Coldplay’in "Siz Bu Şarkıları Nasıl Yazdınız?" Dedirten, Baştan Sona Kusursuz O Albümü
Bazı albümlerde iki üç şarkıyı dinler, gerisini usulca geçersin. Parachutes öyle bir albüm değil. 2000 yılında çıkan bu albümü bir kez başlattığında “Bunu da geçmeyeyim” diye diye sonuna kadar geliyorsun.
Hazırsan Coldplay’in daha ilk albümünde nasıl böyle bir iş çıkardığına beraber bakalım.
1. Don't Panic
Albüm daha ilk şarkıda nasıl bir dünyaya gireceğimizi belli ediyor. “Don't Panic” kısa sürüyor ama o sakin gitarları ve hafif melankolik havasıyla seni hemen içine çekiyor. Bir yandan dünyanın karmaşasını hissettirirken diğer yandan garip bir şekilde iyi geleceğine de ikna ediyor. Albüme bundan daha güzel bir başlangıç düşünmek zor.
2. Shiver
“Shiver” biraz daha hareketlenmek isteyenlerin albümde ilk tutulacağı şarkılardan. Birini çok istemek ama aynı karşılığı alıp almadığından emin olamamak gibi o tanıdık duyguyu taşıyor.
3. Spies
“Spies” albümün biraz daha karanlık ve gizemli tarafı. Şarkıyı dinlerken sanki sürekli omzunun üzerinden arkana bakman gerekiyormuş gibi bir his geliyor. Gitarlar ve vokal birleşince ortaya hem huzursuz hem de inanılmaz çekici bir atmosfer çıkıyor. Albümün gizli cevherlerinden biri desek hiç abartmış olmayız.
4. Sparks
Sessiz, samimi ve biraz kırılgan… Gece kulaklığı takıp dinlediğinde etkisinin neden birkaç kat arttığını açıklamak da pek mümkün değil.
5. Yellow
Coldplay denince ilk akla gelen şarkılardan birinin burada olması tesadüf değil. “Yellow”, büyük laflar etmeden birine duyulan sevgiyi kocaman hissettirebilen şarkılardan. İlk gitar sesleri geldiğinde tanımamak zaten neredeyse imkânsız. Üzerinden çeyrek asırdan fazla zaman geçti ama hâlâ ilk kez dinliyormuşsun gibi bir şey hissettirebiliyor.
6. Trouble
Şu piyano girdiği anda insanın bir anda biraz duygulanması normal mi? “Trouble” pişmanlık, suçluluk ve bir şeyleri düzeltebilme isteğini öyle sakin anlatıyor ki şarkının içine fark etmeden çekiliyorsun.
7. Parachutes
Albümün adını taşıyan şarkının yalnızca 46 saniye sürmesi biraz haksızlık gibi gelebilir. Tam alışıyorsun, “Evet şimdi devam edecek” diyorsun ve bitiyor. Ama o küçücük sürede albümün bütün sıcaklığını yakalamayı başarıyor. Keşke birkaç dakika daha sürse dedirtenlerden.
8. High Speed
“High Speed” biraz daha uzaklara dalmalık. Albümün geri kalanındaki romantik ve kırılgan havanın yanında daha rüya gibi, hafif puslu bir atmosfer yaratıyor. Açıp arka planda dinlersin diye düşünüyorsun ama bir noktada kendini tamamen şarkıya odaklanmış buluyorsun.
9. We Never Change
Dinlerken ister istemez kendi hayatına dönüp bir bakıyorsun. Albümün en sakin parçalarından biri ama etkisi hiç de küçük değil.
10. Everything's Not Lost
Albüm kapanışı yaparken seni tamamen karanlıkta bırakmak yerine hafifçe omzuna dokunuyor. “Everything's Not Lost”, işler ne kadar karışık görünürse görünsün hâlâ tutunacak bir şeyler olduğunu hissettiren o güzel final
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın