Bir Dönemin Vazgeçilmezi Olup Sessizce Hayatımızdan Çıkan 12 Ürün
Teknolojinin hızlı gelişimi ve bununla eş zamanlı şekilde değişen tüketim alışkanlıkları, hayatımıza sürekli yeni ürün girmesini sağlıyor. Her yeni gelen teknoloji büyük bir heyecanla beklenirken, artık ihtiyacımız kalmayan ürün sayısı da hızla artıyor. Ancak çoğu zaman, bu ürünleri artık kullanmadığımızı hemen fark etmiyoruz. Çünkü birçoğu hayatımızdan sessiz sedasız çıkıp gidiyor ve bir daha da geri gelmiyor.
Bu yazımızda, bir zamanlar hayatın merkezinde yer alırken günümüzde adı bile hatırlanmayan ikonik ürünlere yer verdik!
1. Kaset ve CD’ler
90’lar ve 2000’lerin başına damga vuran eşyaların başında kasetler ve CD’ler geliyordu. Müzik keyfinin merkezinde duran kasetler, renkli kapakları ve kartonet bölümleriyle belirli bir kültürü yansıtıyordu. Dışarı sarkan manyetik bantı dolamak ya da kasetin üzerine yanlışlıkla ses kaydetmek, başa gelinecek en kötü şeydi. Önce CD çalarların hayatımıza girmesinden sonra kasetin egemenliğine rakip olan CD’lere ise çizilmesin diye özenle bakmak gerekiyordu. Spotify, YouTube ve Apple Müzik gelmeden önce müzik akışı onlarla sağlanıyordu.
2. Mp3 Player'lar
Kaset ve CD’lerin tahtını sarsan esas gelişme 2000’lerde yaşandı. Müziklerin bilgisayar aracılığıyla ve bir USB bellek kullanarak arşive aktarılmasını sağlayan mp3 player’lar, döneminde büyük devrim yarattı. Artık kimsenin zengin bir arşive ulaşmak için yanında çeşit çeşit kaset ya da CD taşıması gerekmiyordu. Dijital platformlar sahaya inmeden önce herkes kendi kişisel arşivini mp3 player’da taşıyordu.
3. VHS Videokasetler
Tıpkı müzik dinlemede olduğu gibi film izlemek de zahmetli bir işti. Hafta sonlarının en popüler etkinliği, film ve dizi kiralama dükkanlarına gitmekti. Raflar arasında gezinip yeni çıkan filmleri incelemek insana ayrı bir zevk veriyordu. Henüz ortada bu kadar fazla seçeneğin olmadığı zamanlarda yapılacak seçimler aşağı yukarı belliydi. Haliyle film izlemek öyle her gün yapılacak kadar kolay bir etkinlik olmadığından, onları kiraladıktan sonra tüm hafta sonunu da özel olarak planlamak gerekiyordu.
4. Analog Fotoğraf Makineleri
Yüksek çözünürlüklü kameralarıyla fotoğraf çekmeyi hiç olmadığı kadar kolay hale getiren akıllı telefonlardan önce herkes fotoğraf çekmeye yanaşmıyordu. 36’lık fotoğraf filmleri bulunan analog makinelerin hem belirli bir çekme sayısı vardı hem de çekilen fotoğrafı görmek için en azından birkaç hafta beklemek gerekiyordu. Çünkü önce filmi banyo ettirmek gerekiyordu. Üst üste poz vermek mümkün bile değildi. Aradaki bekleme süresi ise bu deneyimi çok daha heyecanlı hale getiriyordu. Haliyle tüm etkinlik oldukça değerli ve özel bir eylemdi.
5. Çağrı Cihazları
Çağrı cihazlarının piyasaya sürülme dönemi 1960’lara kadar gidiyor. Ancak bu cihazlar hiçbir zaman tüm sokak kültürüne hitap edecek popülariteye ulaşmadı. Yine de cep telefonlarından hemen önce, özellikle önemli haber bekleyen kişiler arasında tercih ediliyordu. Bu cihazların çalışma mantığı ise şimdiki telefon sisteminden çok farklıydı. Genellikle minik mp3’lere benzeyen bir tasarımı ve ufak ekranı vardı. Bu ekrana bir numara düştüğünde yakın bir telefon kulübesine gidip o numarayı aramak gerekiyordu. Yani öyle mesajlaşma ya da hızlı yanıt gibi avantajları yoktu.
6. Çevirmeli Telefonlar
Bir zamanlar iletişimin temelinde herkesin evinde yer alan çevirmeli telefonlar vardı. Bu telefonlar genellikle yanındaki ansiklopedi kalınlığında rehberlerle birlikte kullanılıyordu. Çünkü birini aramak istediğinizde onun numarasını rehbere bakıp bulmanız gerekiyordu. Numaraları çevirirken en çok korkulanı ise sıfırdı. Çünkü hattın sıfırdan geri sarılmasını beklemek için sonsuzluk süresince beklemek gerekiyordu. Haliyle telsiz ve tuşlu telefonlar çıktığında çevirmeli telefonlar tek tek hayatımızdan çıkmaya başladı.
7. Katlanabilir Yol Haritaları
Aslında sadece akıllı telefonlar bile hayatımızdan birçok gündelik yaşam eşyasını çıkardı. Önceleri bir yerden bir yere giderken her gün haritayı kontrol etmek gerekmiyordu. Çünkü devasa boyutlu haritalar ancak uzun yola çıkarken ya da tatile giderken devreye giriyordu. Kentler ve yollar henüz bu kadar karmaşık olmadığından şehir içinde kimse harita kullanmaya ihtiyaç duymuyordu. Bunun için o kente yeni gelen bir turist olmanız gerekiyordu. Çünkü elde kocaman katlanır bir haritayla dolaşmak ancak turistlerin yapacağı bir eylemdi. Ama yola çıkınca bu haritalar üzerinden yönünü bulmak da adeta uzmanlık gerektiriyordu.
8. Tüplü Televizyonlar
90’ların sonuna kadar evlerin başköşesine tüplü televizyonlar otururdu. Arkaya doğru devasa gövdesiyle o köşeyi tek başına kaplayan bu televizyonların altında yine kendileri gibi ağır bir sehpa olurdu. Televizyon izlemek günün her saati yapılan bir aktivite değildi. Genellikle herkes eve gelip yemeğini yedikten sonra ailecek ekran başına geçilir ve birlikte izlenecek bir şeyler bulunurdu. Ekranın üstündeki dantel ne zaman kalkarsa televizyon da o zaman açılırdı. Ama görüntünün gelmesi için tüpün ısınmasını beklemek ya da bağlantıyı sağlamak için çatıya çıkıp çanak ayarı yapmak, bu aktivitenin en sıkıcı yanıydı. İncecik ve dev ekranlı LCD ve LED televizyonlar çıktığında tüplü televizyonlar tek tek ortadan kayboldu.
9. Ansiklopediler
Önceden bilgiye ulaşmak da öyle kolay bir şey değildi. Her evin kütüphanesinde en özel köşeye yerleşen ağır ansiklopediler, 80’ler ve 90’larda enformasyon çağının temelini oluşturuyordu. Bordo kırmızı ciltli Ana Britannica’lar veya siyah ciltli Meydan Larousse’lar, gazete kuponlarıyla her eve girmeyi başaran temel iki seriydi. Orta sınıf entelektüel ailelerin tümü herhangi bir şeyi merak ettiğinde bu kalın seriler arasından uygun olan sayıyı çekip çıkarıyor ve sayfalar arasında hece sıralamasına göre araştırma yapıyordu. Bilgiye ulaşmak zor olduğundan, bilgi bir kez öğrenildiğinde akıllardan da kolay kolay çıkmıyordu. Google hayatımıza girdiğinde bu devir de kapanmış oldu.
10. Hesap Makineleri
Hesap makineleri de yine akıllı telefonların sunduğu dahili uygulamalarla sessizce hayatımızdan çıkan cihazlardan biri. Artık nadiren karşımıza çıkan bu cihazlar, bir zamanlar herkesin evinde bulunuyordu ve en küçük günlük alışverişin bile temelini oluşturuyordu. Evde, okulda, bakkalda karşımıza çıkan her satıcının kendi hesap makinesi vardı.
11. Kontör Kartları
İkonik “Nokia” müziğiyle hayatımıza giren cep telefonları, bugünkünden çok farklı bir görünüme sahipti. İşlevsel olarak da haliyle basitti. Sadece mesaj atmak, rehber kaydetmek ve arama yapmak amacıyla kullanılan telefonlara internet bile çok sonradan geldi. İlk çıkan tasarımlarda kullanılan SIM kartlar bile şimdikinden çok daha büyük ve hantaldı. Üstelik telefon kullanımı yaygın olmadığından, şimdiki gibi standart aylık paketlere nadiren rastlanıyordu. Bunun yerine bittikçe tekrar tekrar yenilenen kontör kartları vardı. Hatta o zamanlar sabit aylık pakete sahip olmak, bir nevi zenginlik göstergesiydi. Çünkü faturalı hatlar oldukça pahalıydı.
12. Telefon Jetonları
Kontör kartlarından bir adım geriye gittiğimizde ise hayatımızda hala telefon jetonları bulunuyordu. Tıpkı lunaparktaki cihazlarda kullanılan jetonlara benzeyen bu jetonlar, telefonların evlere ve ceplere inmediği dönemlerde yaygındı. Sokaktaki telefon kulübelerine girmeden önce bir bakkaldan ya da postaneden jeton almak gerekiyordu. Her jetonla yapılacak konuşmanın süresi ise belliydi. Bu nedenle konuşmayı kısa kesmek ve üst üste jeton atmak şart olmuştu.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın