Arkadaşlığın Yükünü Tek Başınıza Taşıyıp Taşımadığınızı Anlamanın 5 Yolu
Arkadaşlık, hayatta kendi seçtiğimiz sayılı ilişkilerden biri. Ama karşı taraf aynı özeni göstermediğinde bu ilişki insanı yormaya başlıyor ve çoğu zaman bunu fark etmeden yoruluyoruz. Psikoloji alanında yayımlanan bir derleme, iki tarafın da emek verdiği arkadaşlıkların ruh sağlığına iyi geldiğini, tek taraflı olanların ise tam tersini yaptığını gösteriyor. Peki arkadaşlığı tek başınıza taşıyıp taşımadığınızı nasıl anlarsınız?
Kaynak: VICE
Son yazışmaların çoğunu hep siz başlatıyorsanız bu bir işaret olabilir.
Bu arkadaşınızla yazıştığınız son on mesajın kaçını siz attınız? Arkadaşlıklar üzerine yapılan çalışmalara göre, iletişimi hep aynı kişi başlatıyorsa kimse saymasa bile bu durum fark ediliyor. Arkadaşlığı ayakta tutan en önemli şey de iki tarafın birlikte çaba göstermesi.
Bu çaba bir taraftan çekilince ilişkiyi yalnızca bir kişi yürütüyor, diğeri ise sadece ilişkinin içinde duruyor.
Her konuşma bir şekilde karşı tarafın etrafında dönüyorsa dikkat.
Bazı insanlar konuşmayı sürekli kendi konularına getirir. Siz bir şey anlatırken hemen kendi hikâyesine geçer ya da siz konuşurken ilgisini kaybeder. Teksas Üniversitesi'nden araştırmacı Anita Vangelisti, bu davranışı kişinin konuşmalarda aşırı derecede kendine odaklanması olarak tanımlıyor.
Böyle konuşan kişiler başkaları tarafından daha az çekici bulunuyor. Üstelik bu durum zamanla düzelmiyor, çoğu zaman daha da kötüleşiyor.
Görüştükten sonra dinlenmiş değil, yorgun hissediyorsanız.
Bir arkadaşınızla görüştükten sonra hep yorgun ve bitkin hissediyorsanız, bunu yalnızca huy uyuşmazlığına bağlamak doğru olmayabilir. Yıllar önce yapılan bir araştırma, çok şey isteyen ya da sözüne güvenilmeyen arkadaşların insanda sürekli bir gerginlik yarattığını ve bunun kişinin kendini genel olarak ne kadar iyi hissettiğine de yansıdığını göstermiş.
İlginç olan ise kişinin o arkadaşı sevip sevmemesinin sonucu değiştirmemesi. Sevdiğiniz bir arkadaş da sizi aynı şekilde yorabiliyor.
Onun yerine bahane bulmak alışkanlığa dönüşmüşse.
“Zor bir haftası vardı” ya da “Mesajım gözünden kaçmıştır” gibi düşünceler ara sıra olduğunda sağlıklı bir anlayış göstergesi. Çoğu zaman da haklı çıkarsınız.
Ancak hayal kırıklıkları ve gelmeyen buluşmalar uzun süredir tekrar ediyorsa ve siz hâlâ aynı bahaneleri buluyorsanız, artık anlayış göstermiyor, durumu örtüyor olabilirsiniz. Bir süre sonra bu açıklamalar karşı tarafın içinde bulunduğu koşulları değil, onun tutumunu anlatır.
Siz çabayı bıraktığınızda arkadaşlık da bitiyorsa.
Siz aramayı, plan yapmayı ve görüşmeyi bıraktığınızda arkadaşlık da duruyorsa, ilişkiyi ayakta tutan kişi sizsiniz demektir. Psikolojide kendi ihtiyaçlarını bastırarak ilişkiyi korumaya kendini susturma deniyor ve bunu uzun süre yapan kişilerde depresyonla güçlü bir bağlantı bulunmuş.
Bir arkadaşlığı yalnızca suçluluk ya da sorumluluk duygusuyla sürdürmek, dışarıdan sorunsuz görünse bile insana ciddi bir bedel ödetebiliyor.
Karar vermeden önce iki şeyi deneyebilirsiniz 👇
Bu işaretleri fark etmek, arkadaşlığı hemen bitirmeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Önerilen yollardan biri, bir süre bilerek geri çekilip ne olacağını izlemek. Arkadaşınız yokluğunuzu fark edip sizi arıyorsa bu bir cevap, ilişki sessizce sönüyorsa bu da başka bir cevap.
İkinci yol ise durumu suçlamadan açıkça söylemek. Örneğin “Son zamanlarda görüşmeleri hep ben başlatıyormuşum gibi hissediyorum, sen de fark ettin mi?” diyebilirsiniz. Karşı tarafın tepkisi size çok şey anlatır.
Biten her arkadaşlık bir başarısızlık sayılmaz, bazıları doğal olarak sona erer. Ama kendiliğinden biten bir ilişki ile yalnızca sizin çabanızla ayakta duran bir ilişki aynı şey değil.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın