article/comments
article/share
Haberler
Bitkiler Mozart Dinlemeyi Gerçekten Seviyor mu?

etiket Bitkiler Mozart Dinlemeyi Gerçekten Seviyor mu?

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Yıllarca etrafta dolaşan o meşhur efsaneyi hepimiz duyduk. Çiçeklerinize klasik müzik açarsanız daha hızlı büyürler, heavy metal dinletirseniz boyunlarını bükerler. Birçok insan evdeki saksısına Mozart veya Beethoven açıp daha yeşil yapraklar görmeyi bekledi. İşin gerçeği ise tahmin edilenden oldukça farklı. Bitkilerin müzik zevki yok ama etraflarındaki dünyayı algılamak için kullandıkları inanılmaz derecede hassas bir titreşim sistemleri var.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Şehir efsanesi diyebilirsiniz ama 1973'te "Bitkilerin Gizli Yaşamı" adında bir kitap yazıldı.

Şehir efsanesi diyebilirsiniz ama 1973'te "Bitkilerin Gizli Yaşamı" adında bir kitap yazıldı.

Bu klasik müzik muhabbetinin fitili 1973 yılında basılan 'Bitkilerin Gizli Yaşamı' adlı kitapla ateşlendi. Yazarlar bitkilerin duyguları olduğunu, klasik müziğe olumlu tepki verip rock müzikten nefret ettiklerini iddia ediyordu. Hatta bitkilere yalan makinesi bağlayıp insanların zihnini okuyabildiklerini bile öne sürdüler. Kitap o dönem yok sattı. İnsanlar salonlarındaki sarmaşıklara plaklar dinletmeye başladı. Ancak sonraki yıllarda yapılan ciddi bilimsel çalışmalar bu kitaptaki deneylerin tamamen asılsız olduğunu ortaya koydu.

Asılsız deneyler dedik... Bitkilerin müzik zevki yok ama sağır da değiller. İyi de neyi duyuyorlar?

Asılsız deneyler dedik... Bitkilerin müzik zevki yok ama sağır da değiller. İyi de neyi duyuyorlar?

İlk maddedeki efsane çürütülmüş olsa da bu durum bitkilerin dış dünyaya tamamen sağır olduğu anlamına gelmiyor. Bir bitkinin beyni veya sinir sistemi yoktur. Bu yüzden notaları, armoniyi veya ritmi bizim gibi algılamaları teknik olarak imkansız. Fakat ses dediğimiz şey temelde havada veya suda yayılan fiziksel bir titreşim dalgasıdır. Tıpkı bir konserde çok yüksek sesli bir bas gitarın titreşimini göğsünüzde hissetmeniz gibi bitkiler de çevrelerindeki ses dalgalarını fiziksel olarak hisseder. Hücre zarları bu mekanik titreşimlere karşı son derece duyarlıdır. Yani bir hoparlörden Mozart açtığınızda bitki o bestedeki duygusal derinliği değil havada oluşan fiziksel baskıyı hisseder.

Hayatta kalmak için geliştirilen savunma mekanizması. Klasik ama evet.

Hayatta kalmak için geliştirilen savunma mekanizması. Klasik ama evet.

İşin en ilginç kısmı bitkilerin hayatta kalmak için sesi nasıl kullandıkları. Missouri Üniversitesinde yapılan bir deney durumu çok net özetliyor. Bilim insanları bir bitkiye yaprak yiyen bir tırtılın çiğneme sesinin titreşimlerini dinletiyor. Bitki bu spesifik frekansı algıladığı anda yapraklarına böcekleri uzaklaştıran zehirli ve kötü tatlı kimyasallar salgılamaya başlıyor. Aynı bitkiye rüzgar sesi veya zararsız bir böceğin sesi dinletildiğinde ise bu savunma mekanizması çalışmıyor. Bitki tehlike frekansını tam olarak ayırt edip ona göre gardını alıyor. Pes doğrusu!

Suyu bile sesinden bulan kökler mi? Şaka gibi.

Suyu bile sesinden bulan kökler mi? Şaka gibi.

Toprağın altındaki köklerin su arayışıyla ilgili oldukça çarpıcı bir yetenekleri var. Kökler suyu bulmak için sadece topraktaki neme doğru ilerlemez. Aynı zamanda borulardan veya yer altı kaynaklarından akan suyun titreşimini dinler ve büyüme yönlerini doğrudan o sese doğru çevirir. Araştırmacılar bitkilerin yanına içinde su akmayan ama su sesi çıkaran hoparlörler koyduğunda bile köklerin toprağın altında o sese doğru uzandığını gözlemledi.

Çiçeklerin taç yaprakları birer radar gibi çalışıyor.

Çiçeklerin taç yaprakları birer radar gibi çalışıyor.

Mevzu sadece tehlikeden korunmak veya su bulmak da değil. Tel Aviv Üniversitesindeki bir ekibin akşamsefası çiçekleri üzerinde yaptığı çalışmada bitkinin yakınından geçen arıların kanat sesini duyduğu tespit edildi. Çiçek bu titreşimi hissettikten sonraki üç dakika içinde ürettiği nektarın şeker oranını yüzde 20 oranında artırıyor. Böylece arıyı kendine çekip tozlaşma ihtimalini yükseltiyor. Çiçeğin yaprakları etraftaki frekansları toplayan bir uydu alıcısı görevi görüyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Seralarda Mozart çalmasa bile gerçek frekansların kullanıldığını biliyor muydunuz?

Seralarda Mozart çalmasa bile gerçek frekansların kullanıldığını biliyor muydunuz?

Klasik müzik bir işe yaramasa da günümüzde modern tarımda 'ses' gerçekten kullanılıyor. Araştırmacılar belirli frekans aralıklarının (örneğin bazı ultrasonik veya çok düşük titreşimlerin) bitkilerin yapraklarındaki gözenekleri daha uzun süre açık tuttuğunu fark etti. Gözenekler açık kalınca bitki daha fazla besin ve ışık alabiliyor. Ancak burada mesele bir sanat eserinin çalınması değil bitkinin fiziksel yapısını uyaran dümdüz bir frekans dalgası.

Peki saksıdaki çiçek neden müzikle büyüdü sanıyoruz?

Peki saksıdaki çiçek neden müzikle büyüdü sanıyoruz?

Teknik olarak müzikle büyüyorlar. Ama şöyle bir durum da var:

Evinde bitkilerine müzik dinletip onların daha sağlıklı büyüdüğünü iddia eden çok insan var. Bunun arkasındaki neden bitkinin müziği sevmesi değil, tamamen insan psikolojisi. Bitkisiyle ilgilenen, ona müzik açıp yanında vakit geçiren biri o çiçeğin suyunu eksik etmez. Toprağını daha dikkatli kontrol eder, güneş alıp almadığına özen gösterir. Yani bitkiyi canlandıran şey çalınan şarkı değil, sizin ona gösterdiğiniz o ekstra ilgidir.

Ama yine de salonunuzdaki saksı çiçeğiniz Mozart ya da Gülşen dinlemeye devam edebilir!

Ama yine de salonunuzdaki saksı çiçeğiniz Mozart ya da Gülşen dinlemeye devam edebilir!

Evinizdeki saksılara müzik açıp onlarla vakit geçirmek size iyi hissettiriyorsa buna elbette devam edin. Sizin rahatlamanız o bitkiye daha iyi bakmanızı sağlayacaktır. Ancak radyoda çalan şarkının Mozart mı yoksa sıradan bir pop şarkısı mı olduğu saksıdaki çiçeğin pek umurunda değil. Onlar bizim duyduğumuz melodileri değil hayatta kalmalarını sağlayacak hayati frekansları dinlemekle meşgul.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Gençlik yıllarımdan beri çeşitli blog sayfalarında duygu ve düşüncelerimle beraber deneyimlerimi dijital dünyaya aktarıyorum. Daha sonra benim için Onedio'da editör olmak büyük bir adım oldu. 2022'den bu yana çeşitli markalarla beraber Onedio'da okuyucuların ilgisini çeken, gündemi hızlıca yakalayan ve herkesin kendisinden bir parça bulabileceği liste ve test içerikleri hazırlıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın