Dünden Bugüne Biriktirmekten Delice Zevk Aldığımız 10 Şey

 > -

Osho’ya çaktırmayın ama insan bir şeyler biriktirmeyi sever.  (Günah diyor kendisi) Özellikle çocukluktan itibaren “Aman evladım tasarruf çok iyi bir şeydir” diyen anne, baba, öğretmen yüzünden beynin sistemine biriktirme algısı oturuyor ve sonraki güncellemeler de hep onun üzerinden yaşanıyor. Yine Osho duymasın ama biriktirmekten delice zevk aldığımız bazı şeyler var ve asla zamanları geçmiyor. Yani, onların geçmiyor ama biz büyüyoruz.

1- Futbolcu Kartları - “Baba! Van Der Sar yapıştırmam eksik bana 60 kuruş daha verebilir misin?”

Her futbol turnuvası öncesi çıkan kitapçık üzerine yapıştırılmak üzere 6’şar sticker ile satışa sunulan futbolcu kartları dünden bugüne biriktirmekten çılgınlar gibi zevk aldığımız şeylerin başında geliyor. Zaten sisteminde “Biriktirme” formatı bulunan ve kitaptaki her futbolcunun suretini görme hasretiyle yanıp tutuşan çocuk kişisi, büyüdüğü zaman süpermarket kasalarında futbolcu kartlarını görünce almamak için kendini zor tutuyor. (Evet, yan gözle kartlara nasıl baktığınızı biliyoruz.)

2- Kalem

Siz hiç hayatınızda kalem sevmeyen veya kalem fobisi olan bir insan gördünüz mü? Herkes kalemleri sever ve kalemlerin zamanı da asla geçecek gibi durmuyor. Biriktirmekten ziyade kalemler genelde kaybedilince alınır ama aslında içten içe kırtasiye reyonunda duran tüm kalemlerden bir tane satın alma isteği yüreğimizde kendi kendine yaşayıp durur. Kalemlerin sürekli olarak kaybolmaları ise başka yerin, başka sorusu…

3- Taso – “Kapış kapış!”

Her çocuk tasolarından sıkılıp, sıranın üzerine çıkıp; “Kapış, kapış” diye bağırdıktan sonra tasolarını havaya fırlatmış ve sınıfın geri kalanının tasoları toplamak için verdiği çılgın mücadeleye şahit olmuştur. Ama işin başladığı yer, tasoları ilk biriktirmeye başladığınız an ve en çok tasoya sahip olduğunuz an vücuda yayılan haz, delice bir mutluluğa götürürdü adamı. Oysa bildiğin taso ya…

4- Kitap – “Ya ben onu daha okumadım, onu alma.”

Gerçek bir kitap tutkunu için, kitap paylaşmak işkencedir. Geri geleceğinden asla emin olamazsınız ve bu durumda da kitaplar paylaşılmaz parçalarınız haline gelir. Hepimizin başına gelmiştir, ödünç verilen kitap sorulduğu zaman; “Ya, dayımlar geldi, kuzenimin o kitaptan ödevi varmış ona verdim ama kesin geri getirecek…” cevabı, muhtemelen o kitapla ilgili duyacağınız son kelimeler olarak kalır. Kitap biriktirmenin müthiş bir şey olmasının başlıca sebebi de kendimize ait bir kütüphane oluşturmanın verdiği delice zevktir.

5- Bardak Altlığı – “Masada iz kalıyor ondan!”

Bardak altlığı, bardakların masalarda iz yapmasını engellemek için var. Ama bu özelliğinin yanında acayip karizmatik bir şey olduğunu da söylemek gerekiyor. Özellikle sık sık bir şeyler içmek için dışarı çıkanların veya yurt dışı seyahatlerinden geri kalmayanların biriktirmekten çılgınlar gibi neşe duyduğu bardak altlıkları bazen bardağın altına koymamışsınız da içine sokmuşsunuz gibi saçma sapan bir hal alabiliyor. Kaliteli malzemeden olanları biriktirmeye özen gösterin!

6- Kartpostal – “Yerim olsa daha yazacaktım ama…”

Derin kartpostal buhranının diğer adı yazacaklarınızı anlatmak için yeterli yere sahip olmamaktır. Ama bu kartpostal biriktirmenin karşı konulmaz zevkine asla engel olamaz. Kartpostala sığdırmakla uğraşacağınıza mail atın! Kartpostalları da cebe atın! Teknoloji ilerledi elbet, bir yere gerçekten gittiğinizi kanıtlamak için kartpostala ihtiyacınız yok. Diyelim ki Paris’e gittiniz. Eiffel’in önünde çekeceğiniz bir selfie işinizi görür. Ama tamamen yarattıkları mutluluğu öldürmeye gerek yok. Kartpostalları biriktirmek zevklidir. Nokta!

7- Etkinlik Biletleri

Gerek yok diye atmayın. Yıllar sonra bir sinema filmine kiminle, ne zaman gittiğinizi hatırlamamak çok ağır bir darbe! Hemen elleri titremeye başlıyor insanın, Alzheimer belirtileri mi acaba diye paranoyalara sürükleniyor. Gidilen sinema, konser, tiyatro, maç, festival gibi etkinliklerin biletlerini saklamak hem geçmişe yolculuk yapmak istediğinizde rahat bir vasıta oluyorlar hem de hayatınızın en renkli günlerini her detayıyla hatırlamanızı sağlıyorlar. Çok da ümitsizliğe kapılmayın ya, fotoğraflar da aynı işe yarıyor… (Her zaman değil ama)

8- Silgi Tozu – “Ay o elindekiler ne ya? Çocuk delirdin mi at şunları!”

Saçma çocukluğumuzun en komik bölgelerinden biri silgi tozu olayı. Gerçekten mantıklı bir şekilde neden biriktirdiğini anlatabilecek kimse yok bir kere… Yine “Damlaya damlaya göl olur” algısıyla işlenen çocukluk sistemlerinde silgi tozunun geri dönüşümle tekrar silgi olabileceğine inanmasının sonucunda oluştu bu silgi tozu biriktirme hastalığı. Yine suç çocukluğumuzda değil yani. Gerçi annelerden ortaya çıkan pislik sonucu yenilen azar suçlu olarak bizi işaret ediyor! Ama itiraf edin, delice zevkliydi!

9- CD

“Red Hot Chilli Peppers’ın yeni albümünü almam lazım.” 

“Al da senin CD çaların yok ki!” 

Elbette “Eskidendi çok eskiden” diyerek lafa başlayacağız ama verdiği zevke eş değer bir keyif bulmak çok zordu çünkü başarılı bir ilerleme sizi arşive ulaştıracaktı. Zamanında “Arşiv” denildiği zaman insanın hemen kanı kaynar, başı dönerdi. Arşivle hava atmak kadar cool ve entel bir şey olamazdı! Bu yüzden film, müzik CD’si biriktirmek, her yeni CD’de insana sınıf atlamış hissi yaratıyordu!

10- Para - Ya ne olacaktı?

Para biriktirmek sancılı bir süreç ama bir o kadar da eğlenceli! Damlaya damlaya göl olur sisteminin çocukları olarak, para biriktirmenin yarattığı huzur, keyif ve mutluluk elbette “Ohhh 150 daha koyayım da mutluluktan çatlayayım” gibi bir mutluluk değil. Burada mutluluk, biriken parayı harcamak üzere harekete geçtiğiniz zaman.

Bu içerik tamamen eğlence amaçlı üretilmiş olduğundan kullanılan görsel ve metinler haber değeri taşımamaktadır.


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
avseq34

Pul ,Bozuk para ama en önemlisi peçete koleksiyonu yapardık. 30 yaşına geldim peçete koleksiyonum hala duruyor :)

Görüş Bildir