Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Emre Yılmaz'ın 'Şeytanın Fısıldadıkları' Kitabından Derinliklere Sürükleyen 19 Alıntı

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

"Gerçek mi?" 

"Gerçek mi?" 

Şimdiye kadar duyduğum en deli, en yürek titreten, en gönül karıştıran kahkahasını koyuverdi Şeytan. 

"Ey insanoğlu sen,  her akşam şu dua ile yat en iyisi. Yar bana bir rüya ve her sabah yine aynı dua ile uyan" 

Ve birdenbire kesip alaycı kahkahalarını gözlerini çevirdi yüreğime, buz gibi bir sesle ekledi: 

"En büyük uyuşturucu gerçekçiliktir."

1. Neden mi Şeytan?

Çünkü hep kazandırıyorum, üstelik benimle yapılan bütün işlerde kazancınız peşin ödenir...

2. İki yüzlü, Sahtekar Ve Yalancı İnsanlar.

Bilin ki yalanları en çabuk fark eden yalancılardır. Bir işi en iyi uygulayıcıları bilir. Bu yüzden yalanları derhal sezenleri pek masum saymayın. Zarif bir şekilde aldanmayı bilmek ve yeri geldiğinde kanmak, hem daha üstün bir hüner ve hem daha yüksek bir erdemdir.

Küçüğü her zaman daha büyüğünü gizlemek için itiraf ettiniz.

3. Kapitalizm Fikirleri...

İş adamları çalışarak kaybettikleri hayatın bütün lezzetlerini, çalışarak kazandıklarıyla bir gün tekrar satın alabilecekleri umuduyla çalışırlar. İşte bu yüzden toplumun en uyanık geçinen enayileridirler.

-Ne kadar hırslı bir çocuk. Çok zengin olacak.
-Vah vah! Desene hep fakir kalacak.

Kapitalizmin başardığı tek gerçek eşitlikte, kaderin cilvesine bakın aynı komünizmdeki gibi oldu. Sefalette eşitlik.

4. Çalışmanın Boşluğu.

Kendi seçmediğim bir yerde, kendi seçmediğim bir zamanda, kendi seçmediğim bir işte kendi seçmediğim bir süratte, kendi seçmediğim insanlarla muhakkak bir amirin sıkı gözetimi altında direktif alarak, bütün o çocukça ceza ve ödül sistemleri ile ruhumu, bedenimi ve aklımı meşgul etmek...

Fiziksel olarak en pis işlerde çalışanlara en düşük ücretler ödenir. Ruhen en pis işlerde çalışanlara ise en yüksek…

Yirminci yüzyılın ilk yarısı pisi pisine ölmekle geçirdiniz... İkinci yarısı ise boşu boşuna çalışmakla.

5. Bir Kayıp Objesi Olarak; Zaman

Zaman nakit değildir. Öyle olsaydı çarşıda, pazarda satılırdı. 

Ama nakit zamandır. Kazandığımız ve harcadığımız her liranın arkasında, onun uğrunda harcanılan hayatımız vardır. Çarşıdaki her mal ve pazardaki her hizmetin temel ölçüsü, o mal ve hizmet yaratılırken harcanan yaşam süreleridir. Nakit, o yaşam sürelerine biçtiğimiz değerdir. Ve her şey böyle ölçülünce hayat denilen mucize ne kadar ucuza gider...

6. Mutluluğun Yolu...

Mutluluk üzerine düşünmek, hele mutluluk için çabalamak kimseyi mutlu etmez, mutluluk her şeyden önce mutluluğu unutmaktır.

Yunanca’daki mutluluk (eudaimonia) sözcüğünün içinde şeytan (daimon) gizlidir. Bu bir tesadüf mü yoksa bu olağan üstü insanların bilgeliklerinin yeni bir zirvesi mi? Eski Yunanlılar için Şeytan, bize doğru yolu gösteren iç sesimize verdiğimiz isimdir. Eğer Yunanca mutlu olmak istiyorsanız Şeytan'ı işin içine katmalısın...

7. Hayatın En Gerçek Öğretmenleri...

İşte size hayatın en büyük öğretmenleri; 

  • Doğa

  • Yalnızlık

  • Acı

  • Aşk

  • Çocuklar

  • İksirler

  • Haz

8. Hayatın Boş Olan Anlamı:

Yaşamakla bir işe yarıyor olabilirsiniz,
Ama hiçbir işe yaramıyor da olabilirsiniz,
Rastgele bir evrenin, kazara bir dünyasında, nafile bir nefes.

Sen soruların en büyüğü değilsin...
Hayır sen soru bile değilsin.
İşin gerçeği sen;
Bambaşka sorulara verilmiş alelade bir cevapsın,
Onun bunun bahanesisin.

9. Kader Ve Istırap Gerçekleri...

“Keyifli Bir Keder”… Sadi’nin, Ömer Hayyam’ın, Osmanlı’nın, Yahya Kemal’in size cevabı budur. Hayatın anlamsızlığı son iki yüz yılda keşfetmiş olan Batı’nın cevabı ise “Kasvetli Bir Istıraptır”: Schoppenhauer, Kierkeggard, Sartre, Camus ve Heideggeer. Onların karanlık iç sıkıntılarını ne esralı cigaralar, ne gılmanlar, ne de portakal bahçelerinin üzerine doğan mehtap dağıtabilir.

-Bilmiyorum
-Demek ki bilgesin.
-Anlamıyorum
-Üstelik arifsin
-Aldırmıyorum da!
-Dahası ermişsin.

10. Nezaketin Gerçeği...

Nazik olun ve her zaman terbiyeli konuşun. Bu alemde nezaket ile yapamayacağınız hiçbir kötülük yoktur.

Çünkü; 

“Tarihte kötü, hiç bu çağdaki kadar nazik olmamıştı”

11. Oyunlar Oyunlar Oyunlar...

O kadar ciddiye alarak oynamalısın ki bu oyunu, her şeyin palavra olduğunu bildiğini kimse sezmesin. O kadar hafife alarak oynamalısın ki bütün bu palavraları, işin ciddiyetini bildiğini kimse bilmesin...

Cennetten kovulduğunuz da Tanrı size hem hatıra hem de yolluk olsun diye sadece üç şey veri: Biri haz, diğeri neşe, sonuncusu da dans. Gerisini; ayrılığı ve hastalığı, acıyı ve kaderi, can sıkıntısı ve hepsi birbirinden boş ümitleri hep burada buldunuz. İşte bu yüzden en doğru felsefelerin temeli neşe, sevinç, coşku ve hevestir. Kahkahalar ise yapı taşları...

12. Şöhret İlizyonu...

Şöhret rüşvet gibidir. Kimse elini açıp istemez. Yan cebine usulca konulsun yeter. Başkalarının şöhretine gıcık oluyorsunuz. Çünkü sizin onlara bedavadan verdiğimiz bir değerin havasını yine size atıyorlar...

13. Çocukluk Yılları...

Çocukluk olmasa hayatı gerçekten çekemezdiniz.

Gençlikte iffet, ihtiyarlıkta pişmanlıktır. Çünkü gençliğin rövanşı yoktur. İşte böyle fısıldıyorum kulağına...

14. Aşk..

Aşk
Yüzme bilmeden sizi attıkları deniz...
Aşk, kısmetle gelse raslantılarla başlasa da,
Aşıkların seçimidir yine de…
Aşklarının kaderi.

Büyük bir aşk; büyük endişeler, büyük korkular, büyük ihanetler, büyük kinler ve büyük acılarla yoldaşlık eder. Büyük bir aşkın hiçbir tarafı küçük kalamaz. Ona göre!

Büyük bir aşk için ödeyeceğimiz bütün bedellere katlanılır. 

Çünkü böyle bir aşkı hiç yaşamamış olmanın getireceği yaşam fakirliği çok daha katlanılmazdır.

15. İhanet Oyunlarının Sonu:

Tehlikeli bir ihanet oyununa başlayanlar sanırlar ki sadece kaybederlerse bir bedel ödeyecekler. Halbuki tehlikeli oyunların ters bir kuralı vardır: Kazananlar her zaman kaybedenlerden daha çok bedel öder.

Tehlikeli oyunları cazip kılan şey; bedellerin asla peşin istenmemesidir. Kader, verdiği hazza kıyasla en fahiş bedeli işte bu yüzden ihanet oyuncularından talep eder. Ve oyuncular en ağır senetleri çarçabuk imzalar ve atlarlar.

16. Gerçek Sadakat...

“Sen beni sevdiğin için sana sadık değilim ben. Ben seni sevdiğim, sadece seni istediğim için sana sadığım.”

17. Unutmak Hakkında Düşünceler...

Unutmak değil, çünkü bu mümkün değildir ama hatırlamamaya çalışmak, işte bu hayatta erken kazanılması gereken iyi bir meziyettir...

İhanetleri kimse unutmaz. Kimi hatırına getirir. Kimi hatıra getirmez; getirenler mutsuz olurlar o kadar.

İtiraf ediyorsunuz. Neden mi?
Çünkü siz de aynı suçu işlediniz...
Affettiniz. Neden mi?
Çünkü siz de aynı suçu işleyebilirdiniz.
Unuttunuz. Neden mi?
Çünkü siz de aynı suçu işleyeceksiniz…

18. Ölümün İyi Yanı...

Kimse eşit doğmaz, ama herkes eşit ölür. İşte o yüzden ölüm acı bir son değildir. Hayatımızın yegane adil başlangıcı ve biricik fırsat eşitliğidir...

19. Son Söz...

En büyük uyuşturucu körü körüne sorgulamadan kendi gerçeğine inanmaktır…

İşte böyle fısıldadı Şeytan...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

AşkRüşvetUyuşturucuaşk
Görüş Bildir