Aslında Bir Keçi Çobanının Keşfi! Kahvenin Tarihini Sizin İçin Anlattık
Sabahları o ilk yudumu almadan güne başlayamayanlar, dost sohbetlerini kahve kokusuyla taçlandıranları buraya alalım. Bugün milyarlarca insanın ortak tutkusu haline gelen, bizi uykunun kollarından alan kahvenin arkasında aslında minik bir keçinin merakı ve bir çobanın dikkati yatıyor.
Her şey Çoban Kaldi’nin "Bu keçiler neden bu kadar enerjik?" demesiyle başladı.
M.S. 850'lerde Etiyopya yaylalarında yaşayan Kaldi, işini sevgiyle yapan sıradan bir çobandı. Bir gün keçilerinin kırmızı bir meyve yedikten sonra neşeyle zıpladığını ve gece boyu hiç uyumadığını fark etti. Bu duruma şaşıran Kaldi, meyveleri toplayıp fikirlerine güvendiği yerel bir manastırdaki din adamlarına götürdü.
İlk başta ne olduğunu anlayamadıkları için meyveleri ateşe bıraktılar.
Manastırdaki dervişler, daha önce hiç görmedikleri bu enerji dolu meyvelere ilk anlarda anlam veremediler. Merakla meyveleri ateşe attıklarında ise odada mucizevi bir değişim yaşandı. Dakikalar içinde etrafı öyle cezbedici ve rahatlatıcı bir koku kapladı ki, herkes bu güzel kokunun kaynağına hayran kaldı.
Ateşten kurtarılan çekirdekler ilk kez sıcak suyla buluştu.
Kavrulan o çekirdekleri hemen sıcak suya atıp demlediler. Elde ettikleri bu yoğun içeceği tadan dervişler, gece boyu süren ibadetleri ve felsefi sohbetleri sırasında zihinlerinin çok daha berrak ve uyanık kaldığını fark ettiler.
Kahve resmi olarak bir kültür haline geliyor.
Etiyopya'da filizlenen bu güzel keşif, deniz yoluyla Yemen'e ulaştı. Yemenli sufiler kahveyi çok daha düzenli bir şekilde demlemeye ve bir ikram kültürü haline getirmeye başladılar. Hepimizin severek söylediği 'Yemen'den gelir kahve' türküsünün kökeni de bu döneme dayanıyor.
İstanbul sahneye çıkıyor.
16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Yemen Valisi Özdemir Paşa bu özel lezzeti İstanbul'a getirdi. Sarayda o kadar el üstünde tutuldu ki, sadece padişaha kahve hazırlamakla görevli 'Kahvecibaşı' makamı kuruldu. Kısa süre içinde Tahtakale'de açılan kahvehaneler; şiirlerin okunduğu, edebi ve dostane sohbetlerin kalbi olan kültür merkezlerine dönüştü.
Avrupa’nın bu yeni lezzetle tanışması!
Osmanlı elçileri ve tüccarları sayesinde kahve Avrupa’ya taşındı. Venedikli tüccarlar bu siyah içeceği ilk getirdiğinde, bazı din adamları yabancı bir kültürden geldiği için temkinli yaklaştı. Ancak dönemin yöneticisi Papa 8. Clement kahveyi bizzat tadıp çok beğendi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın