27 Yıldır Özlemle Bekliyor: Gülten Annenin Tek İsteği Kayıp Kızına Ulaşmak

 > -

Anneler Günü'nün kutlandığı bu günde, annelerin yüreğinde tarifsiz bir acıya dönüşen hikayeler de var. 27 yıl önce, 12 yaşındaki kızını kaybeden ve kendisinden bir haber alamayan Gülten Uçar da, o acı hikayelerden birisini taşıyor.

Tekneyle açıldıktan sonra bir daha bulunamadı

AA'nın haberine göre Gülten Uçar, 1992 yılında talihsiz bir olay neticesinde kaybettiği kızı Birgül Uçar'ın izini 27 yıldır arıyor. Kızının fotoğrafını ve oyuncaklarını bir an olsun yanından ayırmayan acılı anneyi yasa boğan olaysa, şu şekilde gelişti...

2 Ağustos 1992 günü Gülten Uçar, uzun yıllardır yanlarında çalıştığı çifte olan güveninden dolayı 12 yaşındaki kızı Birgül Uçar'ın, tatil olması nedeniyle 15 günlüğüne yazlıkta kalıp kalamayacağını sordu. Evin hanımı olan Ü.V, Birgül Uçar'ın yazlıkta kalabileceğini söyledi.

Gülten Uçar'ın yazlıkta bulunmadığı bir gün, kızı Birgül, A.V. ile siteden üç arkadaşı balık tutmak için tekneyle denize açıldı. Aradan uzun bir zaman geçmesi ve eşinin eve dönmemesi üzerine endişelenen Ü.V, durumu polise bildirdi.

Emniyet birimleri ve sahil güvenlik ekipleri arama çalışmaları başlattı. Üç gün süren arama çalışmaları sonunda A.V. ile arkadaşlarının cesetlerine ulaşıldı ancak Birgül'ün cesedi bulunamadı. Hava şartlarının sert olması nedeniyle alabora olduğu düşünülen teknenin enkazına ise ulaşılamadı.

Gülten Uçar, kaybettiği kızının iziniyse o gün bugündür sürüyor.

Olaydan 4 ay sonra telefonlar gelmeye başladı

Acısı günden güne büyüyen Gülten Uçar'a, olaydan aylar sonra sessiz telefonlar gelmeye başladı. Gitgide sıklaşan bu telefonlardaki ses, Uçar'ın oğlunun açtığı telefonda 'Kurtarın beni' dedi. Daha sonra ise, "Beni aramayı bırakın, yoksa beni de sizi de öldürecekler" şeklinde uyarıda bulundu.

Bazı aramalarda aileyi Belgrad Ormanı'na, kimi zaman da İzmir'e gelmelerini söyleyen telefonların ardından, söylenilen yerlere giden aile hep hüsranla geri döndü.

Gelen telefonlar, Uçar'ın evlatını bulma umudunu asla kaybetmemesine neden oldu.

'Birgül'ün ne ölüsüne ne de dirisine rastlayabildik'

Gülten Uçar, kızı kaybolduktan sonra yaşananları "Sahil kenarında arama çalışmaları başladı. Benim yakınlarım da sahilde Birgül'ü aradı. Bu sırada Ü.V'nin yakını, Birgül'ün poşet içinde ıslak elbiselerini, denizde bulduklarını belirterek verdi. Ben bu ıslak elbiselere şaşırdım. Elbiselerden yosun kokusu geliyordu. Peki Birgül'ün cesedi nerede? Benim kızım ölü mü diri mi?" sözleriyle ifade etti.

Olayın iki yıl sonrasında takipsizlik kararı verildiğini ve yetkililerin, kendileriyle yeterince ilgilenmediğini söyleyen Uçar, "Ben acılar içinde yüreği yanan bir anayım. Analara böyle mi yapılıyor? Kanun bu mu? Kadınların çekecekleri bu mu? Kadın olmam mı ayıp? Ben de elden ayaktan düşmüş bir insanım. Evladını kaybetmiş bir anayım. Bana yardım edin çok mu ayıp." dedi.

'Beni kurtarın' diyen ses

Uçar, kızının kaybolmasının ardından gelen telefonları muhabirlere şu sözlerle anlattı:

Bir telefon geldi, eşim açtı telefonu. Karşıdaki kişinin 'Baba' demesi üzerine eşim 'Kızım, kızım!' diyerek bağırdı. Ben aldım telefonu elime, karşımdaki telefonu kapatmıyor. Bu sessiz telefonlar 4 yıl sürdü. Hiçbir zaman ben kapatmadan bu telefonlar kesilmedi. Evi arıyorlar, Belgrad Ormanı'na yalnız gelmemi istiyorlar. Ben artık nerede deseler, oraya kadar gideceğim. 'Kızınız yanımızda' diye İzmir'e çağıranlar da oldu. Hatta bir keresinde İzmir'e gittik ama sadece oyalandık. Beni 4 kez Trabzon'dan arayan bir kişi ile telefonda görüşmelerimiz oldu. Ona kızım yanındaysa, kendisinden davacı olmayacağımı söyledim. 'Çok zor durumdayım, göstermiyorlar. Ben bu konuşmayı yaptım ama ben de zor durumdayım.' dedi. Biz bu insanlardan davacı olduk. Polis evlerini aradı ama bir şey bulamadı. Karanlık bir dünyanın içindeyim ben.

Acılı anne, oğluna gelen 'Beni kurtarın' mesajını ise şöyle ifade etti:

Oğluma niye gitmediğini sorduğumda 'İyi ki de gitmedim ablamdan telefon geldi' dedi. Konuşmuşlar. Birgül ilk önce 'Annem, babam nerede?' diye soruyor. Kardeşi de 'Sen kimsin ki annemi babamı arıyorsun?' deyince 'Tanımadın mı beni, ablanım' diyor. Bir başkası bana 'anne-baba' diyebilir mi? Dışarıdan birisi demez. Telefondaki kız daha sonra 'Beni kurtarın' diyor. Kardeşi Ümit, 'Adresini ver, gelelim' diyor. Telefondaki kız ise 'Ben seni 10 dakika sonra arayacağım' diyor. Tekrar arıyor ve 'Beni aramayın. Ararsanız beni de sizi de öldürecekler. Beni sizin yanınıza bırakmıyorlar. O yüzden sizin yanınıza gelemiyorum.' diyor.

'Ben seni hiçbir zaman unutmadım. Sen beni unuttun mu?'

Kızının kaybolduğu gün, sahilin kalabalık olduğunu söyleyen Uçar, "Ya aldılar kızımı başka bir yere sattılar ya da organlarını sattılar." dedi. Çaresizlik içinde Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneğine (YAKAD) başvuran Uçar, o dönemde imkanlarının kısıtlı olduğunu belirterek, 'Umut Otobüsü' ile şehir şehir kızını aradıklarını söyledi. 

Umudunu yitirmediğini söyleyen acılı anne, kızına şöyle seslendi:

Yavrum, kınalı kuşum. Ben seni hiçbir zaman unutmadım. Sen beni unuttun mu? Yeter yavrum. Ben senin boynuna sarılmak istiyorum. Hayatım zindan oldu. Kim ne derse desin. Ayaklarının altını öpeyim gel. kurban olayım yavrum. Her şeyden önce seni kucaklamak istiyorum. Kokuna hasret kaldım. Dünyam yıkıldı.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

İzmirPolisSahil GüvenlikTrabzonanneolaytatil
Görüş Bildir