Atilla Taş'ın İlginç Hayat Hikayesini Armağan Çağlayan'ın Samimi Sorularıyla Öğrenince Hayret Edeceksiniz

272PAYLAŞIM

Röportajdan sonra Atilla Taş'ı daha bir sevdim...

Armağan Çağlayan'ın YouTube'da büyük ses getiren Gör Beni programında bu kez Atilla Taş konuktu. Atilla Taş ile ilgili ilginç detayların yer aldığı röportajdan bazı detayları sizler için derledik.

Sizi kim Adana'dan buldu getirdi?

Ben kendim geldim. Hatta Unkapanı plakçılar çarşısı çok meşhurdur. Ordan böyle umutlarla giriyorsunuz elinizde bavullarla gibi. Plakçıları falan gezdim. O dönem şarkım vardı Asi diye. Sonra Devran Çağlar okudu o şarkıyı benden aldı. Ben orda yatıp kalkıyordum bir plakçıda. Hafta sonu üstüme bütün o demir kapılar kapanırdı, orda kalırdım ben. Yatacak yerim yoktu, orda yatıp kalkıyordum. İki yıl orda yattım kaldım. Sanatçılarla tanıştım, yapımcılarla tanıştım bu arada.

Peki nasıl geçiniyordunuz?

Aynı zamanda çalışıyordum. Şarkıcılara beste veriyordum yeni çıkış yapmış şarkıcılara. Rober Hatemo'nun Esmer şarkısı vardı ilk çıkış yaptığı. O şarkı da benim şarkımdır mesela. Öyle geçiniyordum ama kimse bana albüm yapmıyordu. En son Erol Köse ile tanıştık o dönemde. O bi albüm yaptı Ham Çökelek, Silifke Türküsü. Öyle kaldık, adımız da kaldı ham çökelek...

O büyük ünün artık bittiğini ne zaman anladınız?

Bi sanatçı için ilk anladığınız yer sokak olmuyor tabii ki insanlar yine sizi tanır eder ama gittiğiniz konserlerde artık eski şaşaalar kalmıyor. 1000-2000 insan topladığınız küçük diskolara bir bakıyorsunuz artık 100 kişi 50 kişi geliyor. Albümler satmıyor.

İnsan panik oluyor mu o zaman?

Evet

O panikle daha da büyük hatalar yapılıyor...

Tabii. Ya ne oluyor biliyor musunuz, ilgi bir tür uyuşturucu, şöhret bir tür uyuşturucu. Öyle bi şey ki bünyenize bir kere girdiği zaman o dopamin, o endorfin salınımı... Mesela çok basit bir örnek vereyim: Ben 3 ay 5 ay turneye çıkıyordum konser turnesine. Öyle bir adrenalinle doluyorsunuz ki eve geldiğinizde çok mutsuz oluyorsunuz. Çünkü vücudun almaya alıştığı bi dopamin bi endorfin seviyesi var ve o seviyeye ulaşamayınca vücudunuz size "ha o zaman ben bir içki içeyim rahatlayayım, şunu içeyim rahatlayayım" nerde salakça bi şey var onu yapmaya başlıyorsunuz. Bugün beğeni için yapılan gerizekalılıklar, o zaman şöhretlerin yaptığı şeylerdi. "Aaa herkesin 20 bin beğeni aldığı şey 500 beğeni aldı, daha manyakça bir şey yapayım, daha çok beğeni alayım" Aslında orda istenilen şey beğeni değil, dopamin. O dozu alman lazım. İşte şöhret de böyle bir şey.

Siz de kendinizle dalga geçiyorsunuz?

Ben o dalgayı geçmesem zaten kafayı yerdim. Ben bi zaman sonra şunu dedim Armağan Bey. Dedim ki "Bak herkes senle dalga geçiyor. Sen kendine öyle sert vur ki sana vuracak halleri kalmasın." Ben kendimle öyle bir dalga geçtim ki. Hatta Gezi zamanı dedim ki "Hiç bu kadar biber gazına gerek yoktu, Taksim'de konser versem dağılırdı millet" dedim öyle başladı. Şimdi gerçekten beni kötü sesli zannediyorlar.

Sizin bir çocuğunuz da var?

Evet bir çocuğum var evet, kızım var.

O nerde?

Evlendi, Trabzon'a gelin gitti. 2 tane çocuğu oldu. Ben dedeyim şimdi.

Şaka?

Evet iki tane torunum var.

Gerçekten mi?

Evet

Siz kaç yaşında evlendiniz ki?

Ben çok küçüktüm. 17 yaşında evlendim 18 yaşında baba oldum. Ondan sonrası zaten öyle gelişti. O da erken evlenince ben dede oldum şimdi. İki tane torunum var.

Nasıl bir şeymiş dedelik?

Hoşlanmıyorum :) Dede olmak çok güzel de dede fikri bana biraz şey geliyor, ürkütücü. Çocuklar zaten biraz daha büyürlerse bana dede dememeleri için tekmeleyebilirim onları :) "Dede deme len, abi!"

25 yıl içinde keşke bunu yapmasaydım dediğiniz ne var?

Her şey... Öyle bir insanım ki, dünkü aklımı beğenmiyorum. Dün yaptığımı bile eleştiriyorum. Gerçekten kendimi çok geliştiren bir insanım. Evrime inanmayanlar varsa, Darwin teorisine inanmayanlar varsa bana baksınlar. Ben gerçekten çok çok küçük bir bilgiden, çok küçük bir birikimden kendimi yetiştirmiş bir insanım. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum. Bugün baktığım aman o kadar çok değiştirmek istediğim şey var ki, hepimizin yok mu? Keşke bunu da yapmasaydım, keşke şunu da yapmasaydım... Ama bir yandan da bakıyorum hangimizin geçmişi çok temiz ki? Hangimiz geçmişte yanlışlar yapmadık? Hz. İsa'nın dediği gibi "İlk taşı en günahsız olanınız atsın" bana yani.

Babanız ne iş yapardı?

Almanya'da çalışıyordu, taksi şoförüydü. Ama biz çok fazla babamı görmedik. Ben babamı şöhret olduktan sonra gördüm. Annem bizi doğuruyor Adana'da, sonra Almanya'ya gidiyor. 20 günlükken bizi anneannemiz büyüttü. Annemi de görmedim yani çok fazla. Annesiz babasız büyüdüm yani. Ve annesiz babasız büyüyen bir çocuk, kendimi bu kadar geliştirmişim. Keşke benim de böyle imkanlarım olsaydı da en iyi okullara gitseydim, en iyisini yapsaydım ama öyle bi imkanımız yoktu.

Peki bir şey sorcam. Anneniz babanız Almanya'da çalışıyordu, dediniz ki çok yoklukla büyüdüm ben. E Almanya'dan para yollamıyorlar mıydı?

Yollamıyorlardı. Çok enteresan di mi? Niye yollamadılar bilmiyorum ama o kadar küçüktüm ki hatırlamıyorum. Terk edildik diyeyim ya...

Kaç çocuksunuz?

Bir kardeşim daha var. Ayrı annelerden babalardan bir kaç tane daha var. Çok karışık hikaye. Oralara girersek çıkamayız.

Bu kadar hayatta yapayalnız olmak çok zor bir şey değil mi?

Zor işte. Zaten yapayalnız, rehbersiz bir hayata çıkıp, bir sürü hata yapıp, sonunda sakin bir limanda durmak eğer benim hayatla ilgili bir başarım varsa budur zaten. Bu kadar kayıptan sonra şöhret kaybı, para kaybı, özgürlük kaybından sonra ben bi akıl hastanesinde de gözümü açabilirdim. Çok ağır ilaçlarla hayata bağlanıyor olabilirdim. Benim hayattaki en büyük başarım, kendimi düz bir çizgide tutmak olmuştur herhalde.

David Copperfield olayı...

David Copperfield geldi. Dünyanın en büyük sihirbazı. Adam Empire States'i kaybetmiş, Brooklyn Köprüsünü kaybetmiş, Özgürlük Heykeli falan. Dünyanın en büyüğü, son nokta! Şovuna gittik. Şovunda toplar attı. Kimde durursa müzik bittiğinde top, pilates topları. Benim de kucağımda kaldı, gerçekten çıktık. Adam bizi bi şekil kaybetti. Sonra dedileri ki siz şeye geçin, David Bey gelecek size olayı anlatacak. Sonra bizi bir kulise aldılar, David Copperfield geldi. Dedi ki eğer gazeteciler sorarsa biz iki yıldır bu şova çalışıyoruz, anlatmayın dediler. Kadının biri dedi ki "Aa bu şarkıcı, bu söyler" dedi. Adam bana ne dedi biliyor musun? "Öyle bir şey yapmaz, yaparsa da biz sihirbazların özel güçleri vardır. Hayatını mahvederim" dedi. Olay da ne, benim söylediğim şu. Birisi dedi ki: Nasıl uçuyordu dedi, ben de dedim ki "herhalde ip vardı" dedim. Ertesi gün 8 sütuna manşet: Atilla Taş David Copperfield'ın sırrını açıkladı. Ne? İp varmış! Hatta Cem Yılmaz anlattı ya gösterisinde "Adam uçsa zaten peygamberliğini ilan eder" diye. O hikayedeki mal benim.Bu olaydan sonra ne bi daha kasetim sattı, ne bir klibim bi daha bi şeyim oldu, hayatım mahvoldu. Dedim ki bu herif bana bela mı okudu.

Röportajın tamamı için videoyu seyredebilirsiniz

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gzm-ynklr

Düzgün bir sanatçı başarılı.

oleander

❤️❤️

pazartesi

Twt attığı için müebbetle yargılanmıştı en son. Twt attığı için. Tecavüzcüler katiller tutuksuz yargılanırken bu adam tutuklu olarak müebbetle yargılandı.

ocreatus

Atilla taşı seviyorum ya

corpse-bride

yaslandgımı hıssettım atılla tası gorunce ergendık hamcokelek soylerdık kırmızılım dıye bı sarkısı daha vardı . o donem erol kose , ıbrahım tatlıses ve mahsun kırmızıgulun plak sırketlerı cekısmelerı arasında pop yapıcak yenı kısıler bulup cıkarmaya calısırdı felan. onlardan bırıdır atılla tas

Görüş Bildir