
9. Bir tartışmada partnerinin seni kıskandırmak için bilerek bir şey yaptığını varsaydığın oluyor mu?
10. Partnerinin başka insanlardan ilgi görmesi, kendine olan güvenini belirgin biçimde sarsıyor mu?
Toksik kıskanç biri değilsin!
Senin için kıskançlık, ilişkinin bütününü ele geçiren bir duygu olmaktan çok zaman zaman ortaya çıkabilen insani bir his olabilir. Partnerinin başka biriyle yakınlaşması seni rahatsız edebilir, bazen güvensizlik yaşayabilir veya sevdiğin kişiyi kaybetmekten korkabilirsin. Fakat bu duyguların varlığı, onları mutlaka kontrol etme davranışlarına dönüştürdüğün anlamına gelmez. Karşındaki kişinin de kendine ait bir hayatı, arkadaşları, düşünceleri ve özel alanı olduğunu kabul edebiliyor; ilişkinizde güvenin yalnızca sürekli iletişim kurmakla ya da her şeyi bilmekle sağlanamayacağını anlayabiliyor olabilirsin. Seni sağlıklı kıskançlık anlayışına yaklaştıran şey, rahatsızlık duyduğunda nasıl davrandığındır. Partnerinin davranışlarını sorgulamak yerine onunla konuşabiliyor, kendi hislerinle karşı tarafın sorumluluklarını birbirinden ayırabiliyor ve her belirsizliği bir tehdit olarak görmemeye çalışıyor olabilirsin. Bu yaklaşım, ilişkide iki kişinin de kendisi olarak kalmasına alan açar. Elbette zaman zaman kıskançlık yaşaman, hiçbir zaman hata yapmadığın ya da ilişkide hiç güvensizlik hissetmeyeceğin anlamına gelmez. Önemli olan, bu duyguların başkasının özgürlüğünü kısıtlayan bir baskıya dönüşmemesidir. Yine de kendini tamamen sorgulamaktan muaf tutmana gerek yok. Herkes bazı durumlarda gereğinden fazla tepki verebilir veya geçmiş deneyimlerinin etkisiyle kaygılanabilir. Böyle anlarda duygularını dürüstçe ifade etmek, karşılıklı sınırlar belirlemek ve güveni davranışlarla güçlendirmek ilişkinin sağlığını korur. Sevgi, birini sürekli yanında tutmak ya da hayatının her ayrıntısını bilmek değil; onunla birlikte olmayı seçerken bireyselliğine de saygı duyabilmektir. Yanıtların genel olarak bu yöndeyse kıskançlığın ilişkinin merkezinde yer almıyor olabilir. Unutma, amaç hiç kıskanmamak değil, kıskançlık hissettiğinde bile sevgiyle kontrol arasındaki farkı koruyabilmektir.
Toksik kıskançlık eğilimin var!
Kıskançlık senin için yalnızca gelip geçen bir duygu olmayabilir; zaman zaman düşüncelerini ve ilişkideki davranışlarını yönlendiren bir güce dönüşüyor olabilir. Partnerinin kimlerle konuştuğunu merak etmek, sosyal medya hareketlerini takip etmek, geç gelen mesajlardan anlam çıkarmak ya da geçmiş ilişkileri tekrar tekrar gündeme getirmek sana kendini güvende hissetmenin bir yolu gibi gelebilir. Ancak bu davranışlar sıklaştığında sevgiyle kontrol arasındaki çizgi bulanıklaşabilir. Birini kaybetmekten korkmak anlaşılabilir olsa da bu korku, onun özel alanını kısıtlamayı veya sürekli kendini kanıtlamasını beklemeyi haklı çıkarmaz. Burada asıl mesele kıskançlık hissetmen değil, bu duyguyla nasıl başa çıktığın. Bazen ortada somut bir neden yokken en kötü ihtimallere odaklanıyor, partnerinin bağımsız hareket etmesini sana karşı bir tavır gibi yorumluyor veya kendi kaygını azaltmak için onun davranışlarını değiştirmesini bekliyor olabilirsin. Üstelik kontrol etmek kısa süreliğine rahatlatıcı görünse de uzun vadede şüpheleri artırabilir ve ilişkideki güveni zedeleyebilir. Kendine dürüstçe şu soruyu sormanın zamanı gelmiş olabilir: Gerçekten yaşanan bir olaydan mı rahatsızım, yoksa terk edilme ya da yetersiz kalma korkumla mı mücadele ediyorum? İyi haber şu ki bu davranışları fark etmek, değişimin ilk adımıdır. Kıskançlığını bastırmak yerine hangi durumlarda tetiklendiğini anlamaya çalışabilir, suçlamak yerine duygularını açıkça ifade edebilir ve partnerinin kişisel alanına saygı göstermeyi öğrenebilirsin. Sağlıklı bir ilişkide güven, sürekli denetimle değil karşılıklı dürüstlük, tutarlılık ve özgürlükle gelişir. Bu test kesin bir kişilik değerlendirmesi değildir; ancak yanıtların ilişkilerinde kontrolcü davranışlara işaret ediyorsa bunları ciddiye almak ve gerektiğinde profesyonel destek düşünmek sana da ilişkine de iyi gelebilir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın