Cep Telefonu ve İnternet Yokken O Vardı! Çocukluğunda Misket Oynayanların Bildiği 15 Durum

-

Bilgisayar ve cep telefonları bu kadar yaygın değilken mahallede oynadığımız sayısız oyundan biriydi misket. Hala bile hemen hemen her evin bir dolabında, çekmecesinde unutulmuş misketler bulunmaktadır. 

Sizlere çocukluğumuzun bu zevkli ve basit oyununu hatırlatmak istedik. Tabii biraz da o günlerin özlemiyle. 😢

1. Misketin farklı yörelerde çeşitli isimleri vardı.

Yöreden yöreye değişmesi normaldi ama bazen aynı şehir içinde farklı mahallelerde bile değişik adları olurdu. Cicoz, bilye, bilya,mile, cilli, gülle, kemik, meşe, cıncık gibi adları bulunurdu.

2. Genellikle cam bilyelerle oynanırdı. Çok azımızda demir bilyelerden olurdu.

Eskiden yuvarlak çakıllar ya da meyve çekirdekleri bilye olarak kullanılırken, 18. yy'da mermer bilyeler yapıldı. Ve daha sonra da demir ve cam bilyeler.

3. Benzeri olmayan, renkli camlı ve güzel misketler hep daha çok değer görürdü.

Bunları ortaya koymayı hiç istemez hatta kaybolacak ya da biri alacak diye cebimizden bile çıkarmak istemezdik.

4. Şeffaf olmayan beyaz desenli olan misketlere kemik denirdi. Kemik çok değerliydi.

Görünüş olarak da çok sade ve şık olurdu.

5. Ama bunların en değerlisi gaflik dediğimiz, uğurlu saydığımız ve atışı onunla yaptığımız misketti.

Genelde hafif eskimiş, kısmen hırpalanıp tırtıklı hale gelmiş olanlar seçilirdi. Çünkü gaflik ne kadar cillop gibiyse, o denli kontrolü zor olurdu. Bu misket ortaya en son konurdu. Kaybedince her şeyimizi kaybetmişiz gibi bir hisse kapılırdık. O bizim elimize en çok yakışan, uğurumuz, en değerlimizdi. 

6. Oyunun birçok çeşidi vardı. Ama en çok oynananları “tumba”, “kuyu” ve “üçgen”di.

Hepsi en az 2 kişiyle oynanan basit ve zevki oyunlardı.

7. Tumba; genişçe ve düz bir alanda, oynayan kişilerin eşit sayıda misketlerini dik şekilde dizmesiyle başlardı.

İlk atacak kişi baş neresi diye sorardı. Rakibi sağ ya da sol başı seçerdi. Söylenilen baştan vurulursa bütün misketler vuranın olurdu. Başa ne kadar yakın yerden vurulursa başın ters yönündeki bütün misketler yine vuranın olurdu.

8. Aynı oyun taso dikerek de aynı şekilde oynanırdı.

Tasolar dik şekilde dizilir ve aynı şekilde misketle vurulmaya çalışılırdı. Şişe içeceklerin kapakları da aynı görevi görürdü.

9. Çukurda ise önce ayakkabının tabanıyla kazıya kazıya bir çukur açılırdı.

Sonra herkes çukura eşit sayıda anlaşılan sayıda misketlerini koyardı. Çukura misketini ilk sokan oyuncu tüm misketleri alır ve oyun sonra yeniden kurulurdu.

10. Mors yani üçgende önce toprak zeminde yere bir üçgen çizilirdi.

Kaçar oynanacağına karar verildikten sonra üçgenin üç köşesine misket koyulur. Geri kalan misketler üçgenin içine rastgele dizilirdi. Atış yapılacak sıranın belirlenmesi için üçgenden 3-4 metre uzağa bir çizgi çizilir ona en yakın atandan en uzak atana atış sırası belirlenirdi. Oyunun amacı üçgenin içindeki misketleri vurarak dışarı çıkarmaktı. Eğer atış yaptığımız gaflik üçgenin içinde kalırsa mors olup, kazandığımız bütün misketleri geri koyardık.

11. Sonuç olarak hep bir şey için çabalardık: Ütmek.

Ütmek, yenmek manasındaydı. Kökmek de denirdi. Karşındakinden daha çok misket kazanmak, ondan daha fazla vurmak ve başarmak. Ütünce dünyanın en mutlu insanı olurduk. Ütülünce de kırtasiye ve bakkal yollarına düşerdik yeniden misket almak için.

12. Ütmek de bazen kesin zafer olmazdı.

Sonuçtan memnun olmayan ve oyunu kenardan izleyen mahallenin abileri gelip bütün misketleri alıp, havaya atarak kapıştırırdı herkesi. Sonra herkes alabildiği kadar misketi cebine atardı 3-5.

13. O zamanlar bilgisayar oyunları ve internet yoktu bu küçük camlar bizim en büyük mutluluklarımızdandı.

O mutluluğu görebilmek için küçüklüğünde bir kere olsun misket oynamış birine alın bir file misket hediye edin. Dünyanın en mutlu insanı olacaktır.

14. O günleri unutamayanlar ve nostalji yaşamak isteyenler şimdi bilye koleksiyonu yapıyor.

Herkesin evinde kıyıda köşede kalmış bilyeler muhakkak olacağı gibi koleksiyonunu yapanlar da hala var. Her görüldüğünde yüzde tebessüm bırakan küçük, renkli cam bilyeler.

15. Ama yine de biliyoruz ki bir yerlerde, birileri hala misket oynuyor ve hala kırtasiyeci amcalar misket satıyor.☺️

Misket oyunu; arkadaşlık, dostluk, eğlence ve mücadele demektir. Hiçbir zaman unutulmaması ve hep birilerinin yaşatması dileğiyle. 🔵🔴⚪️⚫️

Yalnızca Küçükken Sokakta Halı Yıkayanların Bilebileceği 15 Eğlenceli Durum - onedio.com
Yalnızca Küçükken Sokakta Halı Yıkayanların Bilebileceği 15 Eğlenceli Durum - onedio.com

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
odunq

enekesine oynayıp kaybetmek. ağlatacaksınız lan ille

unknown_member

misket vurmaktan sağ elimizin baş parmağı ağrırdı

sergio

kafadan vurdum hepsi benim :))

inferrno666

kuyu da rakip tanımam üterim pis üterim ama çok fazla ütersemde "tamam lan al bende daha bi bu kadarda evde var" diye geri verirdim. biz dizlerinde yarası eksik olmayan çocuklardık... en teknolojik şey uzaktan kumandalı arabaydı (kumandada arabaya kablo giden)

samet-yilmaz9

Bu oyunlar sezonluk olurdu. Sezonun başlangıcı bakkalcilarin misket satmasiyla başlar ve mahallede en çok misketı olan çocuğun zafer ilan edercesine misketlerini balkondan saçmasıyla biterdi. Sonraki sezonlarsa Sigara kağıdı, ilik(kapak) , taso, futbolcu kartları, artık hangisiyse devam edilirdi 😂

Başlıklar

Çukurcep telefonumeyveoyun
Görüş Bildir