90'ların Satanist Furyasını Onlar Başlatmıştı! Cinayet, İntihar ve İşkencelerle Dolu Black Metal Tarihini İnceliyoruz!

-

Bugün bazıları için son derece gizemli sayılabilecek bir alt kültürü inceleyeceğiz. Metal müziğin en dibini, en karanlığını; Black Metal'i! 

Black Metal şimdiye kadar ilginizi çekmemiş olabilir. Hatta anlam verememiş, saçma bulmuş da olabilirsiniz. Ama iddia ediyoruz; bu dramatik ilişkiler, bu aşırılıklar, bu tuhaf hikayeler fazlasıyla ilginizi çekecek ve sizi şaşırtacak. Ayrıca bu kültürün ardında, korkunç makyajlar yapıp böğürtülü müzikle oyalanan gençlerden daha fazlası olduğunu göreceksiniz.

Şimdi arkanıza yaslanın ve Black Metal'in karanlık dünyasına doğru bir adım atın!

Metal müziğin, 90'larda Türkiye'nin gündemine düşüşü, pek de iyi bir olay vesilesiyle değildi!

Metal müzik daima popüler olmaktan uzak bir türdü. Zaten amacı da buydu biraz... Ticari kaygılar yahut popülarite çabası taşımadan, tamamen özgürce müzik yapmak! Dolayısıyla özellikle 90'larda pek bilinmiyordu bizim buralarda.

1999 yılında Şehriban Coşkunfırat'ın Ortaköy mezarlığında "Satanist" gençler tarafından vahşice öldürülmesiyle, ülkenin aylar sürecek gündemi belirlenmişti: Satanistler!

Şehriban'ın katillerinin metalci gençler olması; bu müziği dinleyen, saç uzatan, siyah giyinen her genci hedef haline getirmişti. Hele hele cani katillerin, üzerlerinde Black Metal grup tişörtleri ile kedi kestikleri fotoğraflar da basına sızınca, olan oldu. Bu katiller, akıl sağlığı raporu adına mı "Şeytan'a kurban ettik" açıklamaları yaptılar, onu bilemiyoruz fakat artık metal müzik = satanizm olarak görülüyordu.

Peki dünyada durum nasıldı? Elbette metalci gençlerin hepsi "satanist" değildi fakat satanist metal grupları da yok muydu?

İşte bunların cevabı ve son derece ilginç hikayeleri için Black Metal'in başlangıcına gidiyoruz... Özellikle de Norveç'e!

Öncelikle hemen yanılgılardan arındıralım kendimizi: Gazetelerde boy boy fotoğraflarıyla her satanist haberine konu olanlar...

Öncelikle hemen yanılgılardan arındıralım kendimizi: Gazetelerde boy boy fotoğraflarıyla her satanist haberine konu olanlar...
Öncelikle hemen yanılgılardan arındıralım kendimizi: Gazetelerde boy boy fotoğraflarıyla her satanist haberine konu olanlar...

"Sert müzik" janrının en popülerleri Metallica, Marilyn Manson gibi grupların kesinlikle Black Metal ile uzaktan yakından alakası yok. Yakın dahi değiller.

Biz bu bilinenleri bir kenara bırakıp, daha kıyıda köşede, karanlıkta kalmış gruplara bakacağız.

Evrimi ve tamamen ayrı bir kategori olarak tanımlanması 80'lerin sonunu ancak bulsa da; aslında Black Metal'in yolu 60'larda açılmaya başlanmıştı.

Evrimi ve tamamen ayrı bir kategori olarak tanımlanması 80'lerin sonunu ancak bulsa da; aslında Black Metal'in yolu 60'larda açılmaya başlanmıştı.
Evrimi ve tamamen ayrı bir kategori olarak tanımlanması 80'lerin sonunu ancak bulsa da; aslında Black Metal'in yolu 60'larda açılmaya başlanmıştı.

Öncelikle Black Sabbath ve Venom gibi gruplar, şarkı sözlerinde şeytan - cehennem - ölüm gibi temaları kullanarak konsepti kabaca belirlemişlerdi diyebiliriz.

Bu konseptin bir de müzikal kısmı var elbette: Triton!

Bu konseptin bir de müzikal kısmı var elbette: Triton!
Bu konseptin bir de müzikal kısmı var elbette: Triton!

Müzikte, çözülmeyi bekleyen, artmış dörtlü yada eksilmiş beşli aralığı diye tanımlanan "triton" yıllarca klasik batı müziğinde "şeytanın aralığı" olarak bilinir ve kilise tarafından kullanılması yasaklanmıştı. Bu aralığı müziğinin karanlık atmosferi için kullanan ve yeniden müziğe kazandıran cesurlardan ilki Wagner oldu. 

Bu "şeytan aralığı", Metal müzikte çok önemli bir yere sahip olacaktı, desek şaşırır mısınız?

Evet, metal'in, özellikle de Black Metal'in konseptinin bir ayağı, şarkı sözlerinin yanında bu karanlık temalı müzikle oturdu.

Şeytan figürü ise konseptin adeta en önemli parçası, temeli!

Ama bu açıkçası "Satanizm" dahilinde değil. Çünkü Satanizm diye bir din/inanış gerçekten var. Fakat pek çok Black Metal grubu kilisesi dahi olan bu inanç sisteminden bağımsız olarak, şeytanı "ilk isyankar" olarak görüp özgürlüğün ve başkaldırının sembolü olarak kullanıyorlar. Şeytan, "boyun eğmeyen, gururlu, asi ve özgür"... Pek çoklarına göre özgür iradenin temsili. Bu yüzden şeytan, Black Metal'de çok önemli. Ama sadece sembolik olarak.

Ayrıca Black Metal'in tam olarak kendini bulup çıktığı İskandinav topraklarında, onları kendi öz kültürlerinden, Tanrı ve Tanrıçalarından, kökenlerinden zorla kopardığı gerekçesiyle kiliseye karşı olan nefretin somutlaşmış hali. 

Black Metal grupları, hayır, çoğunlukla satanist değillerdi - hatta çoğunlukla Pagan yahut ateist olduklarına dair beyanlarda bulundular, fakat kiliseye olan öfkelerinden dolayı Şeytan'ı benimsediler.

Norveç'te ilk Black Metal grupları kurulmaya başlandığında, açıkçası durumun siyasi bir yanı da vardı!

60'ların sonuna, 70'lerin başına gidiyoruz... Yedi göbek Norveçli, küçük kasabalarda yetişen, biraz da milliyetçi olan bu gençler, ülkelerinin kapitalizm dahilinde nasıl da değiştiğini şaşkın gözlerle izliyorlardı. İlk Mc Donalds'ın açılışı, her sokakta türemeye başlayan Pizza Hut restoranları vesaire vesaire... 

Üstüne zaman ilerledikçe gelen göçmen düşmanlığı ve milliyetçilik de eklenince; bu kasabalı gençler "kültürlerine sahip çıkmak" adına Pagan köklerine daha sıkı sarılmaya karar verdiler. 

Bu tutunuş ve üstüne bir de Black Sabbath gibi grupların dünyayı sallayan muazzam müziğinin etkisi birleşince; ilk ortaya çıkanlardan biri Mayhem'di!

Suratlarındaki korkunç makyajlar aslında İskandinav Pagan ritüellerinde yapılan yüz boyamalardan esinlenildi.

Yani mesele "canavara benzeme" değil, kültürüne sahip çıkma diyebiliriz.

Bu biraz kafadan çatlak Vikingoğulları, Kuzey'in karanlık atmosferini, Pagan geçmişlerini, Black Sabbath'ın şeytanlı konseptini ve tınılarını alarak yola çıktılar...

Bu Black Metalcilerin farkı şuydu; müzik sahnede durduğu gibi durmuyor ve sadece şov olarak kalmıyordu! Kilise yakmaya başladılar!

İçeriğin ilerisinde adını sık sık zikredeceğimiz Varg Vikernes başta olmak üzere, pek çok Norveçli Black Metalci genç, ahşaptan yapılma güzelim kiliseleri acımadan çıtır çıtır yakacaktı. 

Sebep olarak da; kiliselerin Hristiyanların zoruyla, Paganların bir zamanlar kutsal olarak gördükleri yapıların üzerine ve asimile amaçlı yapılmış olmasını göstereceklerdi.

Rahmetlinin ardından konuşmak gibi olmasın lakin çıbanın başı işte bu sarı çiyan: Dead!

Kendisi de hakkında böyle konuşmamızı pek sallamayacak bir beyefendiydi nitekim. Bu bebek yüzlü yakışıklı, İsveç'te 1969 yılında doğmuş ve Norveç'e gelerek Mayhem ile müzik yapmaya başlamıştı. Hayatı da yine bu grupta ve bu ülkede sona erecekti.

Black Metal sahnesinin ve konseptinin gelişmesinde en çok etkisi olanlardan biriydi. "Talihsiz olaylar zincirini" de başlatandı!

Sahneye bazen ölü hayvanlarla çıkmaktan tutun, domuz kanıyla sahnede banyo yapmaya, yeni bir boyuta taşıdığı "corpse paint" makyajına ve yazdığı zift gibi karanlık şarkı sözlerine kadar... Küçücük barlarda çıkıyor olsa dahi; iyi bir söz yazarı ve sağlam bir performans sanatçısıydı. "Ölüm"ün iyice üstüne sinmesi için, günler öncesinden kıyafetlerini toprağa gömüyordu. Sahnede kendisini de bolca kesiyordu. Kendisine sahne adı olarak "Dead"i yani "ölü" kelimesini seçecekti. Ki bu size verebileceğimiz en büyük spoiler!

"Ortalığı pislettim, kusura bakmayın" notuyla kafasına sıkıp intihar ettiğinde henüz 22 yaşındaydı.

Evet, intihar notu bundan ibareti: "Sorry for the mess."

Dünyaya söyleyecek başka sözü yoktu. Dead, Black Metal aleminde kısa sürede efsane oldu.

Dead'in cesedini bulan grup arkadaşı Euronymous ise ne yaptı dersiniz?

Dead'in cesedini bulan grup arkadaşı Euronymous ise ne yaptı dersiniz?
Dead'in cesedini bulan grup arkadaşı Euronymous ise ne yaptı dersiniz?

Önce arkadaşının cesedinin bir fotoğrafını çekti; sonra parçalanan kafatasından kemik parçalarını topladı. 

Fotoğrafı, Mayhem'in albüm kapağı olarak kullandı. Kemikleri de kolye yaptı.

Euronymous da bir sene sonra ölecekti. Hem de grup arkadaşı Varg Vikernes'in elinden.

Euronymous da bir sene sonra ölecekti. Hem de grup arkadaşı Varg Vikernes'in elinden.
Euronymous da bir sene sonra ölecekti. Hem de grup arkadaşı Varg Vikernes'in elinden.

Varg Vikernes, Norveç'in delisi. 

Mayhem'e katıldıktan sonra Euronymous ile bazı anlaşmazlıklar yaşıyordu. Hem müzikal anlamda, hem de siyasi! Varg, nazi özentisi bir faşistti. Euronymous ise daha çok sola meyilli bir kapitalizm karşıtı. Gerginlikler, tartışmalar derken bir gün Varg, Euronymous'u defalarca bıçaklayarak, son derece vahşice öldürdü.

Mahkemede, hiçbir vicdan azabı ya da rahatsızlık göstermeden böyle gülümsemesi de dünyanın gündemine oturmasına sebep olmuştu. Bebek yüzlü katil, Satanist olarak biliniyordu. Grup arkadaşını Şeytan'a kurban ettiği dahi söylendi ama Varg satanist değil; sadece beyinsiz bir faşistti arkadaşlar.

Hakikatten şöyle gerçek bir satanist yok muydu bu ortamda? Vardı tabi... İşte karşınızda başka bir deli: Gaahl!

Gorgoroth ile adını duyuran bu beyefendi, evine içki içmek amacıyla davet ettiği iki kişiyi, bağlayıp bıçakla işkence etmiş ve bu yüzden hapse girmişti.

Kendisinin efsanevi bir röportajı vardır, tüm Black Metal kültürünü özet geçer:

Gazeteci: Müziğiniz için en çok neyden ilham alıyorsunuz?

Gaahl: Şeytan.

Gazeteci: Şeytan sizin için nedir?

Gaahl: Özgürlük.

Satyricon'un Frost'u ise apayrı bir dünya...

Müzik ve sahne şovları dışında; performans sanatı altında kendisini kıtır kıtır kestiği etkinlikler yapıyordu. İsmini aratıp gösterileri izlemenizi tavsiye etmem; zira öyle Müslüm Gürses hayranları gibi jiletle değil; kocaman bıçaklarla kendisini baya baya deşiyor.

Tüm bu manyakların arasında, müziği ve konsepti sadece eğlence olarak görenler de vardı tabi... İmmortal mesela!

Black Metal'i böylesine ciddiye alanlarla dalga geçiyor, abartılı hareketlerle eğleniyor ve sadece müzik yapıyorlardı.

Darkthrone ise bu saçmalıklara hiç bulaşmadığı gibi, müzikal kalitesini de arttırarak saygı uyandırdı. Hatta frontman Fenriz, belediye meclisine dahi seçildi!

Black Metal'in ilk gruplarından Darkthrone'u kuran Fenriz, Mayhem ve diğerleriyle beraber çalışmasına ve yakın dostluklara rağmen asla böyle saçmalıklara bulaşmayan, akıllı zeki bir müzisyendi. Halk tarafından öyle çok sevildi ki; kendi rızası dışında meclis üyeliğine aday gösterildi... Üstelik de oy alarak seçildi! 

Bu da böyle bir ilginçlik. Fenriz, hala müzik yapmaya devam ediyor.

Lemmy, Rob Zombie, Alice Cooper gibi üstatlara göre; Black Metalciler, ailesiyle yaşamaktan ve Norveç'ten fazlasıyla sıkılmış bebelerin "sert takılma" oyunu...

Ama bir taraftan da insanın en karanlık yanını tetikleyen, dünyadan koparan, stres atmak bir tarafa dursun; hayatın ne kadar eften püften meseleler üzerinde döndüğünü - kısacası ölümü anlatan bir müzik türü. Sanat eseri.

İşte böyle arkadaşlar. Bizim ülkemize düşenlere kıyasla; İskandinav ülkelerinde 90'larda yaşanan Metalci vakaları bunlardı. 

İçeriğimizi Venom'un o meşhur sözüyle kapatıyoruz:

"Black Metal, savaştır!"

Kendimizle, dünyayla, Tanrı'yla, sistemle... Artık nerenizden yaralıysanız, orasıyla savaştır!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
burzum_trve_kvlt

Varg Vikernes'e "nazi özentisi,beyinsiz bir faşist" diyen bu yazar gerçekten bir bok bilmiyor. Varg yalnızca pagan kültürünü savunuyordu.Aynı zamanda Euronymousu sebepsiz yere öldürmedi. Ve aptalca bi' tartışmadan da öldürmedi. Euronymous Varg'ın arkadaşlarına onu(Varg'ı) kaçıracağını,onu sandalyeye bağlayıp işkence yaparak öldüreceğini söylemiş. Arkadaşları bunu Varg'a söyleyince Varg bunu Eronymous yapmadan önce yapmış. Yanlış hatırlamıyorsam boğuşurken Varg bıçağını çıkartmış ve kafasına 1,boynuna 2,gövdesinin bilumum yerlerine 20 bıçak darbesiyle onu öldürmüştür.

gri-en-soguk-renktir

Dissection'dan Jon da kendi yaşamına bir ritüelle son vermişti.

ege-turkyilmaz

Arkada Satyricon çalarken denk gelmem okumanın tadını bir hayli arttırdı. Güzel içerik \m/

han-mergen

Bu vesileyle ben de bir zamanlarki Ankara Black tayfasını anayım. Kimler yoktu ki? Kazım'ı hatırlıyorum ad olarak. Genelde Ankara'da Sakarya Caddesi'nde takılırlardı. O zamanlar Facebook falan yoktu. Google bile yoktu. Sosyal medya dedikleri Mirc'den ibaretti. Mirc kullanarak #ankarablack diye bir sayfa kurmuştuk. Benim nickim uruk-hai idi... Hey gidi günler hey! Kafadan 20 küsür yıl geçmiş. :)

paco-hernandez

black metal severim en çok da Marduk, Krypt, Dödsfall, (ortası çizik "o", "ö" diye okunurmuş çizemediğim için direk "ö" yazdım ben de norveç'te okuyan arkadaşın yalancısıyım) Taake, Behemoth severim! Tür olarak death metal sınıfına girer ama satanist temalı sözler dedim miydi akla Deicide gelir!

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

İntiharİsveçKatilMüslüm GürsesNorveçmüzikolay
Görüş Bildir