Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Batışının Yıldönümünde: Titanic Hakkında Muhtemelen Duymadığınız İlginç Bilgiler

 > -
8 dakikada okuyabilirsiniz

Devrinin belki de en önemli insan icatlarından olan ve asla batmayacağı düşünülen Titanic, 14 Nisan 1912 günü, buz dağına çarparak battı. Senelerdir Titanic’in batışıyla ilgili ortaya birçok teori atıldı. 

Bu gemiyle alakalı akılda kalmış tüm sorulara cevap vermek ve enkaz çalışmaları sonrası elde edilen veri ve bilgileri incelemek için de çok güzel bir gün olduğunu düşündüm. 

Alın çayınızı, kahvenizi; gelin!

Bu Devasa Gemi Nasıl Battı?

Titanic dizayn edilirken batmaması için denizde olabilecek tüm olasılıklar düşünülmüş ve hemen hemen tüm olasılığa karşı önlem alınmıştı. Mesela gemi aynı boyuttaki başka bir gemiyle kafa kafaya çarpışsa bile batmayacak şekilde dizayn edilmişti. Yine gemi buzdağına tam karşıdan veya tam yandan çarpmayla da batmayacak şekildeydi. Buzdağı gemiye olabilecek en kötü açıdan çarpmıştı ve geminin alt kısmındaki kompartımanlardan 6 tanesini yarıp su almasını sağlamıştı. Hâlbuki bu kompartımanlardan 4 tanesi su almış olsaydı gemi batmayacaktı. Yapılan olasılık hesaplarında bir buzdağının gemiye çarpıp 5 kompartımanı birden yarma ihtimali %1 olarak hesaplanmıştı çünkü böyle bir şey olması için geminin tam da buzdağına çarptığı açıdan çarpması gerekiyordu. Başka bir açıdan çarpılsaydı o kompartımanların 1-2 tanesi su alacak ve gemi kurtulacaktı.

Titanic’in Batışıyla Alakalı Yolcuların İfadeleri İncelendi

Titanic'in batışıyla ilgili yeni ortaya atılan teoriler çok ilginç ve öncekilere göre çok daha mantıklı. Titanic battıktan sonra hayatta kalan yaklaşık 700 yolcudan 200'e yakını önce ABD’de sonra da İngiltere’de tanık olarak ifade verdi. Bu kişilere toplam 50 bin soru soruldu ve verilen tüm cevaplar not alındı. Ve o günden bu güne, bilim insanları bu ifadeleri inceliyor ve geminin batışı ile alakalı bir sonuca varmaya çalışıyor. 

Geminin battığı akşam yolcuların birçoğu daha önce şahit olmadıkları 2 şeye şahit olmuşlardı. Birincisi, tam gece 11:30 civarında gemideki hava sıcaklığı birden bire düşmüş, ikincisi bu sırada yıldızlar o güne kadar hiç olmadığı kadar parlakmış ve çok net bir şekilde görülebiliyormuş. Şimdi bu iki şeye şu şekilde cevap verilebilir: 

1) Buzdağının olduğu bölgeye yaklaşınca havanın soğuması normal. 

2) Işık kirliliğinin olmadığı 1912 tarihinde gökyüzünde, özellikle okyanusun ortasında çok sayıda yıldız görülmesi gayet normal. 

Peki, işin aslı öyle mi acaba? Gelin, buna bakalım şimdi..

İddialara Verilen Cevaplara Bilim İnsanlarının Getirdiği Yorumlar

Ortaya atılan iddialara cevap olarak verilen ‘buzdağına yaklaşınca havanın soğuması durumu’ çok da kabul edilebilir bir şey değil. Çünkü yolcuların ifadelerinde belirttikleri havanın soğuması anlık bir durum. Yani hava yavaş yavaş değil, bir anda 5-6 derecelik bir düşüş gösteriyor ve bu yolcular tarafından net bir şekilde hissediliyor. Bu duruma en güzel açıklamayı da bilim insanları yapıyor. Açıklamaya göre her yıl Grönland’dan koparak okyanusa hem buzdağı hem de soğuk hava taşıyan bir akıntı var: Labrador akıntısı. Titanic'in vurduğu ve batmasına sebep olan buzdağı da yaklaşık 300 gün önce Grönland’dan kopup aylarca süren yolculuk sırasında tam o noktaya gelen buzdağıydı. 

Gökyüzündeki yıldızların sebebi ise ışık kirliliğinin az olmasına bağlansa da durum pek de öyle değil aslında. Bunun sebebi de yine Labrador akıntısı diyor bilim insanları. Şöyle ki; Titanic, Labrador akıntısının yanından geçerken hava sıcaklığı bir anda 5-6 derece düşmüştü ve herkes bunu fark etmişti. Hava sıcaklığının eşit olarak dağılmadığı yerlerde atmosfer bir lens görevi görebiliyor. Örneğin çöllerde alçaktaki havayla yüksekteki hava arasında çokça derece farkı olduğu için hava lens görevi görüyor ve insanlar serap görebiliyorlar. Yine çöllerde bu sebepten dolayı gökyüzündeki yıldızlar normalde olduğundan çok daha net ve parlak olarak görülebiliyor. Yani Titanic’in geçtiği yerde hava sıcaklığı arasında keskin bir fark vardı ve bu da havanın kendisini kocaman bir lens yapmıştı, kırılan ışık yüzünden hem yıldızlar olduğundan çok daha parlak gözükmüştü hem de buzdağı iş işten geçene kadar görülememişti.

Geminin Batış Nedeni Olarak Ortaya Atılan Diğer İddialar

Bu teorinin çıkış noktası, hayatını Titanic’i araştırmaya adamış olan İngiliz bilim insanı Tim Maltin’dir. Bunun haricinde daha birçok teori vardır fakat geçerlilikleri tartışılır. Örneğin, Titanic’in zırhının yeterince güçlü olmadığı da iddialardan birisidir ancak Titanic’in zırhı, tıpkı bir askeri savaş gemisininki kadar güçlüydü. 

Gözlemcilerin dürbününün olmadığı ve bu nedenle buzdağını görmedikleri de iddia edilir fakat bu da anlamsızdır çünkü dürbünün amacı uzaktaki bir şeyi görmek değil, çıplak göz ile görülen bir nesneyi daha detaylı olarak incelemektir. 

Geminin kaptanının kaza öncesi fazla alkol aldığı ve sarhoş olması nedeniyle kazayı gerçekleştirdiği de dillerdedir fakat kaptanın seyahat boyunca alkol almadığı ve emeklilik öncesi son seferi olduğu açıklanmıştır.

Yaşanan Kaybın Çok Fazla Olmasının Nedeni

Titanic’in batması sonucu oluşan can kaybının fazla olmasının sebebi de aslında çok garip. Geminin batmaya başladığı ilk anlarda birçok insan kayıklara binmeyi reddetmiş. Nedeni ise geminin batacak olmasına halen inanamıyor olmaları imiş. Birçok insan okyanusun ortasında ufacık bir kayığa binmektense, gemide kalmayı daha güvenli olarak görmüş. Sonuçta okyanusun ortasındalar, gökyüzünde milyonlarca yıldız var ve küçük bir kayığa binmeyi reddediyorlar. Onları kimse suçlayamaz sanırım.. Bu nedenle birçok kayık ancak yarısına kadar dolmuş ve okyanusun ortasına doğru yol almış.. 

İlerleyen dakikalarda herkes kayıklara binmek için hamle yapsa da azalan kayık sayısı ile beraber artık kayıklara binmek de zor hale gelmiş doğal olarak. Bu da ölü sayısının artmasına neden olmuş. 

Kısacası insanlar gerçeğin farkına vardıklarında iş işten geçmişti maalesef.. 

Bir başka ilginç not ise, normal olarak gemi batmaktayken herkes canının derdindeydi ama görgü tanıklarının anlattığına göre insanların kayıklara atlamak için birbirini ezmesi, erkeklerin kadınlardan önce kayığa binmeye çalışması, sırada kaynak yapma gibi olaylar hemen hemen hiç olmamış. Erkeklerin çoğu kadınlara ve çocuklara verilen önceliğe sonuna kadar saygı göstermiş ve arada 1-2 tane kadın kılığına giren erkek olsa da bu çok nadirmiş. İnsanlar o panik halinde bile birbirini ezmemek için olabildiğince çaba sarf etmiş.

Ölenler Sadece Alt Tabakadan İnsanlar Mıydı?

Gemiden suya indirilen kayıklara çoğunlukla birinci ve ikinci sınıf yolcuların alındığı, üçüncü sınıf yolcuların bilerek bu kayıklara alınmadığı söylenir. Zaten en fazla ölen üçüncü sınıf yolculardan olmuştu ama bunun sebebi özelikle bu kişilerin kayıklara alınmaması değildi. Genelde birinci ve ikinci sınıf yolcular üst katlarda kalıyordu ve güverteye yakındılar. Üçüncü sınıf yolcular güverteye uzak olduklarından güverteye çıktıklarında birinci ve ikinci sınıfların arkasında kaldılar. O kargaşa ortamında kimse sınıf ayrımı yapacak halde değildi ama genelde arkalarda kalan üçüncü sınıf yolcular kendilerine kayıklarda fazla boş yer bulamadılar. 

İstatistiklere göre birinci sınıf bileti olan kadınların %97'si kurtuldu, ikinci sınıftaki kadınların %86'si kurtuldu ve üçüncü sınıftaki kadınların %49'u kurtuldu. Birinci sınıftaki çocukların %86'si kurtuldu (sadece 7 çocuk vardı), ikinci sınıftaki çocukların tamamı kurtuldu ve üçüncü sınıftaki çocukların %31'i kurtuldu. Birinci sınıftaki yetişkin erkeklerin %17'si kurtulurken ikinci sınıfta bu rakam %8, üçüncü sınıfta %13'tu. Toplamda birinci sınıftaki yolcuların %62'si, ikinci sınıftaki yolcuların %43'ü ve üçüncü sınıftaki yolcuların %25'i kurtulurken toplamda gemiye ayak basanların %37'si kurtuldu. Gemideki 9 Türk’ten 3 tanesi kurtuldu ve 6 tanesi hayatını kaybetti. Bu Türklerin biri 1. sınıfta, diğer 8 tanesi 3. sınıfta yolculuk yapıyordu. 

O gece toplamda 1500 kişi hayatını kaybetti..

Başka Bir Geminin Seyir Defterinden: Denizin Yüzeyi Cesetlerle Doluydu..

Tim Malt sadece teknik verilerle ilgilenmedi. Rotası Titanic’in battığı yerden geçen Alman gemilerinin seyir defterlerine de ulaştı. Bir tanesi Titanic’in battığı yerden 4-5 gün sonra geçmişti ve seyir notlarında denizin yüzeyine çıkan onlarca cesetten bahsediliyordu. Hatta bu cesetlerden biri bebeğine sıkı sıkıya sarılmış bir anneye aitti. O sırada geminin kaptanı Titanic kazası hakkında pek bilgi sahibi olmadığı için bu cesetlerin nereden geldiğini merak etmekteydi ve bu da notlara geçilmişti.

Titanic’i İnşa Eden Şirketin İhmali Var mı?

Titanic battıktan sonra gözler direkt olarak bu gemiyi inşa eden White Star Line şirketine döndü. Fakat yapılan araştırmalarda bu şirketin, geminin yapımı aşamasında hiçbir masraftan kaçınmadığı hatta birçok kez gereksiz olarak nitelendirilen güçlendirme çalışmaları yaptığı ortaya çıktı. Filmden de hatırlanacağı üzere White Star Line şirketi bu gemiyi sadece para kaynağı değil aynı zamanda gurur meselesi olarak görüyordu. 

Gemi, buzdağına çarptığında, geminin büyüklüğü ve kalitesinden dolayı ilk başlarda hiçbir yolcu bu çarpmayı hissetmedi. Sadece birkaç saniyelik bir titreme oldu ve yolcular, geminin ani bir hızlanma ya da hız azaltma yaptığını düşündüler. 

Gemi çarpma anına kadar son sürat yol almasına rağmen, güverteye çıkanlar haricinde kimse en ufak bir sallanma ya da rahatsızlık duymuyordu. Adeta bir binanın içinde yolculuk eder gibilerdi. 

Bu nedenlerden dolayı, yaşanan ölümlerden şirketi mesul tutmak da pek doğru bir tavır olmayacaktır..

Geminin Enkazının Bulunması

O yılların getirdiği teknolojik yetersizlikler nedeniyle yapılan birçok enkaz bulma çalışması başarısızlıkla sonuçlanmıştı. 1 Eylül 1985’e kadar yeri keşfedilemeyen enkaz, bu tarihte Dr. Robert Ballard liderliğindeki bir ekipçe bulundu ve tüm dünya Titanic faciasını bir kez daha hatırladı. 

Araştırmacılar, sonar sistem ve robotlar kullanarak Titanic batığının ilk kez kapsamlı bir haritasını çıkardı. Deniz tabanında 5 kilometreye 8 kilometrelik bir alanda yayılmış gemi parçalarının ve yüzlerce eşyanın yerini gösteren harita, aynı zamanda asla batmayacağı düşünülen Titanic’in 100 yıl önce ilk yolculuğunda bir buz kitlesine çarparak parçalandığı gece neler olduğuna dair de yeni veriler sundu. 

Bu araştırma boyunca Ballard ve ekibi 3 bin 657 metre derinde yatan Titanic’in ilk fotoğraflarını çekmeyi başardılar. Bu fotoğraflar 1997’de çekilen 11 Oscarlı film için kaynak oluşturmuşlardı. 

İşte bu çalışmalar sonucu elde edilmiş enkaza ait fotoğraflar..

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ilayda-soylemez1

birde arkadaşlar herkes bu iğrenç Tanrı bile bu gemiyi batıramaz dedikleri için havaya atılacak acil durum fişek rengi kırmızı olanı almayıp alay fişeği olan mavi fişeği almışlardı

ilayda-soylemez1

flimi izlediyseniz kaç kere Tanrı bu gemiyi batıramaz denilmişti bence iyi oldu has oldu oh oldu eğer bu Tanrı batırmaz görüşünde olmayanlara ise yazık oldu

hasankacmayan

1912 den sonra nice olay oldu milyar insan öldü, bu da o trajedilerden biri sadece.

kedisevici

her izlediğimde ağlıyorum ne bela filmdir :(

meaculpa

akıntıyı hesaba katmadılar ...tanrıya oynadılar...

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriBilimİlginç BilgilerİngiltereSavaşStar tv
Görüş Bildir