Duymadan Beste Yapmak Mümkün mü? Beethoven’ın Hikayesi
Müzik belki de çoğu insan için sadece fiziksel olarak duyularak yapılması gereken bir iş gibi gelir. Fakat Beethoven bunun tam tersini bize müziği ile ispatladı. Duymadan beste yapmak mümkün mü sorusunun cevabı, onun hayatında saklı. Birlikte keşfedelim! 👇
1. İşitme kaybı 20'li yaşların sonunda başladı.

Beethoven yaklaşık 28 yaşındayken yavaş yavaş başlayan kulak çınlamaları ve işitme zayıflığı ile yaşamaya başladı. O dönemde bunun kesin bir tedavisi yoktu bu yüzden de başlarda durumunu gizledi. Çünkü besteci kimliğinin sonu olabilirdi.
2. En yakınlarına içini döktü...

Beethoven bu durumunu 1802 yılında kardeşlerine yazdığı ve bugünlerde Heiligenstadt Vasiyeti” olarak bilinen mektubunda durumunun çaresizliğini satırlara döktü. Mektupta toplumla iç içe yaşamak istemediğini, hatta zaman zaman yaşamaktan vazgeçtiğini dile getiriyordu.
3. Daha sonra tamamen sağır oldu...

Beethoven 1810’lu yılların sonuna doğru neredeyse tamamen sağırdı. Fakat bu durum onu yıldırmayı başarmadı. Her şeye rağmen en büyük eselerinin bazılarını bu dönemde yazdı. Yani evet, duymadan beste yaptı.
4. Peki nasıl yapabiliyordu?

Beethoven müziği aslında duyuyordu, 'iç kulağı' ile... Beethoven olağanüstü bir müzik hafızasına ve teorik bilgiye sahipti. Bir melodiyi kafasında net bir biçimde canlandırabiliyor ve armonileri zihninde kurabiliyordu. Bu da onun güçlü bir iç işitme (inner hearing) yeteneğinin olduğunun kanıtıydı.
5. 9.Senfoni sağır bir bestecinin eseri...
1824’te ilk kez seslendirilen Symphony No. 9, Beethoven’ın tamamen sağır olduğu dönemde yazıldı. Bu senfoni bugün dünyanın en bilinen müziklerinden biri. İçindeki “Ode to Joy” bölümü bile insanı sanatına hayran bırakıyor.
6. Piyanonun titreşimlerini hissediyordu...

Beethoven'ın kendine has yöntemleri elbette ki vardı. Mesela Beethoven bazen piyanonun ayaklarını söktürüp yere daha yakın hale getiriyor, titreşimleri daha iyi hissedebilmek için başını enstrümana yaklaştırıyordu. Müziği bedeniyle algılamaya çalışıyordu.
7. Konuşma defterleri vardı.

Tamamen sağır olduktan sonra çevresiyle iletişim kurmak için “konuşma defterleri” kullandı. İnsanlarla iletişim kurarken cebindeki defteri çıkarıyor oraya istediklerini yazıyordu. Sosyal hayatı zordu ama asla vazgeçmedi.
8. Geç dönem eserleri daha cesurdu.

Beethoven geleneksel kalıpları zorlayarak armonik sınırları genişletti. Geç dönem yaylı çalgılar dörtlüleri ve piyano sonatları, dönem için oldukça yenilikçiydi.
9. Sağır olması onun için engel değildi.

Beethovan müziği, klasik dönem ile romantik dönem arasında köprü kabul edilir. Duyma kaybının olması onu asla durdurmadı aksine daha da güçlendirdi. Ayrıca belki de daha kişisel bir tarza sahip olmasını sağladı. Duyduğu acıyı, bestelerine yansıttı.
10. O zaman asıl sorumuza gelelim: Duymadan beste yapmak mümkün mü?

Beethoven bize gösteriyor ki, duymadan beste yapmak gerçekten de mümkün. Ama bu durumu bu kadar basit indirgemek doğru olmaz. Çünkü fiziksel işitme olmadan müzik yapabilmek için güçlü bir iç işitme ve sarsılmaz bir irade gerekiyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın