Anne Olmayı İstemeyen Bir Kadının Bunun İçin Sunabileceği 13 Makul Neden

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Her kadın doğuştan annedir. Anne olmak bir kadının en büyük görevi ve yeteneğidir. Anne olmak en kutsal şeydir. Annelik şöyledir, böyledir, müthiştir. Annelerimize ve anne olmayı seçenlere lafımız yok. Peki ya anne olmayı istememek? Bu da bir seçim değil midir? Toplumsal bir tabu olan anne olmayı istememe durumu için gayet mantıklı olabilecek sebeplere bir bakalım.

1. Baskıları anlamsız bulmak.

"Eee hala evlenmiyor musun?" ("Evlen de çocuğu soralım"), "Yaşın kaç oldu bak!" ("Doğurganlık çağın geçiyor") gibi üstü kapalı sorularla başlayıp; "Torun istiyoruz!" ve "Hala çocuk düşünmüyor musunuz?" gibi direkt sorulara geçiş yapılan toplumsal baskı çemberinin daralmasından yorgun düşmek, çocuk istemeyen bir kadın için direkt yıpranma sebebi.

2. Sürekli anlayışsızlığa maruz kalmak.

Çocuk istememenin bir seçim olarak görülmemesi. Üreme organın varsa üremelisin. Hem ne demek çocuk istemiyorum? Çocukları sevmiyor olabilirsin ama kendi çocuğun olunca seversin (?!). Kucağına alınca her şey değişecek, hele bir de geceleri uykusuz kal, tadına doyamayacaksın... Bu cümleler yeterince soğumamış olan kadını daha da soğutmak için birebir.

3. Her şeyiyle toplum kurallarına birebir uymak zorunda olmak.

Doğ, büyü, oku, mezun ol, erkeksen askere git, iş bul, evlen, çocuk yap, çocuğa kardeş yap, çocuklarını büyüt, öl. Bu sıralamaya uymazsan seni küçük toplumsal baskılar, yine de olmazsa dedikodu ve ufak dışlamalar bekliyor. Ne, çocuk düşünmeden evlenmek mi? Ülkede bunu kabul edecek bir erkek ve erkek ailesi bulmak, çölde su bulmak gibi bir şey. Sonuçta çocuk olmayacaksa niye evleniyorsun ki? Çocuk doğduktan sonra boşanmanda bir sakınca yok, kimse seni düşüncesiz bir şekilde üremekle suçlamaz. Ancak çocuk düşünmüyorsan evlenemezsin. Kendini toplumdan soyutlayıp bir mağarada yaşamalısın.

4. Bencil olma(ma)k.

Çocuk istemiyorsan direkt bencilsin, pisliğin tekisin. Ancak bu dünyaya her şeyden habersiz bir canlı getirmek, bu kötü dünyada onu acıların, başarısızlıkların, hayal kırıklıklarının içine atmak ve ölmesine bir şekilde aracı olmak (her canlı ölecek, sizin ondan önce ölüp göremeyecek olmanız bir şeyi değiştirmez) bencillik değil. Tamam. Bir de yaşlanınca yalnız kalmamak, hastayken kendilerine bakmaları için çocuk yapanlar var; tabii ki onların da bencillikle uzaktan yakından ilgisi yok. Hem o halde huzur evleri neden çocuklarının arayıp sormadığı yaşlılarla dolu? Neyse, çocuk istememek de neymiş, bencilsin işte.

5. Bu dünyaya çocuk getirmek istememek.

Klişe gelebilir, oysa gözardı ettiğimiz bir gerçek var. Dünya nüfusunun artışı, başlı başına en büyük doğa felaketi. Savaşlar, su ve gıda sıkıntısı çok yakınımızda. Nüfus artıkça yaşanan alanlar küçülüyor, doğal kaynaklar azalıyor. Dünyaya her gelen, kaynakları yoğun bir şekilde tüketmeye başlıyor. Üretimin azaldığı, tüketimin yüceltildiği günümüzde değişim beklemek saflık olur. Gelecek nesilleri büyük sorunlar, kıtlıklar bekliyor. Buna rağmen tüm dünya nüfusu tavşanlar gibi mutluluk içinde üremeye devam ediyor.

6. Sorumluluktan kaçmak.

Hayatının geri kalanını başka birinin yaşamı uğruna harcamak, kendine hiç vakit ayıramamak, istediğin zaman istediğin şeyi yapamamak, 20 küsür yıl yaşadığın şu dünyada geri kalan ortalama 50 yıllık ömrünü bir anlamda harcamak; kendini bir kenara bırakıp ömür boyu başkasının başarısıyla mutlu olup başarısızlığıyla mutsuz olmak... Bunları istememek gerçekten çok tuhaf! Sorumluluk sahibi bir yetişkin gibi üremen gerekiyor.

7. Çocuk yetiştirecek gücü kendinde bulmamak.

Çocuk yetiştirmek, süslü püslü odalar hazırlamaktan; gaz çıkarma, organik gıda mevzusundan çok daha fazlası. Tamamen bencil bir canlıyı eğitmek, büyütmek, faydalı bir birey haline getirmek sadece sizin elinizde. "Bilinçli" anne-babalar gibi olup ruhsal problemleri olan, sorunlu bir çocuk yetiştirmek de; potansiyel çocuğunuzun bu tür çocuklarla bir arada olması fikri de korkutucu.

8. Çocuk muhabbetleri dinlemeyi istememek.

Hayatınızın geri kalanında konuşma konularının "biberon, gaz, ek gıda, diş, bebek bezi, okul seçimi, çarpım tablosu, sınav sistemi"nden oluşmasını ve sadece kendi çocuğunun üstün zekasından bahseden ebeveynlerin içinde olmak istememek inanılır gibi değil.

9. Çocuk yapmanın dünyanın en büyük başarısı olarak gösterilmesi.

Normal sağlıkta her insanın yapabildiği üreme eylemini bir lütuf, bir ayrıcalık olarak görenler, ayaklı doğum kontrol reklamı gibi. Bebeğin kendisi mucize olabilir, ancak doğal akışta herhangi bir mucize ya da başarı yokken bu kadar coşmak nedendir bilinmez. Hadi eskiden annelerimiz gerçekten zorlu bir doğum sürecinden geçiyormuş, şimdikiler doğum saatine kadar bildikleri planlı ve zahmetsiz bir doğum geçiriyorlar. "15 gün sonra sabah 8.45'te Börgesu bebek dünyaya gözlerini açıyorrr ;)))" cümlesindeki zahmeti bulunuz.

10. Çocuk için öne sürülen sebeplerin ikna edici olmaması.

Evliliği kurtarmak, monoton hayata bir renk katmak, asosyalliğe çözüm, yalnız kalmamak, erkeğin soyadının devam etmesi (!), torun sevdirmek, yeğene kuzen getirmek, tüm arkadaşların çoluk çocuğa karışması gibi sebepler pek de tatmin edici değil. Sanki kimse bir insan hayatından bahsetmiyor gibi.

11. Kendisiyle ve hayatın gerçekleriyle barışık olmak.

Hayatta her şey toz pembe değil. Boşanmanın, parasız kalmanın, çocuk sahibiyken başınıza kötü bir şey gelme ihtimalinin daima orada olduğunu bilmek bilinçtir. Ayrıca çocuk sahibi olmak için gerekçe olarak gösterilen yalnızlık ve yaşlılık; çocuklu ya da çocuksuz hayatın gerçeği. 15 çocuğu olan insan da yalnızdır, yaşlılığın bayramlarda yalnız kalmak olduğunu zaten şeker reklamlarında bol bol görüyoruz. Hayatta gerçekçi olmak iyidir.

12. Uzun vadeli mantıklı kararlar verebilmek ve bir ömür arkasında durmak.

İleride (menopoza girdiğinizde) pişman olacağınızı iddia edenler; "Duydun mu kız? 12 numaradaki kadıncağızın hiç çocuğu olmamış..." diye size acıyacak olanlar sık sık; "Evlenip çocuk yapmak en büyük hatamdı, şimdiki aklım olsa doğurmazdım. Yine de Orkunçcan benim en büyük hediyem :)))" diyen, pişmanlıklarını ellerindekiyle kamufle etmeye çalışan insanlar. Uzun vadeli, akılcı kararlar alan, gönülden istediğini bilen insanlar asla pişmanlık duymaz.

13. Özgür hissetmek.

Nasıl ki çocuk sahibi olmak isteyen biri "Acaba yanlış bir şey mi yapıyorum?" kuşkusuna düşüyorsa, istemeyen birinin de aynı kuşkuya düşmesi çok doğal. Ancak her konuda olduğu gibi, bu konuda da kararını kesin olarak belirlemek çok iyi hissettiriyor. Kişinin kendisiyle, kendi vücuduyla, kendi hayatıyla ilgili hayati bir kararı kendisinin alması kadar doğal ve özgür hissettiren başka bir şey yok.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
aysenur-manavci

Kim ne derse desin abi ben istemem. Plan programlarımın alt üst oluşunu kendime bir ayak bağını istemem.

deryadrn

Büyüyünce memelerin çıkıyor bu çok doğal, ama doğurunca abouww mucize! La neresi mucize, gayet doğal bi süreç bu dişi canlıya ait... Ha doğurduğun o çocuğu alır da bir insan evladına çevirirsen; erdemli, gururlu, onurlu, çalışkan, saygılı, empatik, sempatik, hayatta kalma becerisi kazandırırsan, daha bi ton şey yaparsan tamam işte bu bir mucize!! İşte o zaman madalyayı hakettin annesi ;)

izmirli-italyan

ben de düşünmüyorum nedeni ise çocuk yetiştiremeyeceğimi düşünmek bu fazla sorumluluk gerektiriyor ama etrafa baksan bunu bile düşünmeden evlendim demekki çocuk yapmalıyım muhabbetini yapan var

furkan-sezer4

bir erkek olarak ben de çocuk sahibi olmayı düşünmüyorum.çocuk sahibi olmak istemeyen bayanlara canavar gözüyle bakılmasına karşıyım.

yasemin-bayram1

Ben sekizinci sınıftayken hoca bir kompozisyon ödevi vermişti: ''Anne olsam'' diye. (Erkekler için ''Baba olsam'') Nasıl sinirlenmiştim anlatamam. Hem ben ödevleri son on dakika yetiştirmeye çalışan bir öğrenciydim, canlı ve bilinçli bir varlığın sorumluluğunu 18 yıl üstlenmek hiç benlik değil.

Başlıklar

anneşeker
Görüş Bildir